SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

ERMENİ SORUNU VE TERÖRÜ & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI & ERMENİ DİASPORASI

ERMENİ TERÖRÜ DOSYASI /// AVİM : SEYYAR DEVRİMCİLER Mİ ??? TERÖRİSTLER Mİ ???

ERMENİ SORUNU VE TERÖRÜ & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI & ERMENİ DİASPORASI
Bu haber 24 Eylül 2020 - 9:51 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


SEYYAR
DEVRİMCİLER Mİ ??? TERÖRİSTLER Mİ ???




Yorum No : 2020 / 10 

AVİM




21.02.2020


Geçtiğimiz
günlerde Houri Berberian tarafından yazılan ve 2019 Nisan’ında yayınlanan
“Roving Revolutionaries: Armenians and the Connected Revolutions in the
Russian, Iranian, and Ottoman Worlds” (Seyyar Devrimciler: Ermeniler ve Rus,
İran ve Osmanlı Dünyalarında Bağlantılı Devrimler) kitapla aynı başlığa sahip
bir makale yayınlandı[1]. Kitabın içeriğiyle bağlantılı olarak
makalede, Ermeni Devrimcileri adı verilen grupların özellikle de Ermeni
milliyetçisi Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (EDF- Taşnaksütyun) Rusya, İran ve
Osmanlı devletindeki faaliyetiyle ilgili bir anlatım yapılıyor. Makalede
“kozmopolit Ermeni devrimcilerinin 20. Yüzyılın şekillenmesinde oynadıkları
rol” anlatısının altında EDF’nin pek çok faaliyetinin meşrulaştırılmaya
çalışıldığı görülüyor.


Makalenin
girişinde EDF’nin kurucularından Stepan Zorian’ın, İran Meşrutiyet Devriminde,
Çarlık Rusya’da Ekim Devriminde ve Osmanlı’da Meşrutiyetin ilanında etkin rol
alan bir aktivist olduğundan bahsediliyor. Ancak Meşrutiyet döneminin yarattığı
ortamda Balkanlardaki ayrılıkçı örgütlerle Osmanlı karşıtı harekete girişmiş[2] Zorian’ın bu kimliğini yalnızca aktivist
olarak tanımlamak, pek doğru görünmüyor. Yazar bunun farkında olarak birkaç
yerde EDF’yi radikal aktivistlerin içinde bulunduğu bir parti olarak tanıtıyor.
Bu radikallerin seyyar olarak Anadolu ve Güney Kafkasya coğrafyasında (Kars,
Ağrı, Erivan, Tiflis, Batum ve Gence) yaşayan diğer Ermeniler arasında
iletişimin hızlanmasına neden olduğu ve milli bilincin geliştirilmesi konusunda
bir avantaj elde edildiğinden bahsediliyor[3]. Burada da EDF militanlarının
Diyarbakır’da, Van’da, Bitlis’te halkı Osmanlı’ya karşı örgütleme girişimleri
yerine iletişimin kuvvetlendirilmesi ve modernleşmenin hızlanması gibi
kısımlara vurgu yapılması, yazarın EDF’nin faaliyetlerini sempatik gösterme
çabasının bir örneğini oluşturuyor.


Makalede, 19.
yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başlarında Rusya’da uygulanan Ruslaştırma
politikaları ve Osmanlı’da Tanzimat rejiminden beklenen sonuçların elde
edilememesinin Ermeni Devrimcilerini harekete geçmeye ittiğinden bahsediliyor.
Hınçak ve Taşnak partilerinin bu dönemde Anadolu’da isyanlar başlattığına yer
veriliyor. Hatta bu Ermeni aktivistlerin kendi cephanelerine sahip oldukları ve
bir kısmının Sultan Abdülhamit’e karşı suikast girişiminde bulunduklarından
bahsediliyor.


Ermenilerin pek
çok imparatorluk altında yaşayan ama anavatanı olmayan bir toplum olması
nedeniyle Ermeni aktivistlerin bunu kazanma çabasına giriştiği tezi üzerinde
durularak isyanların haklılık noktasına dikkat çekilmek istendiği görülüyor. Bu
anlatı Hınçakların ve Taşnakların Osmanlı’da ve Azerbaycan’da uyguladığı
mezalimi adeta meşrulaştırmak anlamına da geliyor.


Ancak,
özellikle Anadolu ve Kafkasya’da Osmanlı’ya karşı düzenlenen isyanlar sırasında
yerel halka karşı uygulanan zulüm, durumun bu kadar masum bir şekilde
açıklanamayacağını gösteriyor. Nitekim makalenin içerisinde Ermeni
aktivistlerin kendi cephanelerine sahip oldukları gibi ibarelerin geçmesi,
Abdulhamit’e karşı suikast girişiminden bahsedilmesi, söz konusu aktivistlerin
devrimciden çok terörist faaliyetler içerisinde olduklarını gösteriyor. Çarlık
Rusya’nın ordularına katılan EDF’li militanların, Rus ordusuyla birlikte
ilerleyişi sırasında gerçekleştirdiği katliamlar da makalede çizilen “devrimci Ermeni
aktivist” imgesiyle ters düşüyor.


Makalenin sonuç
bölümündeyse, Ermeni Devrimciler özgür anavatanın gerçek çocukları olarak
adlandırılıyor[4]. Dolayısıyla, makalede tanımlandığı gibi
radikal aktivistlerin yaptığı bütün faaliyetler, terörist faaliyetlerin
meşrulaştırılması ve kahramanlaştırılması amacına hizmet ediyor.


Bu makale ister
istemez, 1915 yılında Osmanlı Devletinin hangi koşullar altında Sevk ve İskân
kararı aldığını göstermiş oluyor. Ermeni Soykırımı anlatısına başvuran pek çok
kişi, Ermeni tecrübesiyle Nazi Almanya’sındaki Yahudilerin maruz kaldıklarını
benzeştirmeye çalışmaktadır. Ancak Osmanlı Tarihi ve Almanya tarihi
incelendiğinde, yukarıdaki makalenin çatışmayı ve terörizmi savunan
yaklaşımından da anlaşılabileceği gibi, iki olayın hiçbir şekilde benzemediği
anlaşılmaktadır. Basit bir örnek vermek gerekirse, Almanya’da II. Dünya Savaşı
öncesinde toplumun düzenini bozmaya çalışan militan gruplar olmamıştır. Oysa bu
yazıda aklanmaya çalışılan EDF’nin faaliyetleri, Ermeni ve Türk toplumunda bugün
bile kapanmayan yaralara sebep olmuştur.


Tam bu noktada,
Dünya Yahudi Kongresi Başkanı Roland Lauder’ın Auschwitz’in kurtarılmasının 75.
Yılı vesilesiyle düzenlenen etkinlikte yaptığı ana konuşmada belirttiği bir
hususa dikkat çekmek istiyoruz. Lauder konuşmasında; “Auschwitz’te soykırımdan
kurtulanlar, bu Nazi kabusundan kurtulduktan sonra asla intikam almaya
çalışmamışlardır. Annelerini, babalarını ve kardeşlerini kaybetmişlerdir. Pek
çok kişi eşlerini ve çocuklarını kaybetmiştir. Ve tüm bunlara rağmen bir Alman
bile, Yahudiler tarafından öldürülmemiştir. Bir tane bile![5]” demiştir. Gerçekten de Yahudiler tarihte
daha önce görülmemiş bir sistematiğe ve boyuta sahip soykırıma maruz
kalmalarına rağmen, Almanlardan hiçbir zaman intikam almaya çalışmamışlardır.
Oysa EDF ve EDF zihniyetine sahip aşırı ve nefret dolu Ermeni gruplar,
doğruluğu hiçbir şekilde kanıtlanmamış, kendidenden menkul soykırım
iddialarından yola çıkarak, daha 1915’te hayatta bile olmayan Türkleri intikam
almak amacıyla hunharca katletmişlerdir. Daha da vahim olanı EDF’nin ve
benzerlerinin zehirli fikirleri sürekli olarak yeni nesil Ermenilerin
zihinlerine ekilmektedir. Sonuç olarak bu durum, arzulanan Türk-Ermeni
uzlaşmasının önünde sürekli olarak engel teşkil etmektedir.


*Fotoğraf: Aeon.co





[1] Houri Berberian, “Roving Revolutionaries: Moving
Between The Russian, Iranian And Young Turk Revolutions, Cosmopolitan Armenians
Helped Usher İn The 20th Century,” AEON,
05 Şubat 2020 https://aeon.co/essays/how-cosmopolitan-armenian-radicals-launched-the-20th-century.


[2] Bülent Yıldırım, Bulgaristan’daki Ermeni
Komitelerinin Osmanlı Devleti Aleyhine Faaliyetleri (1890-1918) İstanbul
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora tezi 2015 s.75.


[3] Berberian. İbid.


[4] Berberian, ibid.


[5] Roland Lauder’ın konuşması “75th Anniversary of the
Liberation of Auschwitz” içinde 2:05:42’inci dakikadadır.  “75th
Anniversary of the Liberation of Auschwitz,” Youtube,
https://www.youtube.com/watch?v=MTELKo26rqw&t=5549s.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER