FAİLİ MEÇHULLER

Uğur Mumcu kimdir ? Hangi kitapları yazdı, hangi gerçekleri ortaya
çıkardı?  Nasıl öldürüldü ?

Gazeteci Uğur Mumcu, Türkiye basın tarihinin en iyi
araştırmacı gazetecilerinden biri olarak adını yaşatıyor.

Gazeteci Uğur Mumcu tam 25 yıl önce bugün hayatını kaybetti. Bir
bombalı saldırı ile katledilen gazeteci Mumcu, yaşam öyküsünde çok sayıda
çarpıcı haber ve kitaba imza attı.

İşte Uğur Mumcu’nun
hayatından öne çıkanlar:

UĞUR MUMCU KİMDİR?

22 Ağustos 1942,
Kırşehir doğumlu olan Uğur Mumcu ilkokulu Ankara Devrim İlkokulunda ve ortaokulu
Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde okumuştur. Uğur Mumcu 1961’de başladığı
üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesinde 1965’te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet
gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi
Ödülü’nü aldı. 1963’te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972
yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Profesörü
Tahsin Bekir Balta’nın asistanı olarak çalıştı.

Askerliğini yapmaya
hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı “ordu uyanık
olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal
sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı.
Mamak Askeri Cezaevinde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu
davadan dolayı 7 yıl hapse mahkûm edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından
bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay
olarak yapması gerektiği hâlde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı’nın Patnos
ilçesinde, resmî tanımıyla “sakıncalı piyade eri” olarak tamamladı. Patnos’ta,
ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan
ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.

CUMHURİYET DÖNEMİ
BAŞLADI

1977 yılından sonra
sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. “Gözlem” başlıklı köşesinde 1991
yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977’de Sakıncalı Piyade ve
Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı
yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat
Tiyatrosunda tam 700 kere sahneledi. 1978’de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal
geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz
yayımlandı.

1981’de terörün
silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için
yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca’nın
Papa’yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını
yoğunlaştırdı.

1987’de araştırmacı
gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı
kitapları; 1991’de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması
1919-1925 yayımlandı.

CUMHURİYET’E DÖNÜŞ

1991 yılında İlhan
Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden
ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında
Milliyet gazetesinde yazan Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği
üzerine 7 Mayıs 1992’de Cumhuriyet’e döndü.

Uğur Mumcu, 7 Ocak
1993 tarihinde “Mossad ve Barzani” isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani,
CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:

“Kürtler
sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın
Kürtler arasında?” “Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da
dünya bu savaşın farkında değil mi?”

Uğur Mumcu, 24 Ocak
1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi
plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirdi.
Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil
bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin
ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

SUİKAST…

Suikastı; İslami
Hareket, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütler üstlendi. Suikastın arkasında
Mossad’ın ve kontrgerillanın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası
sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde Mumcu’nun, seri
numarası silinmiş ve Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani’ye
götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti.
Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre
içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin
ısrarla kardeşi Mumcu’yla bire bir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur’un tek
görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir.







































Mumcu’nun eşi Güldal
Mumcu’yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan
Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “cinayeti çözmenin,
devletin namus borcu olduğu”nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993).
Suikastın failleri yakalanamamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir