Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Av. Hüseyin Özbek : SURİYELİLER NASIL KALICILAŞTIRILIR ??? 

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı




Suriye iç savaşının tetiklediği göçün, dil ve
kültür paydaşı komşu Arap ülkelerine değil de niçin Türkiye’ye yönlendirildiği
sorusu cevabını da içinde barındırmaktadır. Çünkü bu kurgulu göç, Türkiye’nin
ulus devlet, üniter yapı esaslı kuruluş mimarisini hedef alan bir stratejinin
gereği gerçekleştirilmiştir. Ülkeyi yönetenlerin Kısas-ı Enbiya’dan ileri
gitmeyen tarih körlüğü, realiteden kopuk Ensar-Muhacir fantezisi, Türkiye’ye
kurulan demografik tuzağın zamanında farkedilmesini engellemiştir. Günümüz
Türkiye’sinde, ülkenin kuruluş kodlarıyla sorunlu bir geleneğin mirasçılarının
siyasi gücü ele geçirmesi halinde neler yaşanacaksa birebir onlar
yaşanmaktadır.  Kurucu iradenin,
Osmanlının çöküşünden alınan dersler doğrultusunda inşa ettiği yeni devletin
varoluş felsefesinin antitezini temsil eden anlayış, dünyaya hükmeden güçlerin
bölgeye yönelik gerçek niyetlerini okuyacak stratejik akıldan yoksundur.


Mekke Oligarşisinin baskıları tahammül edilemez
hale gelince, Hz.Muhammed’in ardından Medine’ye hicret eden Mekkeliler
(Muhacir) ile Medineliler (Ensar) arasındaki ilişkinin Suriyeliler üzerinden
güncellenmesindeki akıl ve bilim dışılık ayrı bir yazının konusudur. M.S
7.yüzyılda Mekke’nin 25.000, Medine’nin 10.000 nüfuslu iki Arap kenti olduğunu
öncelikle belirtelim. Bir Arap kentinden diğerine giden muhacir sayısının da
186 olduğunun altını çizelim. Aynı kültürden gelen, aynı dilin konuşulduğu bir
kentten diğerine göç halinde iki taraf açısından da bir uyum sorunun
yaşanmayacağı açıktır.


Türkiye’yi istila eden Suriyeli insan selini,
Hz.Muhammed’in Hicreti üzerinden benimsetme çabasının etkisini yitirmeye
başlaması Türk Milletinin derin bilinçaltında yaşattığı tarihsel deneyimleri,
kolektif sezgisi ile kendisine kurulan demografik tuzağı hissetmesiyle
ilgilidir. Ülkeyi yönetenler, öngörüsüzlüğün, tarih bilincinden yoksunluğun,
devlet hafızasına sırt çevirmenin yarattığı tablo karşısında  tam bir şaşkınlık içindedir. Şam’daki Emevi
Camiinde Cuma namazı, şizofrenik bir hayaldi. Gerçek olansa, 80 milyonluk
Türkiye’de sokaktaki her 10 kişiden birinin, her türlü ayrıntısıyla kurgulanmış
yasa dışı göçle Türkiye’ye yönlendirilmiş yabancı olmasıdır. Üstelik bu
demografik istilayı  tehlike olmaktan
çıkarıp, topluma entegre edecek ortak kültür paydası ve müşterek bir mazi de
bulunmamaktadır.


29 Ekim 1923, Türkiye’nin kuruluş mimarisinin
simgesel tarihidir. Türkiye Cumhuriyeti, milli ekonomi, milli bürokrasi, milli
orduyu, taşıyıcı kiriş ve kolonlar olarak tasarlamıştır.  Çağdaş hukuk ve milli yargısı olan, milli bir
devlet tasarımı, bulunulan coğrafyada var olabilmenin kurumsal teminatları
olarak düşünülmüştür.Osmanlının çok dinli, çok dilli, çok etnisiteli, yapısı
imparatorluklar açısından doğal olarak kabul edilebilirdi. Osmanlı
imparatorluğunun 1.Dünya Savaşıyla tasfiyesinden sonra kurulan yeni devletin,
varlığını sürdürebilmesi için ulus devlet, üniter yapıda inşası zorunluydu.
Çünkü imparatorluklar çağı geride kalmıştı. Türkiye Cumhuriyeti, bu nedenle
milli ve çağdaş bir eğitim politikasıyla 
özgür düşünceli, ulus bilincine sahip yurttaşlardan oluşan çağdaş bir
toplumu hedeflemişti. Kuruluş döneminden yakın zamanlara kadar devam eden
eğitim ve kültür politikası, tarihten ders alan stratejik devlet aklının
yansımasıydı.


Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kodları, bu
coğrafyada var olabilmenin ekonomik,siyasal, sosyolojik zorunlulukları ve aynı
zamanda hedefleridir.Kuruluş kodlarına yönelik itiraz sahiplerinin yakın
geçmişte dış dinamiklerce statükoya karşı reformistler olarak teşvik
edilmesinin nedenleri şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.


Batının stratejisi, demografik selin,
Kapıkule’den ileriye geçmesini önleme üzerine kuruludur. Asya’dan,Afrika’dan
kopup gelen yığınları metropollerinde görmenin kabusunu yaşayan AB’nin
Türkiye’ye dayattığı  Geri Kabul
Anlaşması’nın özü, Avrupa’nın demografik saflığının ve kültürel homojenliğinin
korunmasıdır.Türkiye’ye verilen rol ise, birkaç milyar Avro karşılığı,
demografik çöplük olmayı kabullenmesidir.


Farklı siyasi tercihten insanların, demografik
istilanın simgesi haline gelmiş Suriyeliler konusunda ciddi boyutlara ulaşan
ortak tepkisi üzerinde düşünülmelidir. Bu durumu çarpıtarak, ırkçı nefret
olarak nitelemek, insan hakları bağlamında yermek, meselenin kasıtlı olarak
başka bir yöne çekilmesiyle ilgilidir.Burada üzerinde durulması gereken, köklü
geçmişin, tarihsel deneyimlerin olgunlaştırdığı, diğer etnisitelerle birlikte
yaşama kültürüne sahip bir milletin, devletin kuruluş denklemini değiştirecek,
toplumsal dengeleri bozacak kurgulu göçün farkına varıp, gelecek
endişesiyle  tepki göstermeye
başlamasıdır.


Türk halkının sağduyusundan ve gelecek
endişesinden kaynaklanan tepkisini etkisizleştirmek ve saptırmak  için somut örneklerini sunacağımız ciddi bir
toplum mühendisliği yürütülmektedir. Demografik istilayı kurgulayanlar, Suriyeli
ve diğer grupların Türkiye’de kalıcılaştırılması için medya ve diğer etki
dinamiklerini finanse etmekte ve yönlendirmektedir.     Muhafazakar kesim için Ensar-Muhacir ve
sahabe anekdotları üzerinden yürütülen algı mühendisliği, demokrat kamuoyuna,
ırkçı nefret eleştirisi ve insan hakları bağlamında şırıngalanmaktadır. Her iki
kesime yönelik algı mühendisliğinde medya, sendikalar, meslek örgütleri, kanaat
önderleri etkili bir şekilde kullanılmakta, Suriyelilerin kalıcılaştırılması
için psikolojik harekatın gerekleri kişisel ve kurumsal bazda özenle yerine
getirilmektedir.


Medyaya servis edilen haber, yorum ve
röportajların kronolojik bir dikkatle gözden geçirilmesi halinde, Suriyelileri
Türkiye’de kalıcılaştırma operasyonunun ustalıklı sürekliliği dikkat
çekmektedir. Suriyeli akademisyenlerin bilim dünyamıza katkıları, üretken
Suriyelilerin ekonomimize kazandırdıkları, Suriyeli çocukların başarı
hikayeleri, Suriyeli sanatçıların olağanüstü yetenekleri, Binbir Gece
Masallarının fantastik söylemiyle topluma aktarılmaktadır. Medyada yapacağımız
kısa bir gezintiyle savımızı örnekleyelim isterseniz:


İlahiyatçı yazar Hidayet Şefkatli
Tuksal; “İlk önce yapılması gereken devlet nezdinde Suriyeli Mültecilerin
kalıcı olacağının kabulüdür.Burası da Allah’ın arzı” (Aydın Üniversitesi-Geçici
koruma Altındaki Suriyeliler Çalıştayı 10.05.2018 )


Altınbaş üniversitesi Çift
Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisansı 
Programı Direktör Yardımcısı Ayşegül Altınbaş;” Suriyeli mültecileri
hayatımızın her alanına dahil etmeliyiz” Klara Miran İpek; “Vatandaşlığa geçiş
imkanı entegrasyona yol açabilir”      
30.11.2018- Mülteci Entegrasyonu Üzerine Düşünceler Paneli


Hürriyet Gazetesinden İpek
Özbey’in, Arap Akademisyenler Derneği Onursal Başkanı, Samir Hafez ile yaptığı
röportajda Hafez’in; “  Toplum
Araplaştırılıyor demiştiniz ya,hayır bence tam tersi. İlkel kültür
medenileştiriliyor.Suriyeliler Türkleştiriliyor” ( 07.01.2019 Hürriyet )


Hürriyet Gazetesinin sürmanşeti; “
Suriye’yi bilmem Ben Türk’üm- Ülkemizde dünyaya gelen 410 bin bebekle birlikte
1.6 milyon Suriyeli çocuk yaşıyor. Kendi ülkelerini hiç hatırlamayan bu
çocuklar artık kendilerini Türk hissettiklerini söylüyorlar”    20.01.2019 Hürriyet


Sedat Ergin; “ Kendini Türkiyeli
gören Suriyeliler kuşağı geliyor “ 31.01.2019 Hürriyet Gazetesi


Koç üniversitesi Göç Araştırmaları
merkezi-Doç.Şebnem Köşer Akçapınar; “Bir an önce entegrasyon modellerinin
geliştirilmesi gerekiyor.Yoksa okullardan tutun, iş hayatına, iletişime kadar
farklı alanlarda daha fazla sosyal sorun yaşayabiliriz” 01.02.2019 Hürriyet


Hürriyet Gazetesinin sürmanşeti; “
Sıfırdan 100’e Çıkan Hayat-Suriyeli Muhammed, üç yıl önce tek başına Türkiye’ye
geldi.Hiç bilmediği dilimizi kendi kendine öğrenerek girdiği okulda şimdi
birinci ve edebiyatı bile 100.” 
26.02.2019  Hürriyet


Suriyeli mültecilerin yol
hikayesini anlatan MİSAFİR  filminin
oyuncusu Şebnem Dönmez; “Suriyeli vatandaşların sayısı fazlalaştı.Artık bizim
hayatlarımızın bir parçası haline geldiler. Nereli olursa olsun, dünya
hepimizin ve hepimizin eşit yaşamaya hakkımız var .Ötekileştirmeye hakkımız
yok.” 29.03.2019 Hürriyet


İng.Martin Cosarinsky Campos
-Breadwinners ( Ekmek Parası Kazananlar) Başkanı:” Yaptıklarınız inanılmaz.
Mülteciler gittikleri ülkeye bazı riskler getirirken  aynı zamanda inanılmaz yetenekler de
kazandırabilir.    Türkiye için şu anda
sorun olarak bazı konularda mülteciler gelecekte çok önemli avantajlar
sunabilir” 09.05.2019  Hürriyet


Yeni Şafak Aktüel; “ Suriyelilere
nefreti kardeşlik söndürür” manşetiyle tam sayfaya yayılan haberin alt
başlığında; “Suriye savaşının sekizinci yılına girdiğimiz şu günlerde ülkemizde
onlara yönelik nefret söylemi giderek artıyor. Son olarak Mudanya’da
Suriyelilerin denize girmesinin yasaklanması büyük tartışma yarattı. Tam da bu
tartışmaların gölgesinde İstanbul Üniversitesi önemli bir atölyeye imza
attı.8.yılında Suriyeliler atölyesi ile mültecilerin sorunları konuşuldu. Haber
ve sosyal medya ile körüklenen nefretin önüne ancak kardeşlik duygusu ile
aşılacağına vurgu yapıldı”  yazıyor. 16.06.2019
Yeni Şafak


Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı
Gökçe Ok; “ Sadece kendi gönül coğrafyamızda değil, dünyanın herhangi bir
yerindeki mazlumun ve mağdurun yüzünü düşürmedik, başını eğdirmedik.192 farklı
ülkeden 5 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz” 28.06.2019 Akit


Hürriyet Pazar Eki Sürmanşeti: “
Suriye ve Türkiye Halkına Faydalı Bir Bilim İnsanı Olmak İstiyorum -15
yaşındaki Muhammed ve ailesiyle Suriye sınırında yaşadıkları Kilis’te buluştuk.
”Başarı, kişinin başlangıç noktasıyla ulaştığı yer arasındaki farktır”diyor.
Başlangıç noktası 8 yaşındayken tek kelime Türkçe bilmeden ailesiyle savaştan
kaçtığı Azez… Ulaştığı yer, sınavda yüz binlerce yaşıtını geride bırakarak
kazandığı Türkiye birinciliği…. Hedefi fizik mühendisi olup ileride uçaklarla
ilgili çalışmak” Hürriyet Pazar Eki 30.06.2019


Hürriyet Gündem; “Duygulandıran
görüntüler: “Türk’sünüz dedi, para almak istemedi. Suriye’nin Azez kentinde bir
tatlıcının, Sakarya’nın Geyve ilçesinden açtıkları dersliği ziyaret için
bölgeye giden bir grup esnafın Türk olduğunu öğrenince kendilerinden yedikleri
tatlının parasını almak istememesine ait görüntüler sosyal medyada ilgi çekti.”
02.07.2019 Hürriyet


Yeni Şafak; “ İnsanlık Sınavını
Aylan’la kazanacağız.Suriye’deki savaştan kaçarken bindikleri botun batması
sonucu cansız bedeni Bodrum’da kıyıya vuran Aylan’ın yaşadıkları film oluyor.
Ömer Sarıkaya, senaryosunu yazdığı ve yönettiği Aylan Bebek filmi ile
ilgili,”Sadece Aylan’ın değil birbirinden farklı mültecilerin hayatlarını da
anlattık.Bebeğin ailesi filmin adı  Alan
Kurdi olsun istiyor.Ben bunu kabul etmiyorum.Bu filmde kimlik değil insanlık
anlatılıyor. İnsanlık sınavını Aylan’la kazanacağımıza inanıyorum” diyor”    07.07.2019 Yeni Şafak


Hürriyet; “Suriyeli ve Türk
çocuklar eğitimle kaynaşıyor” 14.07.2019 Hürriyet


Milliyet; “ Lavanta çiçekleri
barış kokuyor” manşetinin alt başlığına bakalım: “ Kızılay’ın Toplum Merkezi
Projesi kapsamında tarım eğitimi alan Suriyeli ve Türk kursiyerler,
yetiştirdikleri lavanta bahçesinin ilk hasadını gerçekleştirdi. Kızılay Başkanı
Kını, “Lavanta çiçekleri, Mezopotamya’dan dünyaya barış mesajı olacak” dedi.
28.07.2019


Hürriyet’in; “Sefaköy’den Suriye’ye”
sürmanşetiyle verdiği haberin ayrıntılarından, Katar’ın finanse ettiği Suriye
TV’ nin İstanbul Sefaköy’den  Avrupa,
Ortadoğu ve Balkanlar’a yayın yaptığını, Suriye’de Esad bölgesinden bile takip
edilebildiğini öğreniyoruz.Gazetenin aynı tarihli Pazar ekinin 9. Sayfasının
konukları iki genç Suriyeli.  “Onların
gözünden Türkiye’de Yaşamak” başlıklı röportajın giriş bölümü verilmek istenen
mesajın, yaratılmak istenen algının özeti olmuş:” Muhammed ve Sena…Onlar
Türkiye’de yaşayan 4 milyona yakın Suriyeli’den ikisi. Ülkelerinden
ayrıldıklarında yaşları çok küçüktü. Suriye’yi hayal meyal hatırlıyorlar.
Hayallerini, altı yıldır yaşadıkları İstanbul üzerine kuruyorlar.Çok iyi Türkçe
konuşan bu iki gençle Türkiye’de Suriyeli olmayı,ülkelerine dönüp
dönmeyecekleri ve sosyal medyadaki tartışmaların onlara ne hissettirdiğini
konuştuk”.Aynı tarihli Hürriyet’te Ahmet Hakan’ın; “Zenci sevici / Suriyeli
sevici” başlıklı yazısında Suriyeli karşıtı söylem sahipleri ABD’deki zenci
karşıtı Klu Klux Klan’lara benzetiliyor.


Hiç kuşkusuz topluma yönelik sistematik algı
mühendisliği verilen örneklerden ibaret değildir. Fakat bu kısa seçki bile Türk
halkının bilinçaltı direncini yok etmeye yönelik psikolojik harekatın
boyutlarını göstermeye yeterlidir. Cuma hutbeleriyle Ensarlığa, ırkçı nefret
karşıtlığı söylemiyle insan hakları aktivistliğine  özendirilen 
kitlelerde Suriyelilerle birlikte yaşama arzusu yaratma çabasının nasıl
sonuç vereceğini hiç kuşkusuz zaman gösterecektir. Türk halkının sağduyusunu ve
milli duyarlılığını devreden çıkarmaya yönelik psikolojik harekat, milletin
gözünün içine baka baka pervasızca sürdürülmektedir.


Tarihsel deneyimlerin, ortak acıların, birlikte
atlatılan badirelerin bilinçaltı tortusu olan Türk Milletinin kolektif sezgi ve
sağduyusuna yönelik laboratuvar müdahalesinin de  sonuç vermeyen nafile çabalar olarak tarihe
kaydedileceğini, işi kurgulayan ve piyasaya süren toplum mühendislerine peşinen
söylemiş olalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış