Söyleşi: Sıla Özer


Fotograflar: Yesim Yoruk


Bu sayımızda, söyleşi konuğumuz değerli bilim adamımız İstanbul
Üniversitesi Tarih Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Mehmet Perinçek. Sayın
Perinçek, Turkish Society of Canada (TSC) ve Council of Turkish Canadians (CTC)
tarafından Ottava ve Toronto’da düzenlenen “AİHM-Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını iptal eden kararı ve
sonuçları“ konulu seminerleri vermek için Kanada’ya geldi.  Kendisi ile 29
Nisan 2016 tarihinde Toronto’da verdiği seminer sonrası bir söyleşi
gerçekleştirdik.


Sn. Perincek, Kanada’ya ve Toronto’ya hoşgeldiniz. İlk olarak 1915
olayları ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düşünce ve ifade
özgürlüğünün kısıtlanmasını iptal eden kararını okuyucularımıza özetler
misiniz? Bu karar kısaca ne diyor?


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Büyük Daire yargıçları,
Perinçek-İsviçre davasında 15 Ekim 2015 tarihinde bir karar aldı. Bir taraftan
İsviçre’de Ermeni soykırımının inkarını cezalandıran kanunu haksız buldu ve
Ermeni soykırımı yoktur demenin cezalandırılmasının düsünce özgürlüğüne, yani
Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10. maddesine aykırı buldu. Sadece bununla
sınırlı kalmadılar ve 1915 olaylarının Yahudilere yapılan Holokost ile farklı
olduğunu, bununla birlikte soykırımın hukuki bir kavram olduğunu ve soykırıma
1948 tarihli uluslararası sözleşmesinde belirtildiğit üzere sadece uluslararası
mahkemelerin karar vereceğini ifade ettiler. Sadece düşünce özgürlüğü ile
ilgili değil, aynı zamanda 1915 olaylarının içeriği ile de ilgili ifadeleri
oldu.


Bu kararın konu ile ilgili tüm bireylere, kurumlara ve taraflara
etkileri olacaktır.   AİHM kararlarının bağlayıcılığı var mıdır? Var
ise bu sadece Avrupa Parlementosu’na üye ülkeler için mi geçerlidir?


AİHM kararları, Avrupa Konseyi’nin tüm üye ülkelerini
bağlamaktadır. Bu sadece Avrupa Birliği ülkeleri  ile sınırlı değildir.
Avrupa Konseyi’ne bağlı tüm ülkeler bu karara uymakla yükümlüdür. Bu ülkelerin
içine Ermenistan’da dahildir. Bu bakımdan, bu kararla birlikte Avrupa Konseyi
üye  ülkelerinin artık Ermeni soykırımını inkar etmeyi cezalandıracak
kanunlar çıkartması mümkün olmayacaktır, çıkmış olanların da iptal edilmesi
mümkün olacaktır. Avrupa’nın farklı parlementolarında Ermeni soykırımı ile
ilgili farklı kararların iptal edilmesi ile ilgili girisimlerde
bulunulabilecektir. Yine aynı şekilde, Avrupa’nın farklı ülkelerinde okul
müfredatına konulan soykırım ile ilgili derslerin ders kitaplarının
değiştirilmesi veya tek taraflı olmaması, Türk tarafının da görüşünün eklenmesi,
yapılmıyor ise  tamamen kaldırılması gibi girişimlerde de
bulunulabilecektir.


Amerika kıtasında yaşayan bizler için bu kararın etkileri neler
olacaktır? Bu kararın hukuksal boyutu ABD ve Kanada’da bu dava ile uğraşan
taraflara yardımcı olacak mıdır?


Mutlaka olacaktır. AIHM kararları hukuki olarak doğrudan
etkilemiyor. Ne Amerika Birleşik Devletleri ne de Kanada, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’ne ve Avrupa Konseyi’ne bağlı değil. Ancak dünyanın en önde gelen bir
uluslararası mahkemenin kararı tabi ki sadece ABD ve Kanada değil, dünyanın tüm
ülkelerini etkileyecek bir değerde. Bu kararı örnek göstererek, gerek Ermeni
soykırımının inkarını cezalandıran veya  okullarda tek taraflı okutulan
derlerin ogretilmesinin engellenmesi ile ilgili pekço adım da Kaada ve abd
de  yapılabilir.


Soykırım yalanını savunanlar pek çok ortamda AİHM kararının, kendi
tezlerinin herhangi bir unsurunu bağlamadığını savunuyorlar. Bu konuda
düşüncelerinizi alabilir miyiz? Bu kararın onlara etkileri neler olacaktır?


Bu karar aslında bu tezleri savunanlar açısından çok büyük bir
darbe oldu. Davayı da kaybettiler.  Ancak bu moral bozukluğunu belli
etmemek ve uluslararası hukuk yenilgisini göstermemek açısından, bunun sadece
düşünce özgürlüğü ile sınırlı olduğunu vurgulamaya calısıyorlar. Ancak bu
tamamen gercek dışıdır. Mahkemenin gerekçeli  kararı okunduğu zaman,
olayların içeriğine ait  vurguların da yapıldığını görebiliriz.


Sizin, 1915 yılı olayları ile ilgili gerçekleri bilimsel
çalışmalarınızla ortaya  çıkarmak için büyük emekler verdiğinizi
biliyoruz. Yurt dışındaki ve özellikle Rusya’daki devlet arşivlerinde
yaptığınız incelemeler size bu konuda konuşan pek çok  bilim adamından çok
daha fazla konuşma hakkı veriyor. 1915’de neler oldu? Neler olmadı? Kısaca
özetleyebilir misiniz?


Aslında bu 1915 olayları ile ilgili Rus devlet arşivlerinden çıkan
belgeri üç maddede  toplayabiliriz. Bunlardan birincisi, 1915 ve
sonrasında yaşanan olayların bir soykırım olarak nitelendirilemeyeceği, bunun
karşılıklı bir kırım olduğu, ikincisi bu karşılıklı kırımın Osmanlı
topraklarını Anadolu’yu paylaşmak icin emperyalist güçler tarafından
kışkırtıldığı, Ermeni çetelerinin, Ermeni isyanlarının örgütlendiği, üçüncü en
önemli sonuç da ilk başta Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul hükümetinin,
ardından , İstiklal Savaşı sırasında Ankara hükümetinin bir vatan savunması
gerçekleştirdiği, hukuki tabir ile söyleyecek olursak, bir meşru müdafa içinde
bulunduğudur.


Bir diğer konu da aynı dönemde Balkanlar’da, Kafkaslar’da,
Kırım’da ve daha pek çok bölgede yaşadıkları yerler yağmalanan, yerlerinden
edilen, yok edilen ve göç yollarında hastalıklar ve saldırılarla ölen Türkler.
Ölenlerin sayılarının milyonlarla ifade edildiğini dikkate alırsak, bu konunun
daha fazla irdelenmesi, araştırılması ve toplumun bilgilendirilmesi konusunda
neler yapılabilir? O dönemde Türk’lerin yaşadğı bölgelerde neler oldu?


Bu göc hareketleri tabii ki sadece Birinci Dünya Savaşı ile
sınırlı değil. Son 100-150 sene ile de sınırlı değil. Türk Rus savaşlarından
sonra Kafkasyadan göç ettirilen müslüman nufus vardır, Türk nufus vardır,
Çerkez nufus vardır.  Hatta bizim ailenin kökleri de Kafkasya’da Oğuz boyu
Kuban’dan, Kuban nehrinin oradan. Turk Rus savaşından sonra geliyorlar ve
Erzincan’a yerleşiyorlar. Söylediğiniz gibi Balkan savaşı sırasında ve
sonrasında Balkanlarda Türk nüfusun göç ettirildiğini, büyük kayıplar verdiğini
biliyoruz. Haklı veya haksız olsun bu tip tehcir olayları Birinci Dünya Savaşı
öncesi de, sonrası da yaşanmıştır. Kimisi nesnel gerekcelere dayanan kimisi
dayanmayan olaylar. Bu olaylar Kanada açısından da geçerlidir. Ottava’daki
Savaş Müzesini gezdim. Orada da var. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kanada’da
yaşayan Almanların, Sırpların, Ukraynalıların düşmanla işbirliği yapma
tehlikesine karşı, kamplarda toplandığını görüyoruz. Bunların içinde Türkler de
var. Bunların hiçbirinin duşmanla işbirligi yaptığına dair bir iz yokken. Aynı
şekilde İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonların aynı gerekçeyle kamplarda
eterne edildiğini görüyoruz. Tarih boyunca bunlar her yerde yaşanmıştır. Fakat
altını çizmek lazım, tüm bu olayları aynı kategoriye  oturtmak  doğru
olmaz. Bu olayların bir kısmı haklı gerekçelere dayanmaktadır, bir kısmı
haksızdır. Balkanlarda Türklerin göç ettirilmesinin haklı bir gerekçesi yokken,
Ermenilerin Türkiye’deki tehciri uluslarası hukuka uygundur. Düşmanla isbirliği
politikası vardır. Bu cok geniş Ermeni kitlesine sirayet etmiştir. O bölgede
yaşayan Türk ve Müslüman nüfusa yönelik etnik temizlik polıtikası
uygulanmıştır. Bunlarla tehcir kararının bir savaş gerekçesine dayandığını ve
uluslararası hukuka uygun olduğunu söyleyebiliriz.


Son olarak, tecrübeleriniz ışığında bizlere kendi tezlerimizi
savunmak için neler önerirsiniz? Neler yapmalıyız? Neleri yapmamalıyız?


En onemlisi, batıdaki, eğer Kanada üzerine konuşacaksak,
Kanada’daki tüm Türk toplumunu bir araya getirmek. İnsanlar arasında siyasal fikir
farklılıkları, etnik farklılıklar olabilir. Dini ayrımlar olabilir. Bunları bir
kenara bırakarak hiçbir siyasal görüş ayrımı gözetmeksizin biraraya
gelinmelidir.  Islamofobinin yükseldiği bir dönemde, Ermeni soykırımı
iddalarını ekleyecek olursak, bu durum Türklere yönelik ırkçı davranışları
körükleyebilecektir. Özellikle burada yaşayan ailelerin çocuklarının, okullarda
ders kitaplarına soykırım iddalarının konmasının ardından cok ciddi bir
psikolojik baskı altina girdiğini görüyoruz. Bu yapılırken, karşı taraf bizleri
asla bu partiden, bu görüşten diye ayırt etmiyor. Madem onlar böyle bir ayrımda
bulunmuyorsa, Türkler’de fikir ayrımı gözetmeksizin biraraya gelerek çok önemli
bir güç yaratabilir. Bu gücün elinde de çok güçlü silahlar vardır. Bunlardan biri,
AİHM’nin 1915 olayları ile ilgili kararıdır. Diğeri de, tarihsel planda, Rus
devlet arşivlerindeki Rus belgeleri, Ermeni belgeleri, Çarlık belgeleri
Türkiye’nin haklılığını kanıtlamak açısından ciddi önem taşımaktadır. Eğer
bunlar hep birlikte bir güç yaratılarak kullanılırsa, haklılığımızı Kanada
toplumuna ve dünya kamuoyuna anlatmak işten bile olmayacaktır.


Vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için Kanada’da yaşayan
Türk toplumu üyeleri adına çok teşekkür ediyoruz.


Ben
teşekkür ederim, sağolun


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet