Arslan BULUT : İstanbul senaryoları !!!


E-POSTA : arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr 

26 Aralık 2019


Tayyip Erdoğan, aniden
Tunus’a gitti. Çünkü Akdeniz’de bir anlaşma imzalanan Libya hükümetini ayakta
tutmak için Tunus’un desteği gerekiyor. Bu önemli çaba sürerken, biz yine 2004
yılında bu sütunda yayınladığımız İstanbul senaryolarını hatırlayalım:


ABD askeri ve ekonomik, AB ise siyasi
baskıyla, Türkiye’yi federe devletlere bölmeye çalışıyor. AB çevrelerinin
öngörüsüne göre kurulması öngörülen federe devletlerin adları şöyledir: Trakya,
Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya,
Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya!


***


ABD, İstanbul’daki “NATO’ya tahsis
edilmiş”
3. Kolordu’nun Afganistan’a gönderilmesini istemiş, 1 Mart
tezkeresi ile de İstanbul’daki Sabiha Gökcen Havaalanı’na yerleşmeye
çalışmıştı. 


2003
Nisan ayında Akşam muhabiri Ercan Yavuz’un haberine göre, Kamu Yönetimi Reformu
için İsviçre Kanton Modeli ile İtalyan Birlik Modeli örnek alınmıştı.


Buna göre, İstanbul’un iki yakası,
birbirinden bağımsız, iki süper başkan tarafından yönetilecekti. Avrupa yakası
için “Rumeli Başkanı” Anadolu yakası için de “Anadolu
Başkanı”
sıfatı düşünülüyordu!


***


Bir de AKP iktidarının desteğiyle
hazırlanan “Türkiye Markası Projesi” adıyla hazırlanan sözde
turizm projesi vardı.


Proje çerçevesinde, “İstanbul
Markası”
incelenirken Napolyon’un “Bir dünya imparatorluğu
kurulsa başkenti İstanbul olurdu”
sözü hatırlatıldıktan sonra, “Matematiksel
modellemelerle dünya merkezi olabilecek şehirlerin belirlenmesi amacıyla
yapılan bir araştırmada İstanbul, Tel Aviv ve Kahire ile birlikte ‘dünya
merkezi olabilecek bir şehir’ olarak belirlenmiştir”
deniliyordu.


Sanki ABD’nin İstinye’deki Başkonsolosluk
binası da bu türde bir hazırlığın eseriydi.


Projenin
“İstanbul markası” bölümünde, “İstanbul, Müslümanlık
Türklük gibi negatif çağrışımları olan kavramlardan soyutlanarak ele
alınabilecek bir değerdir”
deniliyor ve Ayasofya ön planda
tutuluyordu.


Bu proje Yeni Şafak gazetesinde
sürmanşetten “Tanıtımda devrim” diye duyurulmuştu…


Aslında İstanbul üzerine senaryolar, Tansu
Çiller
döneminde ısıtılmıştı. Ertuğrul Özkök, Çiller’in İstanbul’u başkent
yapma fikrini gündeme getirmesini istemişti… Mesut Yılmaz’a verilen
federasyon plânlarında ise İstanbul ayrı bir devlet haline getiriliyordu…


Sertap Erener de Eurovision şarkısında,
arkasındaki Ayasofya siluetini kullanıyor ve Avrupa’ya, İngilizce olarak Harem
dairesinden “Filmi başa saralım” diye sesleniyordu!


Rum kökenli olduğu anlaşılan bir şair de
İstanbul’un fethinin 550’nci yılında Gülhane’deki edebiyat buluşmasında
Bizans’ın dirileceğine dair sayıklamalarını paylaşıyordu.


***


Türkiye coğrafyasını Rio Tinto şirketi ile
stratejik işbirliği yaparak paylaşan AMDL adlı şirketin raporunda ise “Türkiye
Federal Devleti”
deniliyordu.


Eski BM Genel Sekreteri Butros Gali ise
İstanbul’daki Habitat Toplantısı’nda, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yanıbaşındayken
“Türkiye Federal Cumhuriyeti” ve “İstanbul Federe
Devleti”
gibi ifadeler kullanmıştı.


İşte AKP’ye uygulatılmak istenen kanton
modeli, böyle bir planın ürünüydü ve Erdoğan’a 2001 yılında gönderilen gizli
memorandum da bunun açık belgelerinden biriydi… Memorandumda, “Ankara,
merkezi hükümetin yetkilerini yerel yönetimlere devretmek zorundadır.”

deniliyordu.


***


Büyük Ortadoğu Devleti’nin başkenti olarak
düşünülen İstanbul, turizm projesinde ise 3 dinin kutsal mekânı olarak gösteriliyordu!


Yahudilerin yeni bir yorumuna göre, vaad
edilmiş topraklar; Tevrat’taki gibi Nil’den Fırat’a kadar uzanan bölgeyi değil,
Nil Nehri ile İstanbul Boğazı arasındaki bölgeyi kapsıyordu.


Ve Aytunç Altındal’ın dikkat çektiği bir
belge vardı:


1909 yılında ABD, İngiltere ve Fransa’nın
üzerinde mutabakata vardığı bir istihbarat belgesine göre İstanbul bir dünya
devleti yapılacaktı. Bu veriler ışığında diyebiliriz ki Kanal İstanbul, çok
daha büyük bir projenin ilk adımıdır!


Kaynak Yeniçağ: ​​​​​​​İstanbul senaryoları! – Arslan BULUT