• ERMENİ SORUNU DOSYASI : NORMAN STONE’UN İKİ İNGİLİZ GÜNLÜK GAZETE TARAFINDAN ÖNYARGILI BİR ŞEKİLDE KÖTÜLENMESİ
  • Yayın Tarihi : 19 Temmuz 2019 Cuma
  • Kategori : ERMENİ SORUNU & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI

NORMAN STONE’UN İKİ İNGİLİZ GÜNLÜK GAZETE TARAFINDAN ÖNYARGILI BİR ŞEKİLDE KÖTÜLENMESİ 

Yorum No : 2019 / 54

AVİM 

17.07.2019

İngiliz günlük gazete Guardian tarihçi Norman Stone için Cambridge Üniversitesi’nin Regious kürsüsünde eski Tarih Profesörü Richard J. Evans tarafından yazılmış çirkin ve kindar bir anma yazısı yayınlamıştır. Stone’un kişiliğini hedef alan bir dizi kişisel saldırıların ve Ankara’daki akademik hayatı hakkında açıkça bir şekilde uydurma olduğu belli olan hikayelerin ardından, Evans Norman Stone’un, “mesleğin herhangi ciddi bir üyesinin de size söyleyeceği gibi", hiçbir zaman "önde gelen bir tarihçi” olmadığı sonucuna varmaktadır. Anma yazısı bütünüyle aşırı basite indirgenmiş çarpıtmalar ile doludur ve çirkin bir saldırının ötesine geçmemektedir.

Stone yıllar boyunca Cambridge’de hocalık yapmıştır ve daha sonra, Stephen Howe’nin itiraf ettiği gibi “İngiliz tarih dünyasında halen en prestijli iş” olan, Oxford’un Regious Modern Tarih Kürsüsü profesörlüğüne atanmıştır. Kitabı The Eastern Front, 1914-1917, tarihçilerin dünyasında en prestijli ödül olan, Wolfson Ödülü’nü kazanmıştır. Kitabı ile makaleleri halen Birinci Dünya Savaşı konusunda en temel referans eserleri arasında yer almaktadır. Öğrencileri arasında Andrew Roberts, Niall Ferguson, Dominic Lieven, Orlando Figes, Jonathan Hill, Adair Turner, Noel Malcolm, Daniel Johnson ile Anne Applebaum gibi meşhur isimler yer almaktadır. Kuşkusuz bu meziyete sahip bir tarihçi haklı bir şekilde olarak İngiltere’nin "önde gelen tarihçilerinden" biri ünvanını almıştır ve Evans’ın kıskanç ve acınası iftira çabaları da bu durumu değiştirmemektedir.

Birçok kişi Stone’un London Review of Books’taki uzun E.H. Carr değerlendirmesi ile Evans’ın the Guardian’daki anma yazısını birbiri ile kıyaslamıştır. Evans’ın kendisi de Stone’un yazdığı değerlendirmeyi Carr’a bir saldırı olarak nitelemiştir. Bu karşılaştırma yanıltıcıdır çünkü Stone’un LRB için yazdığı aslında Carr’ın kitabı The Twilight of the Comintern 1930-1935 konusunda uzunca bir değerlendirme yazısı idi. Bu yazıda Stone Sovyet tarım politikalarından Sovyet ekonomisinin yapısına kadar olan çok çeşitli sorunları uzmanlık ile tartışarak, Carr’ın yaptığı çarpıcı hataların bir listesini sunmaktadır.

Buna karşın, Evans’ın Stone üzerine yazdığı anma yazısı ise hiç de böyle değildir. Stone’un çalışmaları üzerine sunabileceği somut ve gerçeğe dayalı eleştirisi tamamen eksiktir. Bunun en temel sebebi Evans’ın Stone’un uzmanlık alanları hakkında çok az bilgi sahibi olmasıdır. Stone’un uzmanlık alanı etkileyici bir şekilde geniş bir alanı ve Stone’un iyi bildiği bir düzine dili kapsamıştır. Stone’un kitabı Europe Transformed, 1878-1919 bunun bir göstergesidir. Bunun yerine Evans kurnaz bir şekilde Stone’un çalışmalarını eleştiren başka kişilerin yorumlarından alıntılar yapmıştır. Bunun aynısı ve daha fazlası kolayca Evans’ın çalışmaları için yapılabilir. Birçok eleştirmene göre, Evans’ın kitapları sıkıcı, yetersiz, önemli olayları ihmal eden veya tamamen görmezden gelen eserlerdir ve birçok özensiz basit hatadan ise kesinlikle yoksun değillerdir.

Evans ayrıca Stone’un Ermeni Meselesi konusundaki duruşunu ve 1915’teki Ermeni deneyimini bir "soykırım" olarak nitelemeyi reddetmesini eleştirmektedir. Üstelik, fazla basite indirgeme alışkanlığı ile kendisinden beklenecek şekilde, Evans bu durumu Norman Stone’un Türkiye’de çalışıyor olması ile açıklamaktadır. Bir başka deyişle, Evans’a göre, Norman Stone sırf Türkiye’deki özel bir üniversitede bir makama sahip olduğu için Türk Hükümeti tarafından söylenilen her şeyi körü körüne, bir papağan gibi tekrarlayacaktır. Elbette Evans, Stone’un 2013’ten bu yana Türk Hükümeti’ne karşı genel anlamda eleştirel bir duruş sergilemiş olduğunu ve onu görevlendiren Bilkent Üniversitesi’nin Ermeni Meselesi konusunda kendisinden pek farklı görüşlere sahip bazı akademisyenleri de görevlendirmiş olduğunu kabul etmemekte veya farkına varmamakta. Üzücü olan, Norman Stone’un 20 yıl yaşamış olduğu ve dilini konuşabildiği bir ülkenin tarihi hakkında bilgi sahibi olmuş olabileceği hususunun Evans’ın aklına bile gelmemiş olmasıdır.

Ermeni Meselesi konusundaki görüşleri sebebiyle, Stone’a karşı benzer bir saldırı da Independent gazetesi tarafından yapılmıştır. Ankara’da bağımsız bir düşünce kuruluşu olan AVİM’e bağlam dışı bir göndermede bulunmuştur ve onu Ermeni Meselesi konusunda inkârcı olarak nitelemiştir. Bu iddia başlı başına the Independent’ın duruşunu ortaya koymaktadır. AVİM, the Independent veya yandaşları ile sorunun bütün yönlerini akademik bir formatta tartışmaya hazırdır.

Hem Evans’ın hem de the Independent’ın Ermeni Meselesi’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih yazımında bir tartışma konusu olduğunu öğrenmesi faydalı olacaktır. Bernard Lewis, Halil İnalcık, Norman Itzkowitz, Roderic H. Davsion, Andrew Mango ve Gilles Veinstein gibi Osmanlı ve Türk tarihinin en iyi bilim insanları benzer şekilde "soykırım" teriminin uygunluğunu reddetmişlerdir. Bu etkileyici uzman görüşü yelpazesine Donald Cameron Watt, Elie Kedourie, ve M. E. Yapp gibi saygın İngiliz tarihçiler de katılmıştır.

Hiç kuşkusuz Evans, Stone’un aksine, Ermeni Meselesi konusunda yok denecek kadar az bilgi sahibidir – hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun kendisi hakkında yok denecek kadar az bilgilidir. 2011’de Evans tarafından kaleme alınmış "The Road to Slaughter"  [Tr.: Kıyıma Giden Yol] başlıklı yazı Rusya’nın Doğu Anadolu işgalini 1877 yerine 1897 yılında gerçekleşmiş gibi yanlış anlatmaktadır. Benzeri bir şekilde, Evans Ermenilerin Osmanlı Hükümeti’ne karşı gerçekleştirdikleri ve önemsiz olarak tanımladığı isyanların ve buna müteakip bölgeye hâkim olan şiddetin 1894-1896 yerine 1897’den sonra gerçekleştiğini sanmaktadır. Açık bir şekilde görülmektedir ki Evans, bırakın Ermeni trajedisinin sebeplerini anlamayı, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu alan en basit çalışmalardaki sayfalara bile göz atmamıştır. Ermeni Meselesine bu şekilde girmesi ise kuşkusuz, Osmanlı Ermenilerinin akıbetine olan duyarlılığından değil, Stone’a yönelik saldırma hevesinden kaynaklanmaktadır.

Evans’ın bu şekilde insanların çektikleri acılara karşı duyarsızlığının benzeri bir örneği de Evans’ın tarihçi Eric J. Hobsbawm hakkında kaleme aldığı anma yazısında görülmektedir. Bu yazısında Evans, Hobsbawm’ın hem Sovyetler Birliği hem de Stalin’in rejimi tarafından milyonlarca sivile karşı "modernleşme" adına işlenen korkunç insanlık suçlarını haklı göstermeye ve aklamaya çalışan tutumu hakkında hiçbir yorum yapmamıştır.

Böylesi karalayıcı saldırıların yanı sıra, Evans’ın anma yazısı bir çok gerçek dışı iddia içermektedir. Evans Stone’un Ankara’da "Bilkent ve başka üniversitelerde çalıştığını, Ankara’daki bir üniversiteden yetkililerin onun içki içmesini engellemeye çalıştıkları için istifa ettiğini" iddia etmektedir. Norman Stone Ankara’da sadece Bilkent Üniversitesi’nde göreve alınmıştır. İstanbul’daki Koç Üniversitesi’nde çalışmak için Bilkent’ten 2005’te ayrılması Evans’ın iddia ettiği gibi Bilkent’teki yetkililerin "onun içki içmesini engellemeye çalıştıkları için" değil, İstanbul’da yaşamak istediği içindi. Zira Stone, İstanbul Galata’da Boğaz ve Haliç’e bakan muhteşem manzaralı bir eve sahipti. Üstelik Bilkent Üniversitesi, yetkililerin sağda solda dolaşarak insanlara ne yapmaları ya da yapmamaları konusunda talimat verdiği bir çeşit "Sovyet Çalışma Kampı" değildi. Bilkent, yüksek standartları olan özel bir üniversitedir ve yetkililerin müdahalesi sadece Evans’ın hayal gücünde gerçekleşmektedir. İstanbul’un trafiği ile karmaşık hayatı içinde iki akademik yıl geçirdikten sonra, Stone Ankara’da Bilkent’e dönmeye karar vermiştir. Bu Evans’ın hikâyesinin uydurma olduğunun bir başka belirtisidir.

Norman Stone zengin ve renkli bir hayat yaşamıştır ve sayısız öğrencisinin tarih yazımında sivrilmeleri için ilham vermiştir. Evans ise buna benzer ve övünebilecek bir şey başaramamıştır. Nial Ferguson’un yazmış olduğu gibi "1980’lerde ortaya çıkan tüm medyatik akademisyenler arasında, Norman en sivri dilli ve akıllı olanı idi ve akademik sol ondan hem zekâsından hem de sivri dilliğinden dolayı nefret etmişti." Şüphesiz, alışılmışın dışındaki tarzı ve kalıplara sığmayı reddetmesine rağmen, Norman Stone’un muazzam başarısı (kitapları her zaman ticari başarı elde etmiştir ve bir düzineden fazla dile tercüme edilmiştir) ve şöhreti kıskançlık uyandırmıştır ve nefret çekmiştir. Bu durum ise Richard J. Evans’ın onun itibarını çaresiz bir şekilde karalama çabalarını açıklamakta hiç şüphesiz yardımcı olmaktadır.

*Richard J. Evans'ın fotoğrafı, aşağıda: