Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Giacomo Matteotti Olayı,
İtalyan Faşizminin Dönüm Noktasıydı !!!


KAYNAK
: http://www.serenti.org/giacomo-matteotti-olayi-italyan-fasizminin-donum-noktasiydi/
 

Serenti | 06 Mart 2017 |


İtalya’da 1924 seçimleri faşist
terörün ve hilekarlığın egemenliği altında geçti. Anayasal oyunun kurallarına
uyar görünen Benito
Mussolini
ve Faşist
Parti
, el altından yasaları çiğniyor ve diktatörlüğünü
hazırlıyordu. Yasal olarak çıkan gazetelere bile el konuyor, basımevleri
yağmalanıyor, işçi sendikaları merkezleri ve kooperatifler ateşe veriliyor,
İtalyan sokaklarında her gün Mussolini karşıtlarının kimliği belirsiz kişilerce
öldürülmüş cesetleri bulunuyordu.


Bütün bunlara rağmen, 6 Nisan 1924
seçimlerinde, faşistlerin tam bir başarı elde ettiği söylenemez. Seçmenlerin %
37’si oy kullanmamıştı; muhalefet ise oyların % 35’ini almış durumdaydı. Ama
yine de faşistler zafer türküleri okumaktan geri kalmadılar. Çünkü Faşist Parti
toplam 535 sandalyeli mecliste 355 sandalye kazanmıştı. Paralel listelerdeki 19
milletvekili de bu sayıya dahil edildiğinde, faşistler 1924 seçimlerinde 374 milletvekili
ile İtalya Parlamentosu’nda atık ezici çoğunluğa sahiptiler. Bir önceki seçimde
yalnızca 37 milletvekili çıkarmayı başaran bir parti için muazzam bir başarı…


Parlamento açıldığında muhalif partiler
Mussolini’yi, “anayasaya aykırı” davranmakla ve seçimleri baskı altında
yürütmekle suçladılar. 29 Mayıs’ta sosyalist milletvekili Giacomo Matteotti çok
sert bir konuşma yapmış, seçimlerde yapılan yolsuzlukları bir bir açıklamıştı.
Meclisin “yasadışı” olduğunu ilan ediyor ve seçimlerin yenilenmesini istiyordu.
Matteotti, bir sosyalist toplantısında da şöyle diyecekti: “İtalyan deneyinin
dışında, faşizmin, uluslararası bir yanı vardır. Savaşın zararlarını kendi
ödemek zorunda kaldığımı görünce, burjuvazi başkaldırmış, korunma yolunu faşist
diktatörlüklerde bulmuştur. Özgürlüklerinizi bütün gücünüzle savununuz!”


Giacomo Matteotti’nin Öldürülmesi


Mussolini hükümetinin güvenoyu almasından
yalnızca üç gün sonra, 10 Haziran 1924’te evinden çıkan Matteotti, Roma’nın
göbeğinde altı faşist tarafından kaçırıldı.  Görgü tanıklarının
ifadeleriyle,  Matteotti’nin kaçırılması olayında kullanılan arabanın
izini süren polis, aracın Faşist Parti yöneticilerine ait olduğunu belirlemişti.
 Araçta kan izleri vardı ama ortada bir ceset yoktu.


Matteotti’nin kaçırılması, faşizmin
karşılaştığı en büyük bunalımı doğurmuş, faşist iktidarın düşmesi beklenmeye
başlamıştı. Uzun süre Matteotti’nin cesedinin bulunamayışı bu bunalımı daha da
arttırdı. Sonunda Matteotti’nin cesedi 18 Ağustos’ta Roma’nın 23 km. uzağındaki
Ouartarella Ormanı’nda bulundu (Bu nedenle bu bunalım dönemine Ouartarellista adı
verilir).


Bu cinayet, bütün İtalya’da büyük bir
nefret dalgasının kabarmasına yol açtı. Basın da buna katıldı. Sonunda,
faşizmle “dirsek temasında” olan liberaller dahi kuruntularından kurtulup
faşizmin gerçek yüzünü görmeye başlamışlardı. Faşist Parti içinde bile
bölünmeler oluyordu. Sonunda katiller yakalandı ve bunlarla ilişkide olan
Faşist Parti’nin ileri gelenlerinden Marinelli ve Cesare Rossi tutuklandı.
Faşizm yanlısı gazeteler bile faşizme saldırıyordu. Bunun üzerine Roma
dışındaki faşist milisler eyleme geçirildi ve Bologna’da büyük bir toplantı
yapılarak faşist ruh canlandırılmaya çalışıldı. Dışardan Roma’ya faşist
birlikler getirildi.


Sosyalist milletvekili Giacomo
Matteotti’nin öldürülmesi, başlangıçta faşizmi önemli ölçüde tehdit edecek,
doğmakta olan diktatörlüğün gelişmesini bıçak gibi kesecek bir darbe gibi
göründüğü halde, aslında rejimin faşizme mutlak bir biçimde dönüşmesine yol
açan bir olayla sonuçlanacaktı.


Matteotti cinayeti, parlamentoda da söz
konusu edildi ve faşizmin tarihinde karşılaştığı en büyük muhalefet eylemine
yol açtı. 13 Haziran tarihli meclis toplantısına, olayı protesto için
katılmayan muhalefet, 24-25 Haziran günü tartışmaya katıldı. Albertini,
Abbiate, Carlo Sforza sert bir biçimde cinayeti eleştirdiler; cinayetten,
hükümeti ve Mussolini’yi sorumlu tuttular. Mussolini ise, cinayeti faşizm
düşmanlarının hazırladığını ve kendisinin olayla bir ilgisinin bulunmadığını
ileri sürüyordu!


Matteotti’nin katillerinin duruşması 1926
yılında komik bir biçimde sonuçlandı: Mussolini temize çıkartıldı. Karara göre,
öldürme olayında bir kasıt yoktu! Matteotti, karşılıklı dövüş sırasında
öldürülmüştü! Katilleri, Faşist Partisi sekreteri Farinacci savunmuş ve
katiller 5 yıl hapis cezası ile kurtulmuşlardı. Zaten iki ay sonra da İtalya
Kralı Victor Emmanuel tarafından affedilip cezaevinden çıkacaklardı.


Antifaşist Cephenin Basiretsiz Politikası


Faşizmin bunalıma düştüğü bu dönemde
senatodaki iktidar grubu Mussolini’yi kurtarmak için güven oylaması istemiş ve
Mussolini güvenoyu alarak iktidarda kalmıştı. Kral da Mussolini’yi
desteklediğini bildiriyordu. Mussolini, bu arada, iki liberali ve
milliyetçilerin önderi Federzioni’yi kabinesine alarak durumunu güçlendirdi.
Muhalefet ise Federzioni’nin Mussolini’yi yıkarak iktidarı ele geçireceğini
ummaktaydı.


İtalyan sosyalistleri ise hâlâ yasallığa
ve Anayasaya bağlı kalmakta kararlıydılar. Üçlü yasal öneriyle şunları
istiyorlardı: Hükümetin istifası, milislerin kaldırılması ve yeni seçimlere
gidilmesi. Sosyalistler hâlâ krala güven besliyorlar, onu Mussolini’den uzak
durmaya teşvik ediyorlar, kendisini aydınlatmak için gazetelerde yazı üstüne
yazıyorlardı! Ama kral, sosyalistlerin umutlarını bir kez daha boşa
çıkaracaktı…


Bu durum karşısında komünistlerin dışında
kalan muhaliflerin yaptığı tek eylem, meclisi boykot ederek oturumlara
katılmamak oldu!  Parlamentonun yasal hukuk düzeninin dışına çıktığını ve
faşist milisler dağılıp yasal anayasa düzeni işletilinceye kadar, parlamentoya
katılmayacaklarını belirterek tıpkı eski çağın pleb’leri gibi Avertino’ya
çekildiler. Bu eylem ile bir hükümet bunalımı yaratılabileceği umulmuştu.
Mussolini ise alayla, “Rakiplerimiz ne haldeler, ne yaparlar? Genel grev, hatta
mahalli grevler mi düzenliyorlar? Ordu içinde isyan çıkarmaya mı çalışıyorlar?
Hiçbiri değil; basın kampanyalarıyla yetiniyorlar!” diyordu.


Avertino eyleminden önce Torino’da, 18
Haziran’da, Piero Gobetti yönetimindeki bir grup, muhalefetin birleşmesini ve
birlikte eyleme geçilmesini önermişti. Bu grup, “Avertino davranışı” gibi kişiliksiz
ve pasif bir politikanın tersine, aktif ve savaşçı bir davranış istemekteydi.


Matteotti olayının yarattığı hava, bazı
başkaldırıları da birlikte getirdi. Örneğin, Haziran ayının sonlarına doğru,
Floransa’da, faşizme karşı gizli bir dernek kuruldu. “İtalia Libera” diye
anılan bu dernek, 16 Haziran’da yayınladığı bir bildiri ile faşizmin iktidardan
ayrılmasını istedi. Bildiride faşizm, cinayetle suçlanıyor ve faşistleri
parayla besleyenler ağır bir dille suçlanıyordu. Bu bildiri üzerine öteki
muhalif çevreleri bu derneği desteklemeye karar verdi. Dernekte çeşitli
düşüncelere bağlı kişiler vardı. Hepsinin ortak amacı, İtalya’yı faşizmden
kurtarmaktı. Bu maksatla çeşitli gösteriler ve toplantılar düzenlendi.
Özellikle 4 Kasım’da Milano’da yapılan gösteriler çok parlak oldu; ama
gösteriler, faşistler tarafından sayısız insanın yaralanması ve dövülmesi ile
sonuçlanacaktı. Bütün çabalara rağmen bu örnek, faşizme karşı silik bir
başkaldırıdan öteye gidemedi.


Olayların sonunda sistem bir sarsıntı
geçirdiyse de muhalefet, protesto eylemlerinden öteye gidemedi ve antifaşist
bir cephe birliği oluşturulamadı. Ayrıca muhalefetin parlamentodan
çekilmesiyle, Mussolini parlamentoda her istediğini yapabilecek duruma gelmiş,
faşizme kendini toplama ve yeniden saldırıya geçme olanağı verilmişti. Sokak
çeteleri yeniden başkaldırıyor, bir an için kazanılan üstünlük, yeniden faşizme
geçiyordu.


Diktatörlüğe gitmenin tam zamanı olduğunu
anlayan Mussolini, 3 Ocak 1925’te mecliste verdiği ünlü söylevinde, suratındaki
maskeyi bütün bütüne attı ve gerçek niyetini açığa vurdu. Polis, Mussolini’ye
karşı bir dizi uydurma suikastler düzenliyor, bu suikast girişimlerine
dayanarak da Mussolini, “olağanüstü durum” yasaları çıkararak muhaliflerini
ezme, demokratik partileri, sendikal örgütleri kapatma, bütün özgürlükleri
ortadan kaldırma ve diktatörlük yetkileriyle yasa gücünde kararnameler çıkarma
olanağını elde ediyordu.


Mussolini birkaç ay sonra, 22 Haziran
1925’te, Augusteo’da toplanan faşist kongre önünde “faşizmin yırtıcı totaliter
iradesinin erişmek istediği devleti” şöyle tanımlayacaktı: “Ulusu
faşistleştirmek istiyoruz, tüm iktidarı faşistlere vermek istiyoruz.”


Gerçekten de 1925-1926 yıllarında
çıkarılan yeni yasalarla İtalya’da artık yalnızca faşizmin sözü geçiyordu.
Meclis oturumlarını boykot etmek gibi parlak mücadele yöntemleri İtalya’da
faşizmin yükselişi
ni engelleyememişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış