EKONOMİ (EVSEL – MİLLİ – GLOBAL) & FİNANS & TİCARET & DIŞ TİCARET & BITCOIN & ÖZELLEŞTİRME & DÖVİZ



GÜRSEL TOKMAKOĞLU : COVID-19 Sonrası Küresel Ekonomik Politika


15 Nisan 2020




Yeni tip koronavirüs ile
ortaya çıkan şartların ekonomideki etkisi çok yaygın, derin ve kalıcı bir etki
yarattı. Böylesi bir durumda ekonomik açıdan neler beklenmelidir? İşte bu
soruya doğru bir yaklaşımı ileri sürerken belli adımları takip etmemiz
gerekecektir: Teori ne diyor, mevcut durum ne, neler beklenebilir? İnceleyelim.


Teorik Yaklaşım


Ülkelerin gelişmesine engel ne? Belli bir ülke,
kaynak, nüfus, vs. var, ama yine de biri diğerinden faklı boylarda kendini
gösterir, en azından ekonomik bakımdan. Bu geçmişte böyleydi, gelecekte de
böyle olacak. Ancak büyümek, gelişmek, diğerinin önüne geçmek, gibi kavramlar
düşünülürse, burada önce uygulanan politikaların başarısını görmek gerekir.


Temelde olanlar belli (aşağıdaki görselden takip
edelim): Zaman akıp giderken, bir yanda baskılar söz konusudur, diğer yandan
hükümetler, liderler veya yöneticiler icrada bulunurlar. (Vahşi)
Post-kapitalizm, neo-emperyalizm, neo-liberalizm, neo-kolonyallizm, globalizm,
kaotik ortamın belirsizlikleri, güç merkezlerinin hareketi, kutuplaşmalar, gri
bölgeler, uluslararası sistem ve dinamikleri, buna göre dönen hukuk, küresel
şirketlerin eğilimleri başlı başına birer baskı konusudur. Bu baskı en üstte ve
ağır bir yük oluşturur. Bu konular içinde kaybolmamak gerekir. Asgari refah ve
güvenlik ihtiyacı ülkeye göre belirlidir ve bunun mutlaka karşılanması gerekir.
Cari durum da bellidir; olup biten hakkında iyi okuma yapmak gerekir. Geriye
kalan baskı konusu nedir? Doğal ve olağandışı etkiler, kapasite/kabiliyet gibi
konular. İşte COVID-19 ile dünya hem doğal bir sorunla karşı karşıyadır hem de
küresel çapta olağanüstü şartları yaşatmaktadır.




Uygulamada durum nasıl olur? A politikası için
beklenti bellidir. Beklentiler gerçekçi olmalıdır. Zira baskıların etki söz
konusudur, her bir hedefin gerçekleşmesi şartlara göre gelişir. Ortaya A
politikası için beklentiden çok farklı ama gerçek bir sonuç çıkar. B politikası
için de hal böyledir. Hatta ülkelerin durumları bu gerçekleşmelere göre
belirlenir, sonuçta biri diğerine göre ileriye geçer, diğeri başka bir konumda
olur. Burada şans nerede, bir komplo var mı? Olmaz!


“Ama ben riskleri bilmiyorum!” Böyle denebilir. Hatta
bu riskler şimdi görüldüğü gibi hiç beklenmeyen biçimde seyredebilir ve etkisi
de farklı boyutlarda olabilir. Bunun için de risk değerlendirmeleri yapılır, en
azından stratejistler için bunlar birer olasılık hesabı konusudur. Örnek
verelim:



Bu 2020 yılı küresel risk tablosu pandemiden çok önce
yapıldı ve yayımlandı. Bu tür hesapları yapan çok kuruluş var. Bu örnek bir
tanesidir. Bu tür riskleri dikkate alan hükümetler, politikacılar, bürokratlar,
CIO’lar olur; aksine, “Ben riski göze alıyorum,” diyen de çıkar. Kendi
liderliği!


(Not: Örnek görseldeki Türkiye çizimini ben
ekledim, sadece açıklamak adına.
)


Güncel Durum ve Kısa Vadeli Beklentiler


Uzmanların ortak görüşü haline geldi, bugünkü ekonomik
görünüm neredeyse II. Dünya Savaşı şartlarıyla eşit. Bu da demek oluyor ki
küresel çapta büyük bir çöküş söz konusu, durgunluğun etkisi kısa vadeli
olmayacak. Bu durumda ekonomik faaliyetlerde, finans piyasalarında ve iş yapan
herkes için güven katsayısı tamamen çöküş içinde.


COVID-19 salgınının seyri hakkındaki beklentiler
yanıltıcı oldu. İlk önceleri 2008 krizindeki gibi düşünüldü, Fed para basar ve
büyük bankalar aracılığıyla durumu onarır dendi; ama sanırım bu kez senaryo
öyle olmayacak ve krizdeki derinlik ile süre artacak. Para basan basana, konu
bu değil, borçlar nasıl tahsil edilecek, bedeller nasıl ödenecek, konu bu.


Ödeme güçlükleri ve finansal karşılık bulma yönüyle
büyük sorunlar yaşanacak. Özellikle Avrupa ve Amerika’da politik kararlar ve
altyapı imkanları da olumsuz bir ortam yarattı. Her ülkede vatandaş bu ekonomi
ve sağlık politikalarına ilişkin tutumlarından dolayı kendini sorgulayacak.
Talep durdu, belli alanlarda imalatlar da durdu, tedarik zincirleri kopukluk
yaşıyor, herkes için önemli bir mali bir sorun var. Buna bağlı olarak tüketici
ve küçük ölçekli yatırımcı bundan sonraki adımlarında hem ekonomik çabada hem
de politik tercihlerinde çok dikkatli olacak. Ama önce yaraların kapatılması
konusu tartışma yaratacak. 


Yine belirgin biçimde 2008 krizinden farklı noktalar
var, örneğin Çin ve Hindistan ekonomileri de bu kez darbe aldılar. Hatta
ülkemizde de söz edilmişti, “kriz teğet geçecek” diye, şimdiden
bakarak, bu kez krizin teğet geçeceği bir ekonomi olmayacak diye söylenebilir.
Zira küresel finans, üretim, tedarik zincirleri, tüketim kondisyonun tekrar
yerli yerine oturtulması o kadar kolay onarılacak gibi görülmüyor. Altın
fiyatları tavan yaptı ve petrol başta emtia fiyatlarından dolayı önemli
düşüşler var. 


Pandemiden önce de ekonomik sorunlar çoktu. ABD ve Çin
arasında Ticaret Savaşı vardı. Bilindiği gibi Avrupa ve Japonya ekonomileri de
durgunluk içindeydi. Brexit ile ekonomik süreç nasıl gelişecek, tam
kestirilemiyordu. Petrol fiyatlarının düşük seyretmesinden olumsuz etkilenen
Rusya’da da işler rayında değildi. Sorunların üstüne bir de pandemi eklendi.


Bütün dünyada endüstriyel motorlar stop etti, hizmet
sektörü duruyor. Tarım kendini kurtarıyor. Türkiye’de turizm tesisleri
kapılarını kapattı. Hemen her ekonomi için işsizler ordusu büyük sorun alanı
oldu. Buna bağlı sosyal güvenlik ve sigorta sistemleri derin düşünce içinde.
Neo-kapitalist yaklaşım hemen her çalışanı önemli bir tüketici haline getirerek
çarkı hızlı çevirmekle övünüyorken bugün işsiz ordularının evine kapanmaktan
başka bir tercihi kalmadı. Bir iş arasa hemen bulamayacak ve bu daha uzun süre
etkisini gösterecek. Bu işsizliğin getirdiği olumsuz etkilerden en önce
kiralama ile iş yapan sektörler kendini tamir edecek süreyi yaratmakta
zorlanacak. Hükümetlerin işsizlere verdiği parayı ise hemen bu sektörler
toplamak isteyecek. Şok temel ihtiyaçlar üzerine dönen olumsuzluk çemberleri
sonuçta ümitsiz kitleleri yaratacak ve bu da politikaların sorunu olacak.
Örneğin ABD bu alanda tartışılacak bir politik çalkantı alanı halinde olacak. Kasım
2020 başkanlık seçimleri bu stresi bütün dünyaya aksettirecek. 


Pandemiden Komünist Çin hızla çıkmayı bildi veya
şimdilik öyle görünüyor. Kullanılan sistemler tamamen halkı kontrol ediyor,
virüsü değil. Şimdi ekonomik çarkları hızla çevirmek için istekli. Ancak
küresel işsizlik ve talep eksikliği Çin’in arzını da etkilemektedir. Mali
birikimlerini bu alanda ortaya atıp risk alması gerekiyor, bunu ne denli yapar
bilinmiyor. Küresel girişimciler ise tedirgin, ya Çin’de ikinci bir salgın
olursa diye. Bütün bunlar durgunluğun devamı anlamına geliyor.


Esasen ekonomik durgunluk ülkelerin para birimlerinin
değer kaybetmeleriyle de alakalı gelişiyor. Diyelim sosyal güvenlik açısından
belli sosyo-ekonomik politikaları öne alacak ve yeni iş imkanları yaratmak
isteyecek, işte bu şartlarda kendi merkez bankalarının finansal tedarik için
kolları sıvaması yeterli olmuyor. Eğer böyle yaparsa, ki bazı ülkeler için
başka şans yok, kendi mali dengelerini derinliğine bozmuş oluyor ve bunu
düzeltmek için ise ne yapsa yeterli olmuyor, çünkü küresel daralma ve dinamizm
yoksunluğunun etkisi tek başına gayretle çözülmüyor.


Fed, varlık alımları yoluyla finansal piyasaları
desteklemek ve birçok yabancı merkez bankasına dolar likiditesi sağlamak için
gerekli önlemleri alıyor. Avrupa Merkez Bankası da büyük miktarda devlet ve
kurumsal tahvil ve diğer varlık alımlarını yapıyor. İngiltere Merkez Bankası
hükümet harcamalarını doğrudan finanse ediyor. Diğer merkez bankası kendi
çaplarında finansal piyasaların durgunluğunu engelleyecek tedbirleri alıyor.
Ancak bu tedbirlerin karşılığının alınması nasıl gerçekleşecek, zamanla
görülecek bir konu. Zira bir şekilde ABD dahil hemen her hükümet doğrudan veya
dolaylı yollarla borçlanıyor. 


Borçlanmanın değişik yolları var, bu da öyle. Üzerinde
tartışılan temel mesele de buydu, ki spekülasyonlar bir türlü durmak bilmedi;
ekonomide yeni bir açılıma gidilmesi mi gerekiyor, küresel ve neo-liberal oyun
kurucuların etkili müdahalesi olmalı mı, diye. Bu şartlarda merkez bankalarının
kritik dönemde kendilerine göre fedakâr gibi görülen hamleleri sadece yangını
söndürmeyi düşünen bir mantıkla alakalıdır. Haklı olarak pandemi sonrası
şartlarda ne olacağını umursamıyorlar. Yöneticiler, nasıl olsa o zamanlar
gelince ne yapılacağına bakarız diyorlar. Ancak küresel çapta bu şartlarda dahi
tuzu kuru olan büyük sermaye sahiplerinin sosyo-ekonomiye ve politikaya nasıl
müdahale edecekleri herhalde şimdiden belirlidir. Bu güçlü şirketler
dünyanın en iyi beyinlerini kullanıyorlar.


Bu eşitsiz durumla alakalı düşünce ise insanları
derinden rahatsız ediyor. Acaba kimlere şans verilecek, kimlere yürü, senin
önünü açtık denecek veya tam tersi?.. Dolayısıyla kafasından senaryo üretenler
de çoğaldı. Bunların belirsizlik adına olumsuz etkileri de işin cabası. Ancak
şu kadarını söylemek lazım, yeni yatırım fırsatları için şimdiden hangi
sektörlerin öne çıkacağı belli oldu bile, bu nedenle komplo kurmaya gerek yok!
IV. Sanayi Devrimi ürünleri, çeşitli gereçler ve uygulamalar, tabii sağlık,
yeni tür endüstriler gelişme gösterecek. Bunun tüketicilerinin şartlarının da
belirlenmesi için belli standartlar devreye girecek. İşin doğası böyle olmasını
gerektiriyor.


Orta-Uzun Vadeli Gelişme Konuları


Öngörümü Kondratief modeli ile açıklamaktayım. Bu
ekonomide bilinen bir anlatım şeklidir. İlave ettiğim son kısmı. Şöyle ki:
Örnek çizim ilk bakışta sizi aldatmasın, ekonomik açıdan 2020’yi saymıyoruz
zaten, fakat 2021 de kötü, hatta 2022 ilk çeyreğine kadar şartlar zor geçecek
görünüyor. Ama ümit veren taraf bundan sonra başlıyor ve ilerilere doğru,
orta-uzun vadeli planları, 2050 veya 2070 hesaplarını buna göre yapmak mümkün
olacak.


2008’de başlayan küresel ekonomik kriz bugün de devam
ettiğine göre, Donald Trump yönetiminde başlatılan Ticaret ve Teknoloji Savaşı
ve COVID-19 pandemisini de buna ilave edersek dipteki dönem ortaya çıkıyor.
Dipten çıkış zaman alır, sonra toparlanma başlar. Bundan önce uzmanlar 6.
Kondratief periyodunu yenilenebilir enerji ve yapay zeka ile ilgili gelişmeler
bağlamında işaret etmişlerdi. Ben bir adım daha ileri gidiyorum, Uzay
Savaşları, Siber Savaşlar, Uzayda Kolonileşme çabaları, vs. konuları da buna
ekliyorum. Ama şöyle; insanlığı uzaya taşıyacak altyapıların ihtiyaç duyduğu
bütün alanların içinin doldurulması söz konusu olacak. İleri teknolojiye bağlı
ekonomik yatırımlar da buna göre gelişecek. Sosyo-ekonomik yaşam biçimi farklı
cephelerden açıklanabilir. Küresel mega-kentler olgusuna dayalı bir modeli öne
çıkarmak isteyeceklerdir. Küresel sermayenin tercihi ile belirlenecek gelecek,
2050 yılları için yeni bir vizyon demek olacaktır. Şimdiden kaybedenler ve
hatta gözden çıkarılanlar olabilir. Zira bu vahşi kapitalizm böyle bir şeydir.
Şunu da işaret edeyim, kapitalizm bitmez, değişir. Yeni hali olsa olsa
post-kapitalizmdir.


Gürsel Tokmakoğlu


KAYNAK : https://www.politikmerkez.com/konular/ekonomi/covid-19-sonrasi-kuresel-ekonomik-politika/