• KÜRESEL FİNANS ÖRGÜTLERİ /// ÖMER ÖZKAYA : Küresel kurulu düzenin ticari aklı nasıl çalışıyor ?
  • Yayın Tarihi : 20 Ağustos 2018 Pazartesi
  • Kategori : GEORGE SOROS & KÜRESEL FİNANS ÖRGÜTLERİ


Küresel kurulu düzenin ticari aklı nasıl çalışıyor ? 

Uluslararası borç krizlerini çözerken finans piyasalarında özellikle bankacıların analizleri ve istihbaratları göz önüne alınır. Klasik işleyiş genelde bellidir, verilecek borç geri döner mi, borç alan borcu nasıl ödeyecektir sorularına cevap aranır. Borç alan kişi, şirket veya devlet bu soruya bazen “ödeme imkânım yok” şeklinde de cevap verebilir ki zaten istihbari raporlar ödeme kabiliyeti hakkında yeterli bilgiyi vermektedir. Bankacılar normal bankacılık kriterlerini göz önüne alırsa kredi muslukları inanılmaz derecede az çalışır. 

İşte bu nokta “siyasi irade” ve küresel hegemonların ticari zekâsı devreye girer. Burada zekâ, günlük olaylardaki gibi işlemez, bir anda bambaşka “akıllar” devreye girer, analiz ve projeksiyon teknikleri değişir. Siyasi, askeri, istihbari, diplomatik, etnik, dini, jeopolitik, jeostratejik, zirai, endüstriyel, kültürel geniş bir parametreler zinciri oluşur. Küresel hegemonlar “siyasal” bir kredi kararı verirler. Bu çok geniş ideolojik, kültürel ve özellikle jeopolitik içerik taşısa da birçok irrasyonel parametre de devrede olur. 

ABD’deki son finansal krizdeki kurtarma ve feda etme operasyonları iyi analiz edilirse küresel hegemonların ekonomik, finansal, mali ve ticari karar alma süreçlerinin gerçekten sürekli değişen senaryolar ile birlikte ele alınmakta olduğu görülecektir. 

Bu noktada küresel hegemonların yerel ve bölgesel “akıllar”a ciddi ihtiyacı olur, önce yerel ve bölgesel “akıl” inşa edilir. Çünkü istemin işleyişinin rasyonel, siyasi, jeopolitik ve sair parametrelere uygunluğu gözetilir. 

Bu bağlamda İran Şah’nın küresel hegemonların nasıl bir ekopolitik ve mali politik karar alacağını öngörmesi gerekirdi. Yüzyılların birikimine sahip Fars aklı ve istihbaratı, bu noktada gerekli analizleri yapamadı. Çünkü küresel değil bölgesel bir vizyonları vardı. Sasani İmparatorluğu veya İran Şii İmparatorluğu, küresel bir iddia sahibi değildi. Doğal olarak küresel vizyon ve iddialar, yerel, bölgesel ve dinsel içerikli olanları sürekli yener.Bunun gibi birçok küresel, finansal, ticari, mali, jeopolitik ve jeostratejik yerel vizyonlar farklı değerlendirilir. Şah ve istihbaratı bu çok önemli detaylar tartelasını atlayınca Yamani’nin ve Fahd’ın vizyonuna mağlup oldu. 

Kur ve ticaret savaşlarında, mali ve finansal operasyonlarda ayakta kalabilmenin temel şartı, oluşacak paradigmayı öngörmek ve hatta inşa etmekten geçer. Bu da dev bir ekonomik istihbarat faaliyeti, ciddi sayıda uzman istihdamı ve küresel hegemonların aklına tesir etmekten geçer. 

Bu noktada Suudi Arabistan ciddi bir paradigma değişimine gitti. Tutucu ve dinsel boyutu, seküler ve laik boyutla değiştirdi. Hanedan Konseyi’nin 1978’de oluşturduğu siyasal, dinsel ve küresel vizyonu uygulamaya aldı ki bunlar siyasal ve dinsel düzenlemeler gibi görünse de tümü ile finansal, ticari ve mali önlemler ile ilgilidir. İran yine tarihte olduğu gibi bölgesel bir atak yaparken küresel ekonomik tsunamiye yakalandı. Neoliberal kapitalizmin her büyük krizi, Suudi Arabistan, İran, Irak ve Türkiye’de siyasal ve ekonomik değişimler üretmiştir. Türkiye’nin başkanlık sistemi ile bir ön alma çabası, kur saldırıları ile karşılık buldu. Küresel paradigmayı ve operasyonları öngörebilirsek bu tsunamiyi de atlatırız. Bunun için küresel kurulu düzenin finansal, ticari, mali ve jeopolitik aklının nasıl çalışacağını ve ne tür bir senaryo yazdığını irdelemeliyiz. 

Sonuç olarak her borç, borç olmadığı gibi her alacak da alacak değildir. Küresel hegemonların mali, ticari ve finansal aklının iç ve dış aksamının birinci kuralı budur.