RAFAEL SADİ : Mesele
Kudüs değil mesele…




Yüz Yılın
Planı
daha doğrusu anlaşma taslağı neden yapıldı?


Bu taslak ne
denli iş görür ve ne kadar gerçek bir barışa götürebilir?


Ve yararları
nedir veya ne değildir?


Yapılan
açıklamaların en önemli sonucu, yıllardır tıkalı olan Filistin İsrail
anlaşmazlığına, kurumsal bir yaklaşım getirerek anlaşmazlığın, hangi çerçevede
ele alınması gerektiğini, kimin, nerede, nereye kadar hakları olduğunu ortaya
konmuş olmasıdır.


Bu taslağın
İsrail lehinde olduğunu görmemek yanlış olsa da Filistinlilerin de yararına
olmadığını kimse söyleyemez.


İç dinamikler
ve oy kaygısı ile Hepimiz Filistinliyiz sendromu görülmektedir ki
Türkiye siyasetinin tamamını kapsamış durumda. Sayın Erdoğan siyasetinin
muhalif olsalar da genel siyasi alt yapıyı oluşturduğunu görmüş oluyoruz. Hangi
siyasi görüşte olursa olsun Türkiye de siyaset yapabilmenin anahtarı Filistin
yanlısı olarak tavır almaktan geçmelidir. Kimse kalkıp da doğruları söyleme
şansına sahip değildir. Söyleyen oy kaybeder seçilemez. Adeta Filistin davasına
ve İslam’a ihanet etmiş sayılır. Bu Sayın Erdoğan’ın Türkiye siyasetine vurmuş
olduğu damga ve şahsi başarısıdır.


Kimse İsrail
nereyi neden işgal etti sormuyor. Herkesin dilinde ve aklında İsrail Filistin’i
işgal etti hakkını yiyor kavramı oluşmuş durumda. Tarihsel gerçekleri yok
sayarak…


1- Tarih boyunca ne bu topraklar üzerinde ne de başka bir yerde Filistin
devleti kurulmadı. Asla olmayan bir devlet ve asla olmamış olan bir Filistin
milleti nasıl olur da 3500 senelik Yahudi geçmişi olan Kudüs başkent sayabilir.
Evet, Filistin milleti diye bir millet asla olmadı. Bu topraklar üzerinde
yaşayan Mısırlı, Gazzeli Araplar, Batı Şeria’da yaşamakta olan Ürdün vatandaşı
Araplar ile Suriye ve Lübnan topraklarında yaşayan Araplar yaşadı ve halen de yaşamaya
devam ediyorlar.


2- Kimse İsrail’in bu toprakları neden fethettiğini unutmasın. Bugün
bazılarına kardeş dediğimiz bazılarına düşman gözü ile baktığımız Müslüman
dostlar 15 Mayıs 1948 günü İsrail’i yok etme kararı alarak İsrail’e saldırdılar
ve bir Yahudi olarak ne mutlu bana ki başaramadılar. Aksine İsrail sınırlarını
genişleterek toprak kaybettiler. Bu senaryo 1956’da 1967’de ve 1973’te
tekrarlandı ve her seferinde de Arap devletleri her cephede toprak kaybettiler.


3- Mısır Sina yarımadasının tamamını kaybetti. Ürdün Batı Şeria ve Küdüs’ü
kaybetti. Ürdün vatandaşı olan ve bu topraklarda yaşayan halk ana vatanları
olan Ürdün’e göç etmek istediklerinde sınırlarını kapatarak bu insanları yaylım
ateşine tutarak kendi insanlarından 7000 tanesini katletti. İsrail 3500 senelik
ebedi başkentini geri almış oldu. Kimse unutmasın ki bu şehir 3500 yıllık
tarihi boyunca Yahudilerden başka bir millet ve devlete başkent olmamıştır.
Osmanlı bile 400 yıl süren yönetimi süresince burayı sadece işgal ettiği bir
vilayet olarak saymış ve kendi başşehri ilan etmemiştir. Burada yaşayan Arap
halkına da Filistinli dememiştir. Arap demiştir. Hatta bu insanlar bu
toprakları verip kendi devletinizi kurun baş şehri de Kudüs olsun da
dememiştir.


4- Filistinli olma meselesi de Arafat’ın 1964 yılında kurduğu Filistin
Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile başlar. Ve Bugün gelinen durumun sebebi de bu örgütün
Filistin olarak İsrail Yahudi devletinin tüm topraklarını Filistin olarak
adlandırmış olmasıdır. Bu FKÖ ve aynı şekilde HAMAS kuruluş beyannamelerinde
alenen yazılıdır.


5- FKÖ ve HAMAS örgütlerinin İsrail ile herhangi bir anlaşmayı tesis
edememiş olmalarının ana ve tek sebebi de bu maddedir. Kim ki İsrail ile bir
barış anlaşması yapıp İsrail’in tamamından azına razı olursa vatan haini
sayılır, katli caizdir(!) Arafat bile Batı Şeria topraklarının %95’ini alıp bir
devlet kurma fikrine “evet” diyememiştir.


6- Ne Mahmud Abbas ne de HAMAS liderleri İsrail’in tamamını almadan barış
yapma imkanına sahip değillerdir. Kısaca zaten niyetleri de barış değildir.


7- Peki neden değildir? Mesele sadece milli veya onların dediği gibi vatani
değildir.


Gerek Batı Şeria gerekse Gazze yönetimleri oldukça büyük paraları yardım
olarak Dünya devletlerinden almaktalar ve büyük bir kısmı da halkın yararı
erine liderlerin ceplerine akmaktadır. Hamas liderlerinden İsmail Haniye’nin
Gazze sahilinde 13 adet çok fazla lüks villası olduğunu ve Batı Şeria’da da
Abbas ve oğullarının adeta halkın tamamının patronu olduğunu birçok Türk insanı
bilmez. Mahmud Abbas, 27 milyon Dolara mal olmuş bir sarayda otururken oğulları
da Filistin Telefon Şiketi JAWAL’in sahibidir. FKÖ yöneticilerinin ise her
birinin değişik “arpalıkları” mevcuttur. Hatta İsrail de bu arpalıkların
dağıtılmasında rol oynamıştır. Başka bir değişle suça ortaktır. Nesher çimento
şirketi Batı Şeria tek satıcısı FKÖ Otonomi Yönetimidir.


Örnekler sınırsızdır. Kısaca işin içinde çok ama çok fazla para vardır ve
mesele Kudüs değildir. Mesele paradır.


8- Peki madem bu iş bu kadar girift Trump Efendi ne demeye bu şovu düzenledi.


Tabii ki tek başına düzenlemedi. Bu taslağın arkasında kuşkusuz İsrail’in
en zeki ve becerikli Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Beyaz Saray’daki Yahudi
gücünün parmak izleri mevcuttur. Damat Jared Paşa İsrail çıkarlarına hizmet
edecek olan bu taslağın baş mimarıdır da diyebiliriz. De bu taslak ile neler
olacak neler yapılabilecek veya neler yapılamayacak. Filistin tarafının
yaklaşık sınırlarının nereleri olup olmayacağı fiilen ortaya konmuş oldu. Yani
barışmak isterlerse barış konuşmaları önerilen harita çerçevesinde
olacaktır.  Barış şartlarından bir tanesi de terör ile mücadele ve
HAMAS’ın silahlardan arındırılmasıdır.


Bu şartların kabul edilebilmesi için 4 yıl süre vardır. Yani Belki aklı
başında bir Filistinli (Arap) çıkar da barışmayı deneyebilir diye. Kaldı ki
hali hazırda Katar dahil bu taslağa olumlu yaklaşan Arap ülkeleri mevcut ve
desteklerini fiili olarak ilan ettiler bile.


9- Karşı çıkan ülkeler ise Türkiye ve İran ki kendi mevcut siyasi
platformları sebebi ile başka türlüsünü de sanırım kimse beklemiyordu. Tabii ki
bir Türk olarak Türkiye’nin İran ile aynı siyasi çizgide olması beni çok mutlu
etmiyor. Mutlu olmayan bir Türk vatandaşı olduğundan da eminim.


10- Peki kabul etmezler ve barış istemezlerse ne olacak. Savaş mı olacak?
Bence olmayacak ama terör olacak. Kimse mevcut rantlarından vazgeçmek
istemeyecek. Amerika gibi bir devlet ve istihbaratı ile ünlü İsrail
Filistinlilerin bunu kabul etmeyeceğini bilmiyor muydu. Kuşkusuz biliyorlardı.
İşte bu nedenledir ki bu şekilde yumuşatılmış ve iki tarafa da bir takım haklar
ve imkanlar tanınmış olan bir taslak hazırlandı ki herkes barıştan başka
seçenek olmadığını anlayabilsin diye. Herkesin barıştan başka bir seçeneği
yoktur. İsrail Filistinli Arap olsun isterse Yemenli Yahudi İsrailli bu coğrafyayı
paylaşmak zorundayız. Kimse kimseye başka yere git diyemez. Gidecek yer de yok.


11- Türkiye siyasilerine tek bir sözüm var milli menfaatlerin önüne İslami
motifler ve dini ifadeler yerine iki toplumu barıştırabilecek ifadeler koymayı
deneyin. İsrail ve Filistinli Arapları barıştırabilecek en makul ülke halen
Türkiye’dir. Yapılabilecek ve Türkiye’nin yapıcı rol oynayabileceği çok şey
mevcut. Kavgacı değil yapıcı olunabilirse akıl ile burada çözülemeyecek hiç bir
durum mevcut değildir. Kudüs dahil. Kaldı ki hep yazmışımdır bu şehirde iki
şehir var iç içe birinin adı Kudüs ve İsrail’in ebedi başkentidir. Diğeri de
şehrin doğusunda yer alan Kudüs bu şehrin de Filistin’in başkenti olmaması için
bir engel mevcut değil bu taslağa göre.


12- Tabii ki bu pilav daha çok su kaldırır. Bir günde bir şeyler
düzelmeyecek. Ama bir adım mevcuttur.


Rafael Sadi


Odatv.com