Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Aydın
FINDIKÇI


İslâmcı Fethullah Gülen Terör Örgütü (İFGTÖ)´nün
Almanya Örgütlenmesi


Diğer tüm Siyasal İslâmcılar gibi, islâmcı Fethullah
Gülen’de “Küresel Çetenin oğlanlarından” biridir. “Küresel Çete” (Emperyalizm),
sadece Türkiye’de değil, diğer bir çok Ortaasya, Afrika ve Avrupa
ülkesinde de, “Ilımlı İslâm” projesini piyasaya sürmüştür.



Bu projenin Türkiye ayağını başta İslâmcı RTE, Fethullah Gülen,
Süleymancılar, İsmail Ağa vb. türündeki tarikat mensubu şahıslar
oluşturmaktadır.“Küresel Çete” nin bu projesi çerçevesinde
İslâmcı Fethullah Gülen, hem RTE’dan ve hem de “Küresel Çete” den
aldığı büyük destek sayesinde, zaman içerisinde, onlarca Alman kurum ve
kuruluş ile karşılıklı çıkara dayalı, çok geniş bir ilişki ağı kurma
aşamasına gelmiştir. Bu çıkara dayalı“yeni oluşumun”, bir çok nedeni var. Bu
nedenlerden sadece iki tanesini özet olarak sayın kamuoyunun dikkatine ve
bilgisine,takdim ediyorum.


  Birinci Neden:


Özellikle de, “Siyasal İslâm”ın silahlı kanadı tarafından
 İslâm adına yapılan yüzbinlerce kanlı katliamlar ve buna zemin hazırlayan
“Küresel Çete”, yanına aldığı “Siyasal İslâm´ın sivil oğlanları” ile,
Avrupa’da bir “Ilımlı İslâm” projesini icad etti. Bu proje için en
iyi şekilde kullanılacak “oğlanlar” ise, her türlü dini ve dinci cemaat
yapılanmalarıdır. Bu dinci yapılanmalardan biri de; “Fetullah Gülen
Cemaati” dir. Bu cemaat (çete),  daha sonra kendisini “Hizmet Hareketi”
olarak lanse etmeye başladı. Tam’da, Feto cemaatinin “Hizmet” kisvesine
büründüğü ortamda, Alman kamuoyunda ve bazı Alman kurumları nezninde,
üniversite mezunu ya da üniversite ögrencisi olan, Almanya´da doğmuş, Alman
diline hakim ve  meslek sahibi Feto’cu müridler, “Ilımlı İslâmın
Temsilcileri” olarak piyasaya sürülmeye başlandı.



“Uluslararası Çete”nin bir icadı olan “Ilımlı İslâm”ın, Feto’cu
mürütler tarafından, Feonun, Hz. Muhammed’den sonra dünya
gelmiş “diyalog yanlısı dini lider olan ilk insan” olduğu
yalanını yaymaya başladılar. Talana, vurguna ve din ticaretine dayalı bu
yalanın daha da etkin olması için, Feto’cu müridler, Alman
makamları ve önemli şahsiyetleri nezninde, Atatürk
düşmanlığı ile beraber Türkiye’deki laiklik ve üniter devlet
yapısını hedef alan söylemler gerçekleştirdiler. Türkiye’de “müslümanlara
Atatürkçü çevreler tarafından zulüm ediliyor” yalanına sarılan Feto’cu (ve
AKP`li) müridler, böylelikle bazı Alman kuruluşlarının da sempatisini ve
desteğini almaya başladılar.


Almanya’da ki Feto’cu müritlerin etkinliklerinin başında
“dinlerarası diyalog”, “barış ve kardeşlik”, “Müslümanların Alman
Toplumuna uyumu”, “kız-erkek ayrımı yapmadan öğrencilere okul ve meslek
edinme hayatlarında yardım ve destek” gibi projeler yer alıyor. Bu projelerin
uygulanmasında, bu makalede adı geçen Alman kurumların da etkin
desteklerini almaktadırlar. Kendilerini bu şekilde lanse eden
 Feto’cu müridler, Türkiye’de olduğu gibi, Almanya’da da itibar sahibi
olan kişi ve kurumlarla yakın ilişkiye girerek, bu kurumları ve kişileri
yanıltmaya, İş Kurumlarına, Sosyal Yardım Dairelerine, Halk Yüksek
Okullarına, Kadın ve Gençlik Bakım Yurtlarına, Kiliselere, üniversitelerin bazı bölümlerine,
siyasi partilere, sendikalara ve meslek odalarına sızarak, buralarda etkin bir
güç olmayı ve bu güç ile Almanya´da hem kamuoyu nezninde irtibat
sahibi olmak ve hem de özellille de Türkiye ve müslüman kökenli kitleler
üzerinde etkin olmayı hedeflemektedirler. Feto’cuların Almanya´daki nihai
hedefi, Alman Devleti nezninde kendilerini “Müslümanların Yasal Temsilcisi”
satüsüne kavuşmaktır.


  İkinci Neden:


17 Aralık 2013 Tarihli skandala kadar, Feto örgütlenmesi
tarafından Almanya’da kurulan ve işletilen “okulların” temel atma ve açılış
törenlerine kadar birçok etkinliğe, başta Almanya’daki Türk Büyükelçiliği ve
Diyanet İşleri Başkanlığı güdümündeki camilerde görevli Din Ataşeleri ve
imamları olmak üzere, Türk diplomatların tamamına yakını en üst düzeyde iştirak
ediyorlardı. Bu diplomatlar,  Feto’cuların etkinliğine katılan yörenin
Emniyet Müdürüne, Milletvekiline, Kilise Papazına, Alman siyasi partilerine,
Sendikalara, meslek odalarına ve basın mensuplarına kadar kim varsa hepsine,
İFGTÖ´nün “Hizmet Hareketi“ ni öve öve bitiremiyorlardı.


Almanya’nın özellikle de Türk nüfusun çok yoğun olduğu
bölgelerinde örgütlenen İFGTÖ, çok sayıda Alman kuruluşu ve şahsiyetleri ile de
çok yakın işbirliği içindedir. Bu yakın işbirliğinin ulaştığı seviyeyi,
Almanya´da yaşamayanlara bir fikir versin diye, kısaca şöyle özetlemek
mümkündür: İFGTÖ, Alman kuruluşlarının, kurumlarının ve basın-yayın camiasının
gözünde hem RTE´dan ve hem de  Türk diplomatlarından çok daha fazla
itibarlı ve çok daha fazla desteğe sahiptir. Bu acı tablonun oluşmasında, RTE
ile Feto’nun can- ciğer kuzu sarması olduğu dönemin belirleyici olduğu
unutulmamalıdır.


Konuyu detaylandırmada fayda var.


Kökenleri Türkiye’ye dayanan 3 milyondan fazla insan Almanya’da
yaşıyor. Bu sayıya diğer müslüman ülkelerden gelenler de eklenince,
Almanya’da yaşayan “müslümanların” sayısı şimdilik 5,5 milyon civarındar.
Yakın gelecekte sayıları 6 milyonu bulacak olan Almanya’daki bu “müslüman
kitle”, Siyasal İslâmcılar açısından kendi emelleri adına kullanabilecekleri
çok önemli bir potansiyeldir.


Almanya’da sayıları binleri aşan ve farklı adlar altında yasal
olarak kurulan çok sayıda dinci, tarikatçı, şeriatçı ve ırkçı dernek var. Bu
tür derneklerden biri de İFGT’dür.  İFGTÖ, 2000’li Yılların
başından beri giderek daha fazla Alman kamuoyunda duyulmaya ve ön plana çıkmaya
başladı. Bu gelişme, tesadüfen ve kendiliğinden oluşan bir sürecin sonucu
değildir. Bu sürecin en büyük ve en başta gelen sorumlusu, hiç şüphe yok ki AKP
ve RTE’nin kendisidir. RTE, Türkiye’de olduğu gibi, Almanya´da da İFGTÖ,´ne,
Dışişleri Bakanlığı’nın diplomatları vasıtasıyla doğrudan doğruya destekledi,
besledi ve büyüttü, çünkü  RTE’nin Atatürk Cumhuriyetini ortadan
kaldırmaya yönelik açık ve gizli gündemine uygun davranan sözde “Sivil Kitle
Örgütleri” ne ihtiyacı vardı-. Laik cumhuriyeti yıkma projesinde, RTE Alman
kamuoyunun ve Almanya´da yaşayan Türk seçmeninin desteğini de yedeğine almak
istiyordu.  


Feto’cular, AKP hükümeti tarafindan Almanya’ya yollanan
diplomatları birçoğunun açık desteği ile zirve yaptı. Almanya’da “Diyanete
BağlıCamiler” olarak bilinen ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafindan bu
camiler için yollanan imamların tamamına yakını, sadece RTE için değil,
aynı zamanda Feto için de hizmet veriyordu. Feto’cu müridler, bu camilere
ibadet için giden namuslu ve samimi müslümanların dini duygularını gıdıklayarak
ve sömürerek çocuklarına kancayı atıyordu ve bu gidişe hem imamlar,
hem Din Ateşeleri ve hem de diplomatların büyük çoğunluğu sadece göz yummakla
kalmıyor, aynı zamanda çok yönlü destek ve teşvik de veriyorlardı. Bu
camilerin tamamına yakını, 17 Aralık 2013 tarihine kadar, Feto’cu müridlerin
siyasi temsilcikleri gibi faaliyet içindeydiler.


Feto, Almanya’da cami kurmak yerine, maddi durumu iyi olmayan,
genellikle işsiz, Almanya’da sosyal yardımla geçinen, çocuklarının eğitim ve
öğrenimine yeterince zaman ayıramayan, Alman toplumuna uyum sağlamakta
zorlanan, meslek edinmeleri iyice çıkmaza girmiş, çocukları neredeyse temel
eğitim okullarından bile mezun olamayacak derecede çaresizlik duygusuna kapılmış
insanların çocuklarına kancayı takmaktadır. Feto’nun müritleri tarafından
devşirilen bu çocuklar “Işık Evi” dedikleri beyin yıkama merkezlerinde
barındırılmaktadırlar. Her evin bir  “abi” ve bir de türbanlı “abla“
dedikleri sorumlusu var. Bu “abi” ve türbanlı “abla”, genelde Almanya’da
doğmuş, iyi derecede Almanca konuşan, üniversite öğrencisi veya üniversite
mezunu, birçoğu Alman vatandaşı olduğu için de Alman kurum ve kuruluşlarla
ilişki kurmada fazla zorlanmayan müritlerden oluşmaktadır. Almanya´da “abi” ve
“abla” olanların çoğu, ya Türkiye´den Almanya’ya yüksek tahsil, yüksek lisans
veya doktora yapmak amaçlı devlet bursu ile gelen müritlerden, ya da Almanya´da
doğmuş olmalarına rağmen, kendisini Feto´nun sapık dini anlayışı doğrultusunda
beyni yıkanmış mürüdlerden oluşmaktadır.


  Almanya’da İFGTÖ’cu Örgütlenmenin Parasal Kaynağı


Atatürk’ün devrimlerine (harf devrimi, saltanatın yıkılması, dinci
tarikatların kapatılması vb.) ve eserlerine kin ve nefretle yaklaşan ne kadar
dinci, şeriatçı ve ırkçı kesim varsa, Almanya’da var olan “fikir beyan etme,
fikir yayma, örgütlenme ve dini  inanç” özgürlükleri çerçevesinde birçok
yasal alanda çok yönlü faaliyetlerde bulunarak örgütlenmekte, istediği yerde,
istediği ad altında dernek, vakıf, okul ve cami kurup işletebilmektedirler.


FGTÖ’nün müritleri, Almanya’da camiden ziyade (gerçi kendilerine
ait camileri de yok değil)  “okul” ve bu okullara giden öğrencilerin
yatılı kalabilecekleri yurt (yani ışık evleri) kuruyor ve işletiyor. Dinci,
şeriatçı ve ırkçı yapılanmalar kurdukları bu derneklere ve camilere, örneğin
Mevlana Camii, Osmanlı Spor, Akademisyenler Birliği vb. türünden Türkçe ismiler
veriyorlar.  Feto’nun müritleri kendi derneklerine ve camilerine Türkçe
isim değil, kulağa çok daha fazla hoş gelen, Alman kamuoyunun sempatisini
kazanmaya yönelik olarak, “bilim merkezi”, “diyalog platformu”, “dinler ve
kültürler arası dayanışma ve iletişim platformu”, “uyum merkezi”, “savaşa ve
şiddete hayır” gibi isimleri kullanarak, kendilerini kamufle etmeye büyük özen
gösteriyorlar.


Feto’cu okullarda görevli öğretmen, sosyal danışman uzmanı, sosyal
pedagog gibi görevlilerin birçoğu, Almanya’da iş bulamamış, bulduğu iş yerinde
başarılı olamamış ve sırf ekmek parası için her ne iş olursa olsun yapmaya
hazır Almanlardan oluşmaktadır. Böylelikle Feto’cu müritler bir taş ile birçok
kuşu aynı anda vurmaktadırlar. “Bakın bizim okulun müdürü Alman Bay Müller,
sekreterimiz Bayan Helga” diyerek, Alman kamuoyunda kendilerinin yerli toplum
ile ne kadar uyumlu olduklarını ve Alman toplumunun değerlerine ne kadar fazla
sahip çıktıklarına vurguda bulunmak, diğer yandan da “biz tehlikeli bir tarikat
olsaydık, kendi elemanlarımız varken Almanları neden görevlendirelim“
demagojisine başvurmaktadırlar. Böylelikle Feto’cular, öğrenci velilerine de
“bizde çok sayıda Alman öğretmen, eğitimci, sosyal danışman görevli var ve bu
Almanlar kendi alanlarında uzman kişiler“ yalanını yutturmaya özen
gösteriyorlar. 


 Feto’cu müritlerin Almanya´da işlettikleri ve maliyeti
milyon avro ile telaffuz edilen derneklerinin finansman kaynağı nedir?, bu
 bilinmiyor. 17 aralık 2013 tarihine kadar, RTE´in “Türkiye´yi Tanıtma
Fonu”ndan yüklü miktarda parasal desteğin İFGTÖ’ne aktarıldığına dair”
kamuoyunda  büyük bir kanı mevcut. İFGTÖ’ne bağlı bu kadar yurdun, derneğin,
düzenlenen toplantıların ve istihdam ettirilen yüzlerce elemanlara yapılan
ödemelerin kaynağının ne olduğunu, Feto’cular kamuoyunu ikna edecek düzeyde
açıklayamıyorlar. “Allah rızası için yaptığımız hizmetler nedeniyle üyelerimiz
bağış yapıyor” şeklindeki yalanları doğru olsa bile, bu proje ve etkinliklerin
finansmanı, zaten maddi gelirleri yüksek olmayan işçilerinden alınan “bağışlar”
ile gerçekleşmesi imkansızdır. Yoksa Feto’cu çetenin kurduğu sözde “okullar” ve
“uyum merkezleri”, aynı zamanda, “eroin ve insan ticareti yapan” ya da “kara
para aklayan” birer paravan şirket mi? diye de kamuoyu merak etmiyor değil.


  Alman Kamuoyunda Feto’cu Darbe Girişimi ve Yansımaları


RTE´nin Dışişleri Bakanlığı elemanı olan diplomatları çok önemli
bir bölümü, yıllar boyu Alman kamuoyuna, Feto’nun  “Hizmet Hareketi”, 17
ve 25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk ve rüşvet baskınlarından kadar, büyük bir
 övgüyle takdim ediyorlardı. Feto’nun kendisini “Hizmet Hareketi” olarak
lanse etmesi ve buna karşın RTE´nin de, 17 Aralık 2013 tarihinden sonra, “hayır
bu bir terör örgütü” demesi,  hiç bir Alman kuruluşu ve şahsiyeti
tarafından ciddiye alınmadı, inandırıcı bulunmadı. 15 Temmuz 2016 Tarihli Türk
Silahlı Kuvvetlerini ve böylelikle Türkiye Cumhuriyeti Devletini ele geçirmeye
yönelik kanlı darbe girişimi çerçevesinde, İFGTÖ hakkında Almanya’da resmi
makamlardan tek bir kelime dahi olsa olumsuz bir beyanat yok.


Alman Kamuoyunda, 15 Temmuz 2016 Tarihli darbe girişiminin
“küresel çetenin oğlanı” Feto tarafından gerçekleştirildiğine kimse inanmıyor.
Bu darbe girişimi, sanki RTE tarafından kendi “başkanlığını” ve “diktatörlüğünü
pekiştirme” maksadıyla sahnelenmiş bir tiyatro oyunu gibi algılanıyor. Bu
kanılarına da, Türkiye´de sayıları artık onbinlerle anılan akademisyen, rütbeli
subay, gazeteci, öğretmen ve devlet memurundan oluşan şahısların, İFGTÖ
mensubu, yandaşı veya destekleyicisi vs. gibi gerekçelerle tutuklanmalarını da
kanıt olarak ileri sürüyorlar. TSK´nın hedef tahtasına oturtulmasından ve
“küresel çetenin darbe girişimi” sonrası RTE’nin verdiği emirler doğrultusunda
gerçekleşen tutuklamalardan dolayı, bu darbe girişiminin RTE’nin kendisine
karşı olduğunun Alman kamuoyu nezdinde bir inandırıcılığı yoktur. Tutuklanan
kişilerin RTE tarafından çok daha önceden hazırlanan listelerdeki isimler
olduğu ve darbe girişimi bahane edilerek kendi devletini, kendi istihbaratını,
kendi ordusunu, kendi polisini ve dini referanslı kendi siyasi rejimini
(şeriatçı faşizmi)  kuruyor şeklinde yorumlanıyor.



RTE´in Al Jazeera’ye verdiği mülakatta, “Devleti sıfırdan kuracağız”
demesi, kendi devletinin kuruluş ilanından başka bir manası
yoktur. Dolayısıyla RTE, Türkiye’de onbinlerce kamu görevlisini, İFGTÖ
üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklatıp, boşalan yerleri kendi imamları, kendi
mürit ve militanları ile doldurabilir. Fakat Almanya’daki İFGTÖ´nün “Hizmet”
adı altında sunduğu etkinliklerini engelletmesi ve böylelikle İFGTÖ´ne destek
veren bazı Alman kurum ve kuruluşlarının tavırlarını değiştirmesini sağlaması
imkansızdır, çünkü Alman Kamuoyu RTE´in artık ikinci bir Adolf Hitler olduğu
inancındadır. RTE´in ikinci bir Adolf Hitler olarak algılanmasının nedenleri,
kendiliğinden ve aniden olmadı. RTE´in laik cumhuriyetin altını oyması, devlet
kurumlarının en tepe noktalarına hem kendi dinci-şeriatcı müritlerini ve hemde
Feto’cu imam gürühunu bilerek ve isteyerek yerleştirmesi, Alevi inancına karşı
duyduğu büyük kin, parlamenter demokrasiyi askıya alarak kendi kendini başkan
ve sultan olarak ilan etmesi, parlamentoyu ve muhalefeti yok sayması, iğdam cezasını
yeniden uygulamak istemesi gibi vahim uygulamalar, RTE´in bir Hitler olmasının
nedenleri arasında görülmektedir.


Alman kamuoyu, 15 Temmuz 2016 Tarihli kanlı darbe girişiminin
İFGTÖ tarafından yapıldığına dair RTE´den delil göstermesini talep ediyor.
Hatta bu darbe girişiminin sorumlusunun Feto olduğuna dair “bir mahkeme kararı
var mı?“ diye sorarak, RTE´nin bu darbenin baş sorumlusunun İFGTÖ olduğu
yönündeki açıklamasını sorguluyor. Emin olun ki Almanya´da yapılan bu
sorgulama, Feto´nun müritlerinin Almanya´daki basın-yayın kuruluşlarından
başka, kiliselerle, Yahudi kuruluşlarıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nin
diplomatlarıyla ve Alman Bası-Yayın Organları ile, RTE vasıtasıyla kurdukları
ve bugüne kadar taşıdıkları yakın ilişkisinin meyveleridir.


  Fetocu Örgütlenme ile yakın diyalog içinde olan Alman
Kuruluşlarından bazıları


Alman ve Türk kamuoyunda, “Feto’cuların Münih Temsilciliği“ olarak
algılanan IDIZEM (Münih Kültürlerarası Diyalog Merkezi) adlı derneğin kendi
verilerine göre, sadece Münih Şehrinde diyaloğ içinde olduğu Alman
kuruluşlarının (dikkat edin, diyaloğ içinde oldukları kurumların hiç biri
Türkiye veya müslüman kaynaklı değil)  bazıları aşağıdaki gibidir:


Technische Universität München (Münih Teknik
Üniversitesi),
 Katholische Universität Eichstätt
Ingolstadt (Eichstätt Ingolstadt Katolik Üniversitesi), 
Nymphenburger Gesprächskreis (Nymphenburg Konuşma Topluluğu),  Pacx Christ
(Pack
Hristiyan
), Münchener Volkshochschule (Münih Yüksek
Halk Okulu
), Bundesamt für Migration und Flüchtlinge (Federal
Göçmenlik ve Mülteci Dairesi
), Landeshauptstadt München
Sozialreferat für interkulturelle Arbeit (Münih Eyalet Başkenti Sosyal Daire
ve Kültürlerarası Çalışma
), Presse Club München e.V. (Münih Basın
Kulübü Derneği
), Evangelische Stadt Akademie München (Münih
Protostan Şehir Akademisi
), Friedrich Ebert Stiftung (Friedrich
Ebert Vakfı,- Alman Sosyal Demokrat Partisine yakın vakıf
-),
Evangelische Jugend München (Münih Protestan Gençliği) Gesellschaft der Freunde
Islamischer Kunst und Kultur e.V. (İslam Sanatı ve Kültürü Dostları Derneği), Weisst
du, wer ich bin (kim olduğumu biliyor musun -Hristiyan Kuruluşu, af-),
Amerika Birleşik Devletleri Başkonsolosluğu, Israelitische Kultusgemeinde
München und Oberbayern (Yukarı Bavyera ve Münih İsrail Kültür Cemaati),
Hochschule München (Münih Yüksek Okulu).


 Alman Kamuoyunda Feto’cu olarak bilinen derneklerden sadece
Münih Şehri için yukarda sıralanan Alman kurumlarının aynısı veya benzerleri,
Almanya’nın diğer tüm şehirleri için de geçerlidir.


“IDIZEM” adlı bir derneğin ilişki içinde olduğu Alman kurumları
ile, Türkiye Cumhuriyeti Münih Başkonsolosluğu aralarında herhangi bir diyaloğu
veya herhangi bir işbirliği var mı?” sorusunun yanıtı ise; “bırakın işbirliği
içinde olmayı, Münih Başkonsolosluğu bu kuruluşların birçoğunun nerede olduğunu
dahi bilmiyor” şeklinde verilebilir.


Sonuç olarak, yukarda çok kısa bir şekilde sunulan objektif
verilere bakıldığında, ilkokul mezunu olan Feto´nun Almanya’da bu kadar geniş
ağ kurabilecek bir kapasitesinin olmadığı hemen anlaşılacaktır. Bundan dolayı,
haklı olarak şu soru insanın aklına takılıyor: “Küresel çetenin oğlanı olan
Feto, bu çetenin onayı, desteği ve teşviki olmadan, RTE´in büyük desteği ve
onayı ile TSK´ne yerleştirdiği müritleri vasıtasıyla, Türkiye Cumhuriyetini ele
geçirmek üzere böyle kanlı bir darbe teşebbüsünde bulunma imkanına, yeteneğine
ve cesaretine sahip mi?“


9 Ağustos 2016


 Not: Feto’cu yapılanma ile ilgili
Almanya´da yaptığım akademik etkinliklerim dolaysıyla, AKP-Feto ikilisinin bana
karşı yürüttükleri linç kampanyası ile ilgili kısa bilgi için aşağıdaki
bağlantılardan ayrıntılı bilgiye ulaşılabilir.


1,Cemaat’i eleştirdi diye Beşar Esad’ın adamı olmakla suçlanıyor
(27.02.2013) 
http://odatv.com/cemaati-elestirdi-diye-besar-esadin-adami-olmakla-suclaniyor-2702131200.html


2.Cemaat’e bir dokundu başına gelmeyen kalmadı (05.03.2013) http://odatv.com/cemaate-bir-dokundu-basina-gelmeyen-kalmadi-0503131200.html


3.Cemaat 250 Bin Euro ceza ödeyecek (25.03.2013)


http://odatv.com/cemaat-250-bin-euro-ceza-odeyecek-2503131200.html


4.Doç.Dr. Aydın Fındıkçı: ‘Fetullah Cemaati Almanya’daki En
Tehlikeli İslami Örgüt’ ( 6 Nisan 2013)


http://www.avrupa-postasi.com/almanya/docdr-aydin-findikci-fethullah-cemaati-almanyadaki-en-tehlikeli-islami-orgut-h89200.html


5.Almanya’da Cemaatin Dili Bağlandı


http://www.avrupa-postasi.com/almanya/almanyada-cemaatin-dili-baglandi-h89275.html


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış