Sevgili Takım Arkadaşlarım…




Günlük hayatımızda çokça
karşılaştığımız çevre sorunlarının birçoğu kullandığımız bazı kimyasal
ürünlerden kaynaklanmaktadır. Zira bilim ve teknolojinin sadece faydacılık
anlayışı ile gelişmesi ekolojik sistemi tahrip etmekte, çevreye de sürekli
şekilde yeni kimyasal maddeler sağlamaktadır.
 

Kimyasal maddelerin aşırı
üretimi ve tüketimi sonucu bugün artık kimyasal bir kaos yaşanmaktadır. Üretimi
yapılan kimyasal bileşik sayısının 65 milyonu bulduğunu biliyoruz. Pek çok
kimyasal madde, tehlikesinden habersiz olarak evlerimize; iş yerimize, gıdalarımıza
ve vücudumuza girmekte; çevreye ve canlılara etkileri araştırılmaksızın kötü
etkilerini sürdürmektedir.




·       
Endüstri
ve kozmetik sanayiinde geniş çapta kullanılan florokarbon gazı, atmosferin koruyucu ozon tabakasını
zayıflatmaktadır.


·       
Asbest liflerinin, uzun süre kullanımı
çalışanlarda kanser oluşumuna neden olmuştur.


·       
Zararsız
zannedilmiş olan analjezik ilaçların
fazla kullanımı sonucu bu ilaçların böbrek yetmezliğine yol açtıkları
görülmüştür.


·       
Geçmişte
thalidomide adlı ilacın kullanılması
kolsuz, bacaksız bebeklerin doğmasına neden olmuştur.


·       
Tarımda
çok fazla sun’î gübre kullanımı
zemin sularının kimyasal kirlenmesine neden olmaktadır.


Kısacası, çevremizde ne kadar
çok kimyasal madde varsa sağlığımız o ölçüde tehlikeye girmektedir. Özellikle
atık suların nehirlere, göllere ve denizlere boşaltılması çok dramatik çevre
sorunlarına neden olmaktadır. Endüstriyel atık suların içerisinde
bulundurdukları toksit maddeler, sudaki canlı yaşamının kısa sürede tükenmesine
yol açmakta ve ekosistemi felç etmektedir. Ayrıca içme sularına karışmalarıyla
önemli sağlık sorunlarına yol açmaktadırlar.



Sanayileşmiş ülkelerde yeryüzü kaynaklarının kontrolsüz harcanması sonucu ozon
tabakasının tahribi, asit yağmurları, sera tesiri, hava, kara ve denizlerin
kirlenmesi, ormanların ve tarım alanlarının azalması hayat alanını giderek
daraltmaktadır.



Ozon tabakasının incelmesinin başlıca tehlikesi cilt kanserlerinin artmasıdır.
Sera etkisinin temel nedeni ise petrol ve kömür gibi fosil yakıtların
kullanımıdır. Bu durumunun zamanla oluşturabileceği muhtemel neticeler arasında
atmosfer ısısının artması, buzulların erimesiyle deniz seviyelerinin
yükselmesi, karaların azalması, kuraklık ve dolayısıyla gıda kıtlığı tehlikesi
sayılabilir.



Ayrıca, inşaat materyali, sentetik malzemeler içeren mefruşat ve çeşitli
tüketim ürünlerinin (boya kalemleri,
inceltiler, cila, vernik…)
içerdikleri bileşikler ev içi havasını
kirleterek sağlık açısından zararlar oluşturabilmektedir. Asbest ve kurşun
içeren boyalar bilhassa sağlık açısından tehlikeli olmaktadır.




Bu
yazının devamında, her gün hiç düşünmeden tükettiğimiz, özellikle hazır
gıdalara eklenen katkı maddelerinden bazılarının nerelerde ne amaçla
kullanıldığı ve zararlarının neler olduğu hakkında bilgi vermeye çalışacağım.


Amacım,
sağlıklı bir toplum için her birimizin elinden geldiğince bu zararlı katkı
maddelerinin kullanıldığı gıdalardan kendimizi ve özellikle çocuklarımızı uzak
tutmaya gayret göstermeye yardımcı olabilmektir.
 

Ahmet
KALAYOĞLU 


Tehlikeli
Madde Güvenlik Danışmanı




Gıdalarda
Kullanılan En Zararlı 10 Katkı Maddesi
 

Gıda üreticileri, ucuza mal edip daha çok
kazanç elde etmek amacıyla doğal katkı maddeleri yerine kimyasal ve sentetik
alternatifleri ile bizi gerçekten öldürüyorlar!




Her türlü abur cubur, şeker ve şekerleme;
hazır meyve suyu ve reçeller; kola vb. boyalı gazlı içecekler, meyve tozları,
her türlü boyalı içecek, boyalı hazır meyveli yoğurt ve pudingler; hazır
çorbalar, hazır soslar, ketçap, mayonez vb. hazır baharat ve köfte karışımları,
her türlü cips, içine katkı maddesi karıştırılan her türlü yiyecek, salam,
sucuk, sosis, et, tavuk ve diğer et ürünleri (hamburger vs), tüketilmeye hazır donmuş-donmamış bütün yiyecekler,
kısacası bütün ambalajlı (hazır) gıda
maddelerinden uzak durup doğal beslenmeye dönmemiz bir lüks değil acil
ihtiyaçtır.




Şu
hususa da dikkat!
 

Gıdaların üzerinde “Hiçbir koruyucu madde içermez” yazısı “Hiçbir katkı maddesi yoktur” anlamına gelmiyor.




Örneğin:
“Hiçbir koruyucu madde içermez” diye etiketlenen hazır çorbalarda MSG (Mono
Sodyum Glutamat – E621)
adlı lezzet arttırıcı katkı maddesi bulunuyor.
 

Her yıl binin üzerinde yeni kimyasal katkı
maddesi gıda sektöründe, raflarda ve dolayısıyla bedenimizde yer alıyor.




Lütfen tükettiğiniz hazır gıdaların
üzerlerindeki “İçindekiler” kısmını
okuyunuz. Bazı üreticiler, kullandıkları katkı maddelerinin adını yazmaktansa
Avrupa Birliğinin belirlemiş olduğu – Exxx – kodlama sistemini kullanmaktadır.
Bu kodların içeriklerini ve zararlarını araştırın.
 

BU
KATKI MADDELERİNİN ÇOĞU, ETİKETLERDE BİRTAKIM KODLARLA YER ALIYOR.




Bunların
hepsi sağlığa zararlı… Ama bazıları diğerlerinden çok daha fazla zararlı.
 

İşte
mutlak olarak kaçınmamız gereken on katkı maddesi listesi:




1-)
Aspartam
(Nutrasweet
ve Equal
olarak da biliniyor)
 

Suni tatlandırıcılar gıda değil, kimyasaldır. Aspartam başlangıçta böcek öldürücü
olarak imal edilmişti. Tüm diğer gıda ve gıda katkı maddelerinin toplamından
daha fazla yan etkisi vardır.




Baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, eklem
ağrısı, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, şişmanlık, depresyon, korku
atakları, huzursuzluk, konvülsiyon (Havale),
uykusuzluk, görme kaybı, işitme kaybı, kulak çınlaması, yorgunluk, tat kaybı,
Parkinson, çarpıntı, nefes darlığı, cilt döküntüleri, MS (Multipl skleroz),
gibi hastalıkların yanı sıra beynin işleyiş sürecini yavaşlatır, kanseri
tetikler.




Özellikle zayıflamak için suni tatlandırıcı
kullananların bilmesi gereken önemli bir etki de metabolizmayı yavaşlatarak
aslında daha fazla yağ biriktirmeye neden olması. On binden fazla gıda
maddesinde kullanılıyor.
 

2-)
Yüksek Fruktoz Mısır Şurubu




Kötü kolesterol seviyenizi (LDL) hızla yükseltir ve diyabet
hastalığının oluşmasında rol oynar. Kansızlık, kalp büyümesi ve obeziteye de
neden olur.
 

Ketçap, krema, kola, gazoz, şekerleme, hazır
çorba, çikolata, gofret, puding, hazır kek gibi özellikle çocukların sıkça
tükettikleri gıda değeri olmayan besinlerde bolca kullanılır.




3-)
Monosodyum Glutamat (MSG) ya da E621
 

MSG
lezzet arttırıcı bir eksitoksindir. Eksitoksin, hücreleri aşırı uyarır. Bu da
hücrelerin zarar görmesine ve ölmesine neden olur.




Yol
açtığı hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:
Merkezi
sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington
hastalıkları (Beyindeki sinir
hücrelerinin dejenerasyonu. Kalıtsal bir hastalıktır)
, sara (epilepsi), retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı), yağ
birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması,
pankreas hasarı, ensülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet; ayrıca böbrek ve
karaciğerde hasar yaratır. Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste
sıkışma, boyun arkasında yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.




Piyasada tüm cipslerde MSG var; hatta güvenli
ve doğal olduğunu iddia edenlerde bile. Uzakdoğu yemeklerinde (Çin ve Japon mutfağı) çoğu soya
sosunda, hazır çorbalarda, hazır soslarda, hazır gıdaların hemen hepsinde,
gofretlerde, bazı katı yağlarda yaygın olarak kullanılıyor.
 

Etiketlerde glutamin, glutamat, MSG ve monosodyum glutamat olarak yer alan bu zehir, tatlı-tuzlu her türlü yiyeceğin lezzetini arttırdığı için
gıda üreticileri tarafından bolca kullanılıyor. Tehlikeleri halk tarafından
bilinmeye başladığından beri bazı üreticiler etikette E621 yazarak gerçeği saklama yoluna gidiyor.




4-)
Trans Yağ




Trans yağ, kötü kolesterol (LDL) seviyesini yükseltir. Kalp krizi,
kalp rahatsızlığı ve inme riskini ciddi ölçüde arttırır.




Trans yağlar bağışıklık sistemini zayıflatır,
ensülin direncini arttırır, karaciğeri ve üreme sistemini etkiler. Gebelerde
düşüğe, doğum ağırlığına neden olur ve anne sütünün kalitesini bozar. Hücre
zarına da zarar verir.
 

Trans yağlar sürülebilir kahvaltılık yağlarda,
margarinlerde, katı ve kızartma yağlarında, hazır hayvansal gıdalarda, bunlara
bağlı olarak, kızartılmış gıdalarda, fırıncılık ve pastacılık ürünlerinde,
tart, pasta, bisküvi, pizza hamuru, kek, çikolata, gofret, cips, salata
sosları, hamur işi, kraker, hazır köfte, tatlılar, katı yağlar ve birçok
fırınlanmış yiyecekte bulunur.




Gıda etiketlerinde “hidrojenize yağ” içerdiği belirtiliyorsa bunun anlamı trans yağ
içerdiğidir.




5-)
Yaygınca Kullanılan Gıda Boyaları 

Yapay gıda renklendiricileri çocuklarda
davranış bozukluklarına ve önemli ölçüde IQ
seviyesinin düşmesine yol açıyor. Hazır gıdalarda bol bol kullanılıyor.
Sayıları o kadar çok ki her birinin zararlarını burada yazmaya dosyalar yetmez.




Size midenizi bulandıracak bir örnek vereyim. Carmine (E120) adında bir gıda boyası
var. Özellikle salam sucuk ve sosislerin canlı, kırmızı rengini vermekte
kullanılıyor. Ev yapımı sucukların kahverengi olmasına karşın hazır sucukların
o iştah açıcı görüntüsünü sağlıyor. Bu boya, bir çeşit bitten elde ediliyor.
Şeker ve çikolata üretiminde tekstil boyaları kullanan firmalar bile var.
 

Tükettiğiniz
gıdalar;




•Sunset yellow
(E110)


•Tartrazin ( E102)


•Karmoisine
(E122)


•Panceau (E124)


•Quinoline (E104)


•Allura red
(E129)


•Sodyum Benzoat
(E211) gibi katkı maddeleri içeriyorsa dikkatli olun.




Meyve ezmelerinde, gazlı içeceklerde, hazır pudinglerde,
toz kremalarda, çorbalarda, soslarda, dondurmada, tatlılarda, sakızda,
jellerde, marmelatlarda, meyveli yoğurtlarda, reçellerde, ketçap, mayonez ve
hardalda bu tür boyalar bulunuyor.




6-)
Sodyum Sülfit
 

Etiketlerde E250 koduyla yer alan raf ömrü
uzatıcı
koruyucu madde, işlenmiş et ürünlerinin (şarküteri) vazgeçilmezidir.




Özellikle çocukların bolca tükettiği tost,
pizza gibi ürünlerde kullanılan sosis, salam, sucuk, pastırma gibi işlenmiş
etlerde bulunur. Hazır baharat ve köfte karışımlarında da bulunur.




Sülfit duyarlılığı olanlarda baş ağrısı, nefes
problemleri, kaşıntı yaratır. Nadir durumlarda da olsa ölüme bile neden
olabiliyor. Pankreas kanserini % 67,
Lösemi riskini % 700 oranında
arttırıyor. Başta kolon kanseri olmak üzere her çeşit kanseri tetikliyor.
Çocuklarda beyin tümörü oluşturuyor.
 

7-)
Sodyum Nitrat/ Sodyum Nitrit




Bu raf ömrü uzatıcı koruyucu madde işlenmiş
gıdaların bir başka vazgeçilmezi. Değişik kanser türleriyle bağlantısı var.
Kullanım alanları ve zararları sodyum sülfit ile benzerlik taşıyor.
 

Sodyum
Nitrit




Bu zararlar E220, E222, E223, E224, E225 ile
E249, E251, E252 diye belirtilen kodlar için de geçerlidir.
 

8-
BHA ve BHT




Bütilat
Hidroksi Anizol
(BHA)
ve Bütilat Hidroksi Toluen (BHT) adlı koruyucu maddeler beyninizin
sinir ağını etkiliyor, davranış değişikliklerini ve kanseri tetikliyor.




Katı ve sıvı yağların bozulmasını,
küflenmesini önlemek için kullanılıyor. Tahıl ve tahıl ürünlerinde, sakızlarda,
bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı
paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır.
 

9-)
Sülfür Dioksit




Sülfür içeren katkı maddelerinin Amerika’da
çiğ sebze ve meyvelerde kullanılması yasaklanmıştır. Yani bunun zehir olduğu gerçeğini daha fazla
görmezden gelemeyince hiç değilse çiğ gıdadan çıkaralım demişler.




Yan etkilerinin içinde bronş problemleri,
düşük kan basıncı ve anaflaktik şok var. (vücutta
alerjen maddelere karşı oluşabilen ciddi bir alerjik reaksiyon biçimidir. Bu
alerjen maddelere örnek olarak böcek zehirleri, polenler, yiyecekler, ilaçlar
verilebilir)


Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında
kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız
hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı
astımlılarda astım atağını tetikleyebiliyor.
 

SO2, sülfitleyici maddeler (sülfür dioksit, sodyum veya potasyum
sülfit, bisülfit, metabisülfit)
olarak da bilinirler. Gıda koruyucusu
olarak ve fermente içeceklerde kullanılır. Fırınlanmış ürünler, çaylar,
çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları,
konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında
ve içeceklerde bulunur.




Birçok
restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.
 

10-)
Potasyum Bromat




Bu katkı maddesi, ekmek yapımında ve unlu
mamullerde hacmi arttırmak ve ekmeğin rengini beyazlatmak için kullanılıyor.
Hayvanlarda kansere neden olduğu biliniyor. Az miktarları bile insanlarda
değişik problemlere yol açıyor. ABD ve Japonya dışında bütün dünyada kullanımı
yasaklanmış bir maddedir.
 

Bazı un üreticileri, irmik altı diye
adlandırılan kalitesiz unlara kanserojen etkisi yüzünden katılması yasak olan
benzol peroksit ve potasyum bromat gibi bazı katkı maddelerini ekleyerek,
rengini beyazlatıyor ve ekmeklik unmuş gibi fırınlara pazarlıyor.




Bu katkı maddeleri çakmak tutulduğunda ekmeğin
benzin dökülmüş gibi alev almasına yol açıyor.
 

“Beyaz
ekmekten uzak kalmamızda yarar var.” – Nil GÜN         




Konunun önemini biraz daha vurgulayabilmek için,
affınıza sığınarak hiç de hoşlanmayacağınız bir örnek vermek istiyorum.

KETÇAP




Son yıllarda kanser vakalarının neden devamlı
artış gösterdiğini hiç düşündünüz mü?  Siz
çocuğunuzun kanserojen madde içeren gıda almasını ister misiniz? Peki, niye
hazır ketçap alıyorsunuz?
 

E211
– SODYUM BENZOAT ketçaplarda bulunmaktadır.




Ahmet KALAYOĞLU


Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet