‘Takım elbiseliler’ kovboylarla kol kola

Kingsman,
ikinci filminde yine ‘mantık üstü’ dövüş koreografileriyle süslü bir macera
sunuyor. Takım elbiseli ajanlar, bu defa uyuşturucu taciri çılgın bir kadına
karşı Amerikalı kovboy dostlarıyla iş birliği yapıyor.

Güçlü bir istihbarat geleneği olan İngilizlerin, casusluk
filmlerindeki başarıları malum… İngilizler, ‘James Bond’, ‘Üçüncü Adam’,
‘Köstebek’ gibi unutulmaz filmlere imza atıp, onlarla alay eden eserleri de
bizzat kendileri çekiyorlar. Bu ti’ye alma filmlerinden bir tanesi de çok gizli
ve elit bir istihbarat teşkilatının faaliyetlerine odaklanan ‘Kingsman’…
Film, 3 yıl sonra ikinci taksitiyle bu hafta geri dönüyor. ‘Kingsman: Altın
Çember’in yönetmenliğini yine sıra dışı eserleriyle tanınan Matthew Vaughn
üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Taron Egerton, Mark Strong, Julianne Moore, Pedro
Pascal gibi isimlerin yanında da İngiliz şarkıcı Elton John da var. İlk
filminde âdeta animasyon havasında olan seri, “Altın Çember”le birazcık daha
ayakları yer basan bir macera sunuyor.

Oldukça hareketli bir sahneyle açılan filmde, Poppy adlı çılgın
bir kadın, kurduğu uyuşturucu imparatorluğuyla (Altın Halka) dünyayı dize
getirmeyi planlıyor. Eski Kingsman adaylarından Charlie’nin kendisine yardım
ettiği Poppy, işe Kingsmanlardan başlıyor. Bütün üst düzey ajanların evlerine
füzeler peş peşe düşüyor, ağır kayıplar oluyor. İngiliz Ajanlar da son çare
olarak Amerika’nın Kentucky eyaletindeki kardeş istihbarat ajansı Statesmen’a
ulaşıyorlar. Ama onlar Kingsmanlar gibi takım elbiseli değil; kovboy kıyafetli,
klasik silahlar kullanan ve oldukça “rahat” insanlar. İngiliz ajanlar, okyanus
ötesinde bir sürprizle de karşılaşıyorlar; öldüğünü zannettikleri tecrübeli
ajan Harry’nin enteresan bir şekilde yaşadığını görüyorlar. 

KÖTÜ PAZARLIK

Bu esnada Poppy, uyuşturuculara koyduğu virüslerle tüm dünyadan
milyonlarca insanı zehirliyor. Şarkıcı Elton John’u da rehin tutan bu çatlak
kadın, ABD Başkanı’yla pazarlığa girişerek panzehirleri gönderme karşılığında
uyuşturucu satışlarının tamamıyla legal kılınmasını istiyor. Donald Trump’a
fiziken değil ama ruhen benzeyen karakterimiz, virüslü insanları âdeta ölüme
terk ediyor. Sonrasında kovboy kılıklı Statesmenlar ile centilmen Kingsmanlar,
virüsle boğuşan insanları kurtarmak için bir maceraya çıkıyorlar. İtalya’dan
Kamboçya’nın ormanlarına uzanan bu seyahatte farklı sürprizlerle yüz yüze
geliyorlar. 

Elton John kırıp geçirecek














Lazer kement, son sürat dönen bir teleferik, katil robot
köpekler… ‘Altın Halka’, önceki filme göre biraz sınırlanmış olsa da yine
mantık ötesi, absürt ve süratli sahnelerle dolu. Hikâyesi de açıkcası çok
zekice kurgulanmamış. Yönetmen Vaughn’un eseri bu yönüyle gerçeklik
tutkunlarını tatmin etmeyebilir ancak filmde zevkle seyredilecek dövüş
koreografileri var. Bu  da seyirciyi koltuklarına hapsetmeye yetecek gibi
gözüküyor. Filmde Poppy’i canlandıran Julianne Moore da oyunculuğuyla
başroldeki Taron Egerton’ı gölgede bırakıyor. ‘Altın Halka’ mizahi olarak da
fena bir yerde durmuyor. Özellikle şarkıcı Elton John’la bir soytarı gibi
oynandığı ve onun çılgın döndüğü sahneler seyirciyi kırıp geçirecek cinsten.
Uyuşturucu kullanımının boyutlarına farklı argümanlarla temas eden ‘Altın
Halka’, sizi ‘dünya İngilizlerin etrafında dönüyor’ düşüncesine sevk edebilir.
Bilemiyoruz, belki de hakikaten filmde gösterildiği gibidir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet