Cemaat çok
sıkışmış bir durumda, kendisini ve aynı zamanda ABD derin devletinin en önemli
maşasını kurtarabilecek tek çare darbe gibi gözüküyor


Türkiye’de
siyaset 2013 yılına kadar Cemaat eliyle ABD tarafından şekillendirilebiliyordu.
2011 yılına kadar iktidardaki AKP Hükümeti ile Washington arasındaki ilişkiler
çok iyiydi; iki tarafın da Türkiye açısından iç ve dış politikadaki hedefleri
paralellik arz ediyordu. Bu yüzden AKP Hükümeti, Cemaat eliyle yapılan
operasyonlara tam destek verdi. Bu dönemde Cemaat, AKP’yi iktidarda tutma adına
muhalefeti dizayn etmeye çalışıyordu. Amaç;aslında birer Amerikan politikası
olan Kürt açılımı ve ülkenin “ılımlı İslam” Cumhuriyetine dönüşmesi önünde
engel teşkil eden, Atatürkçü, ulusalcı ve milliyetçi güç odaklarının tasfiye
edilmesiydi.


2011 yılında
Erdoğan Şangay İşbirliği Örgütüne üye olmaktan bahsetmeye başladığında, AKP ile
Washington’un yolları da ayrılmaya başlamıştı. Doğal olarak bu ayrışmada Cemaat
sahibinin yanında yer aldı. ABD derin devleti, Türkiye’nin Avrasya’ya kayan
eksenini düzeltmek maksadıyla yine Cemaat vasıtasıyla bu sefer
Erdoğan’aoperasyon yaptı. 17-25 Arılık operasyonu, çok gerçekçi ve gerçek
verilerle tasarlanmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde başarısız olunca, Erdoğan
ile Paralel Devlet Yapılanması arasında ölümüne bir kavga başladı.


Bu kavgada
ABD, Türkiye’yi şekillendirmek için kullandığı, devletin her hücresine sızmayı
başarmış en önemli aletini kaybetmek üzere. Çünkü hapse girme, hatta ölüm
korkusu yaşayan Erdoğan,var gücüyle Cemaatin bütün kadrolarını devletten
tasfiye etmeye çalışıyor. Dokunamadığı tek kurum, TSK. Size garip gelecek ama
son aylarda tırmanan terör olayları ile TSK’daki Cemaatçiler arasında dolaylı
bir bağ var.


KIŞLALARINDA
UYANMAYI BEKLEYEN DEFNE YAPRAKLARI


25 bin
civarında vatansever asker, kumpas davalarla ve daha çok emekliliğe teşvik
edilip veya zorlanarak ordudan tasfiye edilirken, onların yerlerini Cemaat
kadroları aldı. TSK’nın içerisinde tahminlerin çok çoküzerinde bir Cemaat
yapılanması var. Cemaatin tek güvencesi işte TSK içindeki bu uyuyan kadrolar.


Cemaat çok
sıkışmış bir durumda, kendisini ve aynı zamanda ABD derin devletinin en önemli
maşasını kurtarabilecek tek çare darbe gibi gözüküyor. Darbe ile yönetime el
konulmadığı takdirde zamanla Cemaat devlet içindeki etkinliğini tamamen
yitirecektir. Türkiye’yi darbe ortamına sürükleyebilecek tek unsur ise PKK. Son
aylarda yaşananları kısaca hatırlayalım:


7 Haziran
seçimlerinden sonra PKK şehir ve hendek savaşlarını başlattı. Kandil, sürekli
halkı ayaklanmaya çağırıyor. Başkanlık Konseyi Üyesi Duran Kalkan; “savaşı
boyutlandıracaklarını, her tarafı savaş alanına çevireceklerini, bu savaşla
2016 baharının Kürdün baharı olacağını”
söyledi.


HDP Eş Genel
Başkanı Selahattin Demirtaş ise;”Yaza kadar PKK ve hükümet arasındaki
gerginlik artabilir. Birçok Kürt ve Türk ölebilir ve bu etnik bir iç savaşı
tetikleyebilir” diye açıklama yapıyor.


Her gün
Güneydoğu’dan şehit cenazeleri gelmeye devam ederken,batı illerinde de
kıpırdanmalar başladı. İstanbul’da bazı kahvehanelerin taranması, Akit ve Yeni
Şafak gazetelerine yapılan saldırılar, Mersinde yaşanan kundaklama olayları,
Ankara’da 28 vatandaşımızın şehit edildiği bombalı saldırı bu kötü gidişatın
habercisi, ülkedeki tablo 12 Eylül 1980 öncesini hatırlatıyor.


DARBENİN AYAK
SESLERİ


Bütün bu
yaşananlara paralel olarak medyada bir darbe tartışması başladı. Cemaat’in
Zaman gazetesi yazarı Abdullah Aymaz “Nevbahar mesajı” başlıklı yazısında
Fethullah Gülen’in 12 Eylül darbesi öncesi, Sızıntı dergisinde yazdığı ve
darbeyi çağıran yazısını paylaşıp, sonuna “Şimdi de 36 sene sonra,
diyorum ki: Yusuflara müjdeler olsun!..”
yazması TSK içindeki uyuyan
hücrelere talimat olarak algılandı.


Yandaş medyada
da darbe tartışmaları devam ediyor. Bazıları TSK içindeki uyuyan hücrelerinin
çok acil ve her türlü risk alınarak, en sert ve en uç tedbirlerle
çökertilmediği takdirde darbenin göstere göstere geleceğini iddia ediyor.
Bazıları ise, şu anda çok sayıda kurmay albayın bu yapıdan olduğunu, alt ve
orta düzey generaller içinde de hatırı sayılır sayıya ulaştıklarını, hatta
bunların darbe için dış destek aradıklarını ama bulamadıklarını, ancak hepsinin
teker teker kayıt altına alınmış olması sebebiyle organize hareket
edemeyecekleri için darbe olmayacağı düşüncesinde.


Darbe
mesajından sonra Zaman Gazetesine kayyum atandı. Bunun üzerine konuşan
Fethullah Gülen,“Onlar bunu yıkmaya çalışsınlar. İki senedir yıkmaya
çalıştılar, yıkamadılar. Bir tek taş düşüremediler Allah’ın izniyle. Burkuntu
yaşıyorlar, paranoya yaşıyorlar. Korkuyla tir tir titriyorlar”

dedi.


Bu arada
hakkında Cemaatçi olduğu iddiaları bulunan Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri
Albay Muharrem Köse görevden alındı. Başbakan Davutoğlu, görevden almaya
ilişkin,“Bürokraside paralel yapı ile mücadele her kurum gereğini
yapıyor. Rasyonel hiyerarşide herkes hesap verme durumundadır”
dedi.


HSYK Teftiş
Kurulu’nun 680 hâkim ve savcı için “Terör örgütüne üye olmak ve
örgütsel eylemde bulunmak”
suçlarından soruşturma başlattığı medyaya
yansıdı.


TSK’DA CEMAAT
TASFİYESİ MECBUR HALE GELDİ


Anlaşılan o ki
Cemaatin fazla zamanı kalmadı. Ne yapacaksa YAŞ kararları öncesi, Ağustos ayına
kadar yapacak. Diğer yandan ülkede şehit cenazeleri ile birlikte her türlü
terör olayının tırmanması ile birlikte AKP Hükümetinin de Ağustos ayını
bekleyecek zamanı kalmadı. Önümüzdeki dönemde TSK içinde ciddi bir Cemaat
tasfiyesi beklenmeli. Çünkü tırmanan terörü dizginlemenin yolu buradan geçiyor.


PKK’nın PYD
adı altında ABD’den destek aldığı bir gerçek. Bir başka deyişle PKK terörü,
sokak hareketliğini tırmandırması maksadıyla daha çok dışarıdan kışkırtılıyor.
Senaryoya göre; “Güneydoğu’dan gelen şehit cenazelerine batıda yapılacak
saldırılar, bombalamalar eklendiğinde, iç savaşın fitili ateşlenecek. Kürt-Türk
sokaklarda birbirini kırmaya başlayacak. Zaten halkın bir kısmı Erdoğan’dan
nefret ediyor. Onlar da Erdoğan devrilsin diye sokağa çıktığında bu sefer
Erdoğan taraftarları da işe karışacak. Böylece sokaklar kan gölüne dönecek.
Toplumda, “asker gelsin bizi kurtarsın” beklentisi yükselmeye başladığında, TSK
içindeki uyuyan hücreler beklenen darbeyi yapacak.”


Eğer TSK
içindeki uyuyan kadrolar temizlenebilirse, her hangi bir ayaklanma sonucu veya
darbe ile Hükümet devrilse bile, ABD maşasını kaybetmiş olacağından, devrilen
hükümetin yerine kimin geleceğini belirleyemez. Bu durumda, birçok Güney
Amerika ülkesinde ve komşumuz Irak’ta olduğu gibi kendisine düşman yeni bir
hükümet ve toplumla karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla boş yere Türkiye’yi
istikrarsızlaştırmak istemeyeceği için PKK’yı desteklemekten vaz geçebilir.
Yani; Cemaatin darbe potansiyeli kalmadığında ABD, PKK’yı dürtmekten vaz
geçecektir. Mevcut durumda TSK içindeki Cemaatçi kadrolar terörle mücadeleye
katkıdan çok zarar vermektedir. İşte bu gerçeğin farkına varan Hükümetin, PKK
terörünü bitirmek ve darbe tehlikesini önlemek amacıyla Ağustos ayı öncesi
TSK’da paralel tasfiyesine başlayacağı gözüküyor. Tüm işaretler bu yönde.
Sürpriz olmasın.


Osman
Başıbüyük


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet