Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Cem Küçük : FETÖ, İbrahim Okur’a niçin saldırmadı ???

E-POSTA : cemkucuk@gmail.com




Mısır’ın eski devlet başkanı Cemal Abdülnasır’ın damadı Eşref Mervan çok
enteresan bir kişilikti. Kumara, gece hayatına düşkün olan Mervan, kayınpederi
zamanında istediği göreve bir türlü gelememişti. Sonradan MOSSAD’a bilgi
sızdırmaya başlayan Mervan kimilerine göre İsrail’e para karşılığı bilgi satan
biriydi. Kimilerine göre ise Mısır adına çalışan ve MOSSAD’a çalışıyormuş gibi
görünüp İsrail’i tuzağa düşürmeye uğraşan biriydi. 
Yani
iki tarafa birden çalışan bir “double agent”, çifte ajandı. Bu
tartışma hâlâ sürmektedir.


Dünya tarihinde sadece ajan değil tipoloji
olarak da her tarafa çalışan bayağı kişi olmuştur. Ülkelerin iç siyasetinde de
bu böyledir. Zamanında Susurluk’ta adı çok geçen Tarık Ümit böyle biriydi.
Türkiye’de 17-25 Aralık’ta hem FETÖ’ye hem hükûmete çiçek dağıtan yargıç,
memur, iş adamı, gazeteci sayısı sanıldığından fazladır.


Eski HSYK 1. Daire Başkanı, Taha Akyol’un kankası İbrahim Okur
böyle biriydi.
 Üç gün önce eski adalet bakanı
Sadullah Ergin mahkemede İbrahim Okur’u savundu. Mahkemelerde Sadullah Bey’in
başka savunduğu tutuklu savcı ve hâkim var mı bilmiyorum ama Okur’u savunduğuna
göre bir bildiği vardır. Sadullah Ergin 7 Şubat 2012’deki MİT krizinde Okur’un kendisiyle
birlikte İstanbul’a geldiğini ve Başsavcı vekiline “Savcıların hukuksuz
davrandıklarını tek tek önlerine koyduğunu” söylemiş. Sadullah Ergin’e
göre Albay Hüseyin Kurtoğlu davasında katkısı olmuş. “İstanbul
Alay Komutanı Albay Hüseyin Kurtoğlu hakkında yerel mahkeme tarafından
verilen ve Yargıtay’ın ilgili dairesinde onanan ve haksız olduğu noktasında
önemli delillerin olduğu dava içinde Birol Erdem’le beraber İbrahim Okur’un
gayretleri olmuş ve karar tashihi karar aşamasında bu dosya karar düzeltme
yoluna gidilmiş ve mağduriyetler bir nebze olsun telafi edilmişti”
 ifadesinde
bulunmuş.


Sadullah Ergin, İbrahim Okur’un 17-25
Aralık’ta da katkıları olduğunu beyan etmiş ve şu ifadelerde bulunmuş: “Yine
17-25 Aralık soruşturmaları esnasında soruşturma savcılarının hukuku kanırtan
hukuksuz uygulamaları önlemek için o dönem İstanbul Adliyesinde Başsavcı
olan Turan Çolakkadı Bey’i moralmen destekleyip ona katkı sunan kişi gene
İbrahim Okur idi.”


Hatta 2011’de Zekeriya Öz’ü görevden alanın
HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur olduğu çokça söylenmişti. Sözcü’den Saygı
Öztürk 29 Kasım 2016’da bu konuda şunu yazmıştı: “Savcı
Zekeriya Öz’ün görevden alınışının kuşkusuz ilginç bir perde arkası vardır.
Görevden alınması, İbrahim Okur tarafından başkanlığını yaptığı 1. Daire’nin
gündemine getirildiğinde üyeler âdeta şoke olmuştu. Üst makamın kendilerinden
isteği, Zekeriya Öz’ü ‘kırmadan almaları”ydı. Başsavcı vekilliğine
verildi. Öz, o dönemde kendini öyle bir yere koyuyor ki normal yollardan
görevden alınmasını imkânsız görüyordu. Görevden alındıktan sonra HSYK’nın
önemli bir yetkilisine ‘Benim alınmamı Sayın Cumhurbaşkanı mı (Abdullah Gül)
yoksa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan mı istedi?’ diye sordu. Yani, kendisini
onlar istemedikçe kimsenin alamayacağını düşünüyordu. Haksız da değildi.”


Buraya kadar her şey tamam. O zaman şunları da
biz soralım: HSYK 1. Daire Başkanıyken Balyoz, Ergenekon, şike davalarında
hâkim ve savcılarla ilgili onlarca şikâyet varken birini bile neden işleme
koymadı? 2014 Eylül’ünde CNNTürk’te katıldığı Taha Akyol’un Eğrisi Doğrusu
programında o zamanki tabirle paralel savcı ve hâkimlerin sayısının maksimum 3
bin civarında olduğunu ısrarla söyleme sebebi neydi? Şunu hatırlatayım, 15
Temmuz’dan sonra ihraç edilen savcı hâkim sayısı 4 binin üzerinde.


AK Parti’nin Elâzığ eski milletvekili Şuay
Alpay 1 Ekim 2014’te “bütün dünyanın evrensel hukukunda suç olarak tanımlanan
Zekeriya Öz’ün tehdit ve aşağılayıcı ifadelerini ‘düşünce özgürlüğü’ bağlamında
değerlendirilmesini ve İbrahim Okur’un ve arkadaşlarının buna gıkı çıkmadığını
söyledi. Alpay, Okur’un yaptıklarına olumlu bakılmasının mümkün olmadığını
da ayrıca dile getirdi. O tarihlerde FETÖ’cü Zekeriya Öz, Tayyip Bey için
“Sonu Kaddafi gibi olacak,” “sonu Saddam gibi olacak”
ifadelerini kullanmıştı.


Ayrıca İbrahim Okur 17-25 Aralık’tan sonra adli kolluk
yönetmeliğinin değişmesine “hukuk devletine aykırıdır” diye karşı
çıkmıştı.
 Eğer o madde değişmese Sayın
Bilal Erdoğan’dan başlayıp herkesi tutuklayacaklardı. Ben o zaman Okur’un buna
niye karşı çıktığını hiç anlamamıştım. 17-25 Aralık’ta isteseydi İbrahim Okur
ve arkadaşları illegalitede sınırı aşmış savcı ve hâkimleri görevden
alabilirlerdi.  


Yine İbrahim Okur’un 2014 Ekim’indeki HSYK seçimlerinde Yüksek
Kurul’a aday gösterdiği Yargıtay üyesi Mustafa Ateş 15 Temmuz sonrası
tutuklanmıştı.


Hiç anlamadığım bir şey var: FETÖ hedef
gösterdiği herkese saldırırken, fake hesaplarla, aktifhaber gibi siteler
üzerinden karakter suikastı yaparken İbrahim Okur’a niçin hiç dokunmadı?
FETÖ’cüler kendilerine en küçük eleştiri getirene bile operasyon çekerken
Okur’u es geçtiler? Neden Okur’a FETÖ’cülerden tek bir saldırı bile olmadı?
İnsan merak ediyor işte.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış