FAİLİ MEÇHULLER & SİYASİ CİNAYETLER & SUİKASTLER

Fetullah Gülen’in kaseti var

Haydar Meriç’in 2011 yılında
öldürülmesine uzanan cinayetler zinciri Fetullah Gülen hakkında bir kitap
yazacağını duyurmasıyla başladı Meriç, Gülen’in 1960’lı yıllarda Kırklareli’nde
görev yaptığı camide tuvaletçi ile gayri ahlaki münasebetlerde bulunduğu
iddialarının yer alacağı bir kitap hazırlığı yaptığını duyurduktan sonra paralel
yapıya mensup (FETÖ) sözde istihbaratçı polisler tarafından infaz edildi.
İstanbul Polisi’nin 5 yıl sonra yeniden açtığı “Gazeteci Haydar Meriç cinayeti”
dosyasında yeni bilgiler ortaya çıkmaya başlamıştı. Fetullah Gülen’in ahlak
dışı ilişkilerini anlattığı bir kitap hazırladığı için FETÖ yapılanmasının
kurbanı olan Haydar Meriç’in helikopterden denize atıldığı tespit edildi. Adli
Tıp Kurumu’nun yaptığı incelemelerde, Meriç’in cesedinde sürüklenme izi
olmadığı dolayısıyla kıyıdan denize atılmadığı belirlendi. Vücudunda çarpma izi
tespit edilmesi, Meriç’in cesedinin helikopterden denize atılmış olabileceği
sonucunu ortaya koyarken, şüpheler de havacılık işi yapan FETÖ’cü İbrahim Faruk
Bayındır’a odaklandı. Yapılan teknik araştırmalarda, olayın kilit ismi TARKİM
Havacılık’ın sahibi İbrahim Faruk Bayındır’ın data cihazıyla, Meriç’in telefon
sinyalinin cinayetin işlendiği tarihte aynı anda kesildiği ortaya çıktı.
Meriç’in telefon sinyaliyle sahibi belli olmayan “patates hat” olarak
adlandırılan 2 numaranın sinyali ve bir “data” hattının sinyalinin eş zamanlı
kesildiği anlaşıldı. Patates hatların sahibi bulunamadı ancak data hattının
İbrahim Faruk Bayındır’a ait olduğu ortaya çıktı. İşin ilginç ve o kadar önemli
bir yanı ise FETÖ İmamı Bayındır’ın CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve
MHP’li bakanlara kaset kumpasını kuran akıl ve finansörü olmasıydı. Muhsin
Yazıcıoğlu’nun düşürülen helikopteri de Bayındır’ın hava filosu Tarkim’den
kiralanmıştı. 15 Temmuz akabinde, Bayındır bir tabut içinde kendi havacılık şirketine
ait bir jetle Atatürk Havalimanı’ndan Miami üzerinden ABD’ye kaçtığı anlaşıldı.
Diğer önemli bir gelişme Haydar Meriç’in iddiasında adı geçen Kırklareli’de
yaşayan tuvalet görevlisinin ifade vermeye gitmeden bir gün önce ölü
bulunmasıyla yaşandı.

İzmir’de polis muhbiri İrfan
Erbaşaran 1990 yılında dönemin İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya’ya Gülen’in
özel hayatıyla ilgili bir kaseti olduğu bilgisini vermişti. Uzunkaya bu
bilgilerinde içinde olduğu istihbarat formunu İstihbarat Daire Başkanlığı’na
göndermişti. O tarihte başkanlıkta görevli olan Mustafa Gülcü bu bilgiyi
hiyerarşik kanallarla üst makamlara ‘teyide muhtaç bilgi’ formunda iletmesine
rağmen teyit alamamıştı. 2008 yılında halen FETÖ’den tutuklu Ramazan Akyürek’in
İstihbarat’ın başına atanması sonrasında Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü polis
muhbiri İrfan Erbaşaran ile birlikte kendilerine FETÖ tarafından kumpas
kurularak organize suç örgütü kurdukları iddiasıyla görevden uzaklaştırılarak
haklarında 33 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Muhbir İrfan
Erbaşaran ise İstanbul da bir otel odasında şüpheli bir şekilde ölü bulundu.
Muhbir Erbaşaran’ın ölüm sebebini araştıran polis kısa bir süre önce muhbir
Erbaşaran’ın kişisel bilgisayarındaki tüm bilgilerin silindiğini ve formatlandığını
belirlemişti. Erbaşaran’ın kalp krizinden öldüğü raporunu veren Adli Tıp Kurumu
çalışanlarının FETÖ bağlantısı incelemeye alınmıştı.

FETÖ ilk defa Haydar Meriç
cinayeti ile ilgili yargıda hesap veriyor. Zira 2011 yılında Meriç’in Gülen ile
ilgili kaset veya bilgilerini almak için görevlendirilen FETÖ’cü
istihbaratçılar inanılmaz hukuki ve idari hatalar ve kendilerini ele verecek
hukuksuzluklara imza atmışlar. Örneğin İstanbul’dan gönderilen FETÖ’cü 10
istihbarat polisinin Kırklareli Emniyeti’ne girdiğini gösteren kamera kayıtları
bulunamadı. Şehrin giriş ve çıkışlarında bulunan kameraların o gün çalışmadığı
ve kayıt yapmadığı ortaya çıktı. Yürütülen soruşturmada, gazeteci Haydar
Meriç’in kaçırılmadan önce son olarak gece saat 00.56 ile 00.58 saatleri arasında
yaptığı 66 saniyelik bir telefon görüşmesinin içeriğinin TİB kayıtlarından
silindiği öne sürüldü. Meriç ile son telefon görüşmesi yapılan hattın
İstanbul’dan alındığı ve aynı gün Kırklareli’nden sinyal vererek Meriç ile
görüştüğü belirlendi. Meriç’in kaçırılmadan 12 gün önce ve kaçırıldığı 31 Mayıs
2011’de bilgisayarından silme ve kopyalama işleminin gerçekleştirildiği
bilirkişi raporu ile belgelendi.










Türkiye’yi sarsan suikastlarda
perde arkasında kalmayı başaran FETÖ elebaşı ve miltanları bu kez Haydar Meriç
zincirleme cinayetlerinde tüm unsurlarıyla kabak gibi ortada.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir