“SURİYELİ MİSAFİR KABUL
ETMİYORUZ!” DEMİYORUZ. AMA !!!!


Başlangıçta geçici bir durum olarak
gördüğümüz Suriyeli
göç dalgası, gün geçtikçe kalıcı bir hâl almaya başladı.  
Suriye’de
ki belirsizlik devam ettiği, göçün nedenleri yok edilmediği müddetçe de, bu
dalganın devam edeceği, Suriyelilerin
ülkelerine dönmeleri konusunun da, hep havada kalacağı görünüyor.


İktidar işin içinden çıkamıyor, muhalefet
ise, meseleye çözüm olabilecek elle tutulur bir şey ortaya koyamıyor. Böyle
olunca da maalesef, “Suriyeliler gitmeli” söylemleri dilek ve temenniden öteye
geçemiyor.


Olaya, “Türkiye,
hem tarihi hem de güncel göçlerin kavşağında bulunan bir coğrafyadır. Bu açıdan,
tarihin değişik dönemlerinde kendisine sığınan sayısız göçmene ev sahipliği
yapmıştır. Bu da onlardan biridir gib
i” bir yorum yapmak, işi
hafife almaktan başka bir şey değildir.


Oysa olayın Suriye sınırları dışında
şekillendiğini bilmemiz, siyasetimizi ve çözümü buna göre
üretmemiz, tedbirlerimizi ve geleceğe dönük planlarımızı da bu fikirler
doğrultusun da yapmamız gerekiyor.


Tarihte göçlerin nedenlerini, emperyalist ülkelerin dini,
siyasi ve ideolojik hedeflerini yeniden gözden geçirmemiz bize, önemli fikirler
verecektir.


Batının
planları; 
Türklerin
dünyaya açılması engellenerek, belli bir bölgeye sıkıştırılması, yaratılacak
kimlik bunalımı ile ülke birliğinin güç kaybına uğratılması, İslam
coğrafyasının inanç dinamiğinin kırılması; kısacası; ülkemizin güvenliği, milli kültürü ve
demografik yapısı üzerinedir.


Eğer bazı tedbirler alınmazsa batının
planları işleyecek; bugünün dağınık sığınmacıları, yarının örgütlü, kimlikli
işgalcileri bile olabilecektir. Bütün
bunlar, ülkemiz için en önemli beka sorunu ve birliğimize tehdit unsuru oluyor.


Dün
olduğu gibi bugün de Batının, “
Anadolu’nun  Türk
ve Müslüman kimliğini yok etme” gayesine dur diyecek çok kapsamlı politikalara
ihtiyacımız var.


“Türkiye milli kültüründen uzaklaşarak
Araplaşıyor” diyenlere de, “yabancılara toprak satılmamalı” diyenlere de kulak
vermeliyiz.


Sadece Suriyeliler değil, ülkemizin her
yanında kolaylıkla taşınmaz sahibi olabilen Araplarda yarın başka bir
tehlikenin habercisi; Arapların İngiliz ve ABD aklı ile yürüdüğünü biliyoruz.


Suriyelileri
nasıl tanımlarsanız tanımlayın, sorunun çözümü milli olmalıdır.


İktidarın, STK’lar eliyle yürütülen AB
projelerinden medet ummak yerine, acilen, kapsamlı bir ‘Suriyeli sığınmacı
politikasını” hayata geçirmesi gerekiyor. Özellikle sahipsiz çocukların devlet
denetimine alınması, Suriyelilerin mahalle ve toplu yaşam alanları
kurmalarının önüne geçilmesi ve de toplumsal entegrasyon sürecinin
hızlandırılması gibi…


Sinan Ogan’ın; “Suriyelilerin yarattığı
toplumsal sorunların önlenmesinde en önemli araç eğitimdir. Eğitimden yoksun
bir ‘kayıp neslin’ düşük gelir ve dışlanmışlık duygusu ile beraber ciddi sosyal
problemlere yol açacağı öngörülebilir.” değerlendirmesine katılmamak mümkün
değil.


Kimse
kusura bakmasın, “misafir kabul etmeyiz” demiyoruz ama evimizin düzenine
uymaları, zamanı gelince gitmeleri şartıyla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet