Yazar Musa Anter’in 1992’de öldürülmesi ve AK
Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu’nun yaralanmasına ilişkin bazı
eylemlerden sorumlu tutulan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da
arasında olduğu 18 sanığın yargılanmasına devam edildi.


Yazar Musa Anter‘in 1992’de öldürülmesi ve AK Parti
Mardin Milletvekili
Orhan
Miroğlu
‘nun yaralanmasına ilişkin bazı eylemlerden sorumlu tutulan
“Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım‘ın da arasında olduğu 18
sanığın yargılanmasına devam edildi.



Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Ahmet
Turan
Altaylı ve Savaş Gevrekçi ile müdahil Musa
Anter
‘in oğlu Dicle Anter ve tarafların avukatları katıldı.



Sanık Hamit Yıldırım ile tutuklu bulunduğu Tekirdağ
Kapalı Cezaevinden sesli ve görüntülü sistemle bağlantı kuruldu.



Tutuksuz sanıklardan Altaylı, Musa Anter cinayeti ile ilgili bir bilgisi
olmadığını ileri sürerek, “Cinayet ve Orhan
Miroğlu
‘nun yaralanması konusunda 2013’te Ankara ve Diyarbakır‘da
olayla ilgim ve alakam olmadığına dair ifade vermiştim. 1985’te ‘Nebi’ kod
ismiyle anıldığım doğrudur. Her ne kadar itirafçı olduktan sonra Ahmet Cem Ersever‘in JİTEM adı altında
yasa dışı eylemlere katıldığım iddia ediliyorsa da bunu kabul etmiyorum.”
dedi.



Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığına yönelik suçlamalara yönelikte somut bir
bilgisi olmadığını öne süren Altaylı, “Bu kuruluşun istihbarat topladığını
bilirim. JİTEM, OHAL Komutanlığının içerisinde bulunuyordu. Asker olarak Jandarma
Asayiş Karargah Bölüğüne bağlıydık. 1991’e kadar asker, 1992’den sonra da sivil
memur
olarak çalıştım. Askerliğim döneminde bir kaç kez birlikle operasyonlara
katıldım.” ifadesini kullandı.



Sanıklardan Abdulkadir Aygan‘ın sivil memur olarak
tanıdığını belirten Altaylı, şöyle devam etti:



“Ama birlikte iş yapmadık, kendisini Kurtoğlu lojmanlarında kalıyordu ben
de resmi kurumların misafirhanesinde kalıyordum. Ahmet Cem Ersever‘i Jandarma
Grup Komutanlığında komutan olarak tanıyordum. İtirafçı olan Mustafa Deniz de
tanırım. Ankara‘da
görevli olan Deniz’in, Musa Anter‘in öldürüldüğü dönemde Diyarbakır‘a
geldiğini gördüm, Ersever’in de geldiğini duymuştum.



Musa Anter’i öldürülmeden önce yazar olarak bilirdim ama tanımıyordum, hiç yüz
yüze gelmedik. Anter’in katli olayının yaşandığı dönemde Ersever’in Ankara‘daki
görevinin ne olduğunu bilmiyordum. ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım‘ı ismen tanımam, basında
fotoğraflarını görünce kampüse gidip geldiğini anımsıyorum.”



JİTEM mensubu olup olmadığı sorulan Altaylı, Jandarma
İstihbarat Asayiş Komutanlığında sivil memur olarak çalıştığını bildirdi.



FETÖ izi iddiası



Cumhuriyet Savcısı Alper Türközmen’in Diyarbakır‘da
ifade vermeden önce herhangi bir polis memuru ya da istihbaratta görevli kişilerin
ifade konusunda kendisine yönlendirmede bulunup bulunmadığını ve Diyarbakır
Cumhuriyet Savcısı’nın ifadesi alınırken, FETÖ mensubu olduğu izlenimi verecek
yönlendirmesinin olup olmadığı sorusuna Altaylı, şu yanıtı verdi:



“Verilen ifadeye ilişkin tutanak metnini daha sonra okuduğumda o ifade
içerisinde ısrarla ‘JİTEM’ kelimesinin yazıldığını gördüm. Halbuki ben savcıya
ifade verirken JİTEM diye bir ifadede bulunmadım. İfademde ‘Jandarma
İstihbarat Grup Komutanlığı’ cümlesini kullanarak, ifade verdim. Ama ifademin
her yerine ‘JİTEM’in sokuşturulduğunu gördüm. Ardından bana ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım‘a ilişkin sorular sorup
cevap vermemi istediğinde sanki benim ‘Yeşil’i tanıdığım anlamına gelen
cevapların tutanağa geçirildiğini gördüm. Halbuki ben öyle cevaplar
vermemiştim.”



Sanık avukatlarından Hikmet İşler, Diyarbakır‘daki faili meçhul dosyalarının
savcısı Osman Coşkun‘un FETÖ’den firari olduğunu
belirterek, alınan ifadelerin geçersiz olduğunu savundu.



Bilgisine başvurulmak üzere davet edildiği HSYK‘da Savcı Coşkun’u
şikayet ettiğini belirten Avukat İşler, “Savcı Coşkun’un aldığı ifadeler,
maksatlı ifadelerdir. Kendisi FETÖ soruşturması kapsamında aranıyor ve firari
konumundadır. Coşkun, Diyarbakır‘da yürüttüğü soruşturmalarda TSK‘da gelecek
vaat eden askerlerin de önünü kesmiştir. Örneğin müvekkilim Kurmay Albay Tünay
Yanardağ’ın ölümüne sebep olmuştur. Ayrıca karşı taraf ısrarla bu ifadelerle
sanığa sorular sormuştur. Neden Ankara‘da alınan ifadelerle ilgili sorular
sorulmuştur?” dedi.



Olayla ilgili bir alakası olmadığını savunan tutuklu sanık Hamit
Yıldırım
da olay tarihinde koruculuk yaptığı ve iki kardeşinin de şehit
olduğunu bildirdi.



Yıldırım, Anter cinayeti öncesine Şırnak‘ın FETÖ imamı olduğunu ileri sürdüğü Davut
isimli bir kişinin, kendisinden yurt yapılması için bir arsa istediğini bu
talebi gerçekleştiremeyeceğini belirterek, “Bu arsayı vermediğim için bu
dosyada sanık olarak yargılanıyorum. Savcı Osman
Coşkun
‘un talimatıyla yakalandım.” diye konuştu.



Sanık Aygan’ın röportajı izlendi



Duruşmaya verilen aradan sonra sanıklardan Abdulkadir Aygan‘ın bir röportajı
izlendi. CD’nin izlenmesinin ardından savunmasını yapan sanık Yıldırım,
“Ben yem olarak kullanıldım. Şırnak‘ta Hamit sadece ben miyim? Şırnaklı Hamit,
kimdir? Diyarbakır‘da ya da Şırnak‘ta
kaç tane Hamit var ki ben anılıyorum? Röportajda hakkımdaki iddiaları kabul
etmiyorum. Ben bayrağını seven birisiyim, şehit düşen insanlarla birlikte görev
aldım.” ifadesini kullandı.



Tutuklu sanık Yıldırım’ın avukatı Kaya Yelek, Aygan’ın röportajında Hamit’in
müvekkili olmadığını, terör örgütü PKK‘da yer almış başka bir Hamit’ten bahsettiğini
savunarak, müvekkilinin tahliyesini talep etti.



Müvekkilinin belirttiği FETÖ imamının Davut Karataş
isimli kişi olduğunu ileri süren Yelek, “Yurt arsası vermesi ve yapması
istenilen müvekkilim, talepleri kabul etmemiştir. Müvekkilime kumpas kurulmuştur.
Bu işin içinde emniyet müdürü, gazeteci, itirafçı ve gizli tanıklar
vardır.” görüşüne yer verdi.



Avukat İşler de sanık Aygan’ın röportajında elindeki ajandaya bakarak
konuştuğunu belirterek, “Dinlenen sanık beyanlarından da anlaşılacağı gibi
kendisi görev alırken günlük gazeteleri takip etmiştir. Kendisinin basından
derlediği haberleri okumuştur.” diye konuştu.



Cumhuriyet Savcısı Türközmen mütalaasında, tutuklu sanık Yıldırım’ın tutukluluk
halinin devamına karar verilmesini talep etti.?



Yıldırım’ın tutukluluğunun devamına karar veren Mahkeme heyeti, davanın
tanıklarından Ömer Özüyılmaz’ın FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunup
bulunmadığının araştırılmasına hükmetti.



Heyet, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım‘ın defteri olarak
belirtilen belgenin delil olarak incelenmesine ve sanık Hamit
Yıldırım
‘ın terör örgütü PKK‘ya katılıp katılmadığının Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle
Mücadele Daire Başkanlığına sorulmasına karar vererek duruşmayı erteledi.



Davanın geçmişi



Anter’in ölümü ve Miroğlu’nun yaralanmasıyla ilgili dava Diyarbakır‘da
açılmış, güvenlik gerekçesiyle Ankara‘ya nakledilmişti. İddianamede Anter’in
ölümü, Miroğlu’nun yaralanmasıyla sonuçlanan eylemi Mahmut Yıldırım‘ın planladığı ve
yönettiği, Hamit Yıldırım‘ın eylemi gerçekleştirdiği,
dönemin Jandarma
İstihbarat Grup Komutan Vekili Savaş Gevrekçi’nin ise emri altında bulunan Aziz
Turan
‘ı faillere yardım için görevlendirdiği öne sürülüyor.



Sanıkların, 765 sayılı TCK‘nın 450/4. maddesindeki “taammüden adam
öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbetin yanı sıra “halkı isyana
teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik
etmek” ve “adam yaralamak” suçlarından da cezalandırılmaları
talep ediliyor.



Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde de 16 sanıklı JİTEM davası görülüyordu. Mahmut Yıldırım ve Aziz
Turan
bu davanın da sanıkları arasındaydı.



Yargıtay, Diyarbakır‘daki JİTEM davası ile yazar
Anter’in öldürülmesi ve Miroğlu’nun yaralanmasına ilişkin davaların
birleştirilmesine, birleşen davanın Ankara‘da görülmesine karar vermişti.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet