İsmail
Hakkı Yücel
: Sürdürülebilir Gıda Güvenliği ve Sağlıklı Toplum
Politikalarının Geliştirilmesi


11 Mayıs 2020


Coğrafya insanların kaderini belirlerken insanlarda
kendilerine bahşedilen akıl ile kendi kaderlerinde söz sahibi olabilme
mücadelesi vermeye çalışmaktadırlar.


Akıl bilgi edinmeyi insan için gerekli kılar. İnsan
var olduğundan günümüze değin bilgi edinme yolculuğuna çıktığı serüvende kültür
ve medeniyeti geliştirmiştir.


Üzerinde yaşadığımız Anadolu coğrafyası insanlara
tarih boyunca cömert davranarak bu topraklarda barınmasına ve medeniyet kurup
geliştirtmesine ortam hazırlamıştır. Bir bakıma insanlık için medeniyet
geliştirme aranası olmuştur. Bu nedenle tarih Anadolu medeniyetlerinden
sitayişle bahsetmekte haklı görülmektedir.


Tarihi süreçler içerisinde coğrafyanın sağladığı bitki
çeşitliliği zenginliği  insanlar için yaşamayı ve hayatta kalmayı
kolaylaştırmıştır. Beslenmek hayatı idame ettirmek için bir gerekliliktir.
Gıdanın saklanıp stoklanamadığı dönemlerde gün içinde gıdaya ulaşabilmek
esastı. Günlük gıdaya ulaşabilmek tarihi dönemler içerisinde insanlar
için  hayati önemde bir uğraşı teşkil etmiştir. Coğrafyanın üzerinde
yaşayanları aç bırakmadan bir hayat sürdürmesini sağlayan Anadolu coğrafyası dün
olduğu gibi buğun de bizleri rahatlıkla besleyecek berekete sahip
bulunmaktadır.


Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesiştiği
coğrafyayı temsil eden Anadolu her zaman yol geçişleri ve insanların yaşamasına
izin veren bereketli yapısı başkalarının dikkatini üzerine çekmiştir. Sürekli
bir mıknatıs görevi görmüştür. Bu da çok sayıda medeniyetin burada gelişip
sonra da tarih sayfalarında yer almalarına neden olmuştur. Anadolu coğrafyası
zayıfa tahammül edememektedir. Üzerinde yaşayanların çağın bilim ve teknolojisine
sahip, öngörülerinin yüksek ve dinamik olmalarını istemektedir.


Dört mevsimin var olmasıyla doğanın mümbitleşmesini
sağlayan yeterli yağış alması ve buna bağlı su kaynakları coğrafyayı canlıların
bölgede kolay bir hayat sürmelerine ve varlıklarını artırmalarına imkan
hazırlamıştır.


Coğrafyanın canlıların beslenme ve barınma
ihtiyaçlarını karşılayacak kadar zengin olması dikkatleri üzerine çekmesine
neden olmuştur. Bölgede çeşitli endemik bitkilerin yetişmesi besin zincirini
tamamlayan tüm canlıların bir araya gelmesini sağlamıştır.


Coğrafyada yetişen bitkilerin binlerce yıl boyunca
doğaya uyum sağlamasıyla verimlilik ve dayanıklılık özelliklerini de bitki
tohumlarına kazandırmıştır. Bitki tohumlarının bölgeye uygun yaşama ve gelişme
özelliklerini taşıyan genlerini oluşturmuşlardır.


Bölgede yetişen bitki ve hayvan ırklarının çağın bilim
ve teknolojisi ile daha verimli ve kaliteli hale getirmek bugün için bizlere
düşmektedir. Daha verimli, daha kaliteli ve ürünlerin yetiştirilip halkın
beslenmesinde ve özel coğrafi ürün etiketi altında küresel pazarlara arz
edilmesi ülke GSYİH’sına katkı sağlayarak refahın artırılmasına katkı
sağlayacaktır. Bunu başarmak zor değildir. Ortam uygun. Doğa bizden yana
yapılması gereken donanımlı insanlarla plan program hazırlayıp uygulamaya
koymak gerek.


Sağlıklı beslenme doğal olarak yediğiniz içtiğinizle
yakın ilişki içerisindedir. Doğal beslenmek toplumun sağlıklı olmasını
sağlayacaktır. Bu sağlıklı bünyeyi ve sağlıklı düşünebilmeyi getirirken ülkenin
sağlık harcama giderlerinin azalmasına ve geleceğe ümitle bakabilen,
çalışabilir zinde bir toplum inşa etme imkanını sunacaktır.


Anadolu coğrafyasında verimli kaliteli ürün
yetiştirmek için bu toprakların binlerce yıllık kendini geliştirerek birikimi
ile ayakta kalmış bitki tohumlarını  çağın teknolojileri ile daha verimli
hale getirmek sağlıklı ve doğal gıda üretiminin ön şartı olmalıdır.


Küresel dünyanın genetiği değiştirilmiş hibrit
tohumlarını alarak yerli üretim tarımı yapmaya kalkmak akılcı bir işlem
olduğunu söylemek yersiz olacaktır. Son yıllarda Türkiye’nin tarım ve
hayvancılık politikaları tecrübesinde edindiği bilgi ve birikim uygulamaların
yanlışlığını tüm boyutlarıyla ortaya koymuştur. Yanlışta ısrar doğru değildir.


Biyoteknoloji teknikleriyle tohumun üreme organının
alınmasıyla elde edilen yeni tohum ithalatı ülkeyi bağımlı hale getirdiği gibi
binlerce yıllık ülke coğrafyasına uygun tohumların ortadan kalkmasına neden
olmaktadır. Bu ise kendi coğrafyamızın bize sunduğu özgün değerleri
kaybediyoruz anlamını taşır.


Anadolu’ya ait tohumların derlenip toplanıp koruma
altına alınarak gelecek nesillere aktarılan gen bankası ihtiyaçları
karşılayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca endemik bitkilerin yurtdışına
çıkışlarının denetlenmesi tedbirleri artırılmalıdır. Yabancı bitki türlerinin
yurt içine girişleri kontrol altında tutulmalıdır. Yerli tohumların genetiğinin
bozulmasına mani olunmalıdır.


Gıda ve sağlık konuları iç içe yer almaktadırlar.
Gıdada doğallıktan uzaklaşıldıkça insan sağlığı artan oranda doğal yapısından
uzaklaşmakta olduğu istatistiki veriler ve bilimsel çalışmalar ortaya
koymaktadır. Özellikle obezite, kanser gibi hastalıklar yanında kısırlık artan
oranda dünyada kendisini göstermektedir. Ortaya çıkan bu hastalıkların genetiği
değiştirilmiş yenip içilen ürünlerin bir sonucu olduğu bilim adamlarınca çokça
tartışılan konular arasında yer almaktadır.


Küresel şirketlerce gıda üzerinde yapılan
biyoteknolojik müdahalelere karşı devletlerin vatandaşlarını koruyacak
tedbirler alması nesillerin geleceği açısından önem taşımaktadır.


Ülke tarım ve hayvancılık politikalarını günün
stratejik bakış açısıyla yeniden bilimin ışığında gözden geçirerek planlanması
coğrafyada üretilen tohumların verimliliğini artırarak üreticiye sunulması Türk
halkının gıda güvenliği açısından aciliyet kesbetmektedir.


Diğer taraftan coğrafyada yetişen ve dünyada söz
sahibi olunan fındık, kayısı, incir ve zeytin gibi ürünlerin yetiştirilmesi
işlenmesi ve pazarlanması hususunda özel politikalar geliştirilip uygulanması
gerekmektedir. Söz konusu bu ürünlerin küresel boyutta pazar fiyatlarını
belirleme imkanına sahip olan ülkemiz bilimsel desteği de arkasına alarak
konuya stratejik olarak bakması gerekmektedir.


Üretimde havza bazında bitki çeşitliliği ve ürün arz
ve talebi değerlendirmeye alınarak ekim işlemleri yapılmalıdır. Kamuya düşen
görev yol gösterici olmalıdır. Çiftçide olmayan bilgilerin çiftçiye kamu
tarafından aktarılması verimliliğin artmasına ve pazar taleplerine uygun ürün
üretilmesine katkı sağlayacaktır.


Üreticiden tüketiciye kadar süren tedarik zincirinin
yeni baştan ele alınarak planlanıp uygulamaya konulması verimliliği artıracağı
gibi üreticinin eline geçen kazancı da artıracaktır. Taşıma araçlarının sebze,
meyve ve tahıl taşıma teknik özelliklerine uygun olması gerekmektedir.


Teknolojik yeterliliklerin gıda ile ilgili nakil
araçlarının soğutucu sistemlerinin ihtiyaca uygun şartlar taşıyor olması
kuralının uygulamaya konulması gerekmektedir. Bunun için sebze ve meyve taşıma
standartlarının belirlenip hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır.


Diğer taraftan gıda fiyatlarının çok değişken olmasını
önlemenin yolu ulaştırma zinciri ve depolama sistemlerinin bilimsel boyutta
tesis edilmesiyle mümkün olabilir. Tedarik zincirinin kesintiye uğramadan
sürdürülmesi esastır.


Sebze ve meyvenin son tüketiciye taze olarak
ulaştırılması uygun ulaştırma sistemlerinin ülkede ağ olarak kurulmasıyla
sistem doğru çalışabilir. Verimlilik artarak istenen sonuç elde edilebilir.
Sistem iyi işletilebildiğinde sebze ve meyvede son tüketiciye ürün ulaştırılana
kadar üründe bozulma olmayacağı için ürün fiyatlarında da değişim olmayacaktır.


Verimli tedarik zinciri üründe atık olmamasını
sağlayacağı için maliyetler artmayacaktır. Bunun sonucunda gıda enflasyonu
önlenecektir. Gıda enflasyonun en önemli etkeni ulaştırma zincirinde yüzde
30’lar seviyesindeki ürün bozulmaları nedeniyle olmaktadır. Bunun önlenmesi
maliyetleri düşürecektir. Başarılacak organizasyon sonrasında üretici kar
ederken tüketici ucuz ve sağlıklı gıdaya sahip olacaktır.


Üretim süreçlerinde ilaç, gübre, ekim ve dikim
safhasında devlet çiftçiye yeteri ölçüde destek sağlamalıdır. Sağlıklı bir
toplum inşa etmenin gereği sağlıklı gıdaya toplumu ulaşabilir kılmaktan
geçmektedir. Diğer taraftan ülkede yeterli gıda tedarikinin sağlanması dışarıya
karşı güçlü olmayı sağlarken cari açığın kapatılması fırsatını ülkeye
verecektir.


Devlet üreteceği ileri teknoloji sanayi ürünlerinden
elde edeceği gelirden tarım ve hayvancılığa kaynak transferi yapması gerekir.
Bütün gelişmiş ülkeler bir şekilde tarım ve hayvancılık sektörüne destek
programları uygulamaktadır.


Tarım ve hayvancılık sektörünün katma değeri düşük
olduğu için sektör çalışanlarının refahını artırma gereği vardır. Bu ancak kamu
desteği ile gerçekleşebilir. Sektör çalışanlarının sektörde tutulması önem
taşımaktadır.


Tarım ve hayvancılığın daha etkin uygulamaya sokulması
için özellikle küçük çiftçinin kooperatifleştirilmesi desteklenmelidir. Bu
organizasyon köylerde istihdam edilecek ziraat mühendisi ve veterinerler
aracılığı ile etkinleştirilebilir.


Meraların canlandırılması hayvancılığın gelişmesi
açısından kritik öneme sahip bulunmaktadır. Doğu Anadolu’nun bir an önce
güvenli bölge haline getirilip bölgede küçük baş hayvan yetiştiriciliğinin
desteklenmesi önem taşımaktadır. Bu konuda bölge insanına mali destek sağlayıp
hayvancılığın etkinleştirilmesi gerçekleştirilebilir. İnsanların gelirlerinin
ve refahının artırılması yaşama sevinci için önem taşımaktadır.


Bölge insanının üretim faaliyetlerine etkin bir
şekilde katılmasının yolları bulunmalıdır. Hayvancılığın ülkemizde en büyük
maliyet kalemini yem bitkileri oluşturmaktadır. Meraların ve otlakların büyük
oranda yer aldığı Doğu Anadolu küçük baş hayvancılığının yetiştirilmesine uygun
bir coğrafyadır.


Eğitim seviyesinin yükseltilmesi bilgi ve donanımın
artmasıyla gelişen bilinç seviyesi insanların gıda hususuna önem vermesine yol
açacaktır. Zeytin ve zeytin yağının sağlığa faydalarının anlaşılma oranının
artması talebin de artmasına neden olacaktır. Anadolu coğrafyasında yetişen
özellikli ürünlere ayrı bir ihtimam göstererek korunup geliştirilmesi
politikalarının uygulamaya konulması ihtiyacı sürmektedir.


Dünyada nüfus artış hızının devam etmesine rağmen
tarım toprak alanlarında artma değil azalması gözlemlenmektedir. Bu nedenle
tarım toprak alanlarını sanayiden ve yerleşim alanı olarak kullanmaktan
kaçınılmalıdır. Bunun için alan planlaması uygulamaya konulmalıdır. Diğer
taraftan verimli tarım topraklarını korumak için erozyonu önlemeye yönelik çalışmalar
etkinleştirilmelidir.


Üniversitelerin yem bitkisi üzerinde araştırma ve
geliştirme faaliyetinde bulunarak Anadolu coğrafyasının iklim ve toprak
yapısına uygun verimli türlerin yetiştirilmesi üzerinde projeler yapılması
gerekmektedir. Maliyeti düşük uygun yem bitkilerinin yetiştirilmesi ülkede
hayvancılığın gelişmesine ve daha ucuz süt ve et arzının tüketiciye ulaşmasının
ortamı sağlanacaktır.


Ürünlerin sürdürülebilir gıda güvenliğini sağlayacak
şekilde depolama sistemlerinin etkinleştirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan
Toprak Mahsulleri Ofisinin ihtiyaçları karşılayacak şekilde reorganize edilmesi
ihtiyacı bulunmaktadır.


Tarım ve hayvancılığın köylerde köylünün refahını
artıracak şekilde reorganize edilmesi üretkenliği artıracağı gibi şehirlere
göçü önleyerek varoşlaşmaya engel olacaktır.


Halkın sürdürülebilir gıda güvenliğinin plan ve
programlarla stratejik bir bakış açısıyla ele alınması gereğini son dönemdeki
küresel gelişmeler tüm açıklığıyla ortaya koymuştur.


Halkın protein ihtiyacını ucuz ve kaliteli bir şekilde
karşılamak için su ürünlerinin geliştirilmesine yönelik politikalar hayata
geçirilirken göl ve baraj sularında kaliteli balık yetiştirme projeleri
uygulamaya konulmalıdır.


Güney Doğu Anadolu Projesi sulama sistemleriyle
birlikte yeniden ele alınarak üretimde verimliliğin sağlanması ön planda
tutulurken toprakların vahşi sulama ile toprakların tuzlaşmasının önlenmesi
tedbirleri alınmalıdır. Bunun için bölge üniversiteleri ve Tarım Ve Hayvancılık
Bakanlığının elemanları ile çiftçilerin ortaklaşa çalışma ortamı uygulaması
geliştirilmelidir.


Önümüzdeki süreçte stratejik boyutta gündem olacak su
meselesi tüm boyutlarıyla ele alınıp politika belirlenmelidir. Ülkenin iç
suları ve sınır aşan sularının mastır palanının 21. yüzyılın ihtiyaçlarını karşılayacak
şekilde planlanması gerekmektedir.


Gıda üretiminde ülkemiz dünyada kendi kendine
yetebilen 7 ülkeden biri iken o dönemde ülkeyi yönetenlerin gururla uygulanan
politikaların ne kadar doğru ve başarılı olduğu söylemleri o dönemi
yaşayanların hafızalarında hala  durmaktadır.


Neo liberalizmin bütün dünyayı etkisi altına almasıyla
birlikte Türkiye gıda konusunda kendisine yeter durumda olmaktan hızla
çıkmıştır. Ancak, dünyanın yaşadığı koronavirüs kabusu sürecinde küreselleşen
dünya ülkelerinin sınırlarını birbirlerine karşı kapatması ve gıda ihracatının
durdurulmasıyla birlikte ülkenin gıda üretiminde kendi kendine yeterli
olmasının halkı için ne kadar önemli bir politika uygulaması olduğu bugün için
ortaya çıkmıştır.


Gıda tedarik zincirinin organizasyonunda üretici için
de tüketici içinde fiyatların yıl boyunca belli bir aralıkta olması önem
taşımaktadır. Bu faaliyet organizasyon yapabilmeyi gerekli kılar.
Sürdürülebilir olmanın da gerek şartıdır.


Bilim ve teknoloji öncülüğünde su, gıda ve sağlık hususunda
kendi kendine yetebilen ülkeler yeni kurulacak dünyanın ayrıcalıklı ülkelerini
oluşturacaklar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet