Türk Üniversitelerinin Katkılarıyla Almanya’da Düzenlenen Sözde Ermeni
Soykırımı İçin Avrupa Yaklaşımları Çalıştay’ına ABD’den Büyük Destek Var
 

PROF. DR.
RIDVAN KARLUK




LİNK : https://www.turkishnews.com/tr/content/2017/09/21/turk-universitelerinin-katkilariyla-almanyada-duzenlenen-sozde-ermeni-soykirimi-icin-avrupa-yaklasimlari-calistayina-abdden-buyuk-destek-var/




Avrupa Akademisi ve
Lepsiushaus Potsdam Üniversitesi geçen hafta Berlin’de Ermeni Soykırımı
İçin Avrupa Yaklaşımları (Past in the Present European Approaches to the
Armenian Genocide) konulu bir Çalıştay düzenlemiştir. Türkiye için sözde
Ermeni soykırımı önemli bir sorun olmasına rağmen Türk basınında bu konu
 yer almamıştır. İlk ilanda Çalıştay’ın ev sahiplerinden birisi Sabancı
Üniversitesi idi. Türkiye’den diğer katılımcılar ise Koç, Bilgi,
Kemerburgaz (Altınbaş), Ankara Sosyal Bilimler Üniversiteleridir.


Çalıştay’a Sabancı Üniversitesi’nin katkıda bulunacağı
ve ev sahipliği   yapacağı anlaşılınca Üniversite, geniş bir kesimden
tepki almıştır. Koç Üniversitesi Çalıştay’a katılacak olan akademisyenin işine
6 ay önce son verdiklerini açıklamıştır. Sabancı Üniversitesi ise “Biz ev sahibi değiliz” diyerek işin içinden
çıkmış, Çalıştay’ın bilimsel bir çalışma olduğunu, akademisyenlerinin
çalışmalarının kısıtlanamayacağını, istedikleri Çalıştay’a
katılabileceklerini  açıklamıştır.


Çalıştay’ın hangi
amaçla yapılacağını önceden tahmin ettiğim için Kemerburgaz Üniversitesi’nden
katılması öngörülen öğretim üyesi hakkında Rektör, meslektaşım Prof. Dr. Çağrı
Erhan’a bir bilgilendirme notu gönderdim. Sayın rektörden gelen cevap
aşağıdadır:


“Sayın Hocam merhaba,




Nazan Hanım ücretsiz izinle yurt dışında
bulunmaktadır. Toplantı programının en son halinde şu an araştırma yapmak için
bulunduğu kurumun adını kullanmaktadır. Tebliğci değil tartışmacıdır. Söz
konusu konferansla uzaktan yakından ALTINBAŞ ÜNİVERSİTESİ’nin ilgisi yoktur. Şahıs
olarak da bu konuda hangi çizgide bulunduğum izahtan varestedir. Konferansla
ilgili daha önce bana yollanmış hiçbir maile, konu kurumumuzu ilgilendirmediği
için, cevap vermedim. Sizin dostluğunuza istinaden cevaplıyorum. Bu vesileyle
saygılarımı sunuyorum. 

Prof. Dr. Çağrı Erhan”




Çalıştay’dan haberdar olunca, Türkiye’den katılacak
olanlara biri İngilizce olan iki çalışmamı göndererek görüşlerimi açıkladım, bu
konuda objektif olmalarını sağlamak istedim. Bunlardan sadece Ankara’dan
katılacak olan öğretim üyesinden cevap gelmiştir.  Çalıştay’a sadece “soykırım var” diyenler çağırılmış, karşı görüşü
savunanların başvuruları ise kabul edilmemiştir. Çalıştay’ın konuşmacıları
arasında bulunan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Hülya Adak ve Koç
Üniversitesi öğretim üyesi Zeynep Türkyılmaz Ermeni Diasporası’na çok yakın
isimlerdir.




Hülya Adak, Ermeni
Soykırımı’na Eleştirel Yaklaşımlar: Tarih, Siyaset, Estetik başlığı ile 1-4
Ekim 2015 tarihlerinde Sabancı Üniversitesi’nin ev sahipliğinde İstanbul’da
yapılan toplantının organizatörleri arasındaydı. Zeynep Türkyılmaz ise
Kaliforniya Üniversitesi’nde (University of California at Los Angeles-UCLA)
eğitim almış, 2009’da doktorasını vermiştir.  UCLA, Atatürk’ü, ayaklarının
altında bir kız çocuğu cesediyle poz vermiş olarak gösteren ve üzerine İnkarın
Yüzü (Face of Denial) yazan dokümanı montajlayarak yayınlayan
üniversitedir.


Hülya Adak ve Zeynep
Türkyılmaz hakkında; Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin
Kurum ve Organlarını Aşağılama (TCK md. 301), Devletin Birliğini ve Ülke
Bütünlüğünü Bozma (TCK md. 302) ve Temel Milli Yararlara Karşı Faaliyette
Bulunmak İçin Yarar Sağlama (TCK md. 305) maddeleri kapsamında suç duyurusunda
bulunulmuştur.


Bu akademisyenlerin
akademik özgürlük adı altında Türk milletini karalamaya hakları yoktur. Mahkeme
Kararı olmadan yapılmayan bir sözde soykırım için Türk milleti suçlanamaz.


Katılımcı öğretim
üyelerinin ve destek veren üniversitelerdeki diğer öğretim üyelerinin bir
kitabı okumalarını öneririm: Ohannes Kaçaznuni, Taşnak Partisi’nin
Yapacağı Birşey Yok, Kaynak Yayınları, 2005. Kitap, 1915 yılında Ermeni
isyanlarını örgütleyen Taşnak Partisi’nin Başkanı ve 1918 yılında Erivan’da
kurulan Ermenistan’ın ilk Başbakanın 1923 yılında partisinin Bükreş’te toplanan
kongresine sunduğu rapora dayanmaktadır.  Ermenilerin insanlık dışı
katliam yaptıkları kitapta yer aldığı için Ermenistan’da yasaklanmış, İngilizce
baskıları da Batı kütüphanelerinden toplatılmıştır. Türkiye aleyhine olan
bir Çalıştay’da Sabancı gibi dünya sıralamasına giren seçkin bir Türk
Üniversitesi’nin adının program afişinde geçmesi hoş olmamıştır.


Michigan
Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ronald Grigor Suny, Prof. Dr. Fatma Müge Göçek ve
Prof. Dr. Gerard Libaridian’ın katkılarıyla Ermeni-Türk Çalışmaları
Atölyesi (Workshop on Armenian-Turkish Scholarship: WATS) ilk defa
2000 yılında düzenlemiştir. Daha sonra 2000-2013 döneminde Şikago (2000),
Michigan (2002), Minnessota (2003), Salzburg (2004), New York (2005), Cenova
(2008), Kaliforniya (2010) ve Amsterdam’da (2013) yapılmıştır. Bu etkinliklere
karşıt görüştekiler alınmamıştır.  9’su, Türkiye’de Ermeni
Soykırımı’na Eleştirel Yaklaşımlar: Tarih, Siyaset, Estetik başlığı
ile 1-4 Ekim 2015 tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi’nin ev
sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.


Hülya Adak; Berlin Hür
Üniversitesi (Haziran 2016-), Potsdam Üniversitesi (Haziran 2016), Carleton
Üniversitesi, Ottawa (Haziran 2016-Haziran 2017), Edebiyat, Sanat ve Kültür
(ICSLAC) Karşılaştırmalı Araştırmalar Enstitüsü, Freie University of Berlin,
(2012- 2013), Şikago Üniversitesi’nde (1993-2001) çalıştığı dönemlerde sözde
Ermeni Soykırımı tezini savunmuştur. Adak, Prof. Fatma Göçek ve Prof. Ronald
Suny ile birlikte Ekim 2015’de İstanbul Richmond Otel’deki WATS 2015 etkinliğinde
de görev almıştır.


WATS toplantıların en
önemli özelliği, Ermeni Soykırımı yoktur diyen karşıt görüştekilerin
toplantılara alınmamasıdır. Toplantıyı haber alınca katılım başvurusunda
bulundum ama hayal kırıklığına uğradım. Çünkü başvurum reddeldildi. Gerekçe
ise çok komikti: Yer darlığı. Bana gönderilen cevap aşağıdadır:


“[WATS 2017- Past in the Present: European Approaches
to the Armenian Genocide] Registration Roy Knocke [knocke@lepsiushaus-potsdam.de]
 05 Eylül 2017 Salı 10:2 Dear Sir or Madam, Unfortunately, due to
some space problems and therefore limited number of participants, the
WATS-organizing committee cannot enable your registration. We apologize
for the inconvenience and refer to the video captured presentations of the
panels. Kind regards, Roy Knocke, Wissenschaftlicher Mitarbeiter Lepsiushaus
Potsdam,Große Weinmeisterstraße 45 14469 Potsdam, Telefon: 0331 – 58164511 und
0176 – 76527624Fax: 0331 – 58164519, Email: knocke@lepsiushaus-potsdam.de
 

Web: http://www.lepsiushaus-potsdam.de/index.php?page=roy-knocke.”




Çalıştay’a alınmayan
sadece ben değilim. Dr. Ali Söylemezoglu da benim gibi toplantıya
alınmayanlardandır. Söylemezoğlu’nun şahsıma gönderdiği mail şöyledir:


“Berlin’deki Çalıştay meselesi şöyle oldu. Çalıştay’ın
yapılacağını işittiğimden 4 Eylül günü hem faks ve hem de mektupla Lepsius
Haus’a başvurup katılacağımı bildirip kaydedilmemi ve neticeyi bana eposta ile
bildirmelerini rica etmiştim. Aradan iki hafta geçip de ses seda çıkmayınca
telefon ettim, bu defa ‘ben burada yeni işe başladım, bilgim yok’ diyen bir
genç cevap verdi ve ‘kayıtlar kapandı’ dedi. Bunun üzerine Hosfeld’in kişisel
eposta adresine yazıp Çalıştay’a katılacağımı ve olumlu cevabını beklediğimi
bildirdim. Buna da cevap vermediler.




Başka işlerim olduğundan Cuma akşamı değil de
Cumartesi günü saat 9:15 gibi Çalıştay’ın yapılacağı Europäische Akademie’ye
gittim, resepsiyondaki hanıma selam verip içeri girdim. Kimsin, nesin diye
sormadı. Ben de paltomu gardıroba asıp salona girdim. Tahminen 25-30 kişi vardı
ve salonun yarısından çoğu boştu. İsviçreli Prof. Kieser Talat Paşa hakkındaki
tebliğini İngilizce olarak okuyordu. Gayet harc-ı alem şeyler anlattığından not
almaya değer bulmadım. Daha sonra Kieser’e ‘sana ayrılan vakit bitti’ dediler,
o da tebliğini tamamlamadan yerine oturdu.




Ardından orta yaşlı gözüken bir hatun kişi
kürsüye gelerek konuşmaya başladı. Daha hangi konuyu işlemek istediğini
anlayamadan genç bir hanım yanıma gelerek İngilizce ‘biraz gelir misiniz?’ dedi.
Peşine düşüp kahvaltı ettikleri salona gittim, orada Lepsius Haus’ta istihdam
edildiğini bildiğim Lepsius Haus websitesindeki fotoğrafından Roy Knocke isimli
şahıs (bana mail gönderen kişi) olduğunu tahmin ettiğim zat-ı muhterem ‘siz
kayıtlı değilsiniz, bu toplantıya katılamazsınız’ dedi.




Kaydımı yaptırttığımı söyleyince ‘Hosfeld
size eposta ile katılamayacağınızı bildirdiydi’ dedi, ben ise böyle bir eposta
almadığıma işaret ederek dedim ki ‘burası ne biçim akademi, akademi demek
farklı fikirlerin tartışıldığı yer demektir, siz ise bırakın tartışmayı, farklı
fikirden bir kişinin dinleyici olarak katılmasına bile tahammül edemiyorsunuz’.
Karşımdaki ise ‘bu Çalıştay’ı tertip eden Europäische Akademie değil, onlar
yalnızca mekanı tahsis ettiler’ dedi.




Ben de Almanca olarak ‘bu usülle başarılı
olmanız mümkün değildir’ mealinde ‘so kommen Sie auf keinenen grünen Zweig’
diyerek ayrıldım. Hadise bundan ibaret. Kanaatimce karşı tarafın bizim sessizce
dinlememizden bile bu kadar çekiniyor olması iddialarının ne kadar çürük
temellere dayandığını gayet iyi bildiklerine işaret etmektedir. Fikir düzeyinde
yenik düştüler, fakat propaganda düzeyinde henüz bizden üstünler.  Dr. Ali
Söylemezoglu, Peterstal 18 47051 Duisburg.”




Çalıştay’a Türkiye’den
katılan öğretim üyelerine 19 Mart 2012 tarihinde Marmara Grubu Vakfı
toplantısında sunduğum bildirimi göndererek onları aydınlatmak istedim ama
başarılı olamadım. Bildirimden aldığım aşağıdaki değerlendirmeleri, belki şimdi
okuyabilirler diyerek sizlerle paylaşıyorum. Katılımcılar, Türk
diplomatlarını şehit eden Ermeni canilerinin Hocalı’da nasıl soykırım
yaptıklarını kendi ağızlarından okusunlar da utansınlar.


“Sözde Ermeni soykırımını gündeme
getirenler, Hocalı’da Ermenilerin yaptıklarını neden görmezden gelmektedirler?
Katliamda babası ve 22 aile üyesini kaybeden 20 yaşındaki Zarife Guliyeva,
Hocalı katliamının 20’nci yıldönümü sebebiyle Nicolas Sarkozy ve Serj
Sarkisyan’a birer mektup göndermiştir. Sarkozy’ye yazdığı mektupta, ‘Siz
söyleyin, eğer bu soykırım değilse, sormak lazım soykırım nedir?’ sorusunu
yönelten Guliyeva, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç
sayılmasının öngören yasanın tasarısın Fransa Senatosu tarafından kabul
edilmesinden sonra Azerbaycan halkının Sarkozy’nin taraflı olduğunu düşündüğünü
açıklamıştır.




Guliyeva, Serj Sarkisyan’a
gönderdiği mektupta ise Azerbaycan’ın işgal altında bulunan Hocalı kasabasında
Ermeni askerler tarafından yapılan soykırım sebebiyle Sarkisyan’ın yapacağı
itiraf durumunda, Azerbaycan-Ermenistan ilişkisi ve Yukarı Karabağ sorunun
çözümünde yeni bir sayfanın açılabileceğini belirtmiştir.




Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubat’ı 26
Şubat’ta bağlayan gece Hocalı kasabasında 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla
yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 Azeri Türkünü öldürülmüş, 487 kişi bu
saldırıda ağır yaralanmış, 1275 kişi rehin alınmış, 150 kişi kaybolmuştur.




Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde
cesetlerin yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği görülmüştür.
Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonian, Hocalı’ya yakın bölgede
Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı
çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır.




Melkonian’ın ölümünden sonra Markar
Melkonian kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother’s
Road: An American’s Fateful Journey to Armenia, I. B. Tauris,2005) isimli
kitapta Hocalı katliamı için şunları yazmıştır: Hocalı stratejik bir amaç
olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi. Büyük Ermenistan
idealistlerinden ve İnterpol tarafından (1994 Bakü metro bombalaması suçu) tüm
dünyada aranan Zori Balayan  1995 yılında yayınlanan Ruhumuzun
Canlanması (Heaven and Hell,  Los Angeles 1997, Yerevan 1995)
kitabında (s. 260-262) Hocalı’da soykırımın yapıldığını şöyle itiraf etmiştir:




Arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz
eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye
çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun
annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra 13 yaşındaki
Türk’e onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım.




Başından ve karnından derisini soydum.
Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim
hekimlik olduğu için hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu
işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde
birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra
ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türk’le aynı kökten
olan köpeklere attı.




Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha
yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da
çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde
intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye
giderek 1915’te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için
dua ettik. Ancak biz Hocalı’yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin
kişilik pislikten temizlemeyi başardık.”




Osmanlı Devleti 27
Mayıs 1915 tarihinde devlete isyan eden Ermenileri tehcire (göçe) tabi
tutarken, bölgenin dışında yaşayan Ermeniler yerlerinde kalmış, 30 Aralık
1918’de tehcire tabi tutulanlar geri dönmüşlerdir. Lozan Anlaşması ile 1923
yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve sorun Lozan Anlaşması’nın
imzalanmasıyla çözümlenmiştir.


Tarihte kalan tehciri
soykırıma dönüştürme çabalarının altında Sevr (Sevres) Anlaşması’ndaki büyük
Ermenistan hayali yatar. Tıpkı 25 Eylül’de Barzani’nin referandum yaparak
kurmak istediği büyük Kürdistan gibi.


Sevr Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf
Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde
Paris’in batı banliyösü Sevr kasabasındaki Seramik Müzesi’nde (Musée National
de Céramique) imzalanmıştır. Bu müze, Türkiye için Anlaşma’nın imzalandığı yer
olması bakımından önemlidir. Bir diğer önemi de Ermenilerin müzenin önüne 8
Mart 2001 tarihinde sözde Ermeni Soykırım Anıtı dikmesidir. Anıtın üzerinde “1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından Birinci Dünya Savaşı’nda
soykırıma uğratılan 1,5 milyon Ermenin anısına”
 yazılıdır. Bu
ifade Auschwitz- Birkenau toplama kampının önünde de vardır. Bir farkla: 1,5
milyon Yahudi 1,5 milyon Ermeni olarak değiştirilmiştir. Bu, uluslararası
intihaldir.




Sevr Anlaşması,
günümüzde en az Lozan Anlaşması kadar önemlidir. Çünkü Anlaşma’da Kürdistan’ın
ve de Batı Ermenistan’ın kurulmasına ilişkin hükümler vardır. Sevr
Anlaşması’nın 62-63’ncü maddeleri Kürdistan ile ilgilidir. Kürdistan,
Lozan Anlaşması ile tarih olmuştur. 


Sevr Anlaşması’nın
88-93’ncü maddeleri Ermenistan ile ilgilidir. Anlaşma’da Kars, Erzurum dahil
ülkenin Doğusu tümüyle Bağımsız Ermeni Cumhuriyeti adıyla Ermenilere
verilmiştir. Paris Barış Konferansı sürecinde Ermenistan’ın sınırları konusu
ABD Başkanı Woodrow Wilson’un hakemliğine bırakılmıştır. Wilson, General James
G. Harbord başkanlığındaki bir Amerikan heyetini incelemelerde bulunmak üzere
1919 sonbaharında Türkiye’ye göndermiştir. 1919 Eylül ve Ekim aylarında
Türkiye’de incelemeler yapan Harbord, vardığı sonuçları bir raporla ABD
Kongresi’ne sunmuştur.


Rapor’da; Türkler ile
Ermenilerin barış içinde yüzyıllarca yan yana yaşadıkları, tehcir sırasında
Türklerin de Ermeniler kadar acı çektikleri, Ermenilerin Türkiye’de hiçbir
zaman çoğunlukta olmadıkları ve olaylara ilişkin acıklı ve korkunç iddiaların
yanlış olduğu tespit edilmiştir. ABD Kongresi rapor üzerine 1920 Nisan ayında
Ermenistan’a mandater olunmasını reddetmiştir. Fakat Başkan Wilson 22 Kasım 1920’de
Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a vermiştir.


Batı Ermenistan da,
tıpkı Kürdistan gibi   Lozan Anlaşması ile tarih olmuştur. 


Ermenistan Milli Marşı’nda ”Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,
öldürün”
 yazılıdır.  Karabağ’da katliam yapan Ermeni
kuvvetlere komutanlık yapan bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj
Sarkisyan’dır. Erivan´da yapılan Gelişen Ermenistan Partisi’nin 4’ncü
Kurultayına katılan  Serj Sarkisyan’ın, “Bağımsızlık Karabağ halkının
seçimidir. Uluslararası hukuk dahi bu konuda farklı yaklaşım ortaya koyamaz”
 dediğini
unutmayalım.


Sevr Anlaşması,
Atatürk’ün ifadesiyle Türk Milleti’ne kurulan büyük suikasttır. Lozan
Anlaşması ile Kürdistan ve Büyük Ermenistan hayali bitmiştir. Lozan Anlaşması Türkiye
Cumhuriyeti’nin tapusudur. Tapu delme hareketine Ermeni diasporasına çok yakın
olan bazı Türk akademisyenlerin katkıda bulunması üzücüdür. Mesut Barzani de
Kırım’ı örnek alarak 25 Eylül’de aynı amaçla referandum yapmaya kararlı
görünmektedir.


Tüm bu çabalara rağmen
Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Anlaşması ile garanti altına alınan tapuyu
deldirmeyecek güçtedir ama Türkiye’ye yönelik sistematik saldırılara mutlaka
organize bir şekilde cevap verilmelidir.


Aşağıda, Başbakan
Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a 15 Eylül’de
yazılan, Çalıştay’a katılanları aklayan ve Türkiye’yi eleştiri yağmuruna tutan
şikayet dolu mektup, ABD’den gönderilmiştir. Acaba Türkiye’deki muhataplar bu
mektuba ne cevap verecekler, merak etmekteyim.


September 15, 2017




 Prime Minister Binali Yıldırım Office
of the Prime Minister Başbakanlık 06573 Ankara Turkey




 H.E. Recep Tayyip Erdoğan
President of the Republic of Turkey T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliği 06689 Çankaya, Ankara Turkey  




Dear Prime Minister Yıldırım and President
Erdoğan: We write on behalf of the Middle East Studies Association (MESA) of
North America and its Committee on Academic Freedom to express our deep concern
about the Council of Higher Education’s (YÖK) steps to prevent scholars based
in Turkey from participating in a conference in Berlin entitled “Past in
the Present: European Approaches to the Armenian Genocide.” We consider
this action to be an assault on the academic freedom of scholars in Turkey and
a disturbing new instance of a broader trend of stifling scholarship on topics
deemed taboo by your government. MESA was founded in 1966 to promote
scholarship and teaching on the Middle East and North Africa. The preeminent
organization in the field, the Association publishes the International Journal
of Middle East Studies and has nearly 3000 members worldwide. MESA is
committed to ensuring academic freedom and freedom of expression, both within
the region and in connection with the study of the region in North America and
elsewhere. The Workshop on Armenian Turkish Scholarship (WATS) is an academic
workshop series that was founded by the University of Michigan in 2000 as the
“first forum where Turkish, Armenian and other historians could conduct an
informed debate” relating to the controversy surrounding the relocation of
Ottoman Armenians during World War One. The latest workshop in this series is
scheduled to take place on 15-18 September at the European Academy Berlin
and is being co-organized by the University of Michigan, USC Dornsife Institute
of Armenian Studies and Lepsiushaus Potsdam, under the auspices of Dr. Martina
Münch, Minister for Science, Research and Culture of the State of
Brandenburg.  The topic of the conference has come under sustained
attack by ultra-nationalist political leaders in Turkey. Doğu Perinçek, the
head of the ultra-nationalist “Vatan Partisi,” and a long-time denier of the
Armenian Genocide in the international arena, declared that the conference
will “serve imperialism and the interests of Kurdistan,” the latter of
which he has termed “the second Israel.” Following Perinçek’s denunciation of
the workshop, the event was targeted in a broad campaign by right wing,
nationalist and pro-government media in Turkey. Perinçek has threatened to go to
Berlin on 14 September, to join the workshop, provide his own “presentation”




Re: Workshop on Armenian Turkish
Scholarship (WATS) Page 2 September 15, 2017  (despite not being an
invited participant) on what he deems to be the “truth” of the events of 1915.
As part of his broader campaign against the conference, Perinçek brought the
topic and list of participants to the attention of YOK, which subsequently
rescinded permission for Turkey-based academics to travel to the conference. In
line with this policy, Dr. Murat Cankara, who is on the faculty at the
Ankara Social Sciences University, was subjected to a travel ban preventing him
from participating in the conference. In addition, ultra-nationalist Turkish
diaspora organizations, in apparent coordination with Perinçek’s party, have
mobilized against the conference and are threatening a show of force at the
Lepsuishaus, the main organizer of the event in Germany. No doubt, anyone who
attends the conference is at risk of being filmed/photographed, blacklisted,
and hounded by social media trolls in Turkey. The smear campaign led by the
daily Aydınlık, associated with Perinçek and his party, targets the
private Koç and Sabancı Universities and accuses especially the latter of
treason. The atmosphere of intimidation and threats has grown so alarming
that the cancellation of the conference is being considered. We strongly
condemn the private and public harassment of academics for their planned
participation in this conference and call on YÖK to immediately reverse its
policy of preventing academics from traveling from Turkey to attend the
conference.




The conduct of independent research and
the presentation of research findings at academic meetings are, of course, fundamental
to academic freedom. Targeting academics on the grounds that their research
findings are not in line with the official government position on a matter of
historical significance and banning academics from presenting their findings
at conferences are clear violations of academic freedom.




 Such violations of academic freedom
by Turkish authorities are all the more disturbing when considered in light of
Turkey’s reputation, until recently, of aspiring to maintain a standard of
protection of civil and political rights in keeping with the European
Convention of Human Rights.




The events surrounding the WATS conference
in Berlin represent another depressing instance of your government’s failure to
respect basic human rights’ protections under Turkish law despite Turkey’s
clear international obligations. As a member state of the Council of Europe and
a signatory of the European Convention for the Protection of Human Rights and
Fundamental Freedoms,




Turkey is required to protect freedom of
thought, expression and assembly.  Turkey is also a signatory to the
Universal Declaration of Human Rights, the International Covenant on Civil and
Political Rights, and the Final Act of the Conference on Security and
Cooperation in Europe (OSCE), all of which protect the rights to freedom of
expression and association, which are at the heart of academic freedom.




Moreover, the rights being trampled in
these actions are enshrined in articles 25-27 of the Turkish Constitution. We
urge your government to take all necessary steps to reverse the decision taken
by YÖK and restore the right of Turkish academics to travel to the Berlin
conference and other international scholarly meetings to present their
findings.




In the aftermath of the 16 April
referendum, your government has an opportunity to restore confidence in its
commitment to democratic rights and freedoms by taking steps to protect
academic freedom, right to education, freedom of expression and freedom of
association.
 

Re: Workshop on Armenian Turkish
Scholarship (WATS) Page 3 September 15, 2017




Thank you for your attention to this
matter. We look forward to your positive response.




Yours sincerely, Beth Baron




MESA President Professor, City University
of New York




Amy W. Newhall




MESA Executive Director




cc:




 İsmail Kahraman, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı (President of the Turkish National Assembly)  Abdülhamit Gül,
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı (Justice Minister of the Republic of
Turkey)  Yekta Saraç, Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı (President
of the Turkish Higher Education Council)  Elena Valenciano, Chair of the
European Parliament Subcommittee on Human Rights,  Barbara Lochbihler,
Vice-Chair of the
 European Parliament
Subcommittee on Human Rights,  Monika Kacinskiene, Member of the Cabinet
of Federica Mogherini, High Representative of the European Union for Foreign
Affairs and Security Policy Johannes Hahn, Commissioner for European
Neighborhood Policy and Enlargement Negotiations  Nils Muižnieks,
Council of Europe Commissioner for Human Rights  Kati Piri, Member,
Committee on Foreign Affairs, European Parliament Zeid Ra’ad Al Hussein,
United Nations High Commissioner for Human Rights David Kaye, United
Nations Special Rapporteur on the promotion and protection of the right to
freedom of opinion and expression Kishore Singh, United Nations
Special Rapporteur on the right to education Serdar Kılıç, Turkish
Ambassador to the United States John R. Bass, United States Ambassador to
Turkey”


 


LİNK : https://mesana.org/pdf/Turkey20170915.pdf,
https://www.gazete.taz.de/article/?article=!5449040, https://mirrorspectator.com/2017/09/18/turkish-government-harasses-international-scholars-berlin/



Yazar
Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk


 


1948 yılında
Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni
bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972
yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te
doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde
doktora üstü çalışmalar yaptım.


1982 yılında Devlet
Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan
AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985
döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 –
1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh
Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları
konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO
tarafından yayınlandı.


1985 yılında Paris’te
OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin
edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek,
Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir
araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda
bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim.
Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin
ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği”
kurulması için bir proje geliştirdim.


1991 yılında
profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde
Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar,
Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve
Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak
yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu
öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör,
doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği
yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm
iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak
katkıda bulundum.


İkinci (1981), Üçüncü
(1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan
tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği
yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı
görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası
(International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım
Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC
Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic
Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili
olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.


“Uluslararası Ekonomi:
Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal
Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve
“Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24
kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders
kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders
kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.


Ortak yazarlı bir ders
kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü
olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim
şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine
Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye
Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma
Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından
Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü,
1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri”
Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.


ABD ABI Enstitüsü’nün
Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO
Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who’s Who in Asia 2012,
Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who’s Who in the World 2011,
Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi’nde Kim
Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish
Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070
(05.02.2018) atıfım vardır.


Eskişehir Sanayi
Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası,
Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma
Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de
yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders
kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.
Ana sayfa » Yazarlar » Prof. Dr. Rıdvan Karluk » Türk
Üniversitelerinin Katkılarıyla Almanya’da Düzenlenen Sözde Ermeni Soykırımı
İçin Avrupa Yaklaşımları Çalıştay’ına ABD’den Büyük Destek Var
.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet