FAİLİ MEÇHULLER


ALMAN
“VAKIF”LARI HEMEN KAPATILSIN ! HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ AÇIKLIĞA
KAVUŞTURULSUN !


SUİKASTTA, “PARALEL” ile ALMAN BND
İŞBİRLİĞİ VAR MI?


Alman gizli istihbarat örgütü BND’nin
“sivil toplum örgütü” görünümlü sözde “vakıf”larına, Özal
döneminde, nerdeyse “sivil toplum örgütü” statüsü verilmiştir.


Konrad Adenaur “Vakfı”,
Fredrich Ebert “Vakfı”, Henrich Böll “Vakfı” … gibi,
Sovyetler Birliğini çökertmede kullanılan ve her biri bir Alman partisine bağlı
görünen ve gelirlerinin yüzde 95’i Alman devletince karşılanan Türkiye’deki
Alman casus örgütleri, hemen kapatılmalı; ülkemizde cirit atmalarına son
verilmelidir!


Bu Alman ajan örgütleri, ülkemizde
PKK terörünü ve bölücülüğü açıkça kışkırtmakta; aynı zamanda, mezhep ve diğer
alanlarda bölücü faaliyet yürütmekte; Uda Steinbach gibi sözde bilim adamları
kanalıyla Taner Akçam gibi bazıları ajan haline getirilmekte ve her türlü
yıkıcı faaliyeti kışkırtmaktadırlar!


Rahmetli Dr. Necip Hablemitoğlu, ABD
tetikçisi CIAmaat’e karşı mücadele yürüttüğü gibi, ulıuslararası Tatar camiası
içindeki CIA yetiştirmelerine ve ülkemizde Alman ajan faaliyetine, Altın arama
konusundaki Alman kışkırtıcılığına ve Alman ajan “vakıf”larına karşı
da kararlılıkla mücadele ediyordu. Bilindiği gibi, alçakça bir suikasta kurban
gitti.


Şimdi “Parelel Yapı” diye
bilinen, Türk ordusunu alçakça tertiplerle çökerten ABD tetikçilerine karşı
mücadele ederken, yakın dönemde, hem Alman ajanlarının hem de
“Paralelciler”in başına bela olan Dr. Necip Hablemitoğlu suikastı,
her yönüyle ciddiyetle soruşturulmalı; bu cinayetin, CIAmaat ile Alman
ajanlarının işbirliğiyle işlenmiş olabileceği de göz önüne alınmalıdır!


Öldürülmeden önce, gece katıldığı ve
Alman ajan vakıflarının ipliğini pazara çıkardığı TV programı sırasında
Hablemitoğlu’nun arabasının dört lastiği birden sökülmüş; rahmetli arkadaşımıza
gözdağı verilmeye çalışılmıştı. Dr. Necip Hablemitoğlu’na, Fethullah Gülen’in
avukatı tarafından da 33 (otuz üç) dava açılmıştı!


Bu vesileyle Dr. Necip
Hablemitoğlu’nu rahmetle yâdederken onun “Bergama Dosyası” adlı
kitabını, değerli dostlarımıza tavsiye ederim.


(Murat Sakarya; Ankara, 21 Ağustos
’14)


HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ AÇIKLIĞA
KAVUŞTURULSUN!


Seçkin yurtsever aydın, rahmetli Dr.
Necip Hablemitoğlu, yurtdışındaki Türk mezarlıkları ve Gagavuz (Gökoğuz)
Türklerinin Latin alfabesine geçmesi konusundaki çalışmalarının yanı sıra,
ölümünden kısa bir süre önce de Petersburg’daki Uluslararası Tatar Kurultayına
katılmış ve çok önemli bir tebliğ sunmuştu. Komünizme karşı Kırım ve Kazan
Türk-Tatarlarını kullanmaya çalışan ABD emperyalizmi, Sovyetler Birliğinin
çökmesiyle birlikte onlara, “Biz Türk değil, Tatarız!” dedirtmek istiyordu.
İşte Hablemitoğlu, yalnızca Alman “vakıf” görünümlü ajan örgütlerine karşı
değil, aynı zamanda, ABD’nin uluslararası Türk-Tatar camiası içindeki
girişimlerine karşı da mücadele ediyordu.


O sıralarda Almanya, Irak’a yapılacak
müdahaleye karşıydı. Alman emperyalizmine karşı kararlılıkla mücadele eden
Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesi, özellikle Almanlardan bilinecek ve Almanya
güç durumda kalacaktı! Muhtemelen hesap buydu ve bu durumda, Irak’a müdahaleye
karşı çıkan eğilim zayıflatılmış olacaktı. Aynı zamanda, yeni başbakan Abdullah
Gül’ün, MİT’in tarihi konusunda çalışan Hablemitoğlu’yla görüşmesi sonucunda
MİT’te yapılabilecek bazı değişiklikler konusunda da yeni hükümete “cısss!”
denmiş oluyordu! Dolayısıyla bu alçakça cinayetin araştırılması aslında çok
önemlidir ve şaşırtmalar da dikkate alınmalı ve mutlaka ABD’nin CIA ile
İsrail’in Mossad adlı gizli istihbarat örgütlerinin girişimleri açığa
çıkarılmalıdır.


Şimdi “Parelel Yapı” diye
bilinen, Türk ordusunu alçakça tertiplerle çökerten ABD tetikçilerine karşı
mücadele ederken, yakın dönemde, hem Alman ajanlarının hem de
“Paralelciler”in başına bela olan Dr. Necip Hablemitoğlu suikastı,
her yönüyle ciddiyetle soruşturulmalı; bu cinayetin, CIAmaat ile Alman
ajanlarının işbirliğiyle işlenmiş olabileceği de göz önüne alınmalıdır!


“Vakıf” adı altında ülkemizde yıkıcı
faaliyette bulunan Alman ajan örgütlerinin yaptıkları bölücülük ve halkı
kışkırtma girişimleri hakkında rahmetli Dr. Necip Hablemitoğlu’nun, Alman
Vakıfları ve Bergama Dosyası adlı kitabını, bütün dostlarımıza ısrarla tavsiye
ederim.


(Murat SAKARYA)


Ölümü konusunda benimle yapılan iki
mülakatın biri, aşağıda ve diğeri Yalçın Bayer’in Hürriyet’teki köşesinde yer
alıyor:


HABLEMİTOĞLU’NUN CEVİZKABUĞU
PROGRAMINA ÇIKTIĞI AKŞAM  ARABASININ DÖRT
LASTİĞİNİN BİRDEN PATLATILDIĞI ORTAYA ÇIKTI


Uğradığı silahlı saldırı sonucu
öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun yakın arkadaşı ve Yıldız Teknik Üniversitesi
Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Fethi Murat Doğan, Hablemitoğlu’nun çocuklarının
bile tehdit edildiğini açıkladı.


ANKARA – Uğradığı silahlı saldırı
sonucu öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun yakın arkadaşı ve Yıldız Teknik
Üniversitesi Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Fethi Murat Doğan,
Hablemitoğlu’nun çocuklarının bile tehdit edildiğini açıkladı. Doğan,
Hablemitoğlu’nun yazılarının istihbarat örgütleri tarafından sızdırılan
haberler değil, araştırma ve emeğe dayanan yazılar olduğunu vurguladı.


Hablemitoğlu’nun arkadaşı olan Yıldız
Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doğan, Hablemitoğlu’nun Portakal Çiçeği
Sokak’taki evinin önünde İHA’nın sorularını cevaplandırdı. Doğan, canice
saldırının karanlık güçlerce gerçekleştirildiği kanaatinde olduğunu belirterek,
cinayetin, Türkiye’nin karışıklık, kargaşa, kaos ortamında olmasında yarar
gören bazı dış güçler tarafından, yerli taşeronlar kullanılarak
gerçekleştirilmiş olabileceği yönünde düşünceleri bulunduğunu söyledi. Fethi
Murat Doğan, bunların ancak ciddi bir araştırmayla ortaya çıkabileceğini ifade
etti.


İspanyol halkının gösterdiği
demokratik tepki ve duyarlılığı Türk halkının da göstermesi, terörün kimden
gelirse, kime karşı olursa olsun ortak bir duyarlılıkla tepki gösterilmesi
gerektiğine işaret eden Doğan, Hablemitoğlu’nun gerçek bir yurtsever olduğunu
vurguladı.


“SAMİMİ, NAMUSLU BİR
AYDINDI”


“Dolayısıyla Mustafa Kemal’in
ülkesinde, yurtseverliğin neredeyse bir suç haline getirildiği bir ortamda
Necip Hablemitoğlu ülkemizin bağımsızlığını, iyiliğini, demokrasiyi savunmuş
gerçek bir yurtseverdi. Bazıları onun ismi etrafında şaibe uyandırmak
istiyorlar. Bunun gerçekle ilgisi yoktur. Dış güçlere derin bağlılığı olan
çevreler onu farklı gösteriyorlar. Yazmış olduğu kitaplar, araştırma kaynaklı
yazılardır. Bir emeğin ürünüdür. Bunlar bilimsel çalışmalardır. İstihbarat örgütlerinden
sızdırılmış bilgiler değildir. Herşey ortadadır” diye konuşan Doğan, basın
organlarında yer alan ve gerçekle bağdaşmayan yorumların, Hablemitoğlu’nun
ailesini de üzdüğünü ifade etti. Doğan, “Bunlar ancak teröristleri, bu
alçakça cinayeti gerçekleştirenleri sevindirir” şeklinde konuştu.


Necip Hablemitoğlu’nun, Alman
vakıflarıyla ve Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili yaptığı çalışmaların yanı
sıra gözden kaçan bir yönü daha bulunduğunu hatırlatan Doğan, Hablemitoğlu’nun,
uluslararası Tatar camiası içinde soğuk savaş döneminde CIA tarafından
yetiştirilenlere karşı verdiği bir mücadelenin de bulunduğuna dikkat çekti.
Bunun da göz önüne alınması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Arkadaşımız,
ülkemizin zararına olan bütün şer güçlere karşı, aydınların önemli bir
bölümünün sustuğu durumda konuşan, gerçekleri söyleyen, samimi, namuslu bir
aydın, yurtseverdi” dedi.


HABLEMİTOĞLU’NUN TEPKİ ALDIĞI
KESİMLER


Hablemitoğlu’nun hangi kesimlerden
tepki aldığı sorusu üzerine Doğan, Fethullah Gülen cemaati tarafından Hablemitoğlu
aleyhine 33 dava açıldığını hatırlatarak şunları söyledi:


“Çocukları dahi tehdit
edilmişti. Hulki Cevizoğlu’nun Alman vakıflarıyla ilgili programına çıkacağı
akşam arabasın dört tekeri birden patlatılmıştı. Arkadaşımız çok onurlu bir
insandı. Benim, ‘tehdit edildiğini bildirip koruma ve benzeri isteklerde bulun’
şeklindeki sözlerime rağmen bunu onur meselesi yaparak böyle bir talepte
bulunmamıştı. Arkadaşımız son derece sade yaşayan, alçakgönüllü bir insandı.
Bütün toplantılara, masraflarını kendisi karşılayarak giderdi.”


Türkiye’de karışıklığa yol açmak
isteyenlerin, Kıbrıs’ta ver kurtul anlayışının gerçekleşmesi yönünde
dayatanların ve Irak halkına karşı Mehmetçiğin bir piyon gibi kullanılmasını
isteyen uluslararası çevrelerin, dış güçlerin bu caniyane saldırıdan çıkar
bekledikleri kanaatinde olduğunu söyleyen Fethi Murat Doğan, “Yoksa onun
kişisel düşmanı yoktu. Sevgi dolu bir insandı. Barışçı bir insandı. Hiç kimseye
kin duyguları taşımazdı” şeklinde konuştu.


LİNK : http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=63923


Necip Hablemlitoglu’nu Alman GSG 9
timleri mi öldürdü?


18 Aralık 2002 günü Çankaya Portakal
Çiçeği Sokağındaki evinin önünde öldürüldü Ruger marka silahtan çıkan iki boş
kovan dışında delil bulunamadığı için Hablemitoğlu cinayeti dosyası `faili
meçhul cinayetler` rafında tutuluyor.


Adı ise o uzun `faili meçhul
cinayetler` listesinde sayılıyor…


Başbakan Erdoğan`ın `Bu ülke
Hablemitoğlu cinayetini yaşamış, sonra da her şeyi örtbas etmiş bir ülkedir`
dediği noktada, uzun yıllar Almanya`da yaşamış olan ve adını `Nazi Acvısı`
olarak duyuran yazar Talip Doğan Karlıbel yakında piyasaya çıkacak kitabında
önemli bir iddiayı ortaya atıyor:


Necip Hablemlitoglu`nu Alman GSG 9
timleri öldürdü.


ALMANLAR`IN BAŞ DÜŞMANI Araştırmacı
yazar Talip Doğan Karlıbel`e göre Bergama ve Alman Vakıfları üzerine
araştırmalar dolayısıyla Doç. Dr. Necip Hablemioğlu Almanlar`ın öfkesinin
odağında bulunuyordu.


Karlıbel şöyle dedi: `Dünyanın
herhangi bir yerinde çıkarılan bir gram altın, bu cevherden büyük gelir elde
eden Almanya`yı rahatsız eder. Almanlar`ın, Bergama`da altın çıkarılmamasına
yönelik sergilediği `çevreci` oyun bu çalışmalarının en önemli bölümünü
oluşturuyor.


Hablemitoğlu, Türkiye`deki gizli
Alman faaliyetleri üzerine ciddi araştırmalar yapan önemli bir bilim insanıydı.
Hablemitoğlu`nun yaptığı bir diğer çalışma da Alman gizli servisi BND
üzerineydi. Türkiye`de sürdürdükleri faaliyetlerin boyutu ve verdikleri
zararları üzerineydi.


Necip Hoca, BND`nin Alman vakıfları
üzerinden PKK ve birçok yıkıcı ve bölücü örgüt ve derneklere finansal kaynak
sağladığını dile getiriyordu.` Karlıbel, Alman gizli servisi BND`nin 2002`de
yayınlanan Türkiye raporunda Hablemitoğlu`nun `Türkiye`de baş Alman düşmanı`
olarak nitelendirildiğini ve en kısa zamanda bu tutumundan vazgeçirilmesi
gerektiği ifade edildiğini savunuyor. Tarık Doğan Karlıbel `Suikast günü
bölgede ilginç gelişmeler meydana gelmiştir.


GSM operatörlerinin baz
istasyonlarında oluşan frekans bozukluğu, bu ilginçliklerin başında
gelmektedir. Bu tip frekans bozucu cihazları, Almanya`da faaliyet gösteren,
`Wandel und Goldermann` adli firma üretmektedir` dedi.


5 YILDA 5 KEZ GELDİLER


Cinayetten 3 gün önce BND`nin
talimatıyla GSG 9 timinden 9 kişilik bir timin İstanbul`a geldiğini ve
suikastten 2 gün sonra Türkiye`den ayrıldıklarını bildiren Karlıbel,
tartışılacak sözlerini şöyle tamamladı:


`Ne ilginçtir ki, bu timlerin
uğradıkları her yerde birileri suikasta kurban gitmektedir. Tim, İstanbul`daki
Alman Başkonsolosluğu`nun Tarabya`daki misafirhanesinde kalmıştır. GSG 9
timleri son 5 yıl içerisinde Türkiye`ye 5 kez gelip gitmiştir.`


Cevherin önündeki engel Necip
Hablemitoğlu, Devlet Güvenlik Mahkemesi`nin suç duyurusuna kaynak olan
kitabında Almanya`nın altın üretimine karşı çıkma sebebini şöyle anlatıyor:


`1998 yılı itibariyle dünyada
üretilen altın miktarının 2 bin 600 ton olduğu ve rezervlerin hiç eksilmeyeceği
varsayılsa, Almanya`nın sahip olduğu altın stoku miktarına ulaşabilmek için tüm
dünya ülkelerinin -hiç tüketmeksizin- yaklaşık 40 yıl altın üretimi yapması
gerekecektir. Kaldı ki, dünya altın rezervinin 43 bin tondan ibaret olması,
Almanya`nın bu alanda rakipsizliğini ortaya koymaktadır. Alman altın stokunun
kaynağı ortadayken, bu ülke, büyük bir onursuzlukla ve vurdumduymazlıkla, altın
tıcareti üzerinden böylece çok büyük kazançlar sağlamaktadır.


Hamman`ın dediği gibi, altın üretimi
demek, arz-talep dengelerinin altüst olması ve fiyatların düşmesi demektir.
Fiyatların düşmesi, Almanya`nın zararına, yükselmesi ise yararınadır. Şu halde
Almanya`nın çıkarı, altın üretimini dünyanın her yerinde engellemektir.


Ancak Almanya`nın, gücünün
yetmeyeceği, ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika gibi büyük altın üreticisi
ülkelere ya da küçük ölçekli altın üreticisi İtalya, Fransa, İspanya, hatta
Yunanistan gibi AB üyesi ve İsveç, Finlandiya gibi Avrupa ülkelerini
engellemesi, kesinlikle sözkonusu değildir. İşte, ulusal çıkarlarının hesabında,
ekonomik ve siyasal dengeleri gözeten Almanya, altın üretiminin artmaması
yolunda, `dış geçirebileceği` dört ülkeyi gözüne kestirmiştir: Türkiye, Peru,
Gana ve Hindistan.` Mogadısu baskını Münih Olimpiyatları`nda İsrailli
sporculara yönelik kurtarma operasyonunda yaşanan fiyaskonun ardından kurulan
antiterör timi, 1977`de Mogadısu`ya yapılan baskınla kendini kanıtladı. RAF
üyelerini cezaevinden kurtarmak amacıyla Lufthansa uçağının kaçırılması üzerine
GSG 9 komandoları Mogadısu Havaalanı`na baskın düzenledi.


Lufthansa uçağı birkaç saniye içinde
kurtarıldı, korsanlar öldürüldü.


Kasadaki altının kaynağı ne?


Dünyada altına hükmeden iki ülke var.
ABD ve Almanya…


Amerika 200 bin ton, Almanya 90 bin
ton rezerve sahip. Altın üretiminde ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika on
sırada yer alıyor.


Liste birincisi ABD üretiyor, fakat
Almanya üretmiyor. `İyi de, nereden geliyor bu altın?` sorusunu, suikast
kurbanı Dr. Necip Hablemitoğlu, `Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası` adli
kitabının 62 ve 63`uncu sayfasında şöyle anlatıyor:


`Bugün Almanya`nın 90 bin ton altın
stoku bulunuyor.


Almanya`nın İmparatorluk dönemine ait
altın stokları, l. Dünya Savaşı sonunda `harp tamıratı borcu` kapsamında itilaf
devletleri tarafından paylaşılmıştır, bir başka ifadeyle sıfırlanmıştır. Bu
nedenle, bugünkü stokun kaynağını Hitler döneminde aramak gerekir.


Nazi Almanyası, ll. Dünya Savaşı
döneminde işgal ettiği tüm ülkelerin altın stoklarına el koyarken, milyonlarca
savaş esiri işçinin yanı sıra, öldürülmek üzere fırınlara ve toplama kamplarına
yollanan milyonlarca Yahudi`nin sahip olduğu tüm ziynet eşyalarını -altın
dışleri dahil- gasp etmiştir. Kısaca, Almanya`nın övündüğü bu altın stokunda
kan, gözyaşı, acı ölüm, bir başka ifadeyle milyonlarca insanın ahı vardır.`


www.fethimuratdogan.net


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir