Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Tutku
DİLAVER
: BİR
ANZAK ASKERİNİN GÖZÜNDEN I. DÜNYA SAVAŞI VE SOYKIRIM İDDİALARI


Her yıl 25 Nisan’da Gelibolu yarımadasında “Anzak
Günü” kapsamında yapılan anma törenleri, Türkiye ile Avusturalya ve Yeni
Zelanda halkları araında tarihte eşine az rastlanır türden bir dostluğu ortaya
koymaktadır. 1915 Çanakkale Savaşında farklı cephelerde savaşmalarına rağmen
Anzak askerleriyle Osmanlı askerleri arasında yaşanan yardımlaşmalar ve kısa
süreli ateşkesler, birbirini hiç tanımadan savaşın içine çekilen halkların
önyargılarının kırılmasına neden olmuştur. Her iki taraf da büyük kayıplar
vermiş, ancak dostluğu pekiştiren ortak bir hafızayı paylaşarak günümüze kadar
getirmişlerdir.


Geçtiğimiz 23 Nisan’da Anzak günü vesilesiyle The Guardian gazetesinde
James Robins[1] tarafından bir yazı yayınlanmıştır. Söz
konusu yazıda Anzakların sözde Ermeni soykırımına şahit oldukları iddialarına
yer verilmiştir. Yazıda Robert Nicol[2] ve Alexander Nimmo[3] adlı iki Anzak askerinin, çeşitli
Hristiyan grupları Osmanlıdan kurtarabilmek için verdikleri mücadele
anlatılmaktadır. Robins söz konusu yazısında iddialarını bir adım ileriye
götürerek, aynı dönemde Yeni Zelanda’nın Maorilere, Avusturalya’nın ise
Aborjinlere karşı giriştiği hareketlerin birbiriyle bağlantılı olduğunu ima
etmektedir. Yazar ayrıca bu hareketleri, 1915’e dair iddialarla denk
tutmaktadır.[4]


Diğer yandan, söz konusu yazılarında Robins, Anzak
askerlerinin günlüklerinden yola çıkarak, şahit gösterme yolunu
benimsemektedir. Çeşitli gazetelerde pek çok defa aynı konularda yazı yazan
Robins, Albay Stanley George Savige’ın[5] günlüğünden[6] bahsetmektedir. Ön plana çıkardığı diğer
isimler olan Nicol ve Nimmo’nun hikâyeleriyse Savige’nin günlüğünden
aktarılarak anlatılmaktadır. Robins’in iddiasına göre Stanley Savige ve Robert
Nicol 1918’de Urmiye’de (İran’ın bir şehri) “ölümden kaçan” 45.000[7] Ermeni’yi kurtarmak için çarpışmışlardır.
26 Haziran’da Agos gazetesinde yayınlanan yazısında ise bu sayı en az 60.000[8] olarak verilmektedir. Robins’in üç gün
arayla yazılan ve içerik olarak birbirine çok benzeyen bu iki yazısında sayısal
olarak bir oynama yapıldığı rahatlıkla görülmektedir. Bu konuda çalışma yapan
pek çok akademisyen sayısal değişiklikler yapıldığına sıklıkla dikkat
çekmektedirler. Savige günlüğünde sayısal bir bilgi vermemekle birlikte,
günlüklerinden yola çıkarak 1920 yılında yazdığı “Stalky’s Forlorn Hope” isimli
hatıratında, 60.000 kadar mülteciden bahsedilmektedir.[9] Ancak hatırat incelendiğinde bu sayının
tahmine dayalı olduğu görülmektedir.


Ayrıca yine Savige’nin hatıratında savaşın geçtiği
çetin koşullar ve Ermeniler, Suriyeliler, Asuriler/Süryaniler ve Ruslardan
oluşan silahlı kafilelerden bahsedildiği de görülmektedir. Savige bu
kafilelerin nereden geldiklerinden bahsetmemektedir. Zira kendisi İran
cephesinde görev yapmıştır. Cepheye doğru gelen kafilelerdeki silahlı
“gönüllülerin” Avusturalyalı askerlerle birlikte çarpıştığından bahsetmektedir.
Örneğin yazar hatıratında Ağa Petros ve kafilesinden bahsetmektedir. Bahsi
geçen Ağa Petros, İran’ın Doğu Azerbaycan bölgesindeki Urmiye bölgesindeki
Osmanlı temsilcisiydi.[10] Ancak Birinci Dünya Savaşının patlak
vermesiyle birlikte, kendisi Osmanlı karşısında Asurilerin/Hristiyanların
komutanı (hatıratta kendisine Hristiyan komutan olarak atıf yapılmaktadır)
olarak yer almaya başlamıştır.  Savige’nin aktardığına göre Ağa Petros ve
birlikleri, Osmanlı askerleriyle pek çok kez çatışmış, hatta Savige’yle
birlikte de çatışmaya katılmışlardır.


Savige’nin hatıratında ve günlüğünde, Müslümanların o
dönemde fanatik olduğu iddia edilmektedir. Ancak yazara göre aynı dönemde
Hristiyanlar fanatizm konusunda Müslümanları aratmamaktaydı.[11] Yazar, savaş esnasında Hristiyanlar
tarafından pek çok köyün yakılıp yıkıldığından ve yağmalandığından ve katliam
yapıldığından bahsetmektedir. Hatta Savige, kendi sorumluluğunda olan ve önden
ilerleyen kafilenin de aynı vahşeti tekrarladığını duyduğunda, bunun önüne
geçmeye çalıştığından bahsetmektedir.[12] Hristiyanların bölgede kötü bir nama
sahip olduklarından, yerli halkın onlardan korktuklarından bahsedilmektedir.


Savige’nin günlüğü ve hatıratı bunun gibi daha pek çok
ayrıntı barındırmaktadır. Robins’in iddia ettiğinin aksine bu hatıratta ve ona
dayanarak yazılan kitapta, masum ve çaresiz Hristiyan halkın uğradığı zulme
tanıklık değil, savaş içerisinde karşılıklı çatışmaların vahametine dikkat
çekilmektedir. Robins’in anlattıkları ne tarihi olgularla ne de kendi
gösterdiği tanıkla uyuşmaktadır.  Robins savaşın çetin koşullarını
değerlendirmeye almadan ve bilgileri seçerek aktarmak suretiyle, gerçekleri
yansıtmayan bir anlatım ortaya koymaktadır.


1915 Sevk ve İskân kanunu ile Aborjinler ya da
Maorileri ilişkilendirme çabası da aynı ölçüde gerçekliğe aykırıdır. Nitekim
Türkiye’nin İngiltere Büyükelçisi Ümit Yalçın, Robins’e cevaben yazdığı
mektupta, soykırım iddialarıyla Anzak Günü’nün ilişkilendirilmeye
çalışılmasının akıl almaz olduğunu belirtmiştir. Büyükelçi Yalçın, dünyanın
barış ve huzura ihtiyaç duyduğu bir dönemde barış mesajlarının verilmesinin
daha yerinde olacağından bahsetmiştir.[13].


Ancak görülmektedir ki Robins, Büyükelçi Yalçın’ın
kendisine yönelik cevabını dikkate almayarak, kurgusal yazılar üretmeye devam
etmektedir. 3 Mayıs’ta Spectator
USA
’de yayınlanan bir yazısında, bu kez Cumhuriyetin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk’e karşı, Hristiyan katliamı yaptığı şeklinde ithamlar
yöneltmiştir.[14] Bu konu başlı başlıca ayrıca incelenmesi
gereken bir konu olmakla birlikte burada söylenebilecek tek şey, Robins’in
diğer çalışmalarında olduğu gibi bu yazısında da yönelttiği ithamların hiçbir
şekilde gerçekliği yansıtmadığıdır. Yakın zamanda yazdığı yazılardan, Robins’in
esas amacının sansasyon yaratmak ve bilgi kirliliği yaratarak Türkiye’yi
karalamak olduğu görülmektedir.


[1] Avusturalyalı bir gazeteci olan James Robins, Ermeni
soykırımı iddialarını anlattığı bir podcast yayını yapmakta, aynı zamanda bu
konuda 2016 yılından yana bir kitap yazmaktadır.


[2] Robins, “Anzacs witnessed the Armenian genocide –
that shouldn’t be forgotten in our mythologising.”


[3] https://www.odt.co.nz/news/dunedin/otago-soldier-fought-stop-atrocity


[4] James Robins, “Anzacs witnessed the Armenian genocide
– that shouldn’t be forgotten in our mythologising,”The Guardian,23 Nisan 2019, https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/apr/23/anzacs-witnessed-the-armenian-genocide-that-shouldnt-be-forgotten-in-our-mythologising.


[5] http://www.agos.com.tr/tr/yazi/22369/anzaklar-turkiye-ve-1915-hususi-bir-iliski


[6] Stanley George, “Stanley George Savige diary, 2
January 1918-27 January 1919,” Mitchell
Library Resmi İnternet Sitesi
, p.100. http://acms.sl.nsw.gov.au/_transcript/2013/D18702/a5741.htm.


[7] Robins, “Anzacs witnessed the Armenian genocide –
that shouldn’t be forgotten in our mythologising.”


[8] http://www.agos.com.tr/tr/yazi/22369/anzaklar-turkiye-ve-1915-hususi-bir-iliski


[9] Stanley George Savige, “Stalky’s Forlorn Hope,” Alexander McCubbin, 1920, http://cobwfa.ca/wp-content/uploads/2015/01/STALKY-FORLORNE.pdf


[10] Savige, s. 127.


[11] Savige, s. 135, http://cobwfa.ca/wp-content/uploads/2015/01/STALKY-FORLORNE.pdf


[12] Ibid.


[13] Ümit Yalçın, “Turkey and Gallipoli’s message of
peace,” 26 Nisan 2019,  https://www.theguardian.com/world/2019/apr/26/turkey-and-gallipolis-message-of-peace


[14] “Would Turkey exist as a nation if it hadn’t
annihilated its Christians?,” Spectator
USA
, 04 Mayıs 2019, https://www.spectator.co.uk/2019/05/would-turkey-exist-as-a-nation-if-it-hadnt-annihilated-its-christians/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış