Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Dr.
Zeki Şahin : GLOBAL FİNANSAL ELİTİN “ÜÇ KAĞIT EKONOMİSİ”


Ekonomiyi Millet adına ve Devlet imkanlarını kullanarak
yöneten üst düzey görevliler tüm ithalat/ihracat/mevduat hareketlerini bugünün
modern bilgisayar ağı ile anlık olarak izleme ve yönlendirme gücünü ellerinde
bulundurmaktadırlar. Bu güçle tüm parametreleri anında görme, değerlendirme ve
yönlendirme olanakları vardır. Gelişen elektronik izleme ve gözleme
vasıtalarıyla bu güce bankalar ve finans kuruluşları da sahiptir ve bu imkanı
rahatlıkla kullanarak muazzam spekülasyonları kolayca yapmaktadırlar.


Bu durumu
gözlemleyen ve analiz eden popüler iktisatçı Osman Altuğ bu sistemi  “üç
kağıt ekonomisi” olarak tanımlamış ve kamuoyuna deklere etmiştir. Burada
zikredilen “üç kağıt” “Konvertibli Dövizler, Menkul Kıymet Borsasında alım ve
satımı yapılan hisse senedi ve tahviller ile, Devlet iç ve dış Borçlanma
Senetleri ve Tahvilleridir. 


Müstemleke ya da
yarı müstemleke ülkelerde ve yöneticileri global finansal elit ile anlaşmış
olan ülkelerde, hizmet işletmeleri haricinde, üretime yönelik endüstriyel
işletmeler kurmaları sözde kanuni kurallarla zorlaştırılarak, kazancını ve
birikimini korumaya çalışanları üretime yönlendirecek hiçbir yol bırakılmamış
ve az-çok kapital birikimi olan insanlar, Devleti yönetenlerce ayarlanan ve
miktarı meçhul enflasyon, döviz kuru ve faiz oranı kıskacına alınmışlardır.
Kazandıkları servet ve birikimlerini korumaya çalışan vatandaşlar; hiçbir zaman
reel değerini yansıtmayan ve fiktif değerlerle manipüle edilen “üç kağıdın”
peşinde masallardaki krallarca uygulanan “kırk katır mı kırk satır mı” cezasına
çarptırılmış; denenen her yol, parasını yurt dışına aktaramayan ve kendi
ülkesinde birikimini korumaya çalışanları pişman ve perişan ederek, adeta ve
göz göre göre, birikimleri ellerinden alınarak soyulmuşlardır. 


İnsanlar adeta
“narkozlanarak” ve beyinleri yıkanarak, reel ekonomi gerçeklerinden o kadar
uzaklaştırılmışlar ve bu girdaba kendilerini bilinçsiz bir şekilde o kadar
kaptırmışlardır ki; borsada, dövizde veya devlet bono faizlerinde bir hareket
olduğunda, parası ödenmemiş tüm emlak, ticari emtea alım ve satımları iptal
edilmekte ve ekonomik hayat kesintilere uğratılmaktadır.


“EMERGING MARKETS, GAME OR GAMBLE”, “YÜKSELEN
PİYASALAR, OYUN VEYA KUMAR”


Global finansal
elit,  bugün tüm dünyada kendileri için tarihte emsali görülmemiş bir
“oligopol” piyasası yaratmışlardır. Kapitalist düzenin kurucuları bu düzenin
tüm olumlu yanlarını “kendileri ve kendi ülkeleri”, olumsuz yanlarını ise
“diğerleri ve diğerlerinin ülkeleri” için kullanmaktadırlar.


Kullanılan
araçlar arasında, “medya”, “finans” ve “şahsi emellerini müstevlilerin siyasi
emelleriyle tevhit etmiş yandaş politikacılar” bulunmaktadır. Birisi olmadan bu
sacayağı ayakta duramaz, bu nedenle sarmaş dolaş olmuşlardır.


“Finans” ayağı
“emerging markets” üstünde durur. Önce bu marketi oluşturan “menkul kıymet
borsaları” hangi ülkelerde yer alır, ona bakalım.


  • Argentina
  • Brazil
  • Bulgaria
  • Chile
  • Colombia
  • Ecuador
  • Egypt
  • Hungary
  • Korea
  • Kazakhstan
  • Mexico
  • Malaysia
  • Mexico
  • Panama
  • Peru
  • Philippine
  • Poland
  • Qatar
  • Russia
  • South Africa
  • TURKEY
  • Ukraine
  • Uruguay
  • Venezuela


Bu ülkelerin
ortak özelliklerine baktığımızda “demokratik” düzene geçilmiş olmasına rağmen,
bu demokrasilerin “spontane” olmadığı ve “güdümlü demokrasi” niteliğinde olduğu
“gerçek demokrasi” temelini oluşturan “social consensus-toplumsal anlaşma”
olmadığı görülür.


Bu ülkelerde
“para piyasaları” ve “menkul kıymet borsaları” da “telkinle/talimatla”
kurulmuşlardır. Bu telkinlerin/talimatların altında “parasal” neden vardır ve
proje sahibi olan “ulaslararası finansal elit” bu ülkelerde “gizli veya açıkça
otorite” olan kesimleri; “birlikte muazzam para kazanacakları” ve “bu paralarla
güçlerine güç katacakları” konusunda ikna ederek, üretime yönelik ve
gerçek-reel ekonomik faaliyetlerin yerine, “sanal alemde” sınırsız spekülasyonların
ve sınırsız zenginliklerin önünü açarak, “üç kağıt ekonomisini”
kurmuş/kurdurmuşlardır.


Asıl parayı
kazananlar bu işi Londra’da idare edenlerdir ve onlar dünya çapında “emerging
markets-yükselen piyasalar”” adı verilen “üç kağıt” düzeni kurulmuş bu
ülkelerin menkul kıymet  piyasalarında spekülasyonlar yaparak dünya
çapında, iş birlikçileri de kendi ülkelerinde diğerlerini soymak için “üç
kağıt” ile oyun kurarken,, bu ülkelerde yerleşik sıradan insanlar da,
ellerindekinden daha fazla para kazanabilmek ümidiyle  bu “üç kağıt”
düzeninde kumar oynamaktadırlar. Bu düzenin kurbanları gazetelere ve
magazinlere yüzlerce defa konu oldular. Yuvası yıkılanları mı ararsın,
şirketini batıranları mı, evini arabasın satıp emekli ikramiyesini kaptıranları
mı, intihar edenleri mi? Ne ararsan var. Hem de otuz iki kısım tekmili birden.


Londra’da
oturanlar GMT’ ı esas alarak günü ikiye bölerler ve 12 saat Londra’ya göre doğu
ülkelerinde yer alan “emerging markets” piyasalarında spekülatif alım ve satım
yaparak en az 1%, günün diğer 12 saatinde ise, Londra’ya göre batı ülkelerinde
yer alan “emerging markets” piyasalarında spekülatif alım ve satım yaparak en
az 1% ve bazan %2 veya % 3 kazanarak, yılda ortalama % 1000 oranında, “paraya
para” kazandırırlar. Vah benim yıllık % 1,5 -2 yıllık faizle dövizini
yerli/yabancı bankalara kaptıran gariban (!) para sahibi insanlarıma.


Kendi ülkelerinde
bu tür oyunlara girmezler ve girenleri, “Asil Nadir” olayında olduğu gibi,
affetmezler. Bu işi yapanlar yanlarına “Dünya Kiliseler Birliğini”, “CIA” ve
“İngiliz İntelligence Servisini” de almışlardır ve kendileri tarafından kurulup
kontrol edilen “Uluslar arası Kredi Değerlendirme Kuruluşları” aracılığıyla da
daha büyük spekülasyonlar yaparak daha da büyük paralar kazanırlar. 


Türkiye, 2003
yılı Mart ayında, “Tezkere Krizi” bahane edilerek ve bu çerçevede yaptırılan
finansal bir operasyonla soyulmuştur. 100.- USD nominal değer taşıyan
EUROBOND’ları 80.- USD’ a kadar düşürülerek ve daha sonra 145.- USD
seviyelerine çıkarılarak dehşetli bir operasyon yapılmıştır. Aynı operasyon
dahili Borsa indeksi 19000 seviyesinden 8000 seviyesinin altına düşürülerek
içeride de yaptırılmıştır.


Kıbrıs’da
referandum oylamasını takiben ikinci operasyon gündeme gelmiş ve 100.- USD
nominal değerli EUROBOND’ları  80.- USD seviyesine kadar ve dahili borsa
endeksi 21000 seviyesinden 16500 seviyesine kadar düşürülmüştür.


Her iki operasyon
için de “gerçek bir ekonomik” bir neden yoktur. Sadece “global finansal elit”
daha fazla para kazanmak istemiş ve bununla birlikte; tezkere krizindeki oluşuz
(!) tavrı yüzünden, iş başındaki “hükümet cezalandırılmış”, Kıbrıs oylaması
sonucunda ise “Hükümete verilen uluslar arası politik destek” için belli bir
“ücret” alınmıştır diyebiliriz. 


Şimdi durum bu
olduğuna göre şunun üzerinde düşünebiliriz: 


1980 yılında
başlatılan bu uluslararası “üç kâğıt soygun operasyonları” ile kazanılan kaydi
paraların toplamı, dünyanın maddi varlıklarının tümünü satın alabilecek bir
miktara ulaşmışken bu paralarla ne yapmış olabilirler?


Hemen cevaplayalım.
2008 finansal krizini çıkartarak, tüm dünyada zor duruma düşürdükleri
bankalara, üretim müesseselerine ve sair maddi varlıklara piyasada ulaşmış
oldukları değerlerinin 10’da birini, 5’te birini ödeyerek sahip olmuşlardır.
ABD, kendi ülkesinde bu duruma izin vermemek için, “bail out-kurtarma”
planlarıyla ve devlet eliyle, 0-sıfır faizli muazzam miktarda paralarla o
şirketleri ve varlıkları yabancıların eline geçmekten kurtarmıştır.


Bu süreç
içerisinde, tüm “emerging market countries-yükselen piyasalar ülkeleri” hedef
alınarak, ekonomik değer taşıyan, tüm milli devlet şirketlerinin yerli/yabancı
şirketlere satılarak, o ülkelerde devlet biçiminin ve kavramının değiştirilerek
“şirketokrasi-kapitokrasi” tasallutu altına alınması, bunun alt yapısı için de
tüm iş yasalarının ve işçi örgütlenmesi düzenlemelerinin, işçiler/çalışanlar
aleyhine olarak değiştirilmesi sağlanmıştır.


Durum-vaziyet bu
olduğundan, yeni döneme hazırlıksız yakalananlar batmıştır ya da batmayanların
da akıbeti yakında batmak olacak, insanlar yeni efendilerine, “global finansal
elit” yönetimine, yani “efendi/köle düzenine” alışmak zorunda kalacaklardır.


“Global finansal
elit”, elindeki para gücüyle, herkesi satın alarak ve her istediğini
yaptırarak, bu düzeni sürdürme azim ve kararlılığındadır.


Yani işimiz
Allah’a emanettir.


Kaynak:
Dr. Zeki Şahin yazdı: GLOBAL FİNANSAL ELİTİN “ÜÇ KAĞIT
EKONOMİSİ”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış