Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Teoman Ertuğrul TULUN : SRİ LANKA’DAKİ TERORİST SALDIRI TRAJEDİSİ
SAHTE SOYKIRIM İDDİALARINI YAYMAK İÇİN KÖTÜYE KULLANILIYOR


21 Nisan’da
Sri Lanka’da gerçekleşen menfur terör saldırılarının ardından Guardian
gazetesinde aynı tarihte Giles Fraser imzası ile “Sri Lanka saldırılarının
gösterdiği gibi Hristiyanlar dünyanın her yerinde zulümle karşı karşıya”
başlıklı bir görüş yazısı yayınlanmıştır.[1]  Guardian, adı geçen yazarı “ Güney
Londra ‘Elephant and Castle’ kilise rahibi” olarak tanıtmaktadır. Adıgeçen
geçmişte Londra merkezli bir Anglikan Hristiyanlık haftalık dergi olan Church
Times’ de haftalık köşe yazıları yazmıştır.


Giles
Fraser görüş yazısının kısa açılış paragrafında, Sri Lanka’daki çeşitli
kiliselere yapılan terörist saldırılara kısaca atıfta bulunmakta, ancak
çoğunlukla Budist olan bu ülkedeki Hristiyanlığın tarihine veya eğer mevcut
ise,  Hristiyanlığın bir azınlık dini olarak karşı karşıya bulunduğu
sorunlara değinmemektedir.  Bunun yansıra, Sri Lanka’nın Hristiyan
nüfusunun hem Sinhala hem de Tamil etnik gruplarının üyelerinden oluştuğu
konusunda bilgi vermemektedir.


Bu
kısa girişin ardından Giles Fraser tanınmış bir bilim insanı ve klasik tarih
uzmanı ile yaptığı “Roma dönemindeki Hristiyan zulmü hakkında” bir konuşmadan
söz etmekte, “onun (klasik tarih uzmanı) daha sonraki Hristiyanların büyüttüğü
kadar büyük bir sorun olmadığı görüşünde olduğunu “ belirtmektedir. Adıgeçen
daha sonra görüş yazısının şu şekildeki temel iddiasını ortaya koymaktadır:
“Hristiyan zulmünün tarihteki en ciddi aşamalarından birini yaşıyor olmamıza
rağmen çoğu insan bunu kabul etmeyi reddediyor.” 


Nisan
ayının, propagandacıların ve bunların gözü kapalı destekçilerinin 1915
olaylarıyla ilgili sahte soykırım iddialarını yinelemelerinin adet haline
getirilmiş yıllık törensel ayinlerine rastlayan bir dönem olduğu bilinmektedir.
Bir “yıldönümü” olarak görülen Nisan ayı bu bağlamda propagandacılara beyin
yıkama faaliyetinde bulunmaları için iyi bir fırsat sağlamaktadır.  Bu
propagandanın ana hedef kitlesi Hristiyan Batı dünyası ve propagandanın temel
aracı dindir, yani Hristiyanlıktır. Bu “Hristiyancılar” (Christianist) için
gözde düşman grupları Türkler ve Müslümanlardır. Söz konusu “Hristiyancılar”
 ilkel ve yıkıcı bir intikam zihniyetinden beslenen propaganda
çalışmalarında araç olarak Türk ve İslam kimliğine karşı düşmanlığı, yani Türk düşmanlığını
(Turcophobia) ve İslam düşmanlığını (Islamaphobia) kullanmaktadırlar.


Kilise
rahibi Giles Fraser görüş yazısında Sri Lanka’daki terör saldırıları bahanesi
altında bu Türk ve İslam düşmanı koroya katılmakta ve “Hristiyanlığın
geçtiğimiz yüzyılda, doğduğu yer olan Orta Doğu’dan neredeyse sürüldüğünü”
iddia etmektedir. Soykırımın yasal anlamını açıklamadan ve 9 Aralık 1948
tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen “Soykırım
Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme ”den söz etmeden,
cahilce Türkiye’yi soykırım suçuyla itham etmektedir.


Giles
Fraser, bu bağlamda, Negev Ben Gurion Üniversitesi’nden Benny Morris ve Dror
Ze’evi isimli iki İsrailli profesör tarafından gelecek günlerde yayınlanacağını
bildirdiği yeni bir kitabı da tanıtmaktadır. Adıgeçen bu konuyla ilgili olarak
“İsrailli tarihçiler Benny Morris ve Dror Ze’evi bu hafta söz konusu dönemin
uzun zamandır beklenen bir muhasebesini yayımlayacaklar. Otuz Yıllık Soykırım:
Türkiye’nin Hristiyan Azınlıklarını İmhası,  1894’ten 1924’e kadar, Türk
yetkililerin yaklaşık 2,5 milyon Hristiyan’ı sistematik olarak katlettiğin
ileri sürüyor” demektedir.


“Otuz
Yıllık Soykırım: Türkiye’nin Hristiyan Azınlıklarını İmhası” kitabının
yazarları kimlerdir?


Söz
konusu kitabın yazarlarının isimlerinin kısa bir taraması, Benny Morris’in
“kendisini Siyonist olarak tanımlayan ve Siyonist eylemleri destekleyen” bir İsrailli
profesör olduğuna işaret etmektedir.[2] Basında, Morris’in “Haaretz’de yayınlanan
2004 tarihli bir röportajda, Nakba (el-Nakbah- felaket veya facia ) olarak
bilinen ve 700.000’den fazla Filistinli Arap’ın kaçtığı veya evlerinden
atıldığı etnik temizliği haklı gördüğü” belirtilmektedir.[3] Haberde, “Morris, Filistinlilerin etnik
temizliğini haklı buldu. Bu husustaki beyanlarını son görüşmede tekrar
değerlendirmeye davet edilen tarihçi görüşünde ısrar etti. Görünüşe göre
kullandığı bazı ifadelerden pişmanlık duyan Morris, (Filistinli) nüfusun
ülkeden kovulmasını desteklemeye devam etti.” denilmektedir.


Haaretz’in
Benny Morris ile söyleşisi “en güçlü olan yaşamını sürdürür” başlığını taşıyor.[4]


Haaretz
gazetesinin 2004 yılında Benny Morris ile yaptığı söyleşi, ilginç biçimde
Sosyal Darwinistlerin, Eugeniklerin ve insanın doğal ayıklanması sosyal
teorisinin ilke sözü olan  “en güçlü olan yaşamının sürdürür” başlığını
taşımaktadır. Söyleşiden alınan aşağıdaki bölümler, söyleşinin başlığının neden
bir Sosyal Darwinist ve Eugenic ilke sözünü yansıttığını açıklamaktadır:


“ (Ari
Shavit, Haaretz muhabiri) Ben-Gurion’un kasıtlı ve sistematik bir kitlesel
kovma politikasından kişisel olarak sorumlu olduğunu mu söylüyorsunuz?


(Benny
Morris) Nisan 1948’den itibaren, Ben-Gurion bir nakil (transfer) resmi
bildirgesi (message)  öngörüyor. Yazılı olarak açık bir emir yoktur,
düzenli kapsamlı bir politika yoktur, ancak [nüfus] nakli atmosferi vardır.
Nakil düşüncesi söyleniyor. Tüm liderlik bunun fikir olduğunu biliyor. Görevli
olanlar onlardan ne istendiğini anlıyor. Ben-Gurion devrinde bir nakil
oydaşması (consensus) yaratıldı.


(Ari
Shavit) Ben-Gurion bir “nakilci” miydi?


(Benny
Morris) Elbette.
Ben-Gurion bir nakilciydi. Ortasında büyük ve düşman bir Arap azınlığa sahip
bir Yahudi devletinin olamayacağını anladı. Böyle bir devlet olmazdı. Var
olamazdı.


(Ari
Shavit) Onu kınadığınızı işitmedim.


(Benny
Morris) Ben-Gurion
haklıydı. Yaptığı şeyi yapmasaydı, bir devlet oluşmazdı. Bu açık olmalı. Kaçmak
mümkün değil. Filistinlilerin köklerinden sökülmesi (uprooting)
 olmasaydı, burada bir Yahudi devleti olmazdı.


Morris’in
bu söyleşide bir Yahudi devletinin kurulması için etnik temizliği, zorla sınır
dışı etmeyi ve yer değiştirmeyi açıkça savunduğunu görmek oldukça hayret
vericidir. Söyleşiyi yapan gazeteci,  Benny Morris’in ruh haline ilişkin
gözlemlerini şu şekilde açıklamaktadır:



Siyasi olarak doğru olan en keskin, en şok edici ifadeleri ateş eder gibi
söylerken iki kez düşünmedi. Korkunç savaş suçlarını düşüncesizce, vahiysel
bakış (apocalyptic vision) ile betimleyerek dudaklarındaki bir gülümsemeyle
izah etti. Gözlemciye, kendi elleriyle Siyonist Pandora kutusunu açan ve bu
kutunun içinde bulduğuyla tedirgin olan,  içsel çelişkileriyle başa
çıkmakta zorluk yaşayan bir kişi izlenimini verdi.”


Bu
bağlamda, Morris’in yukarıda “etnik temizlik” konusundaki sözleriyle ilgili
açıklamalarına da değinmek istiyorum. Adıgeçenin bu açıklaması Haaretz
gazetesinde de yayınlandı. Açıklamanın ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:


“Arapların
bölgeden veya İsrail Devleti’nden kovulmalarını desteklemiyorum! Böyle bir
kovma ahlaksızlık olur ve aynı zamanda gerçekçi değildir. Söylediğim şuydu:
gelecekte, bu topluluklar komşuları tarafından İsrail’e yapılan geniş bir
saldırı ile birlikte İsrail Devletine karşı şiddet uygularlar ve onun (İsrail)
hayatta kalmasını tehlikeye sokarlarsa, kovmalar (expulsions) elbette
olanaklıdır.”[5]


Benny
Morris’in bu açıklaması gelecekte Türk bilim insanları tarafından, Ermeni
devrimci komitelerinin Osmanlı İmparatorluğunda hükümete karşı isyanları ve
Türk halkı için bir ölüm-kalım anı olan Birinci Dünya Savaşı sırasında ülkeyi
işgal etmek isteyen kuvvetlerle işbirlikleri nedeniyle yeniden iskâna tabi
tutulmaları açısından incelenmelidir. Ayrıca İsrail’deki durumun aksine o
dönemde bir sınırdaşı edilme durumu söz konusu değildir. Osmanlı hükümeti
Ermeni nüfusunu geçici bir önlem olarak yeniden iskânını öngörmüş ve savaşın
getirdiği güvenlik riski azaldığında, Ermenilere evlerine dönmeleri için yasal
ve idari olanak tanımıştır. Bu bağlamda, yukarıda değinilen kitabın Benny
Morris gibi açık biçimde acımasız ve ayrımcı bir şahıs tarafından
hazırlanmasının konuya komik bir görünüm kazandırdığının altının da çizilmesi
gerekir.


Kitap
ne zaman ve kim tarafından yayınlanacak?


“Otuz
Yıllık Soykırım: Türkiye’nin Hıristiyan Azınlıklarının İmhası, 1894–1924”
başlıklı 672 sayfalık kitabın 24 Nisan 2019’da “Harvard University Press”
tarafından yayınlanacağı belirtilmektedir.[6] “Harvard University Press” kitabı şu
şekilde tanıtmaktadır:



Osmanlı İmparatorluğunun ve ardından Türkiye Cumhuriyetinin Hristiyan
azınlıklarına karşı yaptığı dev katliamların yeniden
değerlendirmesi.  

1894 ve 1924 arasında Anadolu’yu daha önce nüfusun yüzde 20’sini oluşturan
bölgedeki Hristiyan azınlıkları hedef alan üç şiddet dalgası silip süpürdü.
1924’te Ermeniler, Asuriler ve Yunanlılar yüzde 2’ye düşürülmüştü. Tarihçilerin
çoğu bu dalgaları ayrı, yalıtılmış olaylar olarak değerlendirdi ve ardı ardına
gelen Türk hükümetleri bunları bir dizi talihsiz kaza olarak sundular. Otuz
Yıllık Soykırım, bu üçünün aslında Anadolu’nun Hıristiyan nüfusunu yok etmek
için yapılmış tek, sürekli ve kasıtlı bir çabanın bir parçası olduğunu gösteren
ilk muhasebesidir” 


Sonuç


“Batı
Dünyasında Yükselen İslam Düşmanlığı ve Türk-Ermeni Anlaşmazlığı” başlıklı AVİM
analizinde[7] açıklandığı gibi din 1915 Olaylarında ve
bununla ilgili Türk-Ermeni anlaşmazlıklarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu
bağlamda şu hususlar dile getirilmiştir:


“Ermeni
soykırımı anlatısında Ermeniler sık sık ‘ilk Hıristiyan milleti’ olarak
nitelendirilirken, Türkler çeşitli Hristiyan gruplarını yok etmek isteyen
acımasız Müslümanlar olarak tasvir edilir. Bu, Hristiyan grupların dikkatini
çekmek ve Ermeniler çevresinde dayanışma sağlamak için kullanılır. Birçok
Hristiyan grup, 1915 Olaylarıyla ilgili tarihsel verileri incelemeden bu
anlatıyı desteklemiştir” [8]


Guardian
gazetesinde yer alan Giles Fraser’in yukarıda değinilen görüş yazısı, Batı
Hristiyan dünyasındaki bu zihniyetin bir örneğidir. Bu kez, iki İsrailli
profesörün yazdığı kitabın devreye girmesiyle, bu konuya bir Yahudi-Hıristiyan
(Judeo-Christian)  boyutunun katılmasına tanık oluyoruz. Fraser’in Yahudi
köklerinin[9] ve yeni aile bağlarının bu yeni boyutun
ortaya çıkmasına katkıda bulunmuş olması kuvvetli bir olasılıktır.
 Bağnazlık, geçmişte insanlığa iyilikten çok kötülük getirmiştir. İnsanlık
Haçlı Seferleri’nin yıkımını yaşamıştır. Bu yıkımları hazırlayan zihniyeti
günümüze taşımak isteyenlere kararlı bir şekilde karşı durmalıyız.


*Fotoğraf:https://www.straitstimes.com


[1] Gile Fraser, “As the Sri Lanka attacks show,
Christians worldwide face serious persecution”, Guardian, 21 Nisan 2019, blm. Opinion, https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/apr/21/sri-lanka-attacks-christians-worldwide-persecution-silence.


[2] Hillel Cohen ve Haim Watzman, Year Zero of the Arab-Israeli Conflict
1929
, 2. bs, The Schusterman Series in Israel Studies (New England:
Brandeis University Press, 2015), 253.


[3] “Benny Morris says Nakba was ‘very clean war’”, Middle East Monitor, 14
Ocak 2019, https://www.middleeastmonitor.com/20190114-benny-morris-says-nakba-was-very-clean-war/.


[4] Ari Shavitt, “Survival of the Fittest”, Haarezt, 08 Ocak 2004, https://www.haaretz.com/1.5262454.


[5] Benny Morris, “Right of Reply / I Do Not Support
Expulsion”, Haaretz,
22 Ocak 2004, https://www.haaretz.com/1.4677465.


[6] “The Thirty-Year Genocide”, Publication, Harvar
University Press, 2019, http://www.hup.harvard.edu/catalog.php?isbn=9780674916456.


[7] Mehmet Oğuzhan Tulun, “Rising Islamophobia in the
Western World and the Turkish-Armenian Controversy”, Center For Eurasian Studies (AVİM),
15 Mart 2019, blm. Analysis, 2019/4, https://avim.org.tr/en/Analiz/RISING-ISLAMOPHOBIA-IN-THE-WESTERN-WORLD-AND-THE-TURKISH-ARMENIAN-CONTROVERSY.


[8] Mehmet Oğuzhan Tulun, “Islamophobia and
Turkish-Armenian controversy: Analysis”, Hürriyet
Daily News
, 22 Mart 2019, http://www.hurriyetdailynews.com/islamophobia-and-turkish-armenian-controversy-analysis-142087.


[9] Gile Fraser, “This German circumcision ban is an
affront to Jewish and Muslim identity”, Guardian,
17 Temmuz 2012, Opinion baskı, https://www.theguardian.com/commentisfree/belief/2012/jul/17/german-circumcision-affront-jewish-muslim-identity.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış