YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

“Odasına
gittiğim de STV kanalının açık olduğunu görüyordum”

Dönemin Genelkurmay
ve Kuvvet Komutanlıklarında görevli adli müşavirler, hakim ile savcılarının
yargılandığı davanın 6’ıncı celsesi bugün yapıldı. Muharrem Köse’nin 1 numaralı
sanık olduğu davada ilk olarak halen Genelkurmay Adli Müşaviri olan (Hukuk
Hizmetleri Başkanı) Dinçer Ural tanık olarak dinlendi.

“İSTİHBARAT
ELEMANI GİBİ ÇALIŞMIŞ”

 

Yeminden önce tanıkları tanıyıp
tanımadığı sorulunca, “Hayrettin Kaldırımcı, Ümit Gül bana yaş
olarak yakın. Diğerleri 10-15 yaş küçük”
 karşılığını
veren Ural, şöyle devam etti:

 

“Ben şu anda askeri hukuk
sisteminin en üst pozisyonundayım. Ama geçmişte bir maraba gibi kürsüde
dolaştık, hiç merkeze gelmedik. Dolayısıyla şüphelilerle aynı mekan ve kışlada
görev yapma imkanım olmadı. Tüm kayıtlar önümden geçiyor. Gördüğüm, küçük yaşta
devşirilmişler. Ben hiç kimsenin ‘FETÖ’cüyüm’ dediğini duymadım ve ne faaliyet
yaptığını müşahede etme imkanım da olmadı. 15 Temmuz’dan önce Tahtakale gibi
çeşitli bilgiler vardı. Ama şüpheliler dahil herhangi bir müşahedem yok. Genel
olarak gördüğüm kadarıyla bu örgüt özel bir kompartıman sistemiyle ve
istihbarat elemanı gibi çalışmış.”

 

Üye hakimlerden birisi, daha
önce Muharrem Köse hakkında verdiği ifadesini hatırlatması üzerine de Ural, “Hayatımda
bir kere gördüm. Onun dışında görüşmem, muhabbetim olmadı. Kendi kanaatimi
değil, basında söylenen, konuşulanları ifade ettim”
 dedi.

 

“O DÖNEMDE MİLLİYETÇİ OLARAK
BİLİRDİM”

 

Sanıklardan 15 Temmuz döneminin
Genelkurmay Adli Müşaviri Hayrettin Kaldırımcı, Ural’la geçmişte birlikte görev
yaptıklarını hatırlatarak, “FETÖ’cü olduğuma dair bir kanaat veya
bilginiz var mı?”
 sorusunu yöneltti. Ural, şu
karşılığı verdi:

“Doğru söylüyor. Geçmişte
birbirimizi tanıyoruz. Milli manevi kimliği ile tanınan bir insanım. Bunu da
hiç gizlemedim. O yüzden merkeze yaklaştırılmadım. Hayrettin Kaldırımcı da
benim gibi manevi hassasiyeti olan biri olarak bilinirdi. Ayrıca o dönemde
milliyetçi olarak bilirdim. Sonra söylentiler duydum, ama örgütle irtibatına
dair hiçbir kanaat edinmedim.”

 

“NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜN NE ÖNEMİ VAR”

 

Kaldırımcı,
FETÖ çatı davası sanıklarından Dilaver Azim’le irtibatı olmakla suçlandığını,
ancak HTS kayıtlarında kendisinin de Azim’le irtibatının gözüktüğünü
hatırlatınca Ural, bunların görüşme değil bayram, kandil mesajı olabileceğini,
bunları da çoğu kez yanındaki astsubayın gönderdiğini söyledi.

Bir üye hakimin, “Hayrettin
Kaldırımcı için milliyetçi dediniz. Adını görevlendirme listesinde görünce ne
düşündünüz?”
 şeklindeki sorusuna Ural, “Demek
benim tanıdığım gibi değilmiş, yanlış tanımışım, onu kendilerine yakın
hissediyormuş diye düşündüm” 
karşılığını verirken,
Kaldırımcı’nın Avukatı Ziya Kara, “Yönlendirme var. Adil yargılamayı ihlal
edici bir soru? Ne düşündüğünün ne önemi var?”
 sözleriyle
tepki gösterdi. Üye hakim, “Nesi yönlendirme?” dedi.

 

“TANIKLAR HEP MAĞDUR OLMUŞ GİBİ
BİR ALGI OLUŞTURULUYOR”

 

Muharrem Köse’nin Dinçer Ural’a
soruları sırasında da zaman zaman gerginlik yaşandı. Sözlerine, “Sanıklar
hep korunmuş, tanıklar da hep mağdur olmuş gibi bir algı oluşturuluyor”
 diye
başlayan Köse, Ural’a Ankara Garnizonunun görev süresini ve burada kaç yıl
çalıştığını sordu. Ural, görev süresinin 8 yıl olduğunu, kendisinin de burada 8
yıldan fazla çalıştığını bildirdi. Sonrasında şu diyaloglar yaşandı:

 

Köse: Tam olarak kaç yıl görev yaptınız?

Ural: 8 yıldan fazla.

Köse: Ben söyleyeyim, 12-13 yıl görev yaptınız. Peki İstanbul ve
Ankara garnizonları eşit mi?

Ural: Eşit olduğunu sanıyorum.

Köse: 12-13 yıl Ankara’dan sonra İstanbul’a gidiyor. Sonra da
buraya gelip mağdur edildim, marabayım diye algı oluşturuyor. Ben nerelerde
çalıştım, 8 yıl Sivas, sonra Erzincan.

 

Muharrem Köse, basında kendisi
hakkında da günlerce “FETÖ’cü” şeklinde
haberler çıktığını, bunun ölçü alınamayacağını vurgulayınca Ural, “Olabilir.
Ben Muharrem Köse hakkında kanaatim olmadığını, kamuoyunda bilgi olduğunu
söylemiştim”
 dedi.

 

“SALAK OLMAM LAZIM”

 

Tanıklardan
Genelkurmay İKK eski şube müdürü Mustafa Güneş de sanıkların FETÖ bağlantısı
ile ilgili herhangi bir bilgisi olmadığını belirtirken, Köse hakkında şöyle
konuştu:

“Odasına gittiğimde STV
kanalın açık olduğunu görüyordum. Delil mi, belge mi bilemem, o mahkemenin
takdiri. Bunun dışında konuşmaları, tavırları ile ilgili böyle bir bilgim
yok.”
Köse bu beyana, “İstihbaratçı
bir subay odama geldiğinde STV’yi açık tutmam için salak olmam lazım”
 karşılığını
verdi. AYİM eski üyesi Metin Ulukanlıgil ise Hayrettin Kaldırımcı hakkında şu
ifadeleri kullandı: “Kesinlikle
FETÖ’cü olmadığına inanıyorum. Ama köyünden çıkmış, saf bir insan.”

 

“GÖNDERDİĞİM
5 KİLO KAYISIYI YEMİŞ Mİ”

 

Tanık Ulukanlıgil, sanıklardan
İsmail Karataş hakkında “menfaatçi” imasında
bulununca Karataş, “Söylemek istemezdim, ama ben Malatya’da
görev yaparken gönderdiğim 5 kilo kayısıyı yemiş mi? Afiyet olsun da menfaate
düşkün olan ben değilim, kendisidir”
 dedi.

 

Sanıklardan
Genelkurmay Askeri Mahkemesi eski başkanı Erhan Ermişoğlu da kararlarının
eleştirildiğine dikkat çekerek, Semih Çetin, Zeki Es, Gürbüz Kaya gibi isimlere
bu davanın mağduru gözükenlerin dava açtığını, beraat kararı verenin ise
kendileri olduğunu savundu.

Tanık Ulukanligil’in, “Ben
milliyetçi, muhafazakar, 28 Şubat’ı yaşamış bir insanım

şeklindeki ifadesine ise sanıklardan Seyfi Bulduk, “Milliyetçi,
muhafazakar bir insan değilim. Öyle de olmadığım için gurur
duyuyorum” 
diye tepki gösterdi.

 

“NORMAL BİR ATAMA DEĞİLDİ”

 

Tanıklardan eski Askeri
Yargıtay üyesi Mehmet Avcıoğlu, sanıklardan Hayrettin Kaldırımcı için, “FETÖ
ile ilgili herhangi bir şey görmedim. Milliyetçi, muhafazakâr bir insan olarak
tanıdım. 2013’te Ankara’ya Genelkurmay Askeri Savcılığına atandığında normal
atama anlamında şüphelerimiz var”
 derken, Muharrem
Köse hakkında şunları söyledi:

 

“2011’de Askeri Yargıtay’a
katıldı. 7-8 ay görev yaptıktan sonra yarbay rütbesiyle Adli Müşavirliğine
atanması soru işaretlerine yol açtı. Normal bir atama değildi. Albay
rütbesindekiler tetkik hakimliği yaparken, kritik yerlere yarbaylar atandı.
Bunlar önceki atamalara göre
normal değildi.”

 

“TÜM BİLDİĞİM BU”

 

Muharrem
Köse’nin, Zeki Üçok, Mehmet Çelik ve Muzaffer Yasin Aslan’ın mektuplarında
adının geçip, geçmediğine ilişkin sorusu üzerine Avcıoğlu, sadece davanın da
tanıklarından olan Yasin Aslan’ın, hakkında soruşturma yapmasından sonra
savcılığa kendisinin FETÖ’cü olduğu yönünde şikayette bulunduğunu anlattı.

Bir diğer tanık Yunus Yılmaz,
ifadesinin savcılık tutanağına yanlış veya eksik geçtiğini, savcının ısrarlı
soruları üzerine medyadan Muharrem Köse ve Oğuz Akkuş’un ismini duyduğunu
söylediğini, ama “medyadan” bölümünün
tutanağa geçirilmediğini belirtip,“Tüm bildiğim bu” dedi.

 

“BENİM SÖYLEDİKLERİM DUYUMA
DAYANIYOR”

 

Tanıklardan
Muzaffer Yasin Aslan, Muharrem Köse’nin devre arkadaşı olduğunu, ailecek
görüştüklerini, ancak kendisine gelen bir ihbar mektubunu MSB’na göndermesinden
sonra hedefe oturtulduğunu, açılmayan soruşturma kalmadığını, disiplin cezası
verince emekli olmaya mecbur kaldığını anlattı. Halen Yargıtay’da
yargılandığını belirten Aslan, Köse’nin kendisine karşı gösterdiği hasmane
tutumdan dolayı örgüt üyesi olduğunu düşündüğünü söyledi.

Muharrem
Köse ise tanığa yemin ettirildiğini, ancak hakkında açtıkları davanın
sürdüğünü, bu nedenle tarafsız olduğunun söylenemeyeceğini vurguladı. Köse, o
ihbar mektuplarını da Aslan’la birlikte Zeki Üçok ve Mehmet Çelik’in yazdığını
iddia etti.

Aslan, mektupları kendisinin
yazdığı suçlamasından beraat ettiğini söyleyince de Köse, “Allah
biliyor kimin yazdığını. Beraat etmeniz bu gerçeği değiştirmez. Birileri
tarafından eline tutuşturulanları söylüyor. Tek bir bilgisi yok. Beyanları
yalandır”
dedi. Bunun üzerine Aslan,
şöyle konuştu:

 

“Ben bunları Zeki Üçok’tan
duydum. Belgesi olduğunu söyledi. Benim söylediklerim duyuma dayanıyor.”

 

“İNSAF YA”

 

Tanık Muzaffer Yasin Aslan, 15
Temmuz darbesinin yapılmasında görevdeki askeri hakimlerin büyük rolü olduğunu
savununca Av. Ziya Kara, “Böyle tanıklık olamaz. Sanıkların
lehine olacak konularda beyanda bulunmaktan kaçınırken, gömmek için elinden
geleni yapıyor”
 diye tepki gösterirken, Muharrem
Köse, kendilerin sonra göreve gelenler ile savcıların görevlendirme listesini
kimin hazırladığına dair her türlü araştırmayı yaptığını, ama kendilerinin
hazırladığını bulamadığını belirterek, “İnsaf ya!..”dedi.

 

Av.
Onur Öztoprak ise Aslan’ın avukatlık yaptığını kaydederek, müvekkilleri
arasında sıkıyönetim görevlendirme listesine yer alan askeri hakim ve savcı
olup olmadığını sordu. Aslan, bu soruya cevap vermek istemediğini bildirdi.

Aslan’ın
ifadesinin saat 18.35’te tamamlanmasının ardından sanıklar ve avukatların
taleplerinin alınmasına geçildi.

Sanıklardan Oğuz Akkuş, Zeki
Üçok’un kendisi için, “Muharrem Köse kendi kadrosunu oluşturmak
için önceden tanıdığı, Askeri Yargıtay Başsavcılığında görevli Oğuz Akkuş’u
tayin ettirdi”
 dediğini belirtip, şunları söyledi:

 

“Ahmet Zeki Üçok yalancıdır. Yalnız buna yalancı dersek,
yalancılar utanır. 19 Aralık 2011’de Resmi Gazete’de yayınlanan atama kararıma
bakın. Yargıtay değil  AYİM’de görevliydim. Başsavcılıkta hiç çalışmadım,
3. Daire raportörüydüm. Bir yalanı daha var; Muharrem Köse benden 1 ay sonra
tayin olmuş. Bir adam bir cümlede üç yalan söylüyorsa, süzme yalancıdır ve siz
bu süzme yalancılara itibar ediyorsunuz.”

 

Beyanların
tamamlanmasından sonra saat 24.00’te mütalaasını veren Savcı Hakan Yaşar Ürün,
sanıkların mal varlıkları üzerindeki tedbirin kaldırılmasını ve Mustafa Eruyar,
Nazmi Şengül, Erhan Alp, Şaban Ümit Gül ile Mehmet Emin Yapar’ın adli kontrol
şartıyla tahliye edilmesini istedi.

Verilen
aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, Şaban Ümit Gül’ün oy çokluğu
diğerlerinin oy birliği ile tutukluluğuna devamla duruşmayi 7 Eylül’e erteledi.
Mahkeme sanıkların mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını da
kararlaştırdı.
























































































































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir