TERÖR

Fetö’yü Deşifre Eden Emniyet Müdürünün Raporundan
Detaylar

FETÖ/PDY’yi 20 yıl önce deşifre
eden Kırıkkale İl Emniyet Müdürü Mahmut Çorumlu, raporun detaylarını sosyal
medya hesabından paylaştı.

Kırıkkale Emniyet
Müdürü Mahmut Çorumlu, sosyal medya sitesi Twitter‘dan
yaptığı paylaşımında “15 Temmuz şanlı direnişinin ikinci yıl dönümü
vesilesiyle Türkiye‘de
ilk Fethullahçılar ile ilgili raporu hazırlayan Ankara İstihbarattaki
ekipten biri olarak, emniyet teşkilatındaki bu direnişin ve uyanışın
öncülerinden biri olarak ve de bu örgütün fikri, teolojik, ideolojik,
sistematik, tipolojik yapısını en iyi bilen bir avuç insandan biri olarak
yazacaklarımın bir katkı olsun isterim” dedi. 

“EMNİYET TEŞKİLATINDA 1975 YILINDA ÖRGÜTLENMEYE
BAŞLADILAR” 

Çorumlu, Fetullahçı Terör
Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) polis teşkilatında
ilk olarak 1975 yılında örgütlenmeye başladığını belirterek “80’li
yıllarda sonuç almaya başladılar. 90’lı yıllarda personel, özel kalem, bilgi
işlem birimlerini kontrol altına almışlardı. Fetullahçıların emniyette ilk fark
edilişi 1991 yılındaki Polis Akademisi
mezuniyet töreninde kura çekiminde çift torba vardı. Ünal Erkan o zaman Emniyet
Genel Müdürüydü. İhbar yapılmış geldi bastı suçüstü iki kura torbası olduğunu
yakaladı. Ancak bu olayda ismi konulmadı, dosya yok edildi, kısa sürede
kapatıldı. 1999 yılında Ankara İstihbarat Şubesinde çalışırken devlet için ne
kadar büyük bir tehdit ve tehlike olduğunu yapmış olduğumuz çalışmalarda resmi
olarak raporlaştırdık. Çünkü FETÖ’yü her şeye benzetebilirsiniz ama en önemlisi
bir İKK sorunudur. Bizi esas motive eden budur, yani sinsi bir şekilde Devleti
ele geçirme ve dinin içi boşaltılmak suretiyle önce devletimiz, sonra ülkemiz
sonra İslam alemi büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaydı ve bizde neyle karşı
karşıya olduğumuzu biliyorduk. Başımıza neler gelebileceğini de” ifadesini
kullandı. 

“TELEKULAK İFTİRASIYLA TASFİYE EDİLDİK VE 17 YIL
SÜRDÜ” 

Çorumlu, şunları kaydetti:  

“Bunun akabinde 99 yılının Mart ayında Fethullah
Gülen yurt dışına kaçtı. Haziran ayında Gülen’in o malum kaseti çıktı. Biz de
telekulak iftirasıyla tasfiye edildik. Sonradan Gülen hakkında DGM’de iddianame
açıldı, bizim ise zorlu hayatımız başladı. Sürgünler, cezalar, mahkemeler
dönemimiz başladı ve 17 yıl sürdü. 99 raporu örgüt açısından çok önemliydi.
Çünkü ilk kez resmi olarak maskeleri düşmüştü. ‘Din motifli siyasi bir terör
örgütü’ oldukları tespit edilmişti. Bu raporun hem devletçi bir dille hem de
dini literatüre hakim bir şekilde yazılması yani ‘din-ü -devlet’ anlayışıyla
ele alınması, maskelerinin düşmesi ilk ve ağır bir darbeydi. Raporun hem dini
kaygıyla hem de devlet kaygısıyla ve istihbaratçı anlayışıyla yazılması ve de
ilk kez tanımlama yapılması çok önemli idi. Herkesin durduğu yerden
değerlendirdiği bu yapıyı biz görmüştük ve tehlikenin de
farkındaydık”. 

“DÜNYAN’IN EN BÜYÜK MAFYASIDIR” 

Çorumlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
 

“FETÖ İslam tarihi
ve Türk tarihinde hatta tarihte örneği olmayan ve benzeri görülmemiştir. Hiçbir
tipolojiye uymaz. Kısmen Haşhaşilere, kısmen opüsdei, kısmen sol örgütlere,
kısmen Cizvitlere, kısmen daha bir sürü örgütlere benzer. FETÖ dini olarak bir
tarikat olmayıp ancak tasavvufun ritüellerini sıkça kullanır, alışılmış dini
cemaatlere benzemez, Kadiyanilğine, masonlara en çok Hasan Sabbah grubuna
Haşhaşileri andırır. Dünyanın en büyük mafyasıdır. En büyük casus örgütüdür. En
büyük kara para aklama şirketidir. En büyük kapalı örgüttür. En tehlikeli
mistik örgüttür. O yüzden zor anlaşılmıştır. 99’da bizi tasfiye eden FETÖ
akabinde Emniyet içindeki milli unsurları istihbarat ve KOM birimlerinden hızla
tasfiye etti. 2006’ya gelindiğinde Emniyet içindeki tasfiyenin bittiğini
zannettiler. TSK içindeki
milli unsurları ise Ergenekon iftirasıyla tasfiye etmeye çalıştılar. Yargı
içindeki milli unsurları ise 2010 Anayasa Değişikliği ile tasfiye etmeye
çalıştılar. 2009’da ise diğer cemaatlerin, tarikatların, mezheplerin içine
sızmaya başladılar”. 

“ARTIK BÜTÜN HEDEFLERİ CUMHURBAŞKANIMIZDI” 

“Sayın Cumhurbaşkanımızı hiç sevmediler. Baştan beri
hiç sevmediler. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız her şeyin farkındaydı. Önlerindeki
en büyük engel de Sayın Cumhurbaşkanımızdı. Emniyeti, Orduyu, Yargıyı ele
geçirdiklerini düşünüyorlardı. Ama Cumhurbaşkanımız direniyordu. MİT Başkanına
yapılan operasyon Cumhurbaşkanımıza yönelik yaptıkları ilk büyük operasyondu.
Bu fark edilip boşa çıkarılınca Polis ve Yargı marifetiyle yargı içindeki
hainler marifetiyle Sayın Cumhurbaşkanımızın çevresini dinleyerek ona ulaşmak
istediler. Artık bütün hedefleri Cumhurbaşkanımızdı.” 

“FETÖ’YÜ RAPORLAŞTIRAN EKİPTEN BİRİSİYİM” 




























“17 Aralık‘ta boşa
çıkınca gezi olaylarıyla denediler. Hiçbir seçimde umduklarını bulamayınca TSK
içindeki hainlerle 15 Temmuz’u denediler. 15 Temmuz’un darbe girişiminin tek
hedefi vardı Cumhurbaşkanımızı ele geçirmek. Ama hesap etmedikleri bir şey
vardı. Allah’ın iradesi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan‘ın cesareti ve feraseti, bu
asil millet, ordu içindeki, emniyet içindeki ve adliye içindeki milli unsurlar.
Böyle bir komplike örgütü ilk tespit eden, resmi olarak raporlaştıran ekipten
biri olarak uzun yıllar her türlü sıkıntıya rağmen elbette görevimizi yapmanın
rahatlığını ve onurunu yaşadık. Ancak emniyet içinde bu mücadelenin sembol
isimleri biz olmamıza rağmen bu mücadelenin gerçek sahibi önce Allah, sonra
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan‘dır.
Allah Sayın Cumhurbaşkanımıza uzun ömür versin ve başımızdan eksik
etmesin”. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir