ADNAN PELVANLAR


Cemaatin Fatih Üniversitesi’nin
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde hangi iktisadi değerlerin işlendiğine
geçmeden önce tarihe bir göz atalım.


Dünyayı yönetmek, dünya
ekonomisinde tek söz sahibi olmak ABD’nin kurulduğu günden beri vazgeçmediği
250 yıllık bir hedefidir
. Baş düşmanları Osmanlı
ve diğer Müslüman ülkeler olmuştur.




Çünkü ABD’nin kurulduğu yıllarda
Akdeniz’e hakim olan Osmanlı’dır; ABD’nin ticaretine engel olmaktadır.


Amerikalı Albay Humphreys,
ulusal bir kimlik yaratmak, vatanseverlik duygularını aşılamak için 1780’lerde
yazdığı kitaplarındaki hedefi Akdeniz’dir, Osmanlıdır. ABD’nin üstünlük
iddiasını Tanrı’nın ilahi emrine bağlayarak şöyle demektedir
: “Amerikan
gemilerinin nereye giderlerse gitsinler serbestçe (gümrük ve vergi
uygulamalarından bağımsız olarak
) ticaret yapma hakları konusunda gerekirse
kuvvet kullanılmalı, ısrarcı olunmalı… Tanrı’dan aldığımız emirle Akdeniz’i
kurtarma görevi için müzakere dahi söz konusu olamaz; ya dediğimiz gibi
yaparlar ya da ölürler.”


Humphreys kitaplarında; Genç
Amerikalıların Kuzey Afrika (
Tunus, Libya, Mısır…) topraklarına ayak
basmasıyla başlayacak yıkımı büyük bir zevkle anlatmaktadır… (
Bu kitaptaki
isteklerini Irak, Libya ve Suriye’de yaşattılar.) (1)




ABD, 1800’lerde Osmanlı
İmparatorluğu’nun parçalanma sürecinin farkına varmıştı; hedefine ulaşma
zamanıydı.
Bunun için Osmanlı
Hıristiyanlarını özellikle Ermenileri kullanmayı planladı. ABD, Osmanlı
Hıristiyanlarına el uzatma işini,
bugünkü moda deyimiyle ‘sivil toplum
kuruluşları’na yani Amerikan misyoner örgütlerine ve özel sektöre yani Amerikan
tüccarlarına havale etti.




Protestan misyoner LeviPersons,
14 Ocak 1820’de İzmir’e çıktıktan sonra “Tanrı’nın yardımıyla, bu günah
imparatorluğunu tamamen yıkacak bir sistem kurmaya
” and içiyordu.


(Fetullah da, and içmişçesine
Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için orduyu, mülkiyeyi ve yargıyı sinsice ele
geçirin diyordu. Kurduğu sistem buydu…)
ABD’li
papaz misyonerlerin açtıkları okul, hastane gibi kurumlarla Ortodoks olan
Ermenileri Protestan mezhebine soktular, Osmanlı’ya düşman yaptılar.(Fetullah’ın
okulunda da öğrenciler Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman yapıldılar.)
Osmanlı’nın
yıkılışını hızlandırmış olan ve bugüne kadar yaşanmış, yaşanan Ermeni
sorunlarının kaynağı özellikle ABD’nin bu misyoner faaliyetlerinin sonucudur.




Protestan rahip George Bush (ABD
Başkanı George Bush’larla kan bağı olan
), 1830’da basılmış “The
Life of Muhammed
” adlı kitabında Hz. Muhammed’e olmadık
iftira ve hakaretlerde bulunmuştur. (Bu kitap, 2003 Irak işgalinden hemen
önce 2002 yılında tekrar basılmış ve piyasaya çıkarılmıştır.)
(1)


1970’li yıllara geldiğimizde,
neoliberalizmin yani acımasız kapitalizmin küreselleşme adı altında dünya
ülkelerine dayatıldığı yıllarda ABD’nin yeni kadrosu,
ülkelerdekiyerli/yabancımisyoner ve örgütleriydi:TESEV, Soros’un Açık Toplum
Vakfı, Sosyal Demokrasi Vakfı ve Fetullah Cemaati gibi… Liboş
yazarlar gibi…




Bilindiği gibi neoliberalizm,
devletin ekonomiden çekildiği, sosyal hakların yok sayıldığı, tamamen
patronların söz sahibi olduğu kapitalizmdir. 1970’lerin başında Şikago
Üniversitesi’nde M. Friedman ve G. Becker gibi Nobel ödülü verilmiş profesörler
tarafından ortaya atılmış, savunulmuş ve kabul ettirilmiş bir ekonomi modelidir.


1973 yılında Şili devlet başkanı
Allende, CIA darbesiyle yıkıldıktan sonra, Şili ekonomisi, ABD-Şikago
Üniversitesi’nde okumuş, neoliberalizmi özümsemiş Friedman’ın
Şili’liöğrencilerine teslim edilmişti.




Cemaatin Fatih Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
’nin
web sayfası, geçen yıla kadar neoliberalizmokulunu yaratan Şikago
Üniversitesi’ne bağlı “Becker -FriedmanEnstitutehttps://bfi.uchicago.edu/web sayfasının
kopyası idi. Sayfanın tamamında Friedman’ın ve diğerlerinin neolibaralizmi
savunan sözlerine yer verilmişti: ekonomi özel sektöre bırakıldığında her şeyin
çok iyi gideceğini, devletin ekonomiye karıştığında ise sorunların
bitmeyeceğini inandırmaya çalışan sözleri…




15 Temmuz darbesinde başarılı
olsalardı, ülkenin ekonomi yönetimini, neoliberalist olarak yetiştirdikleri
gençlere bırakacaklardı. Şili’de olduğu gibi…!




Fetullah, eğitimde ABD
patronlarının istediği ekonomik algı yaratma yönünde hizmet verirken siyasi
yönde de hizmet veriyordu. Samanyolu TV, 2012 (darbeci generallerin
terfi ettirildiği) Ağustos ayına kadarki haberlerinde ABD politikasına
paralel bir propaganda yapıyordu;
haberler Türk Silahlı Kuvvetleri’ne
saldırı ile başlar, ardından İran’a, Libya-Kaddafi’ye ve Suriye-Esad’a yani
Müslüman ülkelere saldırarak devam ederdi.




ABD emrindeki Fetullah’ın bu
ülkeye olan kin, öfke ve intikam duygularının kaynağı ne olabilir? Kuşkuları
bir yöne çeken olay:
Mehmet Perinçek; Ermeni
soykırım iddialarını çürüten değerli genç akademisyenlerden. Siyasetle hiçbir
ilgi ve uğraşı yok. Buna rağmen Cemaat, Ergenekon kumpasıyla onu da Silivri
zindanlarına attı.
Soykırım yalancılarını, hainlerini rahatlattı…! Ermeni
diasporası alkışladı…!




ABD’nin 250, Avrupa’nın 500
yıllık hain planlarını yıkıp atan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal
ATATÜRK olmuştur. Batı’nın vazgeçmeyeceği hain emellerine karşı durabilmek
için Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilkelerine ve Ordumuza milletçe sahip çıkalım.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet