FAİLİ MEÇHULLER

“Ortadoğu’nun
karanlık bir kuyu olduğu, her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son
ilişki, MOSSAD-Barzani ilişkisidir. (…) CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu
da, MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu. 1971… MOSSAD’dan Kürtlere her ay
50 bin dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. Bu
ilişkiler sürüyor ve öyle anlışılıyor ki daha da sürecek. (…) Kürtler
sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa, ne işi var CIA ve
MOSSAD’ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD antiemperyalist savaş
yapıyorlar da dünya bu savaşın farkında mı değil?” (7 Ocak 1993,
Cumhuriyet)

Uğur
Mumcu yukarıda alıntıladığımız yazıyı kaleme aldığı ay bitmeden, 24 Ocak
1993’te suikaste kurban gitti. Mumcu evinin önünde, park halindeki arabasına
konulan C-4 tipi bombayla öldürüldü.Suikast
profesyoneldi.

Dönemin “ana akım” medyası
suikastin arkasında İran’ın olduğunu
işaret etti.Cinayeti İran bağlantılı kişilerin işlediği yaygarası koparıldı.
Halbuki, Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu’nun dediği gibi , Uğur Mumcu’nun
İran’ı hedef alan tek bir
yazısı dahi 
yoktu. Ama Mumcu’nun cenazesi boyunca birileri “Mollalar İran’a” sloganı
attırdı. Birilerininistediği olmuştu,
Cumhuriyetçi-İlerici çevrelerde “Mumcu’nun
Katili İran”
algısı yaratılmıştı.

Başarılmıştı.
Şimdi geriye yargılama kısmı kalmıştı.

Cinayetin
faili olduğu iddiasıyla ilk önce Hizbullah’ın
İlim Grubu’nun
üzerine gidildi. Buradan da bir şey
çıkmayınca cinayet “Tevhid-Selam
ve Kudüs Ordusu”
 isimli örgütünün üzerine yıkıldı.

Ağabey
Av.Ceyhan Mumcu, gerçek bir yargılama yapılamadığı için davaları protesto etti
ve davalara katılmadı.
 Ceyhan
Mumcu 2013’te davanın sonuçlanmasıyla yaptığı açıklamada, davanın kilit
isimlerinden “Cihan” kod
adlı Oğuz Demir’in olayın üzerinden 20 yıl
geçmesine rağmen halen yakalanamadığının altını çizdi.

***

Dönemin İsrail Ankara Büyükelçisi,
CIA-MOSSAD-PKK-Barzani ilişkisini deşifre eden 7 Ocak 1993 tarihli yazısından
dolayı Uğur Mumcu’yu aradı. Büyükelçi, Mumcu’ya görüşmeleri gerektiğini
söyledi. Mumcu ise büyükelçiye, görüşmede üçüncü bir kişi daha olmasını istedi.
Büyükelçi kabul etmedi, ısrarla yalnız görüşmeleri gerektiğini söyledi.

Görüşme
17 Ocak’ta, Ankara’da bir restoranda gerçekleşti. Yapılan görüşmeden bir hafta
sonra Mumcu suikaste uğradı.

Dönemin
İsrail Büyükelçisi’nin görüşmede Uğur Mumcu ile neler konuştuğu hala
bilinmiyor.

İşin
peşini bırakmayan Ceyhan Mumcu,
bir defa İsrail Büyükelçiliği’nden randevu istedi.

Ancak
kendisine olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt verilmedi.

Ceyhan
Mumcu, Ulusal Kanal’a 24 Ocak 2008 günü kardeşinin öldürülüşünün 15. yılında
yaptığı açıklamada, kardeşinin kesinlikle ABD tarafından öldürüldüğünü ve
İran’ın hedef saptırma olduğunu açıkladı. Vatandaşlara da çağrıda bulunan
Mumcu, “Lütfen artık dikkatli olalım ve Uğur Mumcu’nun katili
İran’dır demeyelim. Maalesef ben bunu sık sık söylediğim halde bazıları
televizyonlara çıkıp hâlâ ‘Uğur Mumcu’yu İran öldürttü’ diye açıklama yapıyor.
Bu doğru değildir. Benim yaptığım araştırmaya göre Mumcu’yu, ABD 1992
Mayıs’ında öldürme kararı aldı” 
dedi.

Uğur
Mumcu, suikastten 3 ay önce eşi Güldal Mumcu’ya “Rüya
gördüm Güldal. Korkunç bir patlama oluyor… Patlama sonunda da bacaklarım yok
oluyor… Bedenimin bu halini yukarıdan seyrettim” 
demişti.
Uğur Mumcu’ya uğrayacağı suikastin tatbikatı gibi olan o kabusu gördüren neydi?
Bu sorunun yanıtı hala verilemedi.

Bugün
suikastin üzerinden 25 yıl geçti. Ancak ne cinayetin faili Oğuz Demir yakalandı, ne de Uğur
Mumcu’nun İsrail Ankara Büyükelçisi ile yaptığı
görüşme aydınlandı.

***

Suikastin
25. yılında, dönemin İsrail Ankara Büyükelçisi’nin izini sürmek istedik. Çünkü
o görüşme suikastin “sırrını” çözecek
delilleri içinde barındırıyordu.

Amacımız
büyükeçiye ulaşmak olduğu için ilk işimiz ismini öğrenmekti. Önce büyükelçinin
ismini internet ortamında, ulusal ve uluslararası kaynaklardan aradım, kolayca
bulabileceğimi düşünüyordum. Ancak bulamadım. Sonra meseleyi Ceyhan Mumcu ile
görüştüm. Ceyhan ağabey de büyükelçinin ismini hatırlayamadı. İş gittikçe
tuhaflaşıyordu.

Aydınlık
arşivini taramaya başladım. 1992, 1993, 1994 tarihi gazeteleri taradım.
Büyükelçinin ismine yine ulaşamadım.

İsrail
Ankara Büyükelçiliği’ni aradım, doğrudan onlardan istemeye karar verdim.
Defalarca aradım, ancak büyükelçilik kapı-duvar. Dahiliye numarasını
bilmiyorsanız, görüşme yapmanız dahi imkansız. Sonra Dışişleri Bakanlığımıza
ulaştırılması üzere, T.C. Başbakanlık İletişim Merkezi(BİMER)’ne aşağıdaki
iletiyi gönderdim:

04.01.2018

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına;

Türkiye’de görev yapmış İsrail Ankara Büyükelçilerinin listesine
gerek internet ortamında, gerekse de matbuatta ulaşamadım.

Sizden gelmiş, geçmiş bütün İsrail Ankara Büyükelçilerinin
listesini rica ediyorum.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

12
gün sonra BİMER şu yanıtı gönderdi:

Sayın
Yıldırım,

04.01.2018 tarihli ve 1800023421 sayılı BİMER başvurunuzla
tarafımızdan talep ettiğiniz, ülkemizde daha önceden görev yapmış İsrail
Devleti’nin Ankara Büyükelçilerinin listesinin paylaşılması Dışişleri Bakanlığı
olarak 
görev alanımıza girmemektedir. Sözkonusu
listeyi İsrail Devleti’nin Ankara Büyükelçiliği (Telefon: +903124597500 ;
Adres: Mahatma Gandi Caddesi 85 GOP 06700 – Ankara) aracılığıyla temin
edebilirsiniz.

Saygılarımızla.

***

BİMER’in
yanıtından da bir sonuç alamayınca eski büyükelçilerimizden Onur Öymen’i aradım. Durumu anlattım, sağ
olsun sayın Öymen beni Deniz Baykal dönemi
CHP’sinin dış politika danışmanı Petek Gürbüz’eyönlendirdi.
Durumu Petek hanıma da anlattım. Petek hanım 1993’te İsrail’in büyükelçilik
düzeyinde bir temsilcisinin olamayabileceğini, maslahatgüzarlık düzeyinde bir
temsilcinin olabileceğini belirterek, o dönem İsrail Ankara Maslahatgüzarının Moşe Kamhi olduğunu sandığını belirtti.
Petek hanımla görüştükten sonra Moşe Kamhi üzerinden bir araştırma daha yaptım.

Ancak
Dışişleri Bakanlığımızın sitesinden İsrail’le diplomatik ilişkilerin Büyükelçi
seviyesine 1991 yılında yükseltildiğini öğrendim.(http://www.mfa.gov.tr/turkiye-israil-siyasi-iliskileri.tr.mfa)

Moşe
Kamhi ise ilk resmi görevini 1999 yılında almıştı.

Yani
1993 yılında İsrail, Türkiye’de büyükelçilik düzeyinde temsil ediliyordu ve o
temsilci de Kamhi değildi.

***

Büyükelçinin
izini sürme serüvenim tam bir trajediye dönüştü. Ülkemizde resmi görevde
bulunmuş bir büyükelçinin ismine resmen ve
fiilen
ulaşamadım.

Sonuç
mu, sonuç; bırakın Uğur Mumcu Suikasti’nden bir hafta önce, Uğur Mumcu ile
tanıksız görüşen büyükelçiye ulaşıp, soru sormayı, ismine dahi ulaşamadım.

Umarım
bir 25 yıl daha geçmeden o büyükelçinin ismini bulup, şeceresini dökeriz ve
yanıtını alamasak dahi Uğur Mumcu’ya 7 Ocak 1993 günü neler söylediğini
sorabiliriz…












































































kerem@aydinlik.com.tr 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir