Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Prof. Dr. Sibel ÖZEL : Suriyeliler meselesine hukuki
yaklaşım


Marmara Üniv. Hukuk
Fak. 


Milletlerarası Özel Hukuk Anabilimdalı Bşk.

Cumhuriyet, 29.7.19


Suriyeliler sorununun
insan hakları ile ilgili sloganlar, faşistlik ithamları ve siyasal çıkarların
ötesinde sağlıklı bir biçimde tartışılması ancak konuya ilişkin uluslararası ve
ulusal hukuk normlarının algılanması ile mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin
yükümlülükleri de hukuk kurallarıyla belirlenmiştir.
Suriyeliler
hukuken mülteci statüsünde değildir
.


Geçici koruma statüsü 


Suriyelilerin statüsü Yabancılar
ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 91’e göre
geçici
koruma statüsü
dür.


AB Kosova krizinde
Kosova Arnavutlarına
1951 Sözleşmesi kapsamında mülteci statüsü
vermemek için
geçici koruma statüsü tesis etmiştir. Zira geniş
kitlelerin mülteci olarak kabulü AB için bir tehdit olarak algılanmıştır. YUKK
(AS: Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunu)
m. 91’e göre;


  • Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış,
    ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen acil ve geçici koruma bulmak amacıyla
    kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya geçen yabancılar geçici koruma
    altına alınır.
  • Geçici koruma statüsü,
    Suriyelilere Türkiye’de koruma sağlarken, şartlar düzeldiğinde vatanlarına
    dönmelerini zorunlu kılan
    bir statüdür.


Dolayısıyla yılın belli
dönemlerinde Suriye’deki akrabalarını ziyaret edip, Türkiye’ye dönüp yaşamını
burada südürmek, statünün anlamı ile bağdaşmaz. Bu durum, mülteci statüsü ya da
uluslararası koruma statüsü ile de bağdaşmaz.
Kaçtığı
ülkeye kendi rızasıyla dönen ve sonra sığındığı ülkeye geri gelen kişi
uluslararası hukuk anlamında mülteci de değildir
, uluslararası
koruma kapsamında da değildir. Geçici koruma statüsü de anlamını yitirmiştir
. Bu durum hukuki değil, tümüyle
siyasi bir karardır. Geçici koruma statüsünden yabancılar için öngörülen öbür
statülere geçiş söz konusu değildir.


  • Öte yandan bu statünün T.C.
    vatandaşlığına alınma yoluyla sonlandırılması da ulusal ve uluslararası
    hukuka aykırıdır.


Kurallara
uyma borcu


Vatandaşlık kişinin devlet ile olan hukuki bağını ifade eder.
Vatandaşın yabancıdan farklı olarak
devletine sadık olma borcu bulunmaktadır. Yabancının borcu, bulunduğu ülkenin kurallarına
uymasıdır. Bu nedenle
Uluslararası Adalet Divanı
vatandaşlık iktisabının
(AS:
edinmenin) 
yalnızca sözlü tercih
olmadığını; yeni bir devlete sadakat borcu doğurduğunu açıkça vurgulamıştır.
Vatandaşlığa alınacak kişinin yeni millet kimliğinin parçası olması yani dil,
kültür ve geleneksel değerleri paylaşması gerekmektedir. Sadece uzun dönem
mülteciler (en az bir kuşağın geçmesi durumu) için uluslararası hukukta kabul
edilen vatandaşlığa alma yöntemi, geçici koruma altında olan Suriyeliler için
hukuksal bir istem olarak ileri sürülemez.


  • Öte yandan Türkçe konuşup yazamayan, Türk tarih ve
    kültürünü bilmeyen ve özümsemeyen Suriyelilerin kitlesel olarak
    vatandaşlığa alınmaları hukuka aykırı olduğu gibi, kamu düzenini bozan
    ciddi sosyolojik ve siyasal sorunların doğumuna yol açacaktır.


Hukuk
devleti olmanın gerekleri


Türkiye bir
hukuk devleti
olarak bütün yabancılara ayrım
gözetmeksizin hukuku uygulamak zorundadır. Bu kuralların kimi kez uygulanıp
kimi kez göz ardı edilmesi Türkiye Cumhuriyeti’ni kamuoyu önünde zor durumda
bırakmaktadır.
Suriyeliler
geçici koruma statüsünde olmasına karşın

çıkarılan yönetmeliklerle çalışma ve sosyal haklar kazanmışlardır. Ancak
bu durum Türkiye’de kalıcı olmalarının altyapısı olarak değerlendirilemez.
AB ile yapılan Geri Kabul Anlaşması ile Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden yasa dışı göçmenler
Türkiye’ye iade edilecektir. Bir başka anlatımla mülteci ve göçmen sorununda
Türkiye AB’yi korumakta ve duvar görevi üstlenmektedir. Öte  yandan
Türkiye, hiçbir gelişmiş ülkenin yapmadığı biçimde, 5 milyondan çok sığınmacıya
ülkesinde güvenlik ve aş sağlamaktadır.
Demografik yapıyı kökten
değiştiren
, büyük ekonomik ve toplumsal
sorunlara neden olan bu sorunda
hukukun uygulanması, ırkçılık ya da faşizm
olarak değerlendirilemez
. Sorunun
Almanya’ya işçi olarak, Almanya’nın davetiyle denetimli sayılarla giden ve
Alman ekonomisine büyük katkı yapan Türk işçilerle ilişkilendirilerek
konuşulması da olanaklı değildir.


Olayın
sosyolojik boyutu


Geçici
koruma statüsü
kaldırıldığında Türkiye’de ikamet etmek isteyenler için öbür
yabancılara uygulanan hukuksal rejimin uygulanması veya genel T.C.
vatandaşlığına alınma koşullarına göre vatandaşlığın verilmesi söz konusu
olabilir. Ancak istisnai
(AS: ayrıksı) vatandaşlığa alınma yöntemiyle


  • Türkiye’nin değerler
    sistemini kabul etmeyen bir Suriyelinin vatandaşlığa alınması mümkün
    değildir
    .
  • Türkiye’nin değerler sisteminin laiklik ve kadın-erkek eşitliği
    noktasında temsil edildiğini vurgulamak gerekir.



Şiddet eylemlerine katılmış,


– laik hukuk düzenini kabul etmeyen,

– çokeşliliği kimliğinin bir parçası olarak gören


Suriyelilerin Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlığına alınmaları hukukça olanaklı olmadığı gibi, siyasal nedenlerle bu
yola gidilmesi çok
ciddi sosyolojik sorunlara yol açacaktır
.


Duygusal tavırları ve AB
çıkarlarını korumayı bir kenara bırakarak, hukukun istisnasız uygulanması
gerekmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış