ERMENİ SORUNU & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI

ŞÜKRÜ SERVER AYA BELGELERİYLE AÇIKLIYOR (BİRİNCİ
BÖLÜM) FANATİK ERMENİLERİN BİR YALANI DAHA…

Vatan (16 Nisan 2018)

Oğuz
Çetinoğlu

Benim
Ermenilerle o kadar çok ve sık dostluklarım olmuştur ki 1980’lerden sonra
ortaya sürülen (fakat 1923-1960 yılları arasında hiç anılmamış) SOYKIRIM
lafının esasını araştırmaya gerek görmezdim. Şimdiye dek el sıkıştığım
Ermenilerin tümü candan, sıcak ve güvenilir DOST kişilerdi. Amerikan halkı
karma olduğundan, hiç bir ırk ve millete ön yargılı değil, sevecen, mütevazı ve
yardımseverdir. Amerika’da 1950’lilere kadar Afrikalılara ayrımcılık yapılır,
Yahudiler de belirli kulüp ve derneklere alınmazlardı. (Şimdi tersine döndü)
Çok seyahat ettiğimden, beş kıtayı görmüşlüğüm vardır. Pakistan’da
Türk-Müslüman denildiğinde gözler parlar, baş tacı ederler. Avrupa’da ise
özellikle son on yıllarda, genelde, “Türk”ler bebeleri yollarda keserken Yahudi
ve günahkârlar cehennemde kaynatılıyor kilise propagandaları yapılıyordu.
Hâlbuki Avrupa 10.-12. asırlarda insan parçalarını pişirip afiyetle
yiyordu. 

Katoliklerle
onlardan ABD’ye kaçan Protestanlar arasındaki din savaşları otuz, hatta yüz yıl
sürmüştür. Ortak nokta ikisinin de “dinsel rekabet gereği” dokunulmazlıklarını
insanoğluna başarı ile yutturmaları ve siyasetçilere taşeronluklarıdır. Dünya
Kiliseler Birliğinin (Katolikler daha çok ve üstün oldukları için hariçtir)
yaklaşık bir milyar üyesi vardır ve en başta seçilen kardinali ve sanırım sekiz
piskopos vekili vardır. Dünyadaki Hıristiyan Gregoryen satısı sekiz milyondan
azdır. Fakat Eçmiyazin Ermeni Patrikliği bu kadar az sayıda Hıristiyan’ı temsil
ederek bir Başkan yardımcılığını alabilmiştir. Dinler arası meslekî diyalog ve
Katolik Papa’nın “Kiliseler ortak pazarını” kurması yadırganmamalıdır.

Hıristiyan
Başkan Trump, şimdilerde Amerikan ve dünya ekonomisini idare eden Yahudi
toplumundan destek almak için, uzun yıllardır lafta kalan “Kudüs’ün İsrail
Başkenti yapılmasını” tek başına kararlaştırmış fakat dünyada yapa yalnız
bırakılarak büyük itibar kaybetmiştir. Birinci Dünya Savaşında ABD’nin İstanbul
Büyükelçisi (emlakçilikten zengin ve avukat) olan Alman göçmeni Siyonist
Morgenthau, elçilik görevini sırf Filistin’de yerleşmeye başlayan Yahudililere
yardım için kabullenmişti. Wilson’un seçim kampanyasında büyük bağış yapmasına
ve çok çalışmasına rağmen, bir rahip çocuğu ve koyu Hıristiyan olan Wilson onu
kabineye almamıştı.

Morgenthau
büyük bir Ermeni hayranı olan ve İngiltere’nin yedi yıl Washington Elçiliğini
yapan (sonra İngiliz Propaganda Dairesine başkan oldu) Lord Bryce ile çok yakın
dost olmuştu. O kadar ki İstanbul’da göreve başladıktan dört ay sonra Mısır’da
Lord Bryce ile ailece buluşup, ortak geziler yapmışlardı. Filistin’de, Cemal
Paşa’nın çok güvendiği ve zirai (çekirge) ilaç uzmanı Yahudi Aaron Aaronsogn’un
evinde kalmışlardı. Morgenthau altı ay sonra gelen bir parayı Aaronsohn’a
havale etti. Aaron’un kız kardeşi Sarah casus olarak yakalandığından hapiste
intihar etti. Üçkardeş Aaronson’lar NILI casus grubunu kurmuştu. Cemal Paşa
yaya geçilmesi imkânsız Sina Çölünü beş günde dubalar da taşıyarak ve sürpriz
Süveyş kanalına 12.000 kişiyle vardığında İngilizler hazır durumda onları
bekliyordu.

Böylece
felaketle biten (Ocak başı,1915) Sarıkamış harekâtından bir ay sonra Süveyş de
( Şubat,1915) başarısızlık ve 2000 kayıpla noktalandı. Enver-Talat-Cemal
Paşalar Morgenthau’u “tarafsız sanıyorlardı”, hâlbuki ABD elçisi eski misyoner
raporlarını diplomatik torbalarla Lord Bryce’a yollamaktaydı. Konsoloslardan
gelen raporlar Washington’a haber verilmiyordu ve en önemlisi Osmanlı Dışişleri
Bakanı Halil Menteş ile ABD elçiliğinde 22.11.1915’de yapılan resmi görüşmenin
tutanağı Washington’a değil, Lord Bryce’a yollanmıştı. Morgenthau 1916 Şubat
başında ABD’ye dönerken yanına iki Ermeni sekreterini de aldı ve orada
kötülüklerine devam etti; Ermenilere yardım toplanmasına ve Amerikan halkının
yalan dramlarla soyulmasında baş aktör oldu. Morgenthau 1918’de Türkler aleyhine
kanıt olarak gösterilen “Büyükelçi Morgenthau’un Öyküsü” isimli bir kitabı çok
tanınmış bir yazara yazdırdı, kitap kırktan fazla basıldı, yazarı zengin etti.
Ne var ki, Morgenthau’un kişisel hatıra defteri de yakın yıllarda diaspora
tarafından yayınlandığında, kitap ile hatıra defterini sayfa sayfa
karşılaştırdığımda, Büyükelçinin yalanları kendi yazısı ile ifşa edildi. Buna
ait kitap İngilizce internette açıktır; son günlerde ilave başka hainlikleri de
tarafımdan keşfedildi ve İngilizce araştırma olarak internette yayınlandı.

Bu
zatın torunu eski New York Bölgesi saygın Savcısı Robert Morgenthau, aslında
bir Yahudi Gazetesi olan “World Street Journal” gazetesinde 15.1.2018 tarihinde
bir makale yayınladı ve özetle Başkan Trump’tan “mademki Kudüs’ü İsrail’e
Başkent ilân ettin, neden Ermeni Soykırımını da “Hitlerin” <… kim
Ermenileri hatırlıyor ki> Washington Soykırım Müze Duvarındaki yazıya
dayanarak ilan etmiyorsun” diye alenen sorguladı. • Hitler’e atfedilen bu söz
büyük bir yalan ve sahtekârlıktı. Bu acemice belge 1946’da Nüremberg Harp
Divanına sunulmuş, sırası 1947’de geldiğinde, “sahte olarak” duruşma
dosyasından çıkarılmıştı. Kullanılan klavye Alman daktilosu değildi, ifade ve
imla hataları vardı ve negatif fotokopi çok kabaydı. Hitler’in böyle sıradan
bir kâğıdı eline alması ve nutuk için kullanması olası değildi. Daha sonra
Carlos Whitlock Porter adlı bir tercüman ve araştırmacı bu belge
dolandırıcılığını ve Assoc. Press muhabirinin nasıl kandırıldığını kanıtladı.
Belgelerin gerisi internette bu zatın sitesinde ayrıntılı görülebilir.

Aslında
William L. Shirer adında ünlü bir savaş muhabiri Hitler ve Nazilere ait
topladığı belgeleri 1950’de (Alman Nazi Tarihini adeta ansiklopedik ) kitapta
derlemiş, basmıştı. Hitler’e atfedilen 22.8.1939 günü komutanlarla yapılan
toplantının izahatı ve kimin ne dediği, burada açıkça yazılmıştı. Hitler’in
“Ermeni sözünü” kullanması için hiçbir sebep veya kanıt yoktu. Birisi Amerikan
muhabirine “Hitler böyle dedi” diye bir Ermeni sahte belgesini satmıştı. Nazi
Ordusunda son güne kadar Hitlere sadakatle bağlı 22.000 veya 33.000 Nazi Ermeni
askeri belki de bu hileyle sonraları “zavallı yurdunu kaybetmiş kişi” olmuştu.
(s.705-708 – The Military Conference of August 22, 1939) Yahudi Soykırımını
dünyaya unutturmamak için kurulan Washington Soykırım Müzesinde “Ermeniler de”
yer almak istemişlerdi. Aslında, Hitler’in emrinde çoğu Rus ordusundan esir
düşen Ermenilerden oluşan ve kasap General Dro Kanayan emrinde (4.800’ü özel
SS) internette “Wehrmacht Armenian Soldiers) tıklandığında görülebilir.
Ermenilerin son ana kadar Hitler’e sadakati, Almanya’da basılan Ermenice
“Hayastan” gazetesinde Şubat 1945’te “Hitler’in zafer nutkunu” basmasından da
bellidir. Hitler iki ay sonra intihar etti. Nazi Ermeni Lejyonu Yahudileri
kamplara yollarken, Vichy Fransası Türk B. Elçisi Behiç Erkin ile Marsilya
Konsolosluk personelimiz on binden fazla Fransız olmuş Yahudi’ye, Türkiye’de
akrabası varsa “Türk Vatandaşlık Belgesi vermekte idi.” Los Angeles, (Ermeni
Diaspora) UCLA Üniversitesinde Ortadoğu ve Türk Tarih dersi veren Yahudi Prof.
Stanford J. Shaw’un evi bomba konarak kundaklanmıştı. Shaw ve Türk eşi Ezel
Hanım 2000 başlarında Türkiye’ye can emniyeti için sığındılar. Yaklaşık on yıl
evvel Türkiye’de vefat etti; internette açık uzun makalesinde (15.000 kişinin)
kurtuluşlunu ve özel trenlerle İstanbul üzerinden Filistin ve diğer ülkelere
yollanmasını anlatır. Bir Amerikan Gazetesi Elçimiz Behiç Erkin’in, Almanların
şikâyeti üzerine bir süre geri çağrıldığını yazmıştı. Türkiye diplomatlarının
canlarını ortaya koyarak gösterdikleri bu büyük insaniyetin karşılığı, bunların
bahsetmek yerine, “Türklerin Ermenileri daha önceleri öldürdükleri ve Hitlerin
de bundan cesaret alarak Yahudilerin katline karar verdiği” senaryosu devreye
girmişti. Müze heyetinde Ermeni Lobisinin bu baskısına karşı uzun tartışmalar
oldu. Bunların belgelerinden bazı alıntıları yarınki “bu yazı devamında”
Türkçeleştirilmiş cümleler halinde göreceksiniz. 

Neticede
ABD’nin B.M. Temsilcisi ve Başkan Carter’in dostu Seth Moomjian müzeye $ 1
milyon bağış yapacaklarını söyledi. Bağışın ne kadarının verildiğini bilmiyoruz
fakat Hitler’in asla söylemediği bu cümle, Müze girişinde büyük puntolarla
duvara kondu. Arkadan gelen Amerikan başkanları da bunun doğru olmadığını
bildikleri halde, Ermeni Lobisi ve siyasi baskı nedeniyle duvardaki bu yalan
orada tutuldu. 2000 yılında Müzeyi gezen arkadaşımız Melih Berk, Müze idaresine
itiraz etti ve “bu yalan orada durdukça, genç Türk ve Ermeni veya diğer
nesillerin devamının birbirine düşman olacaklarını” bildirerek uyardı. Müze
idaresi bu itirazları Devlet temsilcilerinden almadıklarını bildirdiler ve
aşağıdaki e-mesajla konuyu atlattılar. Arkadan 2010 yılında Prof. Türkkaya
Ataöv ve dostu Sevgin bey de bu yazıya itiraz ettiler, onlar da atlatıldı. Fakat
Müze idaresi 24.4.2002’de bir mesajla Melih beye verdiği cevapta, “bunun
doğruluğunun araştırıldığını RESMEN itiraf etti”.

İnternette
açık İngilizce kitabın 14/2 bölümünde bu “devlet seviyesindeki adilik” resim ve
belgelerle tarafımdan anlatılmaktadır. Bölümün sonundaki İngilizce soru ve
Türkçe tercümesi bu sayfadadır, ancak diğer belgeler yer olmadığı için yarın
paylaşılacaktır. Bu kitap 2011’de İadeli Taahhütlü olarak müzeye, ayrıca ABD
Ankara Elçiliğine, İstanbul Konsolosluğuna ve ABD Kongre kütüphanesine de
yollandı. Bakanlık da birkaç yüz tane satın almıştı. Kitabın Türkçe adı
“Gerçeklerin Soykırımı Devam Ediyor Fakat Kanıtlar Doğruyu Söylüyor”
anlamındadır. Kitap tarafımdan Ankara ABD B.Elçiliğine, İstanbul Baş
Konsolosluğuna, Müzeye ve ayrıca ABD Kongre Kütüphanesine yollanmıştır. 2015
yılında Ermeni Cumhur Başkanı ve Patriğin Müzeyi ziyaret resmini yarın
göreceksiniz.

Bu
kez torun Morgenthau Yahudilik aşkıyla fakat yakın tarihten habersiz olarak,
Başkan Trump’un Ermenilere de “kıyak yapmasını reklamını Wall Street Journal
gazetesine 15.1.2018 tarihli bir makale ile istemiştir”. Gazetede çıkan
İngilizce makale, Türkçe tercümesi, bu iddiaya karşı hazırlanan üç imzalı bir
akademik (İngilizce) araştırma Amerika’da gazeteye, Müzeye, Beyaz Saray’a ve
yaklaşık yüz kadar senatör ve kongre üyesine E-postalanmış ve Ankara
mercilerimize de her şey yazılı dosya olarak yollanmıştır. Amerika’da çok az
sayıdaki arkadaşımız Müzeye ve Gazeteye bu sahtekârlığı resmen yazmış ve
cevabımızın ilanını istemiştir. Haliyle, ne Müze ne Beyaz Saray ne de herhangi
bir ABD makamı cevap veremez zira “Nüremberg Mahkemesi Kararı, Ansiklopedik
kitap ve herkesin internetten görebileceği “Amerikan Ordusu Arşivinde” bu
belgenin aslı vardır; kitapla aynıdır ve o gün “Ermeni sözü” kesinlikle o
toplantıda kullanılmamıştır.

Bu
konuda Prof. Dr. Ata Atun, eşi Dr. Yurdagül Atun’la ortak olarak ABD Müze ve
Makamlarına yollanan İngilizce Araştırma Makalesinin tam Türkçe tercümesine
Kars Üniversitesi Yayını olarak http://www.turansam.org/TURAN-SAM_37.pdf (sıra
23, s.188- 196) erişebilirsiniz.

Olayı
okumaya ve anlamaya fırsat bulamayan makamlarımızın, tıpkı “cevap veremez
durumda” olan Amerikan makamlarına “suskunlukta refakat etmesi karşısında”
AYDINLIK gazetesi, Türk veya Dünya Vatandaşı ve YALANLARDAN NEFRET eden
“insanoğlu olarak” dünya basınına açık olarak şu sualin cevabını resmen ABD
ilgili makamından istemek ve aydınlanmak “insan hakkımızdır”. (Kitap Sayfa 270
– Müzeye hitaben İngilizce mesaj)

Final Question: Gentlemen, more than eight years have already
passed. Do you confirm or refute the accuracy of the quote? Please write to the
blog “armenians-1915.blogspot.com” and inform the public, “which of my
documents or evidences are wrong!” I am afraid that the Museum will not have
the courage to rectify their own mistake and offer a public apology;
consequently all the people, who closed their eyes to the complicities, will
have to keep them closed when looking into mirrors!

 

Son Sual: Şimdiye kadar sekiz yıl
daha geçmiştir. Bu alıntının doğruluğunu kabul mü, yoksa ret mi etmektesiniz?
Lütfen “armenians-1915.blogspot.com yazarak sunduğum belge veya kanıtlardan
hangilerinin yanlış olduğunu bildirin. Korkarım ki, Müzeniz işlemiş olduğu
kendi hatasını düzeltmek cesaretini gösteremeyecek ve kamuya açık bir özür
istemeyecektir. Binaenaleyh, biz tüm halk olarak, aynalara bakarken, yapılan
suç ortaklıklarına gözlerimizi kapalı tutmak zorunda olacağız.

 

Müze
duvarında, Hitler’e atfedilen “alıntı kendisine ait ise, lütfen teyit edin”.
Hitler’e aittir diyorsanız, bu takdirde “Nüremberg Mahkemesi 1948 kararı
yanlıştır, aynı bağlamda “William L. Shirer” kitabında sayfa 705 > 708
alıntı

LİNK : http://armenians-1915.blogspot.com/2012/02/3337-armenians-or-jews-dont-exist-in.html
ve “Documents – The Military, Foreign Policy, and War “ ABD Ordu belgeleri de
yalan-yanlış demektir.













































SORU: Beyaz Saraya Müze İdaresi mi, yoksa Nüremberg
Mahkemesi + William Shirer Kitabı + ABD Ordu Arşiv belgesi” mi doğrudur? Bunlardan
biri YALAN SÖYLEMİŞSE, her halde DÜNYADAKİ DÜRÜST ve ONURLU İNSANLARA BÜYÜK BİR
ÖZÜR BORÇLUDUR.



LİNK :  : http://www.oncevatan.com.tr/sukru-server-aya-belgeleriyle-acikliyor-birinci-bolum-fanatik-ermenilerin-bir-yalani-daha-makale,41537.html   

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir