ERMENİ SORUNU VE TERÖRÜ & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI & ERMENİ DİASPORASI


Pulat
TACAR
: PATRİK DEVECİYAN’IN VEFATI ÜZERİNE – 03.04.2020
 

Blog No : 2020 / 2




03.04.2020


Pulat TACAR (E. Büyükelçi)


Patrik
(Patrick) Deveciyan’ın COVID-19 sebebiyle 29 Mart günü vefat ettiğini öğrendim.
Bizim kültürümüzde ölenin ardından kötü konuşulmaz; toprağı bol olsun der,
ailesine sabır dileriz.


Ermeni kökenli
Fransız vatandaşı olan Deveciyan, Fransa’da ve Batı dünyasında siyasetçi
kimliğiyle tanınırdı, zira siyasi kariyeri sırasında hem milletvekilliği hem de
eski Cumhurbaşkanları Jacques Chirac ve Nicolas Sarkozy dönemlerinde bakanlık
yapmıştı. Ancak, tarihi meselelere dayalı Türk-Ermeni ihtilafıyla ilgilenmiş
olanlar Deveciyan’ı farklı bir kimlikle de tanırlar. Bu çerçevede, Deveciyan’ın
vefatının bana anımsattığı kimi olayları ve gözlemlerimi burada paylaşmak
istiyorum:


Nisan 1982’te
Paris’te Lübnanlı Al-Watan
Al-Arabi
gazetesine yapılan ve Türk-Ermeni ihtilafıyla bağlantısı
olmayan bir bombalı saldırı, Fransız devlet yetkilerinin terör eylemlerine olan
bakış açısını değiştirdi.[1] O zamana kadar Türk diplomatlarına
yönelik terör eylemleri gerçekleştiren ASALA gibi militan Ermeni örgütlere göz
yuman Fransa, artık bu eylemlerin “kabul edilebilir” seviyeyi aştığına kanaat
getirdi. Büyük olasılıkla, Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın kesin
talimatıyla, ASALA’nın faaliyetlerinin artık göz yumulmaması ve engellenmesi
için harekete geçildi. ASALA’nın Fransa’da Türk diplomatlarına yönelttiği terör
eylemlerini durdurması karşılığında örgüte, Fransa’nın Avrupa Topluluklarının
(AT) Parlamentosundan (Avrupa Parlamentosu-AP) Ermeni soykırım iddialarını
tanımaya ilişkin bir karar çıkartma yolunda girişimde bulunacakları sözü
verildi (1984-1987). Tüm bu gelişmeler yaşanırken ben AT nezdinde Türkiye’nin
Daimî Temsilcisi olarak görev yapmaktaydım.


ASALA ile
Fransız hükümeti arasındaki teması ve uzlaşmayı sağlayan, bunun koordinasyonunu
yapan kişilerden biri Patrik Deveciyan idi. Deveciyan, AP’de çıkarılması vaat
edilen karar öncesinde, “Ermeni sorununa siyasal çözüm” konusunda bir rapor
hazırlamakla görevlendirilen Belçikalı Jak Vandemeulebroucke’a “sekreter” adı
altında bir kişinin -koruma sağlamak ve onu denetim altında tutmak için-
gönderilmesine aracılık etti. Bir önceki AP Raportörü olan Yahudi kökenli
Fransız uyruklu Bay M. Israel, Deveciyan zihniyetindeki Ermeni lobicilerin
istediği biçimde bir rapor yazmayı reddetmişti.


Vandemeulebroucke
ile yaptığım her görüşmede yanımızda o “sekreter” hazır bulundu ve
konuşmalarımızı kayda aldı. Vandemeulebroucke Raporunun aslını Deveciyanın da
içinde bulunduğu grup önce Fransızca olarak yazdırdı. Rapor sonra
Vandemeulebroucke’nın anadili Flamanca’ya tercüme edilip onun eline
tutuşturuldu.


Aslında
Vandemeulebroucke bidayette baş başa yiyebildiğimiz bir öğle yemeğinde
Türkiye’ye gelmeyi ve raporuna Türk görüşlerini de ilave etmeyi kabul etmişti.
Adı geçen raportör, Türkiye’ye gelerek Türk görüşlerini dinleyecek ve
Türkiye’deki Emeni kökenli vatandaşlardan kiminle isterse görüşecekti. Ancak,
Deveciyan ve onun teşkilatı Vandemeulebroucke’nın Türkiye’ye gelmesini ve
kendisine verdiğimiz belgelerden yararlanmasını engelledi. Rapor, Avrupa
Parlamentosu’nun Siyasi İşler Komitesine sunuldu.


Siyasi İşler
Komitesi’nde yapılan oylamada, söz konusu raporu temel alan soykırım konulu
tasarının reddini bir oy farkla (16 hayır, 15 evet) sağladık. Bu gelişmeleri
kendi adım gibi biliyorum, zira tüm konuşmaların ses kayıtları, oturum günü
akşamı bana bir şekilde iletildi. Komite Başkanı İtalyan Bay Formigoni, paniğe
kapılmış bir şekilde “bakın tasarı reddedildi, bir kez daha oya sunuyorum”
diyordu; ancak bu hiç alışılmamış bir yeniden oylama olacaktı. Bir Alman
parlamenter, tasarının ikinci kez oylanmasına itiraz etti; ama, başkan bu
itirazı dinlemedi ve tasarıyı yeniden oylamaya sundu; rapor yeniden 16’ye 15
oyla reddedildi. Reddedilen bir raporun tekrar gündeme gelmesi -AP içtüzüğüne
göre- mümkün değildi. Buna rağmen, konuyu tekrar gündeme getirmesi için
Formigoni’ye baskı yapıldı ama o buna direndi. Ancak beş ay sonra,
Formigoni’nin görev süresinin bitmesi ardından, Bay Ercini adında bir başka
İtalyan Komite Başkanı oldu.


Ercini
reddedilen raporu hiçbir şey yapılmamış gibi yine gündeme aldı ve itirazları
dinlemedi. Türk görüşlerini destekleyen parlamenterlerin İç Tüzük Komitesine
itiraz etmelerini sağladık, ancak orada bu itirazı gündeme bile almadılar. Bu
kez, Siyasi Komite’de bulunan Alman parlamenteri Klaus Hänsch (kendisi sonradan
AP Başkanı oldu), Fransız parlamenterlerin sunduğu karar tasarısında bulunan
tüm soykırımı sözcüklerinin tek tek oylatarak metinden çıkarılmasını sağladı.
Propaganda amacıyla kabul ettirilmeye çalışan bu tasarı, “soykırımı”
atıflarının çıkarılması sonucunda anlamını yitirmiş hale geldi.


Deveciyan’nın
da içinde olduğu Fransız siyasetçileri bu aşamada yeniden devreye girdiler ve
özetle “Siyasi İşler Komitesi’nde itiraz etmeyin, raporun AP Genel Kurulu’na
sevkini sağlayın, Genel Kurul’da yeniden o atıfları ekletiriz” dediler. Bu
girişimler esas itibari ile Fransız Sosyalist Partisi tarafından başlatılmıştı;
ama Fransız sağı da bu konuda geri kalmamak için benzer girişimleri
desteklemekteydi.


1987 Haziran ayında
AP’de yapılan oylamada tasarı aleyhine oy verecek olan bazı parlamenterler,
parlamento binasına giren bir takım silahlı militan Ermeni şahıslar tarafından
tehdit edilerek, oylamanın yapıldığı oturum salonuna sokulmadı. Bazı
parlamenterler ise, korkudan o gün Parlamentoya gelmediler. Parlamenterlerin
bakış açısından bakıldığında, Türk-Ermeni uyuşmazlığıyla yakından uzaktan
ilgilisi olmayan bir kişi, bu konuda kendini tehlikeye atar mıydı? Oylama
oturumunda Alman parlamenter Rudolf Wedekind kürsüden AP içinde silah teşhiri
suretiyle tehdit edildiğini söyledi; bunu zabıtlara kaydettirdi. Oturum başkanı
Fransız Bayan Pery -akıl almaz bir şekilde- Wedekind’in itirazlarına güldü ve
oturuma devam etti. Siyasi İşler Komitesi’nde tasarının metninden çıkarılan “soykırımı”
atıfları ve buna ilaveten Yunan kökenli parlamenterlerin eklenmesini önerdiği
diğer maddeler metne eklendi. 650 kişilik parlamentoda o sırada yaklaşık 50
kişi vardı. Parlamento salonunun dinleyiciler kısmını diaspora Ermeni örgütleri
doldurmuştu ve bağırarak nümayiş yapıyorlardı.


Oylama günü çok
yağmurluydu. Fransa’nın çeşitli yerlerinden yüzlerce otobüs dolusu militan
getirildi. Parlamentonun etrafı sarıldı: içeri girilemiyor, dışarı
çıkılamıyordu. Sanki olağanüstü hâl ilan edilmişti. Bina dışına kürsü konuldu
ve orada konuşanlar halkı kışkırttılar. Dışarıdaki bağırtıları ve rezaletleri
bilgilendirmek amacı ile telefonla canlı yayın gibi Ankara’ya dinlettim.


Bütün bu
senaryoyu kuran ve uygulayan, o gün orada her şeyi organize edenlerden biri de Patrik
Deveciyan idi. Bu husus bana bizim lehimizde oy kullanmak isteyen, ancak
korkudan toplantıya iştirak etmeyen Deveciyan’ın partisine mensup bir Fransız
Avrupa parlamenteri söyledi.


Ben bu nedenle
oylama sonrası “Benim için Avrupa Parlamentosu kararının kirli bir kâğıt
mendilden farkı yoktur” diyerek şunu eklemiştim: “Türkiye söz konusu olunca,
hele ‘Ermeni meselesi’ işin içine girerse AP çerçevesinde böyle uygulanır
demokrasi.”[2]


Neyse ki bu
siyasi girişimler ve soykırımı propagandası 17 Aralık 2003’te hukuk duvarına
çarptı. 1987 parlamento kararı ve Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığıyla
bağlantılı olarak iki Ermeni kökenli Fransız vatandaşının açtığı davada, Avrupa
Adalet Divanı söz konusu kararla ilgili şu tespiti yaptı:[3]


“1987 kararının tamamen siyasi niteliğe sahip beyanlar içeren ve
[Avrupa Parlamentosu] tarafından herhangi bir zamanda değişikliğe tabi
tutulabilecek bir belge olduğunun belirtilmesi yeterli olacaktır. Bu sebeple bu
belgenin ne yazarı için ne de -daha ziyade- diğer davalı kurumlar bakımından
bağlayıcı yasal sonuçları olamaz.”


*Fotoğraf: Pulat Tacar (sol), Patrik Deveciyan (sağ)







[1] Ayrıntılı bilgiler için bakınız: Pulat Tacar, “Çok
Özel İşler” (“Des Affaires Tres Spéciales”), Ermeni
Araştırmaları
, Sayı 45 (2013), kitap özeti, sh. 245-262 ; Pulat
Tacar, “Le Terrorisme Armenien Apres L’age D’or” (“Altın Çağından Sonra Ermeni
Terörizmi”), Ermeni
Araştırmaları
, Sayı 46 (2013), kitap tahlili, sh. 213-225 ; Pulat
Tacar, “Fransa’nın Ermeni Terörü İle İlişkisi Hakkında İki Kitap Özeti,” Ermeni Araştırmaları, Sayı
46 (2013), kitap tahlili, sh. 227-239 (burada iki kitap incelemiştim: Charles
Villeneuve ve Jean-Pierre Peret’in kaleme aldığı Secrets du terrorisme (Terorizmin Gizli Yanları)
ve Michel Lespart’ın kaleme aldığı Ölüm
Onların Gözüyle Bakacak-Terör Eylemleri
). Bu tahlillerde
incelediğim eserler o dönemde pek çok diaspora Ermenisinin, militan Ermeni
örgütlerin terör eylemlerine övgü ile ve “altın çağı” gözlükleri ile
baktıkları kanıtlanmaktadır.


[2] Bu süreçle ilgili olayları ve gözlemlerimi aynı
zamanda 2005 yılında Ermeni Araştırmaları dergisi için hazırladığım makalede
anlatmıştım. Bakınız: Pulat Tacar, “Avrupa Parlamentosunun 1987 Yılında Aldığı
‘Ermeni Sorununa Siyasal Çözüm’ Başlıklı Kararın Öyküsü,” Ermeni Araştırmaları, Sayı
18 (Yaz 2005), sh. 60-73.


[3] “Order Of The Court Of First Instance, 17 December
2003 – In Case T-346/03,” Court
of Justice of the European Union
, December 17 2003, clause 19, page
II – 6048, http://curia.europa.eu/juris/showPdf.jsf?text=&docid=48869&doclang=EN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir