GÖÇMENLER & MÜLTECİLER & İLTİCA


Hazel
ÇAĞAN ELBİR
: AFD’NİN SLOGANI : NE KADAR ÇOK MÜLTECİ O KADAR ÇOK OY
 

Analiz No : 2020 / 8




30.03.2020


Bilindiği üzere, Avrupa
genelinde aşırı sağ partiler bir önceki seçim dönemine göre oylarını git gide
artırmaktadır. Almanya özelinde konuyu değerlendirecek olursak, aşırı sağ parti
Almanya için Alternatif’in (Alm. Alternativ für Deutschland – AfD)
oylarını arttırmak için etkin bir yol bulduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu
yöntem mülteci karşıtlığı üzerinden yürütülen popülist söylemdir. 2020’nin Mart
ayı boyunca bu söylemin güçlendiği açıkça görülmektedir. 


Mart ayı başlarında,
Avrupa’nın ve Almanya’nın mülteci karşıtlığı konusunda somut düzenlemeleri
hayata geçiremediği Yunanistan sınırındaki mültecilerin maruz kaldığı
muamelelerden açıkça görülmektedir. Avrupa Parlamentosu Halk Partileri Grup
Başkanı Manfred Weber, sınır polisinin mültecilere yönelik saldırılarını
kınamak bir yana, mültecilere şiddet kullanılmasını savunmuş, Avrupa Birliği
(AB) dış sınırında hukuk ve düzenin kaba kuvvet temeline dayandırılması
gerektiğini açıklamıştır[1]. Weber daha da ileri giderek mültecilerin
Türkiye’den organize edilmiş bir şekilde sınıra bırakıldığını ve Yunan sınır
polisinin yaptıklarına tam destek verdiğini söylemiştir.


Ay sonlarına doğru ise,
Almanya’nın doğusunda bulunan Chemnitz’de, son zamanlarda yabancı düşmanlığı ve
ırkçılık konulu haberlerde artış yaşandığı gözlemlenmektedir. Geçtiğimiz
günlerde Chemnitz’de aşırı sağcı terör örgütü “Revolution Chemnitz” üyeleri iki
yıl üç ay ile beş buçuk yıl arasında hapis cezasına çarptırılmıştır[2].
İddianameye göre, “Revolution Chemnitz” adlı aşırı sağ terör örgütünün,
demokratik hukuk devletini yıkacak “ölümcül eylemler” hazırlığında olduğu
belirtilmiştir. Ayrıca örgütün yabancılara, siyasi muhaliflere, devlet
temsilcilerine karşı silahlı eylem hazırlığı içinde olduğu da iddianamede yer
almaktadır[3]. Yabancılara yönelik böyle saldırıların yarattığı kaygı da göze
çarpmaktadır. Almanya bu konularda kaygı duyduğunu açıkça dile getirmektedir.
Almanya’nın tedirginliği AfD’nin şehirdeki etkinliği ve göçmen karşıtı
söylemlerinden kaynaklanmaktadır.


Chemnitz, Hıristiyan
Demokrat Birliği (İng. Christian Democratic Union – CDU)  temelli
Pro-Chemnitz ve AfD ile ilişkilendirilen neo-Nazi gruplarının mücadele verdiği
bir saha halini almıştır. İki grup arasındaki bu mücadele, şehrin sembolü
haline gelmiş hatta şehre bir dönem adını vermiş olan Karl Marx anıtının hemen
yanı başında kendini göstermektedir. Aslında Chemnitz’deki Marx heykeli her iki
grubun da prensiplerini sembolize etmektedir. Bu prensiplerden biri “Komünist
Manifesto” kitabının özünü oluşturan ve heykelin arkasında dört dilde yazan
“Dünyanın tüm işçileri, birleşin!” mottosu ile temsil edilmektedir. Diğer
prensip ise neo-Nazi grupların ve AfD’nin ortak paydası olan göçmen
karşıtlığını tam olarak özetleyen, Karl Marx’ın Friedrich Engels ile beraber
1897’de kaleme aldığı “Doğu Sorunu [Türkiye]” başlıklı kitabı ile temsil
edilmektedir. Bahsi geçen kitap kapsamında yer alan, Türkleri ve Müslümanları
sayısız kere “barbarlar” olarak nitelendiren ifadeler dikkat çekmektedir.
Kitapta özetle, Türklerin Anadolu’daki az nüfusuna rağmen Balkan halklarına
üstün gelmekte en yetenekli halk olmasını “barbarlığın” verdiği güce
dayandığını ifade etmektedir. Bu ifadeler, Avrupa’da yabancı düşmanlığı
köklerinin ne kadar eskiye dayandığını belgeler niteliktedir.


Son bir yıla bakıldığında
ise, Saksonya’da 317 ırkçı saldırı gerçekleşmiştir. Bu rakam bir yılda
saldırıların %40 oranında arttığını ortaya koymaktadır. Saldırıların yaklaşık
80’inin yalnız Chemnitz’de gerçekleştirildiği görülmektedir. Son bir yılda
Chemnitz’deki saldırı oranının ise %400 gibi çarpıcı bir artış gösterdiği görülmektedir[4].
Bu tablo, Chemnitz şehrindeki iki grup arasındaki mücadeleden galip çıkan
tarafın mülteci karşıtı AfD olduğunu ortaya koymaktadır. Yabancı düşmanlığının
ve mülteci karşıtlığının geldiği noktada ise “Revolution Chemnitz” gibi terör
grupları güçlenmeye devam etmektedir. Bu noktada anti-Semitizm’in de hala sert
bir şekilde sürdüğünü belirtmek yerinde olacaktır.


Neo-Nazi ile
ilişkilendirilmeyi reddediyor olsa da AfD’nin oyları Almanya’nın batısına
kıyasla doğuda çok daha yüksektir. Bu durumun sebebi iktisadi temellere
dayanmaktadır. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Doğu Almanya, nüfusunun %10’unu
ve çalışan kadın nüfusunun üçte ikisini Batı Almanya’ya kaybetmiştir. Bu
değişimin sonucunda da Doğu’da yeni Almanya düzenine ayak uyduramayan agresif
bir nüfus kaldığı ifade edilmektedir[5]. Dolayısıyla Almanya genelinde sayısı
artan mülteciler, yazının başında da belirtildiği gibi AfD tarafından partinin
oylarının arttırılmasında kullanılan bir seçim malzemesi haline gelmiştir.


Ancak, AfD’nin ırkçı
söylemleri ve Hitler’e övgüler yağdıran üyelerinin varlığı yeni bir gelişme
değildir. Ocak 2017’de açılımı “Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever
Avrupalılar” olan ırkçı, İslam karşıtı Pegida hareketinin toplantısında konuşan
Björn Höcke, Berlin’deki Holokost Anıtı’nı kastederek, “Almanlar, kendi
başkentlerinin merkezine bir ‘utanç anıtı’ inşa eden tek halktır.[6]” ifadesini
kullanmıştır. AfD başkan yardımcısı Alexander Gauland da Höcke’ye destek
vererek Nazi taraftarı tutumunu ortaya koymuştur[7]. Höcke’nin bu ifadeleri ve
ırkçı söylemlerine karşılık olarak Höcke’ye ‘faşist’ denmesinin suç olmadığı
yönünde bir mahkeme kararı bulunduğunu daha önce kaleme aldığımız analizlerde
belirtmiştik[8]. Bu konuya ilişkin yeni bir gelişme de AfD’nin ırkçı söylemleri
üzerine Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (Alm. Bundesamt für
Verfassungsschutz – BfV
) Başkanı Thomas Haldenwang’ın kurumunun artan aşırı
sağ tehlikesine karşı etkin bir şekilde çalıştığını ve AfD’nin faaliyetlerinin
“radikal” olarak sınıflandırılarak izlemeye alındığını söylemesidir[9].


AfD partisi mensupları,
İslam’ın ne Almanya ile ne de Avrupa ile bağdaştığını ve Müslümanların
Avrupa’da yeri olmadığını her fırsatta söylemektedir. AfD mensubu siyasetçiler
ırkçı tutumlarını yalnız söylem düzeyinde değil, aşırı sağ hareketlerin
toplantılarında bizzat bulunarak partileri adına verdikleri desteği açıkça
göstermişlerdir.


Chemnitz’in tüm
Avrupa’nın küçük bir yansıması olduğunu söylemek mümkündür. Anlaşılacağı üzere
aşırı sağ partilerin yükselişi, ırkçılık, yabancı karşıtlığı ve anti-Semitizm
yalnız Chemnitz’in değil tüm Avrupa’nın sorunu haline gelmiştir. Altı çizilmesi
gereken en önemli husus ise, Türkiye’yi mültecileri dış politika malzemesi
yapmakla itham eden Avrupa’nın kendi genlerine işlemiş olan “ırkçılığı” normalleştirmesi
sebebiyle kendi bünyesindeki gelişmeleri görememesidir.  


*Fotoğraf: https://t24.com.tr/k24/yazi/chemnitz-sonrasi,1976







[1] “Mülteciye
Şiddeti Savundu”, Hürriyet, 3 Mart 2020, https://www.hurriyet.com.tr/avrupa/multeciye-siddeti-savundu-41460136


[2] “Aşırı Sağcı
‘Revolution Chmenitz’ Üyelerine Hapis Cezası”, Deutsche Welle, 24
Mart 2020, https://www.dw.com/tr/aşırı-sağcı-revolution-chemnitz-üyelerine-hapis-cezası/a-52905158


[3] “Aşırı Sağcı
“Revolution Chemnitz” Üyelerine Hapis Cezası”, Deutsche Welle, 24
Mart 2020, https://www.dw.com/tr/aşırı-sağcı-revolution-chemnitz-üyelerine-hapis-cezası/a-52905158


[4] “Chemnitz: How
the East Germn City Became Known As a Hot Bed for Extremism”, EuroNews, 23
Mart 2020, https://www.euronews.com/2019/05/22/chemnitz-how-the-east-german-city-became-known-as-a-hot-bed-for-extremism


[5] “Chemnitz: The
Rise of the Far Right in Eastern Germany”, EuroNews, 22 Mayıs
2019, https://www.euronews.com/2019/05/22/chemnitz-the-rise-of-the-far-right-in-eastern-germany


[6] “German AfD
Politician ‘Attacks Holocaust Memorial2 and Says German Should Be More Positive
About Nazi Past”, Independent, 19 Ocak 2020, https://www.independent.co.uk/news/world/europe/germany-afd-bjoern-hoecke-berlin-holocaust-memorial-shame-history-positive-nazi-180-turnaround-a7535306.html


[7] “Populist Who
Urged End to Nazi Guilt Can Stay, German Party Rules”, Times of Israel,
23 Ocak 2017, https://www.timesofisrael.com/populist-who-urged-end-to-nazi-guilt-can-stay-german-party-rules/


[8] Hazel Çağan
Elbir, “Almanya’da Aşırı Sağ Hız Kazanıyor”, AVİM, 19 Şubat
2020, https://avim.org.tr/tr/Analiz/ALMANYA-DA-ASIRI-SAG-HIZ-KAZANIYOR


[9] “German Intel
Deems Parts of Far-Right AfD Party ‘Extremist’”, Daily Journal, 12
Mart 2020, https://dailyjournalonline.com/news/world/german-intel-puts-part-of-far-right-party-under-surveillance/article_f9ee7669-e670-5183-8378-0a8f972253db.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir