Fethullah Gülen’in şifreli emri : Alparslan Türkeş’in ölümünde şoke eden
detay


Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, “Gülen’in
başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları olmak üzere FETÖ soruşturmasını
yürüten tüm savcı ve emniyet görevlilerini gazeteci ve yazarları şifre ile
‘zehirleyin’ yönünde ölüm talimatları verdiği biliniyor” dedi.


18 Mayıs 2020


Bir dönem Fethullah Gülen’e en yakın isimlerden birisi
olarak bilinen Latif Erdoğan, dün Yeni Akit gazetesindeki
köşesinde, “Alparslan Türkeş’in vefatında FETÖ
şüphesi” başlıklı bir yazı yazmıştı.


Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu ise, bugünkü
köşesinde, “FETÖ Başbuğ Türkeş’e suikast mı
düzenledi?” başlıklı bir yazı kaleme alarak, söz konusu iddiayı
değerlendirdi. Orakoğlu, “Latif Erdoğan’ın bu iddiasını ispat etmesi
gerekir” derken, “Aksi takdirde FETÖ’nün bu iddiası tamamen
FETÖ ile mücadele eden ülkücü hareketi karalamak veya baltalamak ve rencide
etmek için ortaya atılmış bir psikolojik harp taktiği anlamını
taşır” diye belirtti.


Orakoğlu, FETÖ’nün, kendilerine karşı olan gazeteciler
için şifreli bir emirle “zehirleyin” dediğini ve
ölüm talimatı verdiğini de aktardı. “Gülen’in başta
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları olmak üzere FETÖ soruşturmasını yürüten tüm
savcı ve emniyet görevlilerini gazeteci ve yazarları şifre ile ‘zehirleyin’
yönünde ölüm talimatları verdiği biliniyor” diye belirten
Orakoğlu, söz konusu soruşturmayı yürüten savcıların da adliyelerde çay
ocaklarında çay dahi içmediğini ifade etti.


Bülent Orakoğlu’nun yazısı şu şekilde:


“Yeni Akit Gazetesi yazarı Latif Erdoğan köşe
yazısında ‘’Alparslan Türkeş’in FETÖ tarafından zehirlenerek öldürüldüğü”
yönündeki kuşkularını ortaya koyan bir yazı kaleme aldı. Bu iddia 15 Temmuz
kalkışmasından yaklaşık 1 ay sonra merhum Alparslan Türkeş’in koruması emekli
Başkomiser Tahsin Pehlivanoğlu tarafından da dile getirilmişti. Aslında
Pehlivanoğlu güçlü şüpheleri bir bir sıralamış olmasına rağmen sanırım bu
konuda herhangi bir soruşturma yapılmamıştı. Latif Erdoğan ise yazısında ‘’1997
yılında Gülen’in isteği ile yüz yüze yaptıkları görüşmede Türkeş’in kendisini
öldürmesi için cemaat içinden bir kişiyi vazifelendirdiği bu kişinin kendisine
gelerek olayı anlattığını belirtmişti.’’ Aradan 3-5 gün geçtikten sonra
Alparslan Türkeş aniden vefat etmişti. Ancak Latif Erdoğan’ın ülkücü hareketin
doğal lideri merhum Başbuğ Türkeş’i FETÖ elebaşı Gülen’i öldürmek için FETÖ içinden
bir kişiyi görevlendirme iddiası bu kişinin ismi ve kimliği açıklanmadığı
sürece merhum Başbuğ’a atılmış açık bir iftira niteliği taşır. Latif Erdoğan’ın
bu güne kadar FETÖ ile mücadelede hizmetleri bilinen bir gerçek. Bu iddiasını
yazarken samimiyetine de inanıyorum. Ancak terörist başı Gülen’in Başbuğ
Türkeş’e yapılması muhtemel suikasta meşruiyet kazandırmak için Latif Erdoğan’a
yalan söylemiş olması da yabana atılmayacak bir ihtimal. Bu nedenle Latif
Erdoğan’ın bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Aksi takdirde FETÖ’nün bu iddiası
tamamen FETÖ ile mücadele eden ülkücü hareketi karalamak veya baltalamak ve
rencide etmek için ortaya atılmış bir psikolojik harp taktiği anlamını taşır.


Türkeş’in korumasından sorumlu Pehlivanoğlu’nun FETÖ
tarafından zehirlenme iddiasıyla öne sürdüğü güçlü argümanlar ise şöyle:
Pehlivanoğlu 1997 yılında Türkeş ile birlikte Almanya’ya gittiklerini,
Türkiye’ye dönmeden 3 gün önce Başbuğa check-up yaptırdıklarını belirtiyor.
Check up yapan 33 yaşındaki doktor Fikret’in Başbuğ’a “18’lik genç gibisin.
Hiçbir şeyin yok‘’ dediğini ancak bu doktorun yaklaşık bir ay sonra kalp
krizinden ölmesini şüpheli bir ölüm olarak niteliyor. Ayrıca Türkeş’e neden
otopsi yapılmadığını sorgulayarak 8 Cumhurbaşkanı Özal’a yapıldığı gibi
Türkeş’in de mezarının yeniden açılmasını adaletin tecelli etmesi açısından
elzem görüyor.


TURGUT ÖZAL SUİKASTINI FETÖCÜ HAİNLER NASIL KARARTTI


8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal 17 Nisan 1993 günü
rahatsızlanarak hayatını kaybetti. Turgut Özal’ın zehirlendiği yönünde kuvvetli
şüpheler bulunurken 15 Temmuz’dan sonra “FETÖ’cü” kimlikleri deşifre olan
isimler delilleri karartma konusunda olağanüstü gayret gösterdi. Ortaya çıkan
bulgular, Özal’ın ölümünün FETÖ tarafından işlenmiş bir suikast olduğuna işaret
ediyor. GATA’ya götürülen Özal’ın naaşı, nöbetçi Tabip Binbaşı Mustafa
Sarsılmaz tarafından teslim alındı. FETÖ’nün çekirdek kadrosunda yer alan ve 15
Temmuz’dan sonra firar eden dönemin Tabip Binbaşısı Mustafa Sarsılmaz, Özal
suikastını nasıl kararttı? İlk olarak vücut boşluğuna kimyasal madde enjekte
ederek yıllar sonra Özal’ın zehirlenip zehirlenmediğinin araştırılmasının önüne
geçti. Öte yandan Özal’ın gerçek ölüm sebebinin ortaya çıkmaması için de saç
teli örneği alınmadan defnedilmesini sağladı. Nitekim 2010 yılında başlatılan
soruşturma üzerine Özal’ın kabri açıldı ve otopsi yapıldı. Hâlen FETÖ
üyeliğinden yargılanan dönemin Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, “Zehir var
ama zehirlenme yok” skandal açıklamasıyla suikastı karartma faaliyetini
sürdürdü. Turgut Özal son yurt dışı gezisini 3 Nisan 1993 günü gerçekleştirdi.
12 günlük Orta Asya gezisi esnasında Özal, FETÖ’nün okul görünümlü
karargâhlarını da ziyaret etti. Özal’a bu ziyaretlerde hâlen FETÖ firarisi
olan, Fatih Üniversitesinin eski Rektörü Şerif Ali Tekalan da eşlik etti. 15
Nisan’da Türkiye’ye dönen Özal yalnızca iki gün sonra hayatını kaybederken
ortaya çıkan deliller merhum Cumhurbaşkanı’nın FETÖ tarafından zehirlendiğini
açıkça ortaya koyuyor. Özal ve Türkeş suikastları delil karartma stratejileri
açısından birbirine benzeyen birçok ortak noktada buluşuyor. Özal gibi merhum
Türkeş’in de kabri açılıp otopsi yapılması gerçeklerin ortaya çıkması açısından
elzem görünüyor.


FETÖ ELEBAŞI GÜLEN’DEN ZEHİRLEYEREK ÖLDÜRME
TALİMATLARI


Gülen’in başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları
olmak üzere FETÖ soruşturmasını yürüten tüm savcı ve emniyet görevlilerini
gazeteci ve yazarları şifre ile ‘zehirleyin’ yönünde ölüm talimatları verdiği
biliniyor. Soruşturmanın başında olan savcı ve emniyet görevlilerinin görev
yaptıkları yerlerde yemekhaneyi kullanmadıkları, yine aynı şekilde adliyelerde
ve emniyet binalarındaki çay ocaklarından çay da içilmediği kaydedildi. Paralel
Devlet Yapılanması ile mücadele eden devlet görevlilerinin sadece kendi
evlerinde yemek yedikleri veya evden yemek getirttikleri kaydedildi. “Ben bir
arpa kadar haram yedim, zehir olsaydı, yuvam başıma yıkılsaydı, eşim ölseydi,
çocuklarım nal dikseydi ben bu haramı irtikap etmeseydim” sözüyle yine ölüm
emri verilen kişilerin aile bireylerinin de hedefte olduğu belirlendi.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet