Geçtiğimiz günlerde, Anadolu Ajansı, bir haber yaptı.
Ajansmuhabiri çok da güzel bir haber yakalamış. Diyarbakır’da Ugandalı bir
öğretmen, bir özel kolejde çocuklara ders veriyor. Gazetecilik dili ile soft
bir hafta sonu haberi. Burada Anadolu Ajansı’nı veya muhabirini ilzam etmek ya
cehaletten ya da art niyetten kaynaklanmaktadır.

Haberci, haber
değeri olarak gördüğü her konuyu, her şeyi ve her kişiyi haber yapmakla
mükelleftir. Ben Anadolu Ajansı’nın yöneticileri yerinde olsam, o muhabire
maddi ve manevi değeri olan ödüller veririm. Çünkü bu muhabir, çalıştığı ilde
çok farklı bir haberi yakalamıştır. İkincisi, haberin ana unsuru şahıs ile
ilgili, Türkiye’yi işgal ve sömürge devleti haline getirmek için her türlü
ihanet ve askeri darbe yapmaya teşebbüs eden bir uluslararası casusluk
şebekesinin ferdi veya sempatizanı olduğuna dair güçlü karineler ortaya
çıkmıştır.

Bundan sonrası
İçişleri ve MİT ajanlarına kalmış diyeceğim ama bu konuda pek de ümitvar
değilim. Her gün basının önüne geçip tuttuğu çeteleyi saymak, iç güvenliği
sağlamaz. Ama bütün bu eksikliklerine rağmen, polisimiz teşkilat olarak
FETÖ’den arınma ve FETÖ ile mücadelede en başarılı kurumumuzdur.

Polis teşkilatı ve
özellikle İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve dönemin birçok polis
müdürümüzün ölümü göze alarak 15 Temmuz işgal harekâtına karşı ülkenin; Ankara
ve İstanbul’un savunması yapılmasaydı bugün biz müstemleke bir devlet olarak
sağa sola “selam olsun” der
dururduk.

Özellikle İstanbul
Emniyet Müdürü Sayın Dr. Mustafa Çalışkan, kelimenin tam anlamı ile günümüzün
Ulubatlı Hasan’ı olup İstanbul’u yeniden bu millete bu devlete bahşetmiştir.
Bizim milletin bir kusurudur, yaşarken kahramanlarının kıymetini bilmezler.
Rahmetli olduklarında ah vah ile anarız. 16 Temmuz Zaferini bu millete armağan
eden Mustafa Çalışkan ve onun gibi nice polis müdürümüze kaç kişi makamında
teşekkür ziyaretinde bulundu çok merak ediyorum.

Hele bazılarına
kurulan tuzaklar, atılan iftiralarla doğduklarına pişman edildiler. 15
Temmuz’da Serhat sınırımızı; Ağrı’yı, Doğubayazıt’ı, Gürbulak sınır kapısını
FETÖ ve PKK’ya teslim etmeyen Emniyet Müdürü Turgay Karakurt ile o gecenin kahraman
vali yardımcısı Abdullah Seçkin Coşkun’un başına gelen pişmiş tavuğun başına
gelmedi. Bu iki kahramanın yaşadıkları kaleme alınsa eminim en çok satan
kitaplar arasına girer.

Anadolu Ajansı
Diyarbakır Bürosu’nun yakaladığı haberin önünü arkasını irdeleyen, haberin ana
unsuru olan Ugandalı öğretmen, Türkiye’nin yüz akı terör uzmanı ve analisti
olan Abdullah Çiftçi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Halbuki Sayın
Abdullah Çiftçi, haber sosyal medyaya düşer düşmez şu twiti attı:

AA Haberi: Ugandalı öğretmen Diyarbakır’da yeni bir hayat
kurdu. Öğrencileri ve çalışma arkadaşları tarafından çok seviliyor. Anlamı:
Gelecekte bir istihbarat veya uluslararası örgüt üyesi vs diye de haber
yaparsanız şaşırmayın.”

Sayın Çifçi’nin bu twiti, mesleki birikimin ve
engin tecrübesinin bir ifadesi idi ve kimseyi de ilzam etmiyordu. Fakat önceki
günUgandalı öğretmen Sayın Çiftçi ile ilgili Diyarbakır Cumhuriyet
Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuyor. Bunun üzerine Sayın Çiftçi da her
aklını kullanmayı bilen insanlar gibi “açık istihbaratkanalları”ndan bu öğretmeni araştırıyor. Açık
istihbarat kanalları dediğim sosyal medya ve arkaik medya.

AbdullahÇiftçi yazdıkları ve analizleri ve bazı seri
twitleri, bir elin parmağından daha çok gazetenin toplam tirajından daha fazla
okunuyor.

Sayın Çiftçi’nin araştırmalarıyla ortaya çıktı ki,
Diyarbakır’da “Black angel”rolünü
oynayan adam, FETÖ sisteminde yetişmiş, FETÖ’ye sempatizan biri. Sosyal medyada
FETÖ’cüleri takip ediyor, onlar lehine mesajlar falan.

Şimdi, bu kadar basit bir şeyi, normal bir yurttaş araştırıp
on dakika içerisinde ulaşabiliyorsa, Türk istihbarat birimleri nasıl
ulaşamıyorlar?

Bir yabancı gelip ülkemizde gelecek nesillerimizi yetiştirme
işinde rol alacak ve onun hakkında istihbarat toplanmayacak. Bunun izahı
yoktur.

FETÖ ile iltisaklı olduğu gün gibi ortaya çıkan bu yabancı ve
onu istihdam eden kurum ile ilgili devletin istihbarat birimleri içeride ve
dışarıda hala araştırma yapmamışsa, denecek tek bir sözüm yok. Bu arada kimseyi
suçladığım yok. Sadece ortaya çıkan dokümanlar üzerine gazeteci olarak
fikirlerimi ileri sürüp soru soruyorum.






























Her şeyden önce, Türkiye’nin yüz akı olan bir uzmanın
sorusuna savcılık eliyle taciz etme cüretinin nereden geldiği bu Ugandalıya
sorulmalı. Ve bu yazı kaleme alındığında maalesef ortaya çıkan belge ve
bilgilere rağmen ülkemin iç güvenlik birimleri bu Ugandalıyı sorguya
almamışlardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet