2009
yılı. Fetullah Gülen cemaatinin devlet içindeki uzantılarının adeta
fırtına gibi estiği bir süreç.


Ümraniye’de
bir gecekondunun çatısında el bombalarının bulunmasıyla dönemin İstanbul
Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün başlattığı Ergenekon
soruşturmasının ardından bu kez Ankara’da benzer bir soruşturma başlatılıyor.


Dönemin
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suiksat yapılacağı
ihbarıyla dönemin Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili,
Arınç’ın evinin bulunduğu sokakta suç üstü biçimde gözaltına alınan Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu iki
görevliden yola çıkarak dönemin en büyük kumpas hareketlerinden birisi için
düğmeye bastı.


Adli
soruşturmanın ileri aşamalarında Bilgili’nin talimatı ve dönemin Genelkurmay Başkanlığı yönetin kademesinin
“olur”u sonrasında Türkiye’nin en önemli askeri kurumları arasındaki
Seferberlik Tetkik Kurulu’na (STK) yönelik operasyon başlatıldı. Ankara Hakimi
Kadir Kayan’ın bizzat katılımıyla gerçekleştirilen aramalarda Türkiye
Cumhuriyeti’nin belki de son 60 yılındaki pek çok olayı ve gelişmenin yanısıra
önümüzdeki yıllarda gerekli olabilecek “devlet sırrı” niteliğindeki bilgi ve
belgelere el konuldu.


Oldukça
hareketli geçen 2009-2013 döneminin, 17/25 Aralık sürecinin ardından yeniden
ele alınmasıyla Gülen cemaatinin asıl niyetinin belli olduğu 19 Aralık 2009’da
başlatılan Kozmik Oda soruşturması da mercek altına alındı.


Özel çalışma grubu


Bu
amaçla Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Dairesi’nde (KOM) özel bir çalışma grubu oluşturuldu. 15 Temmuz
sonrasındaki darbe soruşturmalarında Gülen cemaatinin özellikle TSK, MİT
ve emniyet teşkilatı içindeki uzantılarını gün ışığına çıkaran KOM Dairesi,
deyim yerindeyse “ilmek ilmek” işlediği dosyayla Kozmik Oda soruşturmasının
nasıl bir “kumpas operasyonu” olduğunu delillendirdi.


Geride
kalan hafta başında bu kez kumpası kuranlara yönelik başlatılan yeni
operasyonla ilgili hazırlanan soruşturma dosyasında akıllara durgunluk veren
kumpas hareketinin ipuçları şöyle sıralanıyor:


9 ay önce dinleme


1.
Arınç’a suikast girişimi olacağı yönündeki ihbar sonrasında haklarında adli
soruşturma başlatılan dosya şüphelileri, ihbardan tam 9 ay öncesinde, İstanbul’da
yürütülen Ergenekon soruşturmasında kullandıkları cep telefonlarının IMEI
numaraları üzerinden İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nce “önleyici dinleme”
uygulaması kapsamında teknik takibe alındı.


2.
Aynı dosya kapsamında adı geçen şüphelilerden bazıları, yine ihbardan 9 ay önce
İstanbul Emniyeti bünyesindeki Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, Ankara
Emniyeti İstihbarat Şubesi ve EGM İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nca bilgi
sistemleri üzerinden araştırıldı.


3.
Haklarında soruşturma yapılan bazı şüphelilerce kiralanan araçlar,
kiralandıkları günlerde yine Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait bilgi sistemleri
üzerinden sorgulanarak hareketleri izlendi.


4.
Arınç’a yönelik suikast girişimi yapılacağı ihbarından 6-7 dakika sonra ihbarda
adı geçen araçlar, Ankara Emniyeti Muhabere Şubesi’nde kullanılan bilgi
sistemlerinde sorgulaması yapıldı. Araçlardan birisinin Genelkurmay
Başkanlığı’na ait olduğu belirlendi.


5.
Suikast ihbarına konu olan aracın, ihbar günü saat 09.00’da kiralanmasına
karşın Ankara Çukurambar’da bu aracı fark ederek saat 14.50’de Ankara
Keçiören’deki bir telefon bayisinden Arınç’a yönelik suikast ihbarı yapmasının
“hayatın olağan akışına uygun olmadığı” görüldü.


Araç boş çıktı


6.
Arınç’a saldırı yapılacağı ihbarını alan güvenlik görevlilerinin, çok acele
olay yerine ulaşmaları gerekirken, ihbardan 1 saat sonra olay yerine
ulaştıktıkları ve savcının ihbardan tam 2 saat sonra olayla ilgili
bilgilendirildiği tespit edildi.


7.
Olay yerindeki araştırmalar, Arınç’ın evinin bulunduğu 1424. Cadde dolayında
yapılması gerekirken, 1425. Cadde üzerinde yoğunlaştırıldığı ve ihbarda geçen
araçlardan birinin 1425. Cadde üzerinde içi boş olarak bulundu.


8.
Şüpheli aracın içi boş olarak bulunması ile birlikte hemen Arınç’ın evinin
kontrol edilmesi gerekirken suikast girişimcileri, boş araca gelmeleri
beklenerek saat 17.10’da içi boş aracın yanına geldiklerinde gözaltına
alındılar.


9.
Arınç’a saldırı yapacakları iddia edilen şüphelilerin üst aramalarında ve
araçlarında ihbarda iddia edilen saldırı suçunu işlemeye elverişli bomba,
ruhsatsız silah, susturucu ve mühimmat bulunamadı.


10.
Kendisine suikast yapılacak hedef olan Arınç’ın, ihbarın yapıldığı gün ve
saatte nerede olduğunun araştırılması gerekirken araştırılmadığı, ihbardan beş
yıl sonra 2014’te yapılan araştırmalarda Arınç’ın ihbarın yapıldığı gün Manisa’da
olduğu belirlendi.


Üç ayrı görüşme


11.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan (TİB) alınan dökümler sonrasında
ihbar saati olan 14.50’de ihbarın yapıldığı bayideki telefon numarası ile
Ankara Emniyeti TEM Şubesi’ne ait telefon hattı arasında görüşme olmadığı
saptandı.


12.
TİB’den sadece 14.45 ile 14.55 saatleri arasında görüşme kayıtları istenmesine
rağmen gönderilen görüşme kayıtlarındaki saatlerin 15.13:28, 15.16:54 ve
15.24:34 saatlerinde üç ayrı görüşme yapıldığı ortaya çıktı.


13.
Arınç’a yönelik saldırı ihbarının 19 Aralık 2009 günü gelmesine karşın ihbarın
yapıldığı telefon bayisinin geliş-gidiş yönlerinde bulunan cadde, sokak ve
işyerlerinde ihbarcının bulunması yönünde kamera kayıt çalışması yapılmadığı
tespit edildi.


14.
İhbarın yapıldığı belirtilen telefon bayisindeki hattan, ihbar saatinden 36
dakika önce saat 14.14:03’te Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Muharrem Köse
üzerine kayıtlı telefonun aranarak 8 saniye görüşme yapılmasına rağmen bu arama
konusu hiçbir biçimde araştırma konusu yapılmadı.


Bu
sıraladığım tespitler kumpas soruşturması dosyasının sadece bir bölümü.


Yer
olmadığı için diğer gelişmeleri ikinci yazıda aktaracağım.


Dönemin
Ankara
Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’nin yürüttüğü “Bülent Arınç’a yönelik suikast” iddiasıyla başlatılan
soruşturmada hâkim Kadir Kayan’ın Seferberlik Tetkik Kurulu’nda (STK) yaptığı
aramalar bir aylık süre almıştı. 


Büyüteç’te
dün Kozmik Oda Kumpası soruşturmasındaki bazı usulsüz işlem ve zorlama adli
girişimlere yer vermiştim. Bugün ise “Kozmik Oda soruşturmasının ilerleyen
aşamalarında düzenlenen tutanaklarda, dosyada adı geçen şüphelilere kurulan
kumpasın sürdürülmesi amacıyla yapılan yorum, yönlendirme ve hukuksuz
işlemleri” sıralayalım:


1.
Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) Ankara Bölge Başkanı’nın tutanakta imzası
olmamasına karşın hazırlanan tutanakta “Topçu Albay Yusuf Akal” ismine ve TC
kimlik numarası bilgisine yer verildi. 


2.
STK Ankara Bölge Başkanı’nın, şüphelilerin çağrısı üzerine olay yerine
gelmesine rağmen cep telefonu HTS kayıtlarının incelenmesinde olay gününe ait
görüşme ve olayın geçtiği Çukurambar baz bilgileri, şüphelilerle STK Başkanı
arasındaki “bağlantı ve birlikteliğin delili” olarak gösterildi. 


3.
Şüpheli TSK
mensuplarının evlerindeki dizüstü ve masaüstü bilgisayarlara mahkeme kararı
olmadan el konulamayacağı yönünde avukatların itirazına karşın el
konuldu. 


4.
Kendisine suikast yapılacağı iddia edilen Bülent Arınç’ın evinin bulunduğu
1424. Cadde çevresindeki apartmanlarda oturan 5’i AK Partili olmak üzere 9
milletvekili, 1 hâkim ve 1 Cumhuriyet savcısının da dahil olduğu 345 kişinin
kimlik bilgileri belirlendi. Bu kişilerin olayla ilgileri olmamalarına karşın
arşiv ve suç kayıtları tek tek incelendi. 


5.
Suikast yapacağı iddia edilen askerlerce, adres ve telefon bilgilerinin araç
kiralama şirketine verilmesi, araçlarda sahte plaka kullanılmaması ve kiralama
işlemlerinin ilgili üst komutanların bilgisi dahilinde “gizli-saklı” bir işlem
olmadığı görülmesine rağmen, Ankara STK Bölge Komutanı da şüphelilerle birlikte
hareket ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. 


6.
Savcı görüşme ve ihbar tutanaklarında olmayan “detay bilgiler” 19 Aralık 2009
tarihinde düzenlenen olay yeri tutanağında varmış gibi gösterildi. 


Tehdit
soruşturulmadı


7.
30 Aralık 2009-31 Aralık 2009 tarihleri arasında 2 gün boyunca soruşturma
savcısına tehdit mesajları gönderen kişinin telefonu açık olmasına rağmen
tehdit eden kişinin yakalanmasına yönelik herhangi bir çalışma yapılmadı. 


8.
Eski Başbakan Yardımcısı Arınç’a yönelik suikast yapılacağı iddiaları üzerinden
4 yıl geçmesine karşın dosya kapsamında suikast iddiaları ile 2014 yılında da
bazı kişilerin şüpheli yapılarak haklarında “teknik takip” kararları
alındı. 


9.
Şüpheli askerlerin ifadelerinde ilgisiz biçimde Ergenekon
hakkında sorular sorulduğu, soruşturma savcısınca Oda TV iddianamesi ve ekleri,
Zirve Yayınevi katliamının tanığı İlker Çınar’ın ifade ve sorgu tutanakları ve İzmir Askeri Casusluk iddianamesinin dijital ortamda
gönderilmesi istenerek dosya, Ergenekon soruşturmasına bağlanmaya
çalışıldı. 


10.
Şüphelilerden birinin üzerinde yakalanan “1424 Cd. Feza A” ibaresi, kime olduğu
araştırılmadan doğrudan Bakan Arınç’ın ev adresi olarak tutanaklara
geçirildi. 


11.
Şüphelilerin vekilince şüphelilerin üzerleri, evleri, araçları ve işyerlerinde
el konulan not ve krokilerin kime ait olduğunun belirlenmesi için kriminal
inceleme yaptırılması talep edilmesine karşın bu talep yerine
getirilmedi. 


Farklı
dönemin HTS’leri alındı


12.
Bakan Arınç’a saldırı ihbarı 2009 Aralık’ta gelmesine rağmen, bazı şüphelilerin
cep telefonu HTS’leri AK Parti’nin henüz kurulmadığı ve Arınç’ın
görevde olmadığı 2001’den itibaren, Seferberlik Tetkik Kurulu’nun telefon
santralinin HTS’leri ise 2006’dan itibaren alındı. 


13.
Şüpheliler gözaltına alındığında, şüphelilerin amacının Arınç’a yönelik gizli
bir çalışma olduğu ve yakalandıklar yer ile Arınç’ın evinin bulunduğu apartman
arasındaki mesafenin 40 metre olduğu belirtilmesine rağmen, daha sonra
düzenlenen tutanaklarda bu mesafe 230 olarak kayda geçirildi. 


14.
Olay günü “1424 Cd. Feza A” şeklinde el yazması kâğıdın görevlilerce
yakalandığı konusunda tutulan tutanak saatinin, olay günü yakındaki bir
marketten alınan 18.52:30-18.53:54 saatleri arası kamera görüntülerinden sonra
olması gerekirken, tutanak saati görüntü kaydından önce saat 18.30 olarak tutuldu. 


15.
Olaydan hemen sonra olay yerinin kamera kayıtları toplanması gerekirken, kamera
kayıtlarının olaydan 5 gün sonra toplandığı, şüphelilerce istenmesine rağmen
takip edilen albayın olay günü saat 13.00-14.00 arası alışveriş yaptığı
marketin kamera kayıtları alınmadı. 


Mümkün
olmayan delil incelemesi


16.
Olaydan sonra toplanan 51 saatlik kamera görüntüsünün 26 saatte 2 memur
tarafından incelenerek görüntülerde şüpheli kişi ve araçlara rastlanılmadığı
belirtildi. Bu incelemenin zaman olarak görüntü atlamadan bu süre içinde
tamamlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldı. 


17.
Takip edildiği iddia edilen kurmay albay tarafından şüphelilerin ve kendisinin
HTS kayıtlarının incelenerek kendisinin takip edilip edilmediğinin belirlenmesi
talep edilmesine rağmen bu konuda hiçbir çalışma yapılmadı. 2014’ten sonra
yapılan HTS incelemelerinde Baki Kaya’nın olay günü gözaltına alınan askerlerce
yaklaşık 6 ay süresince takip edildiği belirlendi. 


18.
Genelkurmay Başkanlığı’nca 23 Aralık 2009
tarihli basın açıklamasında yakalanan askerlerin kast edilen bölgeye yakın
oturan ve bilgi sızdırdığı iddia edilen Baki Kaya hakkında bilgi toplamak üzere
görevlendirildikleri belirtilmesine karşın suikast iddiası soruşturması devam
ettirildi. 


19.
STK Ankara Bölge Komutanı Yusuf Akal’ın odasında ele geçirilen ve şüphelilerce
olay günü Baki Kaya’yı takip ettiklerinin anlatıldığı savunma amaçlı
komutanlarına sunulan notlar hakkında “Notun muhtemel bir aramaya karşı
işyerinde bırakıldığı ve gerçek amacının soruşturma konusunu farklı bir yere
çekmek olduğu” şeklinde tutanak tutuldu. 


20.
TÜBİTAK
görevlilerince 16 Kasım 2014’de düzenlenen bilirkişi raporu ile “1424 Cd. Feza
A” yazısının Erkan Yılmaz Büyükköprü’nün el ürünü olmadığının belirlenmesi ile
birlikte dosyanın üzerine inşa edilen delil ve şüphelilerce Arınç’ın takip
edildiği iddiaları tamamen çürütüldü. 


(Yarın
devam edeceğim…)


Devlet
kadrolarına sızmayı tamamladıktan sonra 2009 yılı itibarıyla “harekete
başlayan” Gülen cemaatinin en önemli ulusal operasyonlarından birisiydi Kozmik
Oda soruşturması. 




Kozmik Oda’nın bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Seferberlik
Tetkik Kurulu’nda Ankara Hâkimi Kadir Kayan’ın günlerce süren arama ve el koyma
işlemlerine zemin hazırlayan soruşturmanın 17-25 Aralık süreci sonrasında
“kumpas” olduğu anlaşıldı. 




Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Dairesi’nde (KOM) oluşturulan özel çalışma grubunun incelediği Kozmik Oda
dosyasında tespit edilen kumpas girişiminin ayrıntılarının üçüncü bölümü
şöyle: 




1. Şüphelilerin aracında yakalanan 2 ayrı kroki hakkında “bu krokinin yakalanma
riskine karşı kamufle olarak hazırlandığı, hedefin tespitinin olanaksız hale
getirilmesi amacıyla hedefin açık olarak azılmadığı, 2 krokinin ortak
noktasının TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in evi olduğu, bu krokinin
Şahin’e yönelik bir eylem ve eylem sonrası kaçış güzergâhı olduğu, güzergâhtaki
son noktanın Türk Ocağı Caddesi üzerindeki askeri alanı kullanabilecekleri”
biçiminde tutanak düzenlendi. 




2. Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) Ankara Bölge Başkanı Yusuf Akal’ın odasında
elde edilen kroki hakkında “makamda yakalanan krokinin, araçta ele geçirilen
krokinin çizilmesindeki amacı saptırmaya yönelik olduğu, STK Bölge Başkanı
Yusuf Akal’ın odasında el konulan gerçek/maske görev tebellüğ belgesinin de bu
kroki ile birlikte değerlendirildiğinde, araçta yakalanan krokinin “maske”
olduğu, gerçek hedefin o bölgedeki devlet büyükleri ve özellikle o bölgede
oturan TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin olduğunun değerlendirildiği” şeklinde
tutanak düzenlendi. 




3. Şüphelilerin savcılık ifadelerinde ve mahkeme savunmalarında krokileri
hazırlayan kişi olarak adı geçen STK Ankara Bölge Başkanlığı’nda şüphelilerle
birlikte çalışan ve HTS verileriyle alınan ifadelerde şüphelilerle irtibatı
olduğu öğrenilen idari Astsubay Murat Ulutürk’ün, soruşturmanın ilk
aşamalarında değil, STK Ankara Bölge Başkanlığı Kozmik Odası’nda yapılan arama
işlemleri sonrasında ifadesi alındı. 




Tanığa sorulmayan sorular




4. Bağlantılı olarak, idari Astsubay Murat Ulutürk’e ifadesinde konuyla ilgisi
olmadığı halde Ergenekon örgütüyle ilgili sorular soruldu. Ergenekon
sanığı Levent Göktaş’tan söz edildiği, idari astsubay
olmasına rağmen araç kiralama işlemleri, diğer şüphelilere sorulan telefon
görüşmelerindeki Murat adlı kişinin kim olduğu, idari astsubay olarak hangi HP
bilgisayar markasına ait servislerle çalıştığı, bunların nerede olduğu, STK
Bölge Başkanı Yusuf Akal’ın odasında ele geçirilen krokiyi ne amaçla çizdiği
konularında sorular sorulmadı. 




5. Şüphelilerin vekili ve şüpheliler tarafından yapılan savunmalarda “İbrahim
Göze’nin kullandığı araçta çıkan krokiler ile STK Bölge Başkanı Yusuf Akal’ın
odasında ele geçirilen krokinin Kıdemli Başçavuş Murat Ulutürk tarafından
çizildiği” belirtilerek Murat Ulutürk’ün el yazısı örneklerinin alınarak
kriminal inceleme yaptırılması istenmesine karşın bu incelemeler
yaptırılmadı. 




Yazıcının tamir servisinin adresi




6. 2014’ten sonra Kıdemli Başçavuş Ulutürk, alınan ifadesinde, “soruşturmanın
ana delilleri arasında bulunan krokilerin, kendisi tarafından bozuk yazıcıların
tamiri için gönderildiği servislerin yerini tarif amacıyla çizilerek Serkan
Taşkın’a verildiğini” anlattı. 




7. 2014’te yapılan araştırmada krokiler üzerinde tarifi yapılan yerde Hewlett
Packard (HP) Teknoloji Çözümleri Limited Şirketi (HP Yetkili Onarım Merkezi
Ankara Şubesi) adlı firmanın olduğu, STK Ankara Bölge Başkanlığı’nca 2009’da bu
firmaya tamir amacıyla 2 defa malzeme gönderildi. 




8. STK Ankara Bölge Başkanlığı’nın bozuk olan yazıcılarının gönderildiği
firmanın yetkilisi verdiği ifadede, o tarihte polislerin gelerek kendisinden
Genelkurmay adına teslim edilen bir yazıcı olup olmadığını sorduklarını ve
kendisinin de sisteme bakarak hatırladığı kadarıyla bir yazıcının teslim
alındığı ve teslim edildiği bilgisini belirttiği halde o tarihte bu görüşme
tutanağa bağlanmadı. 




9. TÜBİTAK
görevlilerince 16 Kasım 2014’te düzenlenen bilirkişi raporunda krokiler
üzerinde bulunan “renkli kartuş kendisinin orijinali tanımıyor. Dolum olduktan
sonra yazıcı ve krokinin Murat Ulutürk’ün el ürünü olduğunun kabulü gerektiği”
konusunda tespitte bulunuldu. 




10. Dolayısıyla, üzerlerinde “HP” ve “Sokullu” ibareleri bulunan şüphelilerin
aracında yakalanan krokinin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a saldırı amacıyla değil, STK Ankara
Bölge Başkanlığı’nın bozuk olan yazıcısının gönderildiği bilgisayar firmasının
onarım merkezini tarif amacıyla çizildiği kesinleştirildi. 




Tekerlekli araç bakım formu 




11. Şüphelilerin aracında ele geçirilen “Tekerlekli Araç Günlük Görev ve
Koruyucu Bakım Formu”nda yer alan sürücüsü tarafından ve resmi görev gereği
kullanılmaması gibi birtakım idari eksiklikler gerekçe gösterilerek “aracın
çıkış sebebinin gizlenmeye çalışıldığı ve yutularak imha edilmeye çalışılan
adresle ilgili şüphelilerin yasa dışı bir çalışma içerisinde olunduğu” şeklinde
tutanak tutuldu. 




Basın kartı gerçeği 




12. Şüphelilerin üst aramasında el konulan ve Demart dergisince düzenlenmiş
sarı basın kartı hakkında yeterli araştırma yapılmadan “bu kartın maske olarak
kullanılarak gizli bilgiler toplandığı” yönünde şüpheli aleyhine suikast
iddialarını güçlendirici tutanak tutuldu. 




13. 2014’te yapılan araştırmalarda ise şüphelilerden Erkan Yılmaz
Büyükköprü’nün üzerinde yakalanan ve Demart dergisince düzenlenen sarı basın
kartının, kayınbiraderi Şenol Güngör tarafından Büyükköprü’ye “maçlara gitmek”
için verildiği     anlaşıldı. Böylelikle, “söz konusu sarı basın
kartının maske olarak kullanılarak gizli bilgilerin toplandığı” iddiası
çürütüldü. 




Kozmik Oda kumpasının nasıl hazırlandığını ortaya çıkaran gelişmelere yarın da devam
edeceğim. 


 


Dönemin
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast
gerçekleştirileceği iddiasıyla Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Seferberlik
Tetkik Kurulu’ndaki Kozmik Oda’da yapılan arama ve el koymalardaki
usulsüzlüklere ait bulgulara yenileri eklendi. 


Soruşturma
dosyasında yer alan usulsüz iş ve işlemlerle ilgili gün ışığına çıkarılan yeni
bilgileri şöyle sıralayabiliriz:




1. TSK
mensuplarının bilgisayarında bulunan ve soruşturma şüphelileriyle ilgili
belgelerin içeriklerine raporda yer verilmemesine rağmen, Başbakan Yardımcısı
Bülent Arınç’a saldırı iddiasıyla ilgisi olmayan “bazı dini gruplar ve Fetullah
Gülen grubunun devlet içerisindeki yapılanmasını” anlatan “irtica.ppt” isimli
dosya içeriğine raporda detaylı biçimde yer verildi. 




2. “İktidardaki imamın kuvvetleri – Dr. Mustafa Peköz” konulu “Cemaatin kamu
kurumlarındaki örgütlenmesi, yargı, TSK ve Emniyet kadrolarındaki cemaatçi
görevli kişilerin isim ve görev yerlerinin belirtildiği” makalenin Arınç’a
suikast iddiasıyla ilgisinin olmadığı ve tamamen “devlet kadrolarındaki
Fetullahçı yapılanmayı” içerdiği halde, bu makaleyi e-mail ile şüphelilerden
birine gönderen 2 kişinin dosya kapsamında şüpheli yapılarak haklarında teknik
dinleme ve izleme başlatıldı. 


21
ayrı kelime arandı


3.
Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) Ankara Bölge Başkanlığı’nda sürdürülen arama
işlemi sırasında soruşturma savcısınca arama yapan hâkimden Arınç’a suikast
iddiasıyla hiç ilgisi olmadığı halde “hâkimlikçe yapılan araştırma ve
incelemelerde ‘Kilise’, ‘Danıştay saldırısı’, ‘Uğur
Mumcu
’, ‘Ahmet Taner Kışlalı’, ‘Hablemitoğlu’ ve ‘Ankara İşlenen
Cinayetler’ gibi kelimelerinin de içerisinde bulunduğu 21 ayrı kelimenin arama
ve incelemelerde araştırılması talep edildi. 


4.
2002 yılı öncesinin soruşturmayla ilgisi olmamasına, şüphelilerin bu tarihte
STK Bölge Komutanlığı’nda görevi bulunmadığı halde STK Ankara Bölge
Başkanlığı’nda yapılan aramalar sırasında “2002 öncesinde ait devlet sırrı”
niteliğindeki belgelere de el konuldu. 


5.
STK Ankara Bölge Başkanlığı’nda yapılan aramalar sırasında, 1970 yılından
günümüze kadar tüm fiziksel evrak, “suçla ilgisi olsun olmasın” hâkim
tarafından incelemeye alındı. 


6.
STK Ankara Bölge Başkanı Yusuf Akal’ın odasında ele geçirilen ajandadaki
“gizlilik, telefonlarda açık konuşmama, disiplinli olma, deşifre olmama” gibi
tanımlar hakkında, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda Ö/P isimli deşifre olmamış,
kod adı kullanan ve gizli saklı işler yapan bir bölümün olduğunun görüldüğü
şeklinde tutanak tutuldu. 


Çürütülen
iddialar


7.
Aramada el konulan bilgi sistem malzemesi imha tutanağındaki imza
eksikliklerinden hareketle “soruşturma kapsamında elde edilecek delillerin yok
edilmiş olabileceği” şeklinde tutanak tutuldu. 


8.
STK Ankara Bölge Başkanlığı’ndaki aramalar tamamlandıktan sonra bilgi sistem
malzemesi imha tutanağında imzaları eksik olanların 5-6 Nisan 2010’da alınan
ifadeleriyle birlikte imha tutanakları ve iş takip formlarının olaydan önce
hazırlandığı ve rutin işlemler olduğu belirlenerek “delil karartıldığı”
iddiaları çürütüldü. 


9.
25 Aralık 2009’da kozmik odada yapılan arama konusunda Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin aramanın soruşturmayla sınırlı tutulması kararı bulunmasına
rağmen, aramayı yapan Hâkim Kadir Kayan tarafından “Ben hâkimim, suçla ilgili
olsun olmasın her şeye bakarım” diyerek evrak ve bilgisayarların tamamı
incelemeye alındı. 


Devlet
sırrı paylaşıldı


10.
Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri kimseyle paylaşmaması tebliğ edilmesine karşın
Hâkim Kayan, bu verileri Cumhuriyet Savcısı ile paylaştı ve bu veriler ifade
işlemleri sırasında şüphelilere soruldu. 


11.
Aramalarda el konulan verileri soruşturma savcısına vermeyen S.K ve N.D.
hakkında “hâkim kararına aykırı davranmak, Cumhuriyet savcısının görevini
engellemek, suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme, şüphelilere isnat
edilen örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan işlem yapıldı. 


12.
Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse tarafından TBMM’ye
gönderilen Özel Harp Dairesi, Seferberlik
Tetkik Kurulu, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve kontrgerilla konularındaki
belgelerden soruşturma savcısı sonradan haberdar oldu ve belgeler 3 ay sonra 11
Ocak 2013’te TBMM Başkanlığı’ndan istendi. 


Kozmik
Oda kumpasıyla ilgili usulsüzlük tespitleri bunlarla sınırlı değil ne yazık ki.
Yarın da devam edeceğiz. 


Seferberlik
Tetkik Kurulu’ndaki “Kozmik Oda” merkezli olarak gerçekleştirilen ve “devlet
sırlarının” ele geçirildiği adli soruşturmada yaşananların ortaya çıkarıldığı
dosya, son dönemin en önemli soruşturmalarından biri oldu.


Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, EGM KOM Dairesi ile birlikte yürüttüğü kozmik oda
kumpası soruşturmasında gözaltına alınanlardan 14’ü dün çıkarıldıkları
mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.


Birkaç
gündür aktardığımız Kozmik Oda kumpası soruşturmasında bugün
Seferberlik Tetkik Kurulu’nda yapılan arama ve elde edilen devlet sırrı
niteliğindeki gizli bilgilerin el değiştirmesi konusunda yapılan usulsüz iş ve
işlemleri şöyle sıralayabiliriz:


1. Genelkurmay Başkanlığı
Destek Kıtaları Grup Komutanı’nın dinlenme odasındaki kasaya konulan mühürlü
harddiskler için 10 Şubat 2010’da, “Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nde
muhafaza edilmesi, belgelerin talep edildiğinde incelenmek üzere mahkemeye
sunulması” şeklinde mahkeme kararı olmasına rağmen kararın yok sayılarak
harddisklerin çözülerek metin haline getirilmesi amacıyla Ankara 2. Ağır Ceza
Mahkemesi Hakimliği’nden 25 Şubat 2013’te yeni karar alındı.


2. Buna rağmen Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse, Okşan Çidem
ve Faik Ahmet Karadeniz, “devlet kozmik sırları”nın bulunduğu harddiskle
ilgili olarak “kovuşturma aşamasına geçilmediği ve bu aşamada harddisklerin
Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilemeyeceği” şeklinde herhangi bir
itirazda bulunmadı. Harddiskler 16 Mart 2013’te Cumhuriyet Savcılığı’na teslim
edildi.


Resmi görevi olmayan TÜBİTAK
görevlisi


3. Harddisklerin teslimine ilişkin mahkeme kararı öncesi Genelkurmay
Adli Müşaviri Muharrem Köse’nin 15 Şubat 2013’te, dosyada hiçbir görevi bulunmayan
TÜBİTAK görevlisi Ünal Tatar’ın ise imaj harddisklerinin Ankara Cumhuriyet
Savcılığı’na teslim edildiği 16 Mart 2013’te soruşturma savcısıyla irtibat
halinde oldukları tespit edildi.


4. Delillerin muhafaza edilmesi ve gerektiğinde mahkemeye sunulması
kararının Adli Müşavir Hâkim Albay Köse’nin Mayıs 2013 ve 13 Haziran 2013
tarihli yazılardan hemen sonra yok sayılarak yeni karar alındığı anlaşıldı.
Ayrıca, kozmik odadaki aramaların suç konusuyla sınırlı kalmak şartıyla hâkim
tarafından yapılması, aramalarda sadece suç konusuyla ilgili belgelerin
incelenmesi, genel arama yapılmaması, dijital verilerde sadece suçla ilgili
kelimelerin aranması” şeklindeki kararlar da yok sayıldı. STK Ankara Bölge
Başkanlığı’nda bulunan mühürlü belgelerde ve bilgisayar kütüklerinde arama, el
koyma ve kayıtların çözülerek metin haline getirilmesi amacıyla Ankara Özel
Yetkili hakimlikten 2013/312 sayılı yeni bir “genel arama kararı” çıkarıldı.


5. Yeni arama kararı çerçevesinde 18 Eylül 2013’te arama yapılarak
içinde “devlet sırrı” olduğu gerekçesiyle el konulmasına itiraz edilen 21 parça
evrak ve burada muhafaza edilen evrak ve imaj harddiskine el konuldu.


Devlet sırrı bilgilerin teslimine itiraz edilmedi


6. Ankara Özel Yetkili Hakimliği’nin, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin
2009 tarihli kararına aykırı olmasına rağmen Hâkim Albay Köse, Hâkim Yarbay
Okşan Çidem, Albay Baha Hüsnü Çoğal, Binbaşı Erdal Bilgi ve Başçavuş Veysel
Yalım bu karara da itiraz etmedi. Kanıtlar 18 Eylül 2013’te Ankara Cumhuriyet
Savcılığı’na teslim edildi.


7. Hâkim Albay Köse tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na
gönderilen Mayıs 2013 ve 13 Haziran 2013 tarihli yazılarla Genelkurmay
Başkanlığı’nın soruşturmanın başından itibaren STK Ankara Bölge
Başkanlığı’ndaki aramalara yaptığı itirazların tamamı planlı biçimde çürütüldü.
Veriler savcılığa teslim edildi.


İki TÜBİTAK görevlisinin sırrı


8. İçerisinde “devlet sırrı belgelerin bulunduğu” harddisklerden
alınan imajın, bilirkişi görevlendirilmesi yapılmadan önce, Cumhuriyet
savcısının odasında dosyada hiçbir resmi görevi bulunmayan TÜBİTAK görevlileri
Ünal Tatar ve Ebubekir Yalçınkaya’ya teslim edilerek imajlar aldırıldı. Yarın,
Kozmik Oda kumpası soruşturmasının değerlendirmesini yapacağız.


FETÖ’nün
yargıda etkin olduğu dönemde en çok önem verdiği soruşturmalardan birisi oldu
Kozmik Oda operasyonu. 

Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast
hazırlığı gerekçesiyle gözaltına alınan askeri personelden yola çıkılarak
Kozmik Oda’ya kadar uzanan soruşturmanın amacının, devletin elindeki sırların
içeriğini elde etmek olduğu artık aşikâr.


Bu
sırları elde edebilmek amacıyla daha ortada suikast ihbarı yokken daha sonra
ihbarla gözaltına alınan askerlerle ilgili kumpası hazırlayan Ankara
ve İstanbul’daki polis birimlerince özel çalışmalar yapıldığı
ortaya çıkarıldı. Aslında herbiri devlet sırrı olan bilgilerin kozmik oda
dışına çıkarılmasını sağlamak amacıyla FETÖ’nün hiçbir çabadan kaçınmadığı
günışığına çıkarıldı. 


Kumpas
soruşturması dosyasından elde ettiğimiz bilgilerle, 70’e yakın usulsüz iş ve
işlemle kozmik odanın nasıl ele geçirildiğini 5 gün boyunca Büyüteç’te ortaya
koymaya çalıştım. Son olarak kumpas soruşturmasının genel değerlendirmesini
yaparken şu sonuçları da gözardı etmemek gerekiyor:



Sahte ihbar mektubu


1-
Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Tetkik
Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı ve personeli, Ankara Emniyet Müdürlüğü
İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubeleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve
Organize Suçlarla Mücadele Şubeleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat
Dairesi Başkanlığı personelinin “işbirliği” ile 3 Mart 2009’dan itibaren hedefe
konuldu. 


2-
 19 Aralık 2009’da sahte bir ihbar mektubu ile bu soruşturma başlatıldı.


3-
 Soruşturma süresinde, şüphelilerin dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç başta olmak üzere siyasilere yönelik eylem planlaması içinde bulundukları
iddiasını kuvvetlendiren, delilden sanığa gitme prensibine uygun olmayacak
şekilde şüpheliler aleyhine değişik yorum ve yönlendirmelerde bulunarak
soruşturma, Ergenekon soruşturmasına bağlanmak istendi. 


4-
 Soruştur-manın, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı kozmik
odasında Fetullah Gülen grubu başta olmak üzere tarikatlar ve cemaatlerin
devlet içindeki kadrolaşması ile ilgili ne tür çalışmaların yapılmış olduğunun
ortaya çıkarılması amacıyla yürütüldüğü anlaşıldı.


5-
 Devlet sırrı niteliğindeki evrakın da içinde bulunduğu tüm verilere el
koymak ve Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Tetkik Kurulu’nu bir kısım faili
meçhul olaylarla bağlantılandırmak amacıyla polis-savcı-hakim üçgeninde bir
kumpas faaliyeti gerçekleştirildi. 



‘Olağan akışa aykırı’



6-  Kozmik Oda soruşturmasında yaşanan sürecin hayatın olağan akışına
aykırı olduğu ve soruşturma aşamasında şüpheliler ve kamu aleyhine
gerçekleştirilen hukuksuz eylemlerin örgütlü bir yapı ve suç organizasyonu
olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği ortaya konuldu. 


7-
 Kozmik Oda kumpasını gerçekleştiren suç örgütünün, devlet güvenliğini
tehlikeye sokarak vatandaşların yasama, yürütme ve yargı organlarına olan güven
duygusu zedelendi.


8-
Tüm bu kumpas faaliyetleri sonucunda başta Fetullah Gülen grubu olmak üzere
tarikatlar ve cemaatlerin devlet içindeki kadrolaşmaları ile ilgili veriler ve
devletin savaş planlarına ilişkin “devlet sırrı” niteliğindeki verilerin dosya
kapsamında görevi bulunmayan 3. kişilerin eline geçmesi sağlandı. Genelkurmay
STK kamuoyunda sanki faili meçhul olayların merkezi gibi gösterilerek algı
oluşturuldu ve bu kurumun 2013’te lağvedilmesi sağlandı, bu şekilde ülkenin
milli menfaatleri ve güvenliği tehlikeye düşürülerek hedeflenen amaçlara
ulaşıldı.



Kaset soruşturması bağlantısı



Kozmik Oda kumpası soruşturmasında ilginç bir gelişme daha yaşandı. 


Daha
önce yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ve siyasilere yönelik
gizli kamera çekimlerinin yapıldığını ortaya çıkaran soruşturmada adı geçen
bazı istihbaratçı polisler, ne tesadüf ki; bu soruşturmada da var.


Özellikle
gizli çekim soruşturmasında organizasyon içinde yeralan polislerin ihbardan 2
gün önce aldıkları talimatla Arınç’ın evinin bulunduğu Çukurambar’daki sokağa
giderek bölgeye giriş çıkış yapan tüm araçları tespit ettikleri ve kayda
aldıkları belirlendi. 


Bu
takipçi polislere talimatı veren isim ise, yine kaset soruşturmasında karşımıza
çıkan istihbaratçı emniyet amiri E.A. oldu. 


Artık
görülüyor ki; FETÖ’nün aktif olduğu dönemde yapılan önemli soruşturmalar
birbiriyle bağlantılı. Emniyet’in ve savcılığın belirli isimlerinden
oluşturulan ekipler, bir dönem bazı kumpas hareketlerinin içinde yer
almışlar. 


Türkiye’nin
“bağırsaklarının temizlendiği” belirtilen dönemde, devlete kök salan FETÖ’nün
kumpasları organize ettiği yadsınamayacak bir gerçek. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet