GÖÇMENLER & MÜLTECİLER & İLTİCA


Pınar
Tarcan
: Geri Kabul Anlaşması Neydi?
Bugünkü Tablo Ne ?


Türkiye ile AB’nin geri kabul anlaşması şartları ne içeriyordu?
Bugünkü tablo ne söylüyor?


İstanbul – BİA Haber Merkezi04
Mart 2020, Çarşamba 17:15


Aslında sadece güvenlik, çocuklarının iyi koşullarda yetişmesi, en
basitinden ölmemesi, daha sonra mümkünse önceki hayat koşullarının devamlığı
(mümkün olamıyordu) 


Türkiye ve AB arasındaki mülteci anlaşmasından
başlarsak… 


AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması ve Vize
Serbestisi diyaloğu aslında peşpeşe gelişmişti. Türkiye’de o dönem geri kabul
anlaşması ayrıntılarından çok “vize serbestisi” gündemdeydi ki şu an
sözü bile edilmeyen bir ayrıntı olarak kaldı.


Anlaşma, “bu topraklarda kalan hem AB üye
ülkeleri ile Türk vatandaşlarının geri kabulüne hem de üçüncü ülke vatandaşları
ve vatansız kişiler dâhil olmak üzere diğer tüm kişilere ilişkin hükümleri
kapsıyordu.”


Anlaşma maddeleri
ne diyordu?


Maddeleri özetlersek anlaşma şöyle bir tabloya
sahipti:


o    20 Mart 2016’dan itibaren
Yunanistan adalarına geçen yeni “düzensiz göçmenler” Türkiye’ye iade
edilecek.. Adalara ulaşan göçmenler, uluslararası hukuk kurallarına göre kayıt
altına alınıp sığınma talepleri bireysel işleme konulacak. Talepleri dayanaksız
bulunanlar Türkiye’ye iade edilecek.


o    Birleşmiş Milletler’in
belirlediği kriterler uyarınca, Yunanistan adalarından Türkiye’ye iade edilen
her bir Suriyeli için Türkiye’den bir başka Suriyeli AB ülkelerinden birine
yerleştirilecek.


o    Türkiye deniz ve kara
güzergahlarını önlemek için ve Avrupa Birliğine yönelik yeni “yasadışı
göçmen” akışını önlemek için her türlü önlemi alacak. AB ve komşu
ülkelerle işbirliği yapacak.


o    “Düzensiz geçişler”
bittiğinde (bitmeyecekti) ya da büyük ölçüde azaldığında AB’ye üye ülkelerin
gönülllük esası devreye girecek.


o    Türkiye lehine vize kolaylığı ve
vize muafiyeti hususları ise 2016 yılı Haziran sonuna kadar tüm kriterlerin
yerine getirilmesi karşılığıyla gündeme alınacak vize muafiyeti kısmına hız
verilecek.


o    Türkiye’ye mültecilere sağlanan
ödenek dahilinde ayrılan 3 milyon Euro’luk bütçenin ödenme süreci hızlanıp,
2018 sonuna kadar 3 Milyar Euro ek fon sağlanacak.


Bir kampanya
unsuru olarak mülteciler


Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye teşekkür ettiği
çok sayıda açıklamanın yanı sıra Türkiye yönetimi paranın tam olarak
ödenmediğini savundu.


Resmi hükümet dilinin “sığınmacı”
olarak tanımladığı mülteciler dış ve iç politika krizlerinin de odak noktası
oldu.


Seçim kampanyalarında hem iktidar hem
muhalefet tarafından farklı açılardan gündem olan Suriyeliler sosyal medya
dahil pekçok mecrada Türkiyelilerin de hedefi haline geldi.


2019’a girdiğimiz yılbaşını Taksim’de kutlayan
Suriyeliler sosyal medyada uzun süre gündem oldu. Hatta
#ÜlkemdeSuriyeliİstemiyorum hashtag’i Twitter’da trendtopic’ler arasında
birinci sıraya yükseldi.


Irkçılık yeni bir
deterjan mı? 


Mesajlar arasında Macaristan-Sırbistan
sınırında ülkeye girmeye çalışan bir baba ve oğlu tekmeleyen Macaristanlı
gazeteci Petra Laszlo için “Haklıymış” diyenler bile vardı.


Oysa, Prof. Dr. Melek Göregenli konuyla ilgili
şunları söylemişti:


“Bir toplumsal bağlamda herkes için
koşullar ağırlaştıkça, eşitsizlik adaletsizlik yoksulluk artıkça, günah
keçilerine ihtiyaç oluşur, gerçek sebeplerden toplumu uzaklaştıran ve hatta
öfkesini yönelterek bir tür adaletin gerçekleştiği duygusu yaşayacağı ‘bizden
olmayan tehlikeli yabancılar’a yönelecek güçlü bir nefret, esas vatandaşı bir arada
tutmak için kullanışlıdır.


“Irkçılığın, ayrımcılığın bu kadar
yaygınlaşabilmesi kuşkusuz, doğru bilgilerin paylaşılmasında üzerine düşeni
yeterince yapmayan, kendisi de bu dili ve yaklaşımı toplumu oluşturan farklı
kesimlere karşı neredeyse mutad bir siyaset dili haline getirmiş olan iktidarın
da sorumluluğu.”


Ve o sınırlar
açıldı


27 Şubat’ta İdlib’de Türk askerlerine yönelik
saldırının ertesi sabahı hükümetin sık sık sözünü ettiği şey gerçekleşti,
mülteciler akın akın sınırlara yollanmaya başlandı.


Edirne Sınır Kapısı, o günden beri soğukta
bekleyen hatta bugün itibarıyla öldürülen insanları ağırlıyor.


Türkiye hariç
değil


Çeşitli ülkelerde “Hiçbir insan yasadışı
değildir” mottosunu savunan bir grup aktivistin yanı sıra mülteciler
politik koz olarak kullanılmaya devam ederken, 2020 dünyası aslında tarihe
kazınacak olaylar zinciri yaşıyor.


Geri kabul anlaşmasına dönersek, çoğu uygulama
kağıt üzerinde kaldı.


Vebali savaş koşullarını ülkesinde yaşamayan
tüm ülke yönetimlerinin-Türkiye hariç değil…


(PT) 


Pınar Tarcan


bianet politika
ve çevre editörü. Habertürk ve Vatan gazetelerinde muhabirlik ve politika
editörlüğü yaptı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve
Sinema Bölümü mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir