• ERMENİ SORUNU DOSYASI : Toronto’da Dr. Mehmet Perinçek ile Söyleşi
  • Yayın Tarihi : 14 Mayıs 2016 Cumartesi
  • Kategori : ERMENİ SORUNU


Söyleşi: Sıla Özer

Fotograflar: Yesim Yoruk

Bu sayımızda, söyleşi konuğumuz değerli bilim adamımız İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Mehmet Perinçek. Sayın Perinçek, Turkish Society of Canada (TSC) ve Council of Turkish Canadians (CTC) tarafından Ottava ve Toronto’da düzenlenen “AİHM-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını iptal eden kararı ve sonuçları“ konulu seminerleri vermek için Kanada’ya geldi.  Kendisi ile 29 Nisan 2016 tarihinde Toronto’da verdiği seminer sonrası bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sn. Perincek, Kanada’ya ve Toronto’ya hoşgeldiniz. İlk olarak 1915 olayları ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını iptal eden kararını okuyucularımıza özetler misiniz? Bu karar kısaca ne diyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Büyük Daire yargıçları, Perinçek-İsviçre davasında 15 Ekim 2015 tarihinde bir karar aldı. Bir taraftan İsviçre’de Ermeni soykırımının inkarını cezalandıran kanunu haksız buldu ve Ermeni soykırımı yoktur demenin cezalandırılmasının düsünce özgürlüğüne, yani Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10. maddesine aykırı buldu. Sadece bununla sınırlı kalmadılar ve 1915 olaylarının Yahudilere yapılan Holokost ile farklı olduğunu, bununla birlikte soykırımın hukuki bir kavram olduğunu ve soykırıma 1948 tarihli uluslararası sözleşmesinde belirtildiğit üzere sadece uluslararası mahkemelerin karar vereceğini ifade ettiler. Sadece düşünce özgürlüğü ile ilgili değil, aynı zamanda 1915 olaylarının içeriği ile de ilgili ifadeleri oldu.

Bu kararın konu ile ilgili tüm bireylere, kurumlara ve taraflara etkileri olacaktır.   AİHM kararlarının bağlayıcılığı var mıdır? Var ise bu sadece Avrupa Parlementosu’na üye ülkeler için mi geçerlidir?

AİHM kararları, Avrupa Konseyi’nin tüm üye ülkelerini bağlamaktadır. Bu sadece Avrupa Birliği ülkeleri  ile sınırlı değildir. Avrupa Konseyi’ne bağlı tüm ülkeler bu karara uymakla yükümlüdür. Bu ülkelerin içine Ermenistan’da dahildir. Bu bakımdan, bu kararla birlikte Avrupa Konseyi üye  ülkelerinin artık Ermeni soykırımını inkar etmeyi cezalandıracak kanunlar çıkartması mümkün olmayacaktır, çıkmış olanların da iptal edilmesi mümkün olacaktır. Avrupa’nın farklı parlementolarında Ermeni soykırımı ile ilgili farklı kararların iptal edilmesi ile ilgili girisimlerde bulunulabilecektir. Yine aynı şekilde, Avrupa’nın farklı ülkelerinde okul müfredatına konulan soykırım ile ilgili derslerin ders kitaplarının değiştirilmesi veya tek taraflı olmaması, Türk tarafının da görüşünün eklenmesi, yapılmıyor ise  tamamen kaldırılması gibi girişimlerde de bulunulabilecektir.

Amerika kıtasında yaşayan bizler için bu kararın etkileri neler olacaktır? Bu kararın hukuksal boyutu ABD ve Kanada’da bu dava ile uğraşan taraflara yardımcı olacak mıdır?

Mutlaka olacaktır. AIHM kararları hukuki olarak doğrudan etkilemiyor. Ne Amerika Birleşik Devletleri ne de Kanada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve Avrupa Konseyi’ne bağlı değil. Ancak dünyanın en önde gelen bir uluslararası mahkemenin kararı tabi ki sadece ABD ve Kanada değil, dünyanın tüm ülkelerini etkileyecek bir değerde. Bu kararı örnek göstererek, gerek Ermeni soykırımının inkarını cezalandıran veya  okullarda tek taraflı okutulan derlerin ogretilmesinin engellenmesi ile ilgili pekço adım da Kaada ve abd de  yapılabilir.

Soykırım yalanını savunanlar pek çok ortamda AİHM kararının, kendi tezlerinin herhangi bir unsurunu bağlamadığını savunuyorlar. Bu konuda düşüncelerinizi alabilir miyiz? Bu kararın onlara etkileri neler olacaktır?

Bu karar aslında bu tezleri savunanlar açısından çok büyük bir darbe oldu. Davayı da kaybettiler.  Ancak bu moral bozukluğunu belli etmemek ve uluslararası hukuk yenilgisini göstermemek açısından, bunun sadece düşünce özgürlüğü ile sınırlı olduğunu vurgulamaya calısıyorlar. Ancak bu tamamen gercek dışıdır. Mahkemenin gerekçeli  kararı okunduğu zaman, olayların içeriğine ait  vurguların da yapıldığını görebiliriz.

Sizin, 1915 yılı olayları ile ilgili gerçekleri bilimsel çalışmalarınızla ortaya  çıkarmak için büyük emekler verdiğinizi biliyoruz. Yurt dışındaki ve özellikle Rusya’daki devlet arşivlerinde yaptığınız incelemeler size bu konuda konuşan pek çok  bilim adamından çok daha fazla konuşma hakkı veriyor. 1915’de neler oldu? Neler olmadı? Kısaca özetleyebilir misiniz?

Aslında bu 1915 olayları ile ilgili Rus devlet arşivlerinden çıkan belgeri üç maddede  toplayabiliriz. Bunlardan birincisi, 1915 ve sonrasında yaşanan olayların bir soykırım olarak nitelendirilemeyeceği, bunun karşılıklı bir kırım olduğu, ikincisi bu karşılıklı kırımın Osmanlı topraklarını Anadolu’yu paylaşmak icin emperyalist güçler tarafından kışkırtıldığı, Ermeni çetelerinin, Ermeni isyanlarının örgütlendiği, üçüncü en önemli sonuç da ilk başta Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul hükümetinin, ardından , İstiklal Savaşı sırasında Ankara hükümetinin bir vatan savunması gerçekleştirdiği, hukuki tabir ile söyleyecek olursak, bir meşru müdafa içinde bulunduğudur.

Bir diğer konu da aynı dönemde Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Kırım’da ve daha pek çok bölgede yaşadıkları yerler yağmalanan, yerlerinden edilen, yok edilen ve göç yollarında hastalıklar ve saldırılarla ölen Türkler. Ölenlerin sayılarının milyonlarla ifade edildiğini dikkate alırsak, bu konunun daha fazla irdelenmesi, araştırılması ve toplumun bilgilendirilmesi konusunda neler yapılabilir? O dönemde Türk’lerin yaşadğı bölgelerde neler oldu?

Bu göc hareketleri tabii ki sadece Birinci Dünya Savaşı ile sınırlı değil. Son 100-150 sene ile de sınırlı değil. Türk Rus savaşlarından sonra Kafkasyadan göç ettirilen müslüman nufus vardır, Türk nufus vardır, Çerkez nufus vardır.  Hatta bizim ailenin kökleri de Kafkasya’da Oğuz boyu Kuban’dan, Kuban nehrinin oradan. Turk Rus savaşından sonra geliyorlar ve Erzincan’a yerleşiyorlar. Söylediğiniz gibi Balkan savaşı sırasında ve sonrasında Balkanlarda Türk nüfusun göç ettirildiğini, büyük kayıplar verdiğini biliyoruz. Haklı veya haksız olsun bu tip tehcir olayları Birinci Dünya Savaşı öncesi de, sonrası da yaşanmıştır. Kimisi nesnel gerekcelere dayanan kimisi dayanmayan olaylar. Bu olaylar Kanada açısından da geçerlidir. Ottava’daki Savaş Müzesini gezdim. Orada da var. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kanada’da yaşayan Almanların, Sırpların, Ukraynalıların düşmanla işbirliği yapma tehlikesine karşı, kamplarda toplandığını görüyoruz. Bunların içinde Türkler de var. Bunların hiçbirinin duşmanla işbirligi yaptığına dair bir iz yokken. Aynı şekilde İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonların aynı gerekçeyle kamplarda eterne edildiğini görüyoruz. Tarih boyunca bunlar her yerde yaşanmıştır. Fakat altını çizmek lazım, tüm bu olayları aynı kategoriye  oturtmak  doğru olmaz. Bu olayların bir kısmı haklı gerekçelere dayanmaktadır, bir kısmı haksızdır. Balkanlarda Türklerin göç ettirilmesinin haklı bir gerekçesi yokken, Ermenilerin Türkiye’deki tehciri uluslarası hukuka uygundur. Düşmanla isbirliği politikası vardır. Bu cok geniş Ermeni kitlesine sirayet etmiştir. O bölgede yaşayan Türk ve Müslüman nüfusa yönelik etnik temizlik polıtikası uygulanmıştır. Bunlarla tehcir kararının bir savaş gerekçesine dayandığını ve uluslararası hukuka uygun olduğunu söyleyebiliriz.

Son olarak, tecrübeleriniz ışığında bizlere kendi tezlerimizi savunmak için neler önerirsiniz? Neler yapmalıyız? Neleri yapmamalıyız?

En onemlisi, batıdaki, eğer Kanada üzerine konuşacaksak, Kanada’daki tüm Türk toplumunu bir araya getirmek. İnsanlar arasında siyasal fikir farklılıkları, etnik farklılıklar olabilir. Dini ayrımlar olabilir. Bunları bir kenara bırakarak hiçbir siyasal görüş ayrımı gözetmeksizin biraraya gelinmelidir.  Islamofobinin yükseldiği bir dönemde, Ermeni soykırımı iddalarını ekleyecek olursak, bu durum Türklere yönelik ırkçı davranışları körükleyebilecektir. Özellikle burada yaşayan ailelerin çocuklarının, okullarda ders kitaplarına soykırım iddalarının konmasının ardından cok ciddi bir psikolojik baskı altina girdiğini görüyoruz. Bu yapılırken, karşı taraf bizleri asla bu partiden, bu görüşten diye ayırt etmiyor. Madem onlar böyle bir ayrımda bulunmuyorsa, Türkler’de fikir ayrımı gözetmeksizin biraraya gelerek çok önemli bir güç yaratabilir. Bu gücün elinde de çok güçlü silahlar vardır. Bunlardan biri, AİHM’nin 1915 olayları ile ilgili kararıdır. Diğeri de, tarihsel planda, Rus devlet arşivlerindeki Rus belgeleri, Ermeni belgeleri, Çarlık belgeleri Türkiye’nin haklılığını kanıtlamak açısından ciddi önem taşımaktadır. Eğer bunlar hep birlikte bir güç yaratılarak kullanılırsa, haklılığımızı Kanada toplumuna ve dünya kamuoyuna anlatmak işten bile olmayacaktır.

Vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için Kanada’da yaşayan Türk toplumu üyeleri adına çok teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim, sağolun