ABD’nin
kontrolündeki Fetullah Gülen’in, Pensilvanya’daki karargahında-Haziran
başlarında  ‘Hizmet’ olarak ismi geçen Türkiye’deki “Yeşil Gladio”
elemanları ile yaptığı bir toplantının konuşma tutanakları, Roj hack’in
gerçekleştirdiği sanal bir operasyonla ele geçirildi.


İçlerinde
istihbaratçılar, polisler, bürokratlar, gazeteciler, iş adamları ve
akademisyenlerin bulunduğu “Hizmet” isimli “Yeşil Glado” elemanları ile
Fetullah Gülen’in konuşma tutanaklarını yorumsuz olduğu gibi yayınlıyoruz.


KONUŞMA
TUTANAKLARIN  ÇÖZÜMÜ


Hoca
Efendi: Bütün her kes hoş geldi. Buraya kadar yorulup geldiniz, Allah razı
oldun, Allah bütün zahmetleri, acıları, gönülde kalmış mübarek ancak
ulaşılmamış amaçları bilendir, görendir. Şüphesiz insana en iyi yardımcı
olandır. Elinden tutup zirvelere çıkarandır, yeri geldiğinde göklere çıkaran,
yeri geldiğinde kendi katına çıkarandır. Çektiğiniz acılar bu nedenle
mübarektir, daha iyi bir ahiret için büyük sevaptır. Buraya kadar gelirken
çektiğiniz zahmetler de öyle.


Ne
zamandır böyle bir şey düşünüyorduk. Aslında geçmiş yıllarda çok deneyimli
arkadaşlar vardı burada. Yurt dışında eğitimlerini yüksek başarı ve özveri ile
bitirdiler. Ancak Türkiye’de devletin ve hükümetin siyasi duruşu değişince
bunlar da duruma karşı pozisyon aldılar. Çok farklı şeylere bulaştılar. O
nedenle burada her türlü çalışmayı yürütecek bir ekibe şiddetle ihtiyacımız
var.


Bugünkü
cemaatimizde çeşitli yerlerden gelen arkadaşlarımız var. Türkiye’den, Kuzey
Irak’tan, Suriye’den, Avrupa’dan… Çeşitli alanlardan… Siyasetçi, gazeteci,
iş adamı, diplomat, yazar ve akademisyen…


Biz
ülkemizin muhafazası, yükselişi, birliği ve kaybettiklerini tekrar bulabilmesi
için ta buralara kadar gelmiş, buralarda, özlemler içinde, gurbet elde, acılar
çekerek, ölümün nereden gelip ne zaman alacağını bilmeden, bir daha vatanımızı,
topraklarımızı, Peygamber yatağını, döşeğini görüp görmeyeceğimizi bilmeden
canhıraş uğraşırken, o topraklarda bereket ve zenginlik içinde kalıp da durumun
ne olduğunu değerlendiremeyen, gözden geçiremeyen, bunun için kendinde takat
dahi bulamayan yol arkadaşlarımız nedeniyle Allah biliyor çok acı çekiyoruz.


İki
dakika şöyle, bir dur. Etrafına bak. Ekranlardan dünyaya bakıyorlar, bütün bir
dünya, sen de bak. Yıkılan ülkeler, iktidarlar, saltanatlar, krallıklar,
firavunlar, diktatörler, zalimler… Yıkılan memleketler, şehirler, evler,
ocaklar… Dünya bir yıkılış süreci yaşıyor. Bir dünya da izliyor.


Hiç
mi ders çıkaran yok? Hiç mi yoğunlaşan yok! İstediğin kadar yaş ol, dalları
seni sarmaşık misali sarıp sarmalamış kuru ağaçlar yanarken sen yanmayabilir
misin? Hz. İbrahim değilsin ki, Allah “ey ateş yakma, ey alev bahçe ol” desin.
Memleket ateist dolu, sokaklar mini etekli kadınlarla gark olmuş, memleketin
dört bir tarafında resmi ve resmiyetsiz kerhaneler var, bir vücut pis
hastalıklarla dolmuş, taşmış. Bu ateşin yakmayacağı kadar mübarek mi sanıyorsun
kendini? Neye güveniyorsun ki, etrafına bakmadan, kendine bir çeki düzen
vermeden, bu ateşi içeriden de harlayacak olan maddeleri ateşten korumadan,
böyle hızını alamayan dört nala koşan at gibi, at gözlüğü de takmış demiyorum
ama böyle ateşe sürüklenir gibi gitmek nedendir?


İşte
Taksim olaylarını görüyorsunuz. Evet, Allah yukarıda, ben de Türkiye’den böyle
bir tablo beklemiyordum. Ama oldu. Ne oldu, sen bir akademisyensin, içeride
yatan generallerin dahi böyle zevk içinde izlediği, dört bir taraftan yardım
gönderdiği, daha dün hiç birimize zerre yaşam imkanı bırakmamış bu mahlukları
böyle coşturan bu Taksim nedir? Bütün sol örgütlerini, ellerine geçirdikleri ne
varsa alıp meydana, diğerlerinin yanına çeken nedir? Uluslararası boyutu nedir?
Aslında halk İsrail’in bu işin neresinde olduğunu merak ediyor? Bunları nasıl
bertaraf etmek mümkün? Ellerinde içki şişeleriyle Camilere giren, ayakkabıları
ile Allahın evini adeta ayaklar altına alan… Haçlı seferi mi bu? Bir grup, efendim
sözüm ona ağaçları önemseyen, yeşilci, yasadışı örgütler ile arasına mesafe
koyuyor. Aslında polis ile arasına koyduğu mesafe de sol örgütlerinden
oluşuyor, ellerinde molotoflar, sopalar, kilit taşları, ateş… Sol örgütler
kaybetse kendi de kaybetmiş demektir, böyle değerlendiriyor ki kendisi mevzi
arkasına, geri cepheye yerleşiyor. Düşünebiliyor musunuz, ağaçlar geri cephe
olmuş. Polis dağıttı ama bitmedi daha. Umutlarının son saniyesine kadar
deneyecekler. Uluslararası destek tamam, eksiksiz.


Z…
…..: Hükümetin politikalarında sakatlıklar var. Biliyorsunuz, hükümet Recep
Tayyip Erdoğan’ın karakterini almış. Haliyle politikadaki sakatlıklar ondan
kaynaklanıyor. Hırsları, kinleri, inançları, bağlılıkları, yetişme tarzı,
içinde kaldığı süreç ve topluluklardan kaptıkları… AK Parti de biraz ona
mahkum, onun dışında onları toparlayabilecek biri yok. Aslında onları biraraya
getiren iyi değil de zamana uyan özellikleri vardı. Sertlik yapardı, doğru
itirazlar bile olsa bu sertlik nedeniyle zarar veremiyordu. Hükümet,
buyurduğunuz  gibi ülkeye yaklaşan ve her tarafı kasıp kavuran ateşi
dışarıda tutacak önlemlerden bir şey anlamıyor gibi duruyor. Uslup çok yanlış.
İtici. Birlikte çalışılacak, yol yürünecek biri gibi durmuyor, o imajı
vermiyor.


Hoca
Efendi: AK Parti bizim elimizde, bizzat yönettiğimiz bir kurum. Gördünüz işte
ne kadar üçkağıtçı, düzenbaz, yalancı, dalavereci varsa üşüştü. O yüzden bu
partiyi esas almayın arkadaşlar. Bugün bunu destekledik, yarın baktık çürüdü
yeni birşeyi destekleriz. Onun içinden yeni bir hareketi ortaya çıkarırız. Asıl
bizim olan cemaatimizin gücüdür, Örneğin PKK ”oy vermeyin” dediği zaman BDP
oy alabiliyor mu? Birkaç bin tane oy alsın. İşte sizin de gücünüz ”AK Partiye
oy vermeyin” dediği zaman durum bu olmalı.


M…
… …: Efendim ben süreçlerin doğru değerlendirildiği kanaatinde değilim. Bakınız
Suriye’de savaş başladığı zaman hangi noktada idik? Hiç birimiz Hükümetin
karşısına sert bir şekilde geçip “orda dur, bu işe karışma” demedik. Hâlâ da
demiyoruz. Başımıza nelerin geleceğini bilmiyorduk, şimdi de gelecek için bir
şey diyemiyoruz. On gündür buradayım, gelip giden insanlara bakıyorum, bu
insanlarla, bu gruplarla bırakalım bölgeyi yönlendirmeyi, ülkeyi bile
kurtaramayız. Evet, okullar sayesinde mübarek bir iş yapıyoruz, iş adamlarımızı
düzinelerce, iş sahasının her alanında Hizmet’ten iş adamları var, iyi
kazanıyorlar ve müslüman zenginlerimiz önemli bir noktaya geldi. Hatta
sevindirici olanı, bu iş adamlarımız artık üretime yöneliyorlar. Üretim
konusunda verilen devlet destekleri onları bu konuda cezbediyor. Ama siyasal
anlamda, ideolojik anlamda çevremizdekiler sağa sola takılmaktan
kurtulamıyorlar, başka güçlerin rahatlıkla yedeğine düşüyorlar. Suriye’de iyi
bir hamle yapılamamasının sebebi bu beyinsel durumda yatıyor. Bu gidişle her
şey çıkmaza dönüşüyor. Bu çatışma getirir. Suriye’de örgüt Türkiye’den daha
yetenekli davrandı. Hem askeri anlamda, hem diplomatik sahada, hem de halk ile
ilişkilerde.


Z…
… …: Örgüt şimdi Suriye’de Kürtlerin yaşadığı yerlerde özerklik ilan edebilir.
Bunun koşullarını oluşturmaya çalışacak.


S…
… …: Buna göz yummak, tepkisiz kalmak Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirebilir.


 Hoca
Efendi: Tepkisiz kalmayacağız. İngilizlerin bir sözü var bilirsiniz. “İyi bir
köpeğiniz varsa kendiniz havlamayın” deniyor. Para ve Allah adına çıkarlarımız
için savaşabilecekleri Suriye’de örgütün karşısına çıkartırız. Bunun
planlamasını yapıyoruz. Hizmet, sınır tarafında bu işleri organize edecek.
Cemaatimizin bütün kolları bu çalışmada seferber olmalı.


Z…
… …:Suriye’de bizim kotrolümüzde el parti ve azadi partisi var.


Hoca
Efendi: Bunları destekleriz, PYD karşısında  bir güç haline
getiririz. Bir taraftan da Peşmergenin özellikle petrol bölgelerini denetime
almasının koşullarını yaratmalıyız. Suriye’de KDP’nin denetimindeki Kürt
bölgesi bizim bölgesel çıkarlarımıza ters değil. Suriye’de çok yönlü hareket
etmeliyiz aksi halde örgütün başarılı olmasına zemin sunarız.


A…
… …: KDP tarafındaki sınır kapısının açık olması örgüte destek mahiyetinde.


Hoca
Efendi: Kuzey Irak’tan örgüte kesinlikle hiç bir şey geçmemeli. Bu kapıyı
KDP’ye kapattırmalısınız. Kapıdan cephane, erzak gidiyorsa örgütü ne yaparsanız
yapın yenemezsiniz.


Bu
konuyu geçelim.


S…
… …: Son günlerde gündemde olan bir konu var. Gazetelerde cemaatimiz ile
hükümet arasında ciddi sorunlar olduğu yazıyor.


Hoca
Efendi: Takip ediyorum. Hükümet içindeki bazı bakanlar buraya kadar geldiler.
Konuştuk. Kemalistlerin ve tabii örgütün karalama propagandaları bunlar.
Hükümetle aramızı kalıcı şekilde kırmaya dönüktür. Hükümet bir yürütmedir,
elbetteki işine karışamayız, ancak dışarıdan fikirlerimizi beyan ederiz.
Eleştirdiğimizde “işte birbirlerine girdiler” diyorlar. Eleştirmediğimizde
yürütmenin hatalarına ortak olacağız. Buraya gelip gidiyorlar, sonra farklı
şekilde yansıtmalar, bir sürü tahrifatlarla başka yöne çekmeler oluyor.
Gazetelerde, internette yazılıp çizildi. Vay efendim Hoca Efendi Başbakan’a
hakaret etti. Kendimizi bunlardan sakınmak için dikkat ediyoruz. Fazla
kalabalık gruplarla böyle münazarlar, toplantılar yapmıyorum. Geldiler mi daha
dar, 2­3 kişilik… Oturacak koltuk bile yok içeride. Maksat kiminle ne
konuştuğumuzu bilmek, fazla yayılmasının önüne geçmek. İnsanlar kötü amaçları
için kullanıyor: “Ne de olsa 20 kişiyiz, kimin sızdırdığını, çarpıttığını
nereden bilecekler” diyorlar, Allahtan da korkma, iyi bir ahiret gayeleri de
olmayınca böyle oluyor.


Hoca
Efendi: Buyurun.


Z…
… …: Biliyorsunuz, geçen yıl Suriye’deki kentlere el konulduktan hemen sonra
örgütün askeri gücü Hakkari’de geniş bir alana hakimiyet kurdu. “Vur, kal”
taktiği adı verilen bu eylem aslında planlı bir çalışmanın başlangıcıydı. Bir
taraftan Türkiye’nin Suriye’de olası bir müdahalesini durdurmak için, bir
taraftan da Ortadoğu’da sistemler yıkılırken buna hazırlıklı olmak ve Kürt
topraklarına el koymak amacını taşıyordu.


S…
…. …: Affınıza sığınıyorum, Öcalan’ın ideolojik çizgisi ABD’yi bölgeden
attıracak bir proje, yarın belki İran bile müdahaleye uğramadan önce bu çizgiye
çekilir. Suriye’de çatışmadan, en azından katliamlara uğramadan bunu başardılar,
Suriye’yi bir çizgiye çektiler. İran’da da başarabilirler. Bu durumda ABD ve
İsrail Ortadoğu’da daha az söz sahibi olacaktır. ABD bunu istemez ki.


Hoca
Efendi: Akıllı olun, zeki olun, ABD neden AK Parti iktidarını
destekledi?  ABD için sürekli sonuçsuz bir savaşla Türkiye ile
savaşan bir PKK daha iyi durur. Açık söyleyeyim ki biz çok yanlış bir noktada
durduğumuz için bizim ile ittifak halinde görünen güçleri objektif olarak
değerlendiremiyoruz, Türkiye’de durum bu. ABD’nin bu konuda PKK’yı ya da
Öcalan’ı ne kadar tehlikeli gördüğünü anlıyoruz. Ama Türkiye bunu görmüyor. ABD
bizden yana PKK’yı vursa ne ala, ABD çok iyi oluyor, dünyadaki günahların
ortağı değil, İsrail’in jandarması değil, farklı bir şey oluyor.


Z…
… …: PKK en fazla Türkiye içinde güçlü. Devletleşmeyi de bıraktı.
Şimdi  demokratikleşmeyi esas alıyor. Bir de tüm Ortadoğuyu
hedefliyor. Çünkü Kürtler tüm Ortadoğuda parçalanmış. İran, Irak, Suriye ve
Türkiye’de Arapların, Türklerin ve Farsların ikna olmaları, barışı kabul
etmeleri gerekiyor. Bu halklar bu aşamaya geldiğinde zaten ABD için bu
coğrafyalar tamamen işgale kapanmış olacak. İdeolojik zemin işte bunu
yaratıyor. O nedenle ABD, İngiltere ve İsrail PKK’nın kırılması için her türlü
yöntemi uyguluyor. Ortadoğu’da PKK artık tehlikeli bir noktaya gelmiştir.


Hoca
Efendi: Biz ne yapabiliriz? Bu topluma Hz. Muhammed’in bakışını, duruşunu,
anlayışını nasıl getirebiliriz? Peygamberler Kenti Diyarbakır deniliyor ama bir
örgüt orada oyların yüzde yetmişini alıyor. Gençlerimiz ile, kadınlarımız ile,
çocuklarımız ile neden bir araya gelemiyoruz? Onca dersane açıldı, okullar
açıldı, kitaplar yığıldı. Hz. Muhammed’in Kutlu Doğum Haftasında yapılan
mitinglere bakın. Sözde Hizbullah orada güçlü. Dev mitingler. Peki ama neden
seçimlere yansımıyor bu? O müslüman oyları nereye gidiyor? AK Partiye gidiyor
mu?


T…
… …: Hizbullah o mitinglere İstanbul’dan Hakkari’ye kadar ne kadar adamı varsa
getirtiyor, bütün Türkiye’deki kitlesi odur.


Hoca
Efendi: Diyarbakır dediniz de… Diyarbakır’da kadınlarla çok güzel, çok
verimli toplantılar gerçekleştirdik. Bir kadın olarak onları günlerce dinledim.
Sorunlarını dinledim. Hizmet’e inanmış, onun etrafında bir araya gelen
kadınların çoğu Diyarbakır’da Kürt değil. Kürt olanların da önemli bir bölümü Zaza.
Oradaki kadrolarımızda erkeklerin de önemli kısmı Zaza.


Z…
… …:


Hoca
Efendi: Bölgede Hizmet’in kazanma imkanlar daha fazla, öyle maddi imkanlarla
kıyaslanamaz. Hazreti Peygamberin bir sözünü verseniz ellerine, avuçlarına dolu
dolu verseniz, gönüllerini aydınlatsanız, gül bahçelerinden gelen o Muhammedi
(S.A.V.) güllerin kokusunu alabilseler aslında en büyük kazanımı yapacaksınız
ama, yapamıyorsunuz.


A…
… …: Birçok kişi bölgedeki faaliyetlerin arkasında Hizmet’in olduğunu
düşünüyor.


Hoca
Efendi: Kimin ne düşündüğü çok önemli değil. Bazıları hizmeti yasadışı-derin
devlet olarak değerlendiriyor. Biz hizmet olarak dış güçlerin Doğu ve Güneydoğu
üzerindeki amaç ve gayelerini boşa çıkaracak çalışmaları yürütüyoruz.


Z…
… …: Mevcut düzenin bozulması devletimizin 30, 50 ve 100 yıllık planlamalarını
bozar.


Hoca
Efendi: Demek ki hep üzerinde durduğumuz gibi, başımıza bela olmuş bir örgüt
ile karşı karşıyayız. PKK’nın ideolojik bir kimliği var. Buradaki zenginliklere
sahip çıkacağı bize yedirmeyeceği ortada. Dünyadaki güçlerin hareketliliğinin
askeri ve siyasi olarak tek anlamı budur. Esas olan budur. Bütün hareketler
dünya üzerindeki zenginliklerin ne zaman, nerede, nasıl ve kimler tarafından
tüketileceği ile ilgilidir. Bunun ardındaki felaket kimsenin umurunda değildir.


A…
… …: PKK gibi bir örgütün elindeki toprakların da, zenginliklerin de, canlı ve
cansız varlıklar adeta işkence çekiyor.


Z…
… …: Bu varlıkları bu işkenceden kurtarmamız için ne yol varsa o yolu takip
etmemiz sorumluluğumuz gereğidir.


T…
… …: O halde mübah mıdır, günah mıdır sorusuna böyle
bakmamız  gerekir. 


Hoca
Efendi: Mübah mıdır? Günah mıdır? İslamiyette yeri var mıdır? İslamda düşmanını
yenmek için her türlü hileye başvurulabileceği belirtilmektedir. Renk
değiştirme, kendini başka türlü gösterme, bazen fazlasıyla güçlü görünme, bazen
kendini çok güçsüz düşmüş gibi gösterme vesaire vesaire. Yalan söylemek,
düşmanı aldatmak, kandırmak ve ardından vurucu darbeyi vurmak tarihten beri hep
var olagelmiştir.


Doğu
ve Güneydoğu’da yapacağınız herşey zamana eşdeğerdir. Buralar Türk devletinin
sömürgesidir nihayetinde. Aslında sömürülen topraklarda Ulusal veya Sınıfsal
Kurtuluş Savaşları’nın başlamasının pek bir anlamı yoktur. Önemli olan savaşın
ne kadar uzayacağı da değildir. Sömürgeci güç için sömürülen toprakların kaç
yıl sonra gereksiz hale geleceği önemlidir. Buna göre eğer sömürülen
topraklardaki şey örneğin petrol ise, petrolün kaç yıl sonra biteceği
önemlidir. Çünkü sömürünün temelinde yer altı ve yer üstü kaynaklarının
zenginliği yatar. O halde sömürülecek olan petrol şayet 10 yıllık rezerve
sahipse, Ulusal Kurtuluş Savaşının en az 10 yıl uzatılması gerekmektedir. On
yıl sonra savaşın kimin lehinde bittiği önemsizdir. Zaten zenginliği sömürülen
toprakların her iki tarafa da artık bir yararı olmayacaktır. Sömürgeci güç için
sömürge topraklarda daha fazla kalmak sadece daha fazla gider anlamına
geleceğinden, sömürü işlemi bittikten sonra şayet savaş durumu varsa en hızlı
şekilde çekilmek çok daha yararlıdır.


Güneydoğu
Anadolu Bölgesinde en çok Elazığ bölgesindeki madenler işletilmektedir.
Elazığ’ın kimlik açısından eskiden Kürtlerin nüfusunun yoğun olduğu bir il
olduğunu biliyoruz. Günümüzde ise Türk Milliyetçilerinin kalesi gibidir. Bu
durum madenlerin rahatlıkla işletilebilmesi içinde yeterince koşul
sağlamaktadır. Dolayısıyla bölgedeki bu kimlik değişiminin manuel olması
ihtimali yüksektir. Zaten geçmiş yıllardaki hükümet politikalarına baktığımızda
İsmet İnönü döneminden Bülent Ecevit dönemine kadar Elazığ ile ilgili değişik
stratejik hedeflerin belirlendiği ve bu hedeflerin zamanla gerçekleştirildiğini
görüyoruz. Türk Milliyetçiliği için özellikle Elazığ’ın seçildiğini görüyoruz.
Yine Batman ilinde bugün islami kimlikli nüfusun yoğunluğu, Kürtçe dergi,
gazete ve kitap okuyan kesimin yok denecek kadar azlığı ve şehrin neredeyse
liberal duruşu dikkat çekicidir.


Müslüman
bir ülke olsak da biz de sömürgeci bir gücüz. Biz derken ülkemizi kastediyorum,
Allah bunu bize nasip etmedi elhamdülillah. Bugün adına Kürdistan denilen
topraklar zenginliği ve coğrafik konumu itibariyle Türkiye, İran, Irak ve
Suriye arasında dörde bölünerek sömürülmektedir. Bu işgal aynı zamanda bugünkü
Avrupa Birliği ve Arap Birliği onayı ile meşrulaştırılmıştır. Araplar için
işgalci iki gücün Irak ve Suriye olması önemlidir.


A…
… …: Cemaatimize bağlı şirketlerimizi Doğu ve Güneydoğuya yönlendirmek, bu
zenginlikleri Türkiye’ye taşımak boynumuzun borcudur.


Z…
… …: Ulusal çıkarlarımızın farkındaysak eğer ideolojik olarak farklı yerde
dursak da aslında Hizmet’in Kürtlerden müteşekkil hareketini rahatlıkla
yönetebiliriz. Kürtlere TRT 6 gibi bir imkanın verilmesini ilk siz istediniz.
Kuzey Irak’ta Kürt bayrağı dalgalanırken okullarımızı, kurumlarımızı açtık ve o
bayrak altında, biz de Kürdistan’da farklı bir güç olabiliriz, Kürtlerden müteşekkil
bir Hizmet hareketi olabiliriz. Asıl bu şekilde PKK’ya ideolojik alternatif
olabiliriz. Yoksa Kürtlerin ulusal çıkarlarına, haklarına karşı çıkarak bence
sadece ulusal çıkar ve millet bilincine ulaşmamış Kürtleri çekebiliriz.


S…
… …: Kerkük ve Musul meselesi büyük bir sorun olarak önümüze tekrar çıkacak.
Buraların Kuzey Irak’a bağlanmaması için Barzani ile petrol anlaşmaları
yapıldı. Kuzey Irak’ın Türkiye tarafından himaye edileceği sözü verildi.
Yumuşak bir yol ile Kerkük ve Musul’un Arap bölgesi olarak kalması bizim için
stratejik önemdedir.


Z…
… …: Kerkük Kürtlerin eline geçecekse bu eşittir alarm zilleri çalıyor. O halde
Amerika da, Avrupa da, Arap Birliği de uzaktan seyrettiği şeye artık birebir
muhatap olmak zorunda kalacaktır. Bizler açısından da Kerküklü bir Kürdistan
çok tehlikelidir. Hangi Kürtlerin elinde olursa olsun fark etmez. Sonuçta güçlü
bir Kürt eninde sonunda daha fazlasını isteyecektir.


Hoca
Efendi: Bakmayın öyle Barzani’nin Kerkük konusunda ahkam kestiğine. Sanırım
artık Kerkük ve Musul’dan vazgeçtiler. Kerkük ve Musul’suz Kürdistan’a razı
oldular. ABD ne derse o da öyle olur. ABD istese maaşlarını bile keser. Bu
saatten sonra Barzani’nin bizim desteğimiz dışında ayakta kalması artık zor
görünüyor. Şunu herkes çok iyi biliyor: KDP’de, YNK’de PKK’sız bir hiçtir. Türk
devleti KDP’yi PKK’dan dolayı adam yerine koyuyor. Bunu onlarda çok iyi
biliyorlar. O yüzden ne PKK’nın büyümesini, ne de tamamen bitmesini
istemiyorlar.


Ara
verelim, daha sonra devam ederiz.


 Ancak
diyalogları yazmanız ciddi bir zaaf oluşturuyor. Bakınız burada konuştuklarımız
önemli değil. Ama diyaloglarınızda konuştuklarınız yaptıklarınızı gösteriyor.
İşte o büyük sorun olabilir. Konuştuklarımız önemli değil, fikirlerimiz,
amaçlarımız olabilir.


Aradan
sonra…


Hoca
Efendi: Buradaki toplantımızın bir amacı da önümüzdeki seçimlerdir. 2009
seçimlerinde DTP(BDP) tarafından ele geçirilen belediyelerin tekrar ellerinden
alınması bizim en önemli çalışmamız olmalıdır. Böyle bir başarı örgütün aynı
zamanda meşrulaşma, siyasallaşma ve aşırı derecede kitleselleşme
faaliyetleriyle birlikte ekonomik gücünü de zayıflatır. Tecrite alır.


Doğu
ve Güneydoğu için özel bir Seçim Çalışma Grubu çıkarılacak, bu grup kendi
içinde komisyonlara ayrılacak, bu komisyonun görevi BDP’nin oy aldığı yerlerde
oy oranlarını düşürmek olacak.


Oylarını
düşürmek için en iyi yöntemleri bulun. Rakibinizin en zayıf yönlerini tespit
edin ve kullanın. BDP’nin belirledikleri adaylar hakkında dedikodular yayarak
halk içinde tartıştırın. Adayların geçmişleri hakkında spekülasyonlar yayın.
Kadınları toplayın, evlerde, camilerde, her yerde. Yemekli, kahveli, çay
saatleri vs vs. Hutbe kültürünü yayın. Her yeri camiye çevirin.


Bir
de halkın nerelerde alışveriş yapacağına siz karar verin. Yavaş yavaş halkı cemaatimiz
dışı alışveriş merkezlerinden uzaklaştırın. Kendi merkezlerinizi yayın. Her
alanda sizin sermayeniz olsun.


Birincil
amacınız örgütün ilerlemesini yavaşlatmaktır, direnişin süresini uzatmaktır.
Devlet ise her yıl “bu yıl bitiririm” diye önüne hedef koyar, o ayrı. Bizim
zeminimiz olmasa onu da yapamaz. Bu iş tıpkı hastalıkla mücadele gibi. Mikrop
önce hızla vücudu ele geçirir. İlaç önce bu hızı yavaşlatır, sonra bu
ilerlemeyi tamamen durdurur ve düşüş ondan sonra başlar. Düşüş başladı mı
sıfıra kadar indirir artık.


Karşınızdaki
ideolojik, ekonomik, siyasi, kültürel, tarihi ve askeri güç ne kadar güçlü ve
köklü görünüyorsa görünsün, fark etmez. Her şeyin bir zayıf karnı vardır.


Her
gücün zayıf karnı demokrasidir. Demokrasi varsa senin gibi yetenekli biri
çıkarak demokratik koşullardan yararlanır ve seçimle iktidara gelir. Onu
destekleyecek olan kitle ise zayıflarına ve çıkarlarına seslenilen kitledir. O
halde her gücün zırhı da eğitimli kitledir. Eğitimli kitlenin demokrasisi ise
ne kadar gelişkin olursa olsun açık yaratacağına, tersine işleyişin sorunsuz
gerçekleşmesini sağlar.


Geçmişten
iyi ders çıkarmak bizim işimiz. Kendi hatalarımızı da, düşmanın hatalarını da
iyi derecede bilmemiz gerekir. Yoksa düşman kendi hatasından ders çıkararak
daha önce kazandığımız bir noktada kazanır ki, bu daha kötü olur.


Bölgede
etkili olmak istiyorsanız örgüt kadrolarının ve BDP’lilerin zayıf noktalarını
tespit etmelisiniz. Yönetimde kim kime karşı, kim yükselmek istiyor, kim
yönetime girmek istediği halde giremedi. Böyle kişiler varsa şirketlerden
teklif göndertin, farklı işlere yönelimlerini sağlayın. Böylece seçim
süreçlerinde ilerleme sağlayamazlar.


Z…
… …: Önemli olan birinin hata yapması, diğerinin de iyi yararlanması.


Hoca
Efendi: Evet, bunu kavramak önemli.


A…
… …: Efendim!


Hoca
Efendi: Buyurun…


A…
… …: Çözüm süreci….


Hoca
Efendi: Çözüm konusunda acele etmeyin. İşleri mümkün olduğu kadar yavaştan
alın. Her an filler ile vezirler yer değiştirebilir.


A…
… …: Evet efendim.


Z…
… …: Affınıza sığınıyorum, ama bir Türk olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti
benim halkıma aynı şeyleri yapsaydı Allah bilir daha fazlasını yapardım. Hele
ki İslamın doğru bulduğu yöntemleri de uygulasaydım çok daha farklı bir şey
olurdu. Bir saniye müsade edin, Hatay’da meydana gelen patlamanın PKK
tarafından yapılmadığını nasıl saniyesinde anladık? Neden bu işin Araplardan
geldiğini anladık?


Hoca
Efendi: Hangi süreçlerde neyin olacağını, kime havale edileceğini belirleme
gücündeyiz.


Kaldığımız
yerden devam edelim…


Seçimlerde
bölgelerde kötü adam çıkarmaları kadar önemli bir şey olamaz. Yolsuzluklara
bulaşanları desteklemelisiniz. Kendi müfettişlik organları yok zaten. Siz de
denetim yapmazsınız. Bırakın yesinler. Bakın, yiyen adam zararlı değildir, bir
metre kaldırım yapan ve bir saat eğitim verdiren adam zararlıdır. Hayatın her
alanında bulunacaksınız. Kaliteli iş yapabilecek adamlar küstüreceksiniz.
Herkes bunun en yukarıdaki, tepedeki adamlardan kaynaklandığını düşünecek.
Kalitesiz iş yapan, emret komutanım tiplemeleri, alayın askerleri gibi karakterlere
karışmayacaksınız. Bu da bu psikolojiyi daha çok doğrulatacak. Böylece küsen ve
giden adam “bak işte bu adam kalitesiz olduğu halde emret komutanım dediği için
herşeyi yönetiyor” diye düşünecek ve matematikteki doğrulama gibi, sonucu
alacaktır.


Dernekleri,
belediyeleri ekonomik olarak darboğazda bırakacaksınız, işlerini
tıkatacaksınız. Ekonomik olarak kurumları canlandırabilecekleri üretimlerden
uzak durmalıdırlar. Tarım alanları ve köylüden uzak durmalıdırlar.


Seçimlerde
hileler her yerde aynı olmayacak. Dikkat çeker. insanlar seçim sonrası birçok
duyumdan söz edecek. Ama yöntemler o kadar çok olacak ki herkes bunları bir
dedikodu olarak algılayacak. Yükselmesini istediğimiz adamı bazen kısa süreli
içeri de atabilirsiniz. Bazen de dışlamamız gereken adamı böyle kısa süreli
atarsınız içeriye. Yani yöntem karışık uygulanacak. Aksi halde yöntem bir fikir
verir ve her zaman tersini uygulayarak da doğru yola çıkmak mümkündür.


Geniş
anlamda ise hayatın her alanı ile ilgilenen kurumsallaşmalara gitmemelerini
içeriden engellemelisiniz. Şu an kaç kategoride kurumlaştıklarını biliyor
musunuz. Daha fazla kurumlaşmalara gitmelerine izin vermeyin. Bunlar böyle
kalmalı. Yeni alanlar olursa kapatılmalı. Ama öyle yasalarla, baskılarla değil.
Yozlaştırarak. Kapattırarak.


Herkes
her tarafa uzanabilmeli. Bu yasasızlıkla mümkün. Ee zaten yasasız. O halde
içine girip içerden bunu hep aşındırmak lazım. Düşünün böylece yılda her yerde
en az bin kişi küstürülür.


Allah
Ademoğlunu yaratırken bir sürü de zaafiyet vermiştir. Yemek ve cinsiyet
zaafiyetleri dışında birçok zaafiyet vermiştir. Üstün gelmek, birşeyi
hakimiyeti altına almak, bulunduğu yerden bir başka üst yere geçmek de doğru
kullanılmadığında zaafiyettir. Böyle birçok zaafiyet sayılabilir. Bir topluma
istemediği şeyleri yaptırmanın yolları da bazen böyle zaafiyetlerden
yararlanmaktan geçer.


Çalışan
iş yapan BDP’lileri illegal işlere bulaştırın daha sonra da içeriye alın.
Adamlarımızı bu şekilde onların yerine yerleştirin. Ama çok dikkatli davranmak
gerekir. BDP’nin olumsuz ne kadar şeyleri varsa, ne kadar anti-demokratik
uygulamaları varsa bunları basına vereceksiniz.  Bunlardan
çekinmeyin. Çekineceğiniz yönetici kimdir, işi bittikten sonra çıkıp hala
yoğunlaştırıcı şeyler yapan, okuyan, tartışan, yazan, eleştiren, araştıran
yöneticidir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet