FETÖ Propagandasının Beş
Söylemi


FETÖ küresel
düzlemde Türkiye karşıtı faaliyetlerini sürdürüyor ve bunu yaparken de
propagandanın babası Hitler’e rahmet okutacak cinsten bir yöntem izliyor.


15 Temmuz
darbe girişiminin püskürtülmesinden sonra Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)
yöneticisi Gülen ve örgüt üyeleri küresel düzlemde Türkiye karşıtı propagandaya
ağırlık vermiş durumda. Başta Amerika, Avrupa, Orta Asya, Balkanlar ve Afrika
olmak üzere dünyanın dört bir tarafında örgütlenen FETÖ’nün stratejisine
bakıldığında tipik takiyeci yaklaşımın döngüsel bir şekilde dışa vurulduğu
görülüyor. Bu süreçte eğitim kurumları, dernekler, şirketler ve medya organları
paravan olarak kullanılıyor. Türkiye’deki iç siyasi tartışmalara paralel olarak
söylem değiştiren Gülenciler bazen kendilerince kullanışlı buldukları bir
konuyu manipülasyonla öne çıkarıyor, bazen söylediklerini hiç söylememiş gibi
yapıyor ama ne pahasına olursa olsun günün şartları doğrultusunda Türkiye
karşıtlığına oynuyor.


Küresel
siyaset sahnesinde ve uluslararası medya organlarında Türkiye aleyhine bir söz
söylenebilmesi ve haber çıkabilmesi FETÖ’nün temel hedefi. Bunu başardıklarında
kendi kötücül emellerine de bir adım yaklaştıklarını varsayıyorlar. Tüm bu
göstergeler aslında FETÖ üyelerinin 15 Temmuz’da yedikleri tokattan ders
almadığının işareti olarak okunmalıdır. Dini bir cemaat kisvesiyle çıktıkları
yolda milli iradeye el koymak için askeri darbe yapma noktasına gelen
Gülenciler 15 Temmuz’da işledikleri cinayetlerden, yaptıkları aşağılık işlerden
utanç duyup bir kuytuda saklanmak veya özür dilemek yerine Türkiye’yi hedef
alan ateşe odun taşımayı tercih etmiş durumda. Zilletin bu kadarı da ancak
Gülencilere layık olurdu zaten!


FETÖ
yöneticisi Gülen ve üyeleri Türkiye’nin karşısında konumlandığı cephede kılıç
sallarken ve Türkiye’yi denklemin dışına itmeye çalışan küresel güçlere koltuk
değneği olurken ağırlıklı olarak medyayı bir araç olarak kullanıyor. Medya
aracılığıyla ve medya için üretilen içerik ise tipik kara propaganda örnekleri
ve çarpıtmalarla dolu. Gerçeklerden ya hiç bahsedilmiyor ya da Batı’nın Türkiye
söz konusu olduğunda sık sık başvurduğu dezenformasyon makinesi sahneye
sürülüyor. Bu noktada FETÖ’nün Türkiye aleyhine defaatle dolaşıma soktuğu
tezviratlar beş başlık altında toplanabilir. Daha önce Batı medyasında sair
zamanlarda örnekleri çıkan ama 15 Temmuz’dan sonra Gülenciler eliyle
yoğunlaştırılan ve beslenen bu iddialara daha fazla başvurulacağının işaretini
de Gülen, aslında darbe girişiminin ardından 21 Temmuz’da yayımlanan demecinde
vermişti.


GÜLEN’İN KRİPTO MESAJLARI


FETÖ elebaşı
Gülen, 21 Temmuz’daki açıklamasında, “Varsın bir sürü ahmak bir başarı elde
etmiş gibi güledursun. Düğünler dernekler kursun. O komik durumlarını birer
bayram ilan etsinler. Fakat dünya bu meseleyi alaya alıyor. Bu alaya almalar
paragraflar olarak kitapların sayfalarına yazılıyor.” ifadeleriyle bir yandan
Türk milletinin darbe karşısındaki cesur direnişini aşağılamış bir yandan da
bundan sonra propaganda mekanizmasının daha fazla kullanılacağının işaretini
vermişti. Öyle de oldu. Geçmişle kıyaslanınca Gülen, Batılı medya kuruluşlarını
Pensilvanya’daki malikanesinde daha çok ağırlamaya başladı. Bu yayın organları
arasında İtalyan Le Stampa, Alman Die Zeit, ZDF ve DPA, İspanyol El Pais,
İngiliz BBC ve Reuters da bulunuyordu. CNN televizyonu da Gülen’le görüşen
medya kurumları arasındaydı. Gülen’in açıklamalarına bakıldığında Türkiye’deki
iç gelişmelerle paralel şekilde beş konunun bir döngü halinde gündeme
getirildiği görülüyor.


1.     “Demokratlara karşı otoriterleşme” söylemi: 15 Temmuz darbe girişiminin
millet tarafından püskürtülmesinden sonra yargının temel görevlerinden birisi
olarak darbecilerin ve onlara destek verenlerin yakalanarak adaletin karşısına
çıkartılması gereği doğmuştu. FETÖ’cülere yönelik bu tür operasyonlar Gülen
tarafından Batı medyasına otoriterliğin göstergesi olarak sunulmaya
çalışılıyor. Bu bağlamda FETÖ’cü medyatörlerin de Hitler kıyaslamaları
yaptığını belirtelim. Gülencilerin ihmal etmediği kara propagandalardan birisi
de bu tür otoriterlik emarelerinin Türkiye’nin demokratlarına karşı yapıldığı
yönündeki asparagas haberler.


2.     “Türkiye-DEAŞ ile işbirliği yapıyor” yalanı: Bu tezvirat Fetullah Gülen’in
yabancı medya kuruluşlarına verdiği mülakatlarda en stratejik başlıklardan
birisi olarak öne çıkıyor. Gülen, sık sık Türkiye’nin DEAŞ’a yardım ettiği
yönünde cümleler kurarak Türkiye’yi Batılılar nezdinde köşeye sıkıştırmaya
çalışıyor. Bu söylemin yoğun şekilde kullanılması, Türkiye’nin Suriye ve
Irak’ta DEAŞ ile etkin mücadelesinin görünür olmasını engellemek ve kendi sınır
güvenliğini sağlamak için attığı adımları değersiz hale getirmek çerçevesinde
okunabilir. Bu yüzden Gülen, geçmişte HDP ve PKK’nın dilinden düşürmediği bu
gerçek dışı söyleme yoğunlaşmış durumda.


3.     “Erdoğan’ın Ahmedinejadlaştırılması çabası”: Batı medyasının temel
hastalıklarından birisi Türkiye söz konusu olduğunda temelsiz önyargıların ön
plana çıkmasıdır. Akıl yerini duyguya bırakır. Bu yaklaşımın çoğu zaman medyada
karikatürize etme veya aşağılama çabası şeklinde işlediği görülür. Batı medyası
bu tür yayınları İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad için yapmıştı. Şimdi
benzer bir pratiğin FETÖ eliyle Cumhurbaşkanı Erdoğan bağlamında devreye
sokulduğu ve sürdürülmeye çalışıldığı görülüyor. Batı medyasında yayınlanan
karikatürler bu yaklaşımın tipik göstergesidir.


4.     “Başkanlık, halifelik, Neo-Osmanlıcılık” söylemi: Gülen’in konuşmalarında
vurgulanan ve Gülenciler tarafından hem sosyal medyada hem de diğer kamusal
alanlarda çoğaltılmaya çalışılan propaganda içinde bu üç ifade önemli bir yere
sahiptir. Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta takip ettiği dış politikanın esas
gerekçeleri dışarıda bırakılarak yapılan yorumlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan
“Halife” veya “Neo-Osmanlıcı” gibi nitelemeler kullanılarak bahsedilir.
FETÖ’nün bu tür tanımlamaları tercih etmesindeki amaç, Batı medyasının
bilinçaltında yer alan oryantalist psikolojiye hitap ederek Türkiye karşıtı
propagandayı daha fazla körükleyebilmektir. Bu yüzden bilinçli olarak bu
kavramlar kullanılıyor.


5.     Küresel kurumları etkilemek için üretilen söylem: FETÖ’nün en yoğun
kullandığı yöntemlerden birisi de Türkiye’de işkence yapıldığı veya suçlu
olmayanların tutuklanması için “cadı avı” başlatıldığı yönündeki kara
propagandadır. Bu propagandanın bir ayağı uluslararası basın kuruluşlarını
harekete geçirmek için gazeteciler üzerinden yürütülüyor. Bir ayağı işkence ve
cadı avı propagandasıyla Uluslararası Af Örgütü’nü harekete geçirmek için
yapılan bu propagandanın diğer ayağı ise ekonomiyi çökertebilmek için
Uluslararası Kredi Kuruluşları nezdinde gerçekleştiriliyor. Küresel siyasal
düzlemin aktörleri olan bu kurumların Türkiye karşıtı bir noktada pozisyon
alabilmesi için FETÖ’nün yoğun çaba içinde olduğu görülüyor.


Burada beş
başlık altında topladığım Gülenci propagandanın yaygınlaşmasında FETÖ elebaşı
Gülen ve üyeleri tüm gücüyle çalışıyor. Bireysel çalışmalarının dışında mesela
ABD’de FETÖ’nün çatı örgütü Türk Amerikan Birliği başta olmak üzere Rumi Forum,
Alliance for Shared Values ve Niagara Foundation gibi kurumlar aracılığıyla
propaganda yapıyor. Bu tür faaliyetler mesela Baltık ülkelerinde Baltık Türk Kültür
Akademisi çatısı altında toplanıyor. Özbekistan’daki çatı yapının adı ise Silm
AŞ olarak biliniyor. 140 ülkede bölge bölge veya ülke ülke bu tür çatı
yapılanmalardan bahsetmek mümkün. Gülenciler benzer uygulamayı örgütlendikleri
diğer ülkelerde de dernekler ve eğitim kurumları aracılığıyla yapıyor.
Türkiye’de kapatılan Zaman gazetesi yayına devam edebildiği ülkelerde bu tür
iddiaları öne çıkartarak Türkiye’yi karalamaya çalışıyor. FETÖ üyelerinin
bizzat kullandığı kendi hesaplarına ek olarak örgüt üyeleri tarafından
yönetilen @turkishminute ve @tr724 gibi sosyal medya hesapları aracılığıyla da
hem yabancı kamuoyuna hem de Türkiye kamuoyuna yalan içerik üretimi
sürdürülüyor.


Son tahlilde
FETÖ küresel düzlemde Türkiye karşıtı faaliyetlerini sürdürüyor ve bunu
yaparken de propagandanın babası Hitler’e rahmet okutacak cinsten bir yöntem
izliyor. Güvendikleri en temel dinamik ise Batılılardaki Türkiye önyargısının
sonsuza dek süreceğine var olan inanç. Gülen örgütü üyeleri buna inanabilir
fakat Gülenciler için tersine dönen ibrenin geriye döndürülmesi bu saatten
sonra çok zor. Tabiatın temel kurallarından biridir bu. Kum saati akmaya
başladı artık.


[Star Açık
Görüş, 30 Ekim 2016
]


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet