SA8610/SD1705: Soros Röportajı : Ömür Boyu
Kriz -The Crisis of a Lifetime-


KAYNAK : https://www.sonsuzark.com/2020/05/sa8610sd1705-soros-roportaj-omur-boyu.html?utm_source=feedburner&utm_medium=email&utm_campaign=Feed%3A+blogspot%2FpTexU+%28%22sonsuz+ark%22%29




Sonsuz Ark’ın Notu:


Aşağıda çevirisini yaptığımız
röportaj, Augsburger Allgemeine’nin Genel Yayın Yönetmeni Gregor Peter
Schmitz tarafından  Sırbistan, Gürcistan, Ukrayna, Mısır ve benzeri
ülkelerde renkli devrimler adı altında ayaklanmalar ve Türkiye’de Gezi Terörü gibi
istikrarsızlık ve kaos organizasyonlarının finansörü, katı bir rejim olan
Çin dahil, dünyadaki bütün yerel terör örgütlerini sivil toplum örgütleri ile
organik bağlı olarak kurarak, organize ederek, politik olarak destekleyerek,
finanse ederek ve koruyarak hükümetleri baskı altına alan ve kendi spekülatif
çıkarlarına boyun eğer hale getiren ve bunu ‘açık toplumlar-özgür insanlar’ olarak
pazarlayarak küstah, buyurgan, kibirli bir dil edinen
‘siyonist yahudi’ milyarder tabakanın bir parçası, Covid-19 salgının
yayılmasında Bill Gates ile birlikte payı olduğu iddia edilen Hedge
fon endüstrisinin öncüsü Soros Fon Yönetimi ve Açık Toplum Vakıflarının
Başkanı ünlü spekülatör George Soros’la yapılmıştır ve Covid-19
sonrası Çin’in, ABD’nin ve Avrupa
Birliği’nin nasıl yol alacağına odaklanmaktadır. Soros’un Avrupa Birliği’ni ‘tamamlanmamış
bir birlik’ olarak tanımlaması ve Avrupa Birliği için dayatmacı yollar
göstermesi, demokratik yollarla seçilmiş Macaristan ve Polonya yöneticilerini
sırf kendi ülkelerinin çıkarlarını düşündükleri için diktatörlük olarak
kötülemesi, Satanist bir birlik olarak kendisinin de dahil olduğu küresel
çetenin bir projesi olduğunu düşünmemizi sağlamaktadır: “Özellikle
AB’nin hayatta kalmasından endişe duyuyorum çünkü bu tamamlanmamış bir birlik.
Yaratılış sürecindeydi. Ancak süreç hiçbir zaman tamamlanmadı ve bu da
Avrupa’yı olağanüstü derecede savunmasız hale getiriyor; sadece tamamlanmamış
bir birlik olduğu için değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne dayandığı için
ABD’den daha savunmasız. Ve COVID-19 virüsü gibi tehditler çok hızlı hareket
ederken, adalet çarkları çok yavaş hareket ediyor. Bu Avrupa Birliği için özel
bir sorun yaratıyor.”
Soros ve patronları halkların özgürce seçtikleri
liderleri diktatör diyerek tanımlarken söylemlerinin aksine demokrasi
düşmanlığı yapmaya, gerçekleri çarpıtarak satanist ve faşist diktatörlükler
kurmaya ve yönettikleri,
ahlaksızlaştırdıkları, sömürdükleri ve sürülere
dönüştürdükleri bilinçsiz ve uyuşturucu bağımlısı toplumlara açık toplumlar
diyerek bu insanları aldatmaya devam etmek istiyorlar; Covid-19’un onların
dünyaya yeni mahkumiyetler dayatmak için
kullandıkları bir araç olduğunu, Avrupa Birliği özelinde tartışılan tahvillerle ilgili
alınan kararlardan hoşnut olmamasından anlayabilirsiniz.


Seçkin Deniz, 26.05.2020



The Crisis of a Lifetime


“Politika
yapıcılar, COVID-19 krizinin yarattığı istisnai koşullara uygun önlemler
alabilir ve almalıdır. Fakat insanların kendi ulusal hükümetlerinden güvenlik
beklediği bir dönemde ulus devletler, salgın ve ekonomik çöküş ile mücadele
etmek için gerekli olan birlikteliği toparlayabilirler mi?”


Gregor Peter Schmitz, George Soros’la röportaj
yapıyor:



Post-pandemi dünyası hakkında sadece bir şey kesindir: Bundan önce olduğu gibi
küreselleşen ekonomiye geri dönüş yolu yoktur. Çin’in yükselişi, ABD’nin kaderi
ve Avrupa Birliği’nin hayatta kalması da dahil olmak üzere her şey buna
kapılmaya hazır.



GREGOR PETER SCHMITZ: Birçok kriz gördünüz. COVID-19 salgını öncekilerle
karşılaştırılabilir mi?




GEORGE SOROS: Hayır. Bu benim hayatımın krizi. Pandemi vurmadan önce bile,
normal zamanlarda imkansız ve hatta düşünülemez olanın sadece mümkün değil,
aynı zamanda kesinlikle gerekli olduğu devrimci bir anda olduğumuzu fark ettim.
Ve sonra insanların yaşamlarını tamamen bozan ve çok farklı davranışlar
gerektiren COVID-19 geldi. Muhtemelen bu kombinasyonda hiç gerçekleşmemiş
benzeri görülmemiş bir olaydır. Ve bu gerçekten de uygarlığımızın hayatta
kalmasını tehlikeye sokuyor.



GPS: Hükümetler daha iyi hazırlanmış olsaydı bu kriz önlenebilir miydi?



SOROS: Bubonik vebadan (Seçkin Deniz’in Notu: Hıyarcıklı Veba) bu yana bulaşıcı hastalık
pandemileri yaşıyoruz. On dokuzuncu yüzyılda oldukça sık salgın yaşanıyordu ve
sonra aslında I.Dünya Savaşı’nın sonunda üç dalgada oluşan İspanyol gribi
vardı, ikinci dalga en ölümcül oldu. Milyonlarca insan öldü. Ve on yıl önce
domuz gribi gibi başka ciddi salgınlarımız da oldu. Dolayısıyla, hazırlıksız
ülkelerin böyle bir şey için bu kadar şaşkın oluşu şaşırtıcı.



GPS: Mevcut durumun en büyük sorunu, bu virüsle nasıl başa çıkılacağı
ve önümüzdeki aylarda veya yıllarda mücadeleye nasıl devam edileceği konusunda
yaşanan netlik eksikliği -belirsizlik- mi?




SOROS: Kesinlikle  bu eksiklik çok büyük. Çok hızlı öğreniyoruz ve
şimdi virüs hakkında ortaya çıktığı zamankinden çok daha fazlasını biliyoruz,
ancak virüsün kendisi hızla değiştiği için hareketli bir hedefe ateş ediyoruz.
Bir aşı geliştirmek uzun zaman alacaktır. Ve bir aşı geliştirdikten sonra bile,
her yıl aşının nasıl değiştirileceğini öğrenmeliyiz, çünkü virüs büyük
olasılıkla değişecektir. Her yıl grip aşısı ile yaptığımız şey budur.



GPS: Bu kriz kapitalizmin doğasını değiştirecek mi? COVID-19 mevcut felaket
derecedeki durgunluğa yol açmadan önce bile, küreselleşme ve serbest ticaretin
olumsuz tarafları çok fazla dikkat çekiyordu.




SOROS: Pandemi başladığında bulunduğumuz yere geri dönmeyeceğiz. Bu çok kesin.
Ama kesin olan tek şey bu. Diğer her şey buna kapılmaya hazır. Kimsenin
kapitalizmin nasıl gelişeceğini bildiğini sanmıyorum.



GPS: Bu kriz insanları ve ulus devletleri bir araya getirebilir mi?



SOROS: Uzun vadede, evet. Şu anda, insanlara korku hakimdir. Ve korku insanları
çok sık rahatsız eder. Bu hem bireyler hem de kurumlar, uluslar ve insanlık
için geçerlidir.



GPS: ABD ve Çin arasındaki şu anki suçlama oyununda virüsün kökenine tanık
oluyor muyuz?




SOROS: ABD ve Çin arasındaki çatışma devam ediyor, çünkü iklim değişikliği ve
COVID-19’a karşı bir aşı geliştirmek için birlikte çalışmalıyız. Ancak,
görünüşe göre, birlikte çalışamayız çünkü aşıyı kimin geliştireceği ve
kullanacağı konusunda zaten rekabet ediyoruz. Çok farklı iki hükümet sistemimiz
olması, demokratik ve…



GPS: Otokratik mi?



SOROS: Doğru. Bu her şeyi daha da zorlaştırıyor. Çin ile çok yakın çalışmamız
gerektiğini söyleyen birçok insan var, ama bunu yapmaktan yanayım. Demokratik
açık toplumumuzu korumalıyız. Aynı zamanda, iklim değişikliği ve yeni
koronavirüs ile mücadelede işbirliği yapmanın bir yolunu bulmalıyız. Bu kolay
olmayacak. Çinli insanlara sempati duyuyorum çünkü onlar diktatör Başkan Xi
Jinping’in hakimiyeti altındalar. Birçok eğitimli Çinlinin buna çok kızgın
olduğunu düşünüyorum ve genel olarak halk, COVID-19’u Çin Yeni Yılı’na kadar
gizli tuttuğu için hala ona çok kızgın.



GPS: Çinliler krizin en iyi düzeyde ele alınması gerektiğinin farkına
varırken, Xi’nin iktidar üzerindeki tutumu zayıflayabilir mi?




SOROS: Çok fazla. Xi, dönem sınırlamalarını kaldırarak kendisini ömür boyu
başkan ilan ederek, çok dar ve rekabetçi bir seçkin gruptaki en önemli ve
hırslı erkeklerin siyasi geleceğini yok etti. Kendi adına büyük bir hataydı.
Yani, evet, bir şekilde çok güçlü, ama aynı zamanda son derece zayıf ve şimdi
belki de savunmasız.



Çin liderliğindeki mücadele çok yakından takip ettiğim bir şey; çünkü açık bir
topluma inananların yanındayım. Ve Çin’de de açık bir toplum lehine olan birçok
insan var.



GPS: Tekraren, şu anki ABD başkanı açık ve özgür bir toplumun değerlerini gerçekten
temsil etmiyor…




SOROS: Pekala, bu çok uzun sürmeyeceğini umduğum bir zayıflık. Donald Trump bir
diktatör olmak istiyor. Ama o olamaz çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nde
insanların hala saygı duyduğu bir anayasa var. Ve bu belli şeyleri yapmasını
engelleyecektir. Bu, yapmayı denemeyeceği anlamına gelmez, çünkü kelimenin tam
anlamıyla hayatı için savaşıyor. Ayrıca Trump’ın kendini yok edeceğine
inandığımı ve en çılgın beklentilerimi aştığını da söyleyeceğim.



GPS: Bu güç mücadelesinde Avrupa Birliği -bu kadar çok önem verdiğiniz
eviniz- nasıl bir rol oynuyor?




SOROS: Özellikle AB’nin hayatta kalmasından endişe duyuyorum çünkü bu
tamamlanmamış bir birlik. Yaratılış sürecindeydi. Ancak süreç hiçbir zaman
tamamlanmadı ve bu da Avrupa’yı olağanüstü derecede savunmasız hale getiriyor;
sadece tamamlanmamış bir birlik olduğu için değil, aynı zamanda hukukun
üstünlüğüne dayandığı için ABD’den daha savunmasız. Ve COVID-19 virüsü gibi
tehditler çok hızlı hareket ederken, adalet çarkları çok yavaş hareket ediyor.
Bu Avrupa Birliği için özel bir sorun yaratıyor.



GPS: Almanya Federal Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz hafta Avrupa Merkez
Bankası ile ilgili verdiği son kararla bombayı patlattı. Ne kadar ciddiye
alıyorsunuz?




SOROS: Çok ciddiye alıyorum. Karar, Avrupa Birliği’ni hukukun üstünlüğüne
dayanan bir kurum olarak yok edebilecek bir tehdit oluşturuyor, çünkü bu tehdit
tam olarak Almanya’nın en saygın kurumu olan Alman Anayasa Mahkemesinden
geliyor. Karar vermeden önce Avrupa Adalet Divanı’na danışmış ve daha sonra
buna karşı çıkmaya karar vermiştir. Artık Alman Anayasa Mahkemesi ile Avrupa
Adalet Divanı (AAD) arasında bir çatışma var. Hangi mahkemenin önceliği var?



GPS: Teknik olarak, Avrupa Antlaşmaları bu alanda AAD’ye üstünlük sağlıyor.
Bu çok açık.




SOROS: Doğru. Almanya AB’ye katıldığında, Avrupa yasalarına uymayı taahhüt
etti. Ancak karar daha da büyük bir meseleyi gündeme getiriyor: Alman mahkemesi
Avrupa Adalet Divanı’nın kararlarını sorgulayabiliyorsa diğer ülkeler bu örneği
takip edebilir mi? Macaristan ve Polonya, Avrupa yasalarını mı, yoksa (AB’nin
meşruiyetini sorgulayan) kendi mahkemelerini mi önemserler? Bu soru,
hukukun üstünlüğü üzerine inşa edilmiş olan AB’nin tam kalbinde yer almaktadır.



Polonya hemen bu duruma adapte oldu ve hükümet kontrolündeki mahkemelerin
Avrupa hukukundan üstün olduğunu iddia etti. Macaristan’da Viktor Orbán,
kendisini diktatör ilan etmek için COVID-19 acil durumunu ve elde edilen bir
parlamentoyu zaten kullandı. Parlamento, Avrupa yasalarını açıkça ihlal eden
kararnamelerini onaylamak için açık tutuldu. Alman mahkemesinin kararı AB’nin
bu gelişmelere direnmesini engelliyorsa, bildiğimiz gibi bu AB’nin sonu
olacaktır.



GPS: ECB’nin bu karardan sonra politikalarını değiştirmesi gerekecek mi?



SOROS: Şart değil. Bu karar, ECB’nin sadece mevcut para politikalarını
gerekçelendirmesini gerektirir. Yaptığı eylemleri haklı çıkarmak için üç ay
süre verildi. Bu, Avrupa’daki pandemi ile mücadele için gereken mali kaynakları
sağlayabilen tek gerçekten işleyen kurum olduğunda ECB’nin dikkatini büyük
ölçüde tüketecektir. Bu nedenle, dikkatini Avrupa’nın bir Kurtarma Fonu
oluşturmasına yardımcı olmaya odaklamalıdır.



GPS: Bu kaynakların nereden gelebileceği konusunda herhangi bir öneriniz var
mı?




SOROS: Artık “Konsollar (Devlet Tahvillleri)” olarak adlandırılması gerektiğini
düşünmeme rağmen AB’nin kalıcı tahviller
çıkarmasını önermiştim, çünkü kalıcı tahviller 1751’den bu yana İngiltere ve
1870’lerden beri ABD tarafından bu isim altında başarıyla kullanıldı.



Kalıcı tahviller, Avrupa Konseyi tarafından reddedilen “Coronabonds” ile ve iyi
bir nedenden dolayı, üye devletlerin kabul etmek istemediği birikmiş borçların
karşılıklılaştırılmasını ima etmesi ile karıştırılmıştır. Bu, kalıcı tahviller
hakkındaki tartışmayı zehirledi.



Mevcut çıkarımın Konsollar için olan iddiamı güçlendirdiğine inanıyorum. Alman
mahkemesi, ECB’nin eylemlerinin yasal olduğunu, çünkü tahvil alımlarının üye
ülkelerin ECB’deki hisse oranıyla orantılı olması şartıyla hareket ettiklerini
söyledi. Ancak açık bir sonuç olarak, ECB’nin “sermaye anahtarı” ile orantılı
olmayan herhangi bir ECB alımına mahkeme tarafından itiraz edilebilir ve ultra
yetki sayılabilir .



Önerdiğim tahviller bu sorunu ortadan kaldıracak, çünkü AB tarafından bir bütün
olarak çıkarılacaklar, otomatik olarak orantılı olacak ve sonsuza dek
kalacaktı. Üye devletler, tahvillerin üye ülkeler tarafından ya oybirliğiyle ya
da istekli bir koalisyon tarafından kolayca ödenebilecek kadar az olan – yani%
0.5 gibi – yıllık faizini ödemek zorunda kalacaklardı.



Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa’nın bu salgınla mücadele
etmek için yaklaşık 1 trilyon € ‘ya (1.1 trilyon $) ihtiyacı olduğunu ve buna
iklim değişikliği için 1 trilyon € daha eklenmesi gerektiğini söyledi.
Konsollar, AB üye ülkeleri kendilerine yetki verirse bu miktarları
sağlayabilirler.



Ne yazık ki, Almanya ve Hollanda liderliğindeki “Hansa Birliği” devletleri buna
şiddetle karşı çıkıyor. Tekrar düşünmeliler. AB şimdi, sadece yaklaşık 100
milyar € sağlayacak ve kalıcı tahvillerin sağlayabileceği faydanın sadece onda
birini sağlayacak olan bütçesini ikiye katlamayı düşünüyor. AB bütçe katkılarını
minimumda tutmak isteyenler Konsolları desteklemelidir. Mali işlem vergisi gibi
AB’ye kendi kaynaklarını ve AAA derecelendirmesini sağlayacak bazı vergileri
yetkilendirmek zorunda kalacaklardı, ancak vergilerin uygulanması
gerekmeyecekti; yerleri Konsollar tarafından doldurulacaktı. Hem bu partiler
hem de Avrupa’nın geri kalanı çok daha iyi durumda olacaktı. Yıllık 5 milyar
Euroluk ödemeler, bugünkü değeri sürekli azalacak olan, AB’ye kıtanın acilen
ihtiyaç duyduğu 1 trilyon Euro; inanılmaz bir maliyet-fayda oranıdır.



GPS: AB, devlet yardımlarına karşı kurallarını gevşettiğinde, taleplerin
yarısından fazlası Almanya’dan geldi.. Bazı insanlar bunun Almanya’nın haksız
avantaj sağladığı için tek bir pazarın ilkelerini zayıflattığını iddia ediyor.
Ne düşünüyorsunuz?




SOROS: Onların görüşlerine katılıyorum. Özellikle Avrupa’nın hasta adamı ve
daha sonra COVID-19’un en sert darbesini alan İtalya’ya haksızlık. Lega parti
lideri Matteo Salvini, İtalya’nın euro ve Avrupa Birliği’nden ayrılması için
kışkırtıyor. Neyse ki, hükümetten ayrıldığından beri kişisel popülaritesi
azaldı, ancak onun takipçileri artıyor.



Bu, AB için bir başka varoluşsal tehdit. Eskiden en Avrupa yanlısı ülke olan
İtalya olmadan Avrupa’dan geriye ne kalacak? İtalyanlar Avrupa’ya kendi hükümetlerinden
daha fazla güveniyorlardı. Ancak 2015 mülteci krizi sırasında kötü muamele
gördüler. İşte o zaman Salvini’nin aşırı sağ Lega’sına ve popülist Beş Yıldızlı
Hareket’e döndüler.



GPS: Çok karamsarsınız.



SOROS: İlgisi yok. Avrupa’nın çeşitli varoluşsal tehlikelerle karşı
karşıya olduğunun farkındayım. Bu bir söylem figürü değil; gerçek bu. Almanya
Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararı sadece en son sorundur. Bunu fark ettikten
sonra, durumu değiştirebilir ve iyileştirebiliriz. İçinde bulunduğumuz istisnai
koşullara uygun istisnai önlemler alabiliriz. Bu kesinlikle normal zamanlarda
çıkarılmaması gereken Konsollar için geçerlidir, ancak şu anda idealdir. Konsol
çıkarmak gibi önlemler önerebildiğim sürece umudumdan vazgeçmeyeceğim.



Gregor Peter Schmitz , 11 Mayıs 2020, Project Syndicate



Gregor Peter Schmitz, Augsburger Allgemeine’nin Genel Yayın Yönetmeni ve Avrupa
Birliği Trajedisi’nin ortak yazarı. George Soros, Soros Fon Yönetimi ve
Açık Toplum Vakıflarının Başkanıdır. Hedge fon endüstrisinin öncüsüdür.)




Seçkin Deniz, 26.05.2020, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar


Çeviriler ve Yansımalar


Seçkin Deniz Yazıları


Takip et:
@Seckin_Deniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet