• ERMENİ SORUNU DOSYASI : BUNDESTAG ÜYELERİNE AÇIK MEKTUP - 28.06.2016 - (TÜRKÇE)
  • Yayın Tarihi : 28 Haziran 2016 Salı
  • Kategori : ERMENİ SORUNU


2 HAZİRAN 2016 GÜNÜ ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARINI İÇEREN ÖNERGEYİ KABUL EDEN SAYIN BUNDESTAG ÜYELERİNE AÇIK MEKTUP

Hayatta ilk ücretli işim 1958 yılında, 18 yaşımda, Cambridge Üniversitesi’nde mühendislik öğrenimime başlamadan hemen önce, ‘Praktikant’ olarak Essen şehrinde Krupp şirketi ile idi.

Haziran ayında Essen’e gelen üst düzey bir Türk bürokratın eşine refakatçi mütercim olarak yardımcı olmuş, bu sayede hem Villa Hügel’deki yemeklere katılmış hem de Alfried Krupp von Bohlen und Halbach ile tanışmıştım. (Fotoğrafta beyaz ceketli genç adam, bugün76 !)

Eylül ayında Türkiye Büyükelçisi İksel’in Rolandseck’teki rezidansında bir resepsiyonda Başbakan Adenauer’ı gördüğüm için de kendimi çok mutlu hissettiğimi hatırlıyorum.

Beş yıl sonra, Dipl. Ing. olarak yine ilk görevim Münih’te Siemens A. G. şirketi ile idi.

Yıllar sonra yirmi yıl, 1975 – 1995, Avusturya’nın Steyr Daimler Puch A. G.’nin traktör konusunda Türkiye temsilciliğini yaparken ülkenizi sık sık ziyaret ettim.

Kısaca ülkenizi, Alman insanını, kültürünüzü ve tarihinizi İYİ bilen bir kişiyim.

Gençliğimin hobby’si 2. Dünya Savaşı idi. 2014 yılından beri bu konu üzerinde çalışıyorum, kitaplarım yayımlanıyor ve üniversitelerde konferanslar veriyorum. Bu bağlamda da NAZİ’leri ve faaliyetlerini yakinen incelemek fırsatım oldu.

Son olarak, ülkenizi 5 yıl Türkiye’de onurla ve başarı ile temsil eden von Papen’i ellili yıllarda tanımak bahtiyarlığına da erişmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.

Sayın Üyeler, 2 Haziran 2016 tarihli kararınızı okudum, Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak. Bir de şerefli bir subayınız olan Fritz Carl Endres’in 1916 yılında Münih’te yayımlanmış die Türkei başlıklı kitabını okudum, hem de birkaç kez ve çok dikkatli olarak.

Kararınıza göre Osmanlı Devleti yetkilileri “1915 – 1916 döneminde” (Dönemi 24.4.1915 – 31.12. 1916 tarihleri arasında 20 ay olarak kabul ediyorum) “bir milyonu aşkın” Ermeni’ye soykırım uygulayarak öldürtmüş. Bunu da 1 milyon diye kabul ediyorum. Soykırım sonucu hayatını kaybeden Ermenilerin sayısı ayda 50 000 olarak hesaplanıyor. (devamı yarın)

Sizler; soykırım nedir, soykırım uygulamasında çok sayıda insan (Polonya’da 3 milyon kişi; tarihi bir dünya rekorudur) nasıl öldürülür sorusunun cevabını dünyada en iyi bilen kişilersiniz. Unutmuş olamazsınız. Çünkü, Almanlar, bu konuda, bir daha benzerinin yaşanmayacağını umduğum bir deneyim sahibi olmuşlar ve özellikle kitlesel insan öldürme konusunda uzmanlaşmışlardı.

Şimdi, şöyle bir hesap yapıyor ve işin içinden çıkamıyorum:

Polonya’da 5 yılda (1940 -1944) ve 2. Dünya Savaşı’nın insan öldürmek konusunda en son teknolojilerini kullanarak, 1915 yılı Anadolu’nun fiziksel koşulları ile kıyaslanamayacak ölçüde daha geniş teknik donanıma sahip iken, ayda yine (tesadüfe bakınız !) 50 000 Yahudi öldürülebilmiş. Üstelik NAZİlerin ırkçılığa dayalı bir ulusal genosit politikası ilan edilmiş olmasına rağmen Hitlerin güçlü Reich’ı ayda 50 bin kişi öldürebilmiş. .

1915 yılında, Almanya’nın müttefiki olarak, Karadeniz’e geçip Almanya’nın en büyük düşmanı olan Rusya’ya yardım götürmek isteyen İngiliz ve Fransız donanmalarını ölmek pahasına (kendi subaylarınız o olayın canlı tanıklarıdırlar) Çanakkale’den öteye geçirmemek için 150 bin askerini Gelibolu yarımadasına hapsetmiş Osmanlı, hangi teknoloji ile, doğru dürüst yolu bile bulunmayan doğu ve güneydoğu Anadolu coğrafyasında, hangi silah ve askerlerle ayda 50 bin Ermeni’yi katletmiş olabilir?

Bakınız Alman subayı Binbaşı Fritz Carl Endres 1915 yılında İmparatorluktaki toplam 1.3 milyon Ermeni hakkında neler yazmış:

 “Bütün Türkiye’de Ermeniler de benzer (Rumlarla kıyaslıyor) bir rol oynarlar. Ari ırktan eski bir kültür halkı olan Ermeniler, Küçük Asya’nın doğusunda yerleşmişlerdir. Fakat Ari ırkının tüm özelliklerini, hep tipoloji olarak hem de tavır ve davranış olarak kaybetmişlerdir… Komşuları göçer Kürtlerle bitmek bilmez anlaşmazlıkları ve Anadolu’ya yönelik sinsi İngiliz siyasetindeki rolleri yüzünden giderek artan biçimde bugünkü Türk devlet yapısının esas gündemini teşkil ediyorlar… Ermeni sorununun makul bir biçimde çözülmesi, onların milli bir devlet düşüncesinin gerçekleştirilmesinde gönüllü beraberliğinin sağlanmasında yatıyor. Böylesi bir çözüm yolu, söz konusu devlet düşüncesi için büyük bir avantaj da olabilecektir.

“Nüfusları bir milyondan daha fazla olan Kürtler de, genel olarak Ermenilerin güneyinde yaşarlar… geri kültür seviyesinde, vahşi ve gaddardırlar…”

Endres, Osmanlı imparatorluğunda Ermeni ve Kürt toplam nüfusunu 2 357 bin olarak vermiş. Kürtleri 1 milyon 57 bin olarak kabul edersek geriye 1 milyon 300 bin toplam Ermeni nüfusu çıkıyor. Ayrıca İstanbul şehrinde 180 bin Ermeni yaşıyormuş. Kimse kılına dokunmamış.  

Bunu yazan ve 1916 yılında Bavyera Prensine ithaf ederek yayımlayan, bir Alman kurmay subay, 3 yıl (1912 – 1915) Osmanlı ordusunda görev yapmış.

Tehcir kararı nedeni ile Kuzeydoğu ve Doğu Anadolu’dan Suriye’ye doğru ilerlerken, tüm askerleri Çanakkale dışında Irak, Filistin ve Romanya cephelerinde konuşlandığı için Anadolu’yu boş, askersiz, bırakmak zorunda kalan Osmanlı ordusunun bu durumu sonucu, meydanı boş bulan ‘vahşi ve gaddar Kürtler’, Ermenilerle bitmek bilmez anlaşmazlıklarına yenik düşerek, öyle ayda 50 bin değil ama, örneğin, beş bin Ermeni öldürmüş olamaz mı?

Sayın Üyeler, bu sorular benim kafamı karıştırdı: Yüksek Nazi Teknolojisi ile derli toplu Polonya’da, ilan edilmiş ulusal soykırım politikası kapsamında,  ayda ancak 50 bin Polonyalı Yahudi. Buna karşı askersiz-silahsız ve motivasyonsuz Anadolu’da ayda elli bin Ermeni?

 Pek inandırıcı gelmiyor. Adam gibi bilimsel bir araştırma yapmadan, dedikodulara (Morgenthau – Johann Lepsius kaynaklı) dayalı bir Bundestag Kararı’nı 2016 yılı Almanya’sına, saygın devlet adamı Adenauer’in torunları sizlere, yakıştıramadım.