Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


NORMAN
STONE’UN İKİ İNGİLİZ GÜNLÜK GAZETE TARAFINDAN ÖNYARGILI BİR ŞEKİLDE KÖTÜLENMESİ
 

Yorum No : 2019 / 54




AVİM 

17.07.2019


İngiliz günlük
gazete Guardian
tarihçi Norman Stone için Cambridge Üniversitesi’nin Regious kürsüsünde eski
Tarih Profesörü Richard J. Evans tarafından yazılmış çirkin ve kindar bir anma
yazısı yayınlamıştır. Stone’un kişiliğini hedef alan bir dizi kişisel
saldırıların ve Ankara’daki akademik hayatı hakkında açıkça bir şekilde uydurma
olduğu belli olan hikayelerin ardından, Evans Norman Stone’un, “mesleğin
herhangi ciddi bir üyesinin de size söyleyeceği gibi”, hiçbir zaman
“önde gelen bir tarihçi” olmadığı sonucuna varmaktadır. Anma yazısı
bütünüyle aşırı basite indirgenmiş çarpıtmalar ile doludur ve çirkin bir
saldırının ötesine geçmemektedir.


Stone yıllar
boyunca Cambridge’de hocalık yapmıştır ve daha sonra, Stephen Howe’nin
itiraf ettiği gibi “İngiliz tarih dünyasında halen en prestijli iş” olan,
Oxford’un Regious Modern Tarih Kürsüsü profesörlüğüne atanmıştır. Kitabı The Eastern Front, 1914-1917,
tarihçilerin dünyasında en prestijli ödül olan, Wolfson Ödülü’nü kazanmıştır.
Kitabı ile makaleleri halen Birinci Dünya Savaşı konusunda en temel referans
eserleri arasında yer almaktadır. Öğrencileri arasında Andrew Roberts, Niall
Ferguson, Dominic Lieven, Orlando Figes, Jonathan Hill, Adair Turner, Noel Malcolm,
Daniel Johnson ile Anne Applebaum gibi meşhur isimler yer almaktadır. Kuşkusuz
bu meziyete sahip bir tarihçi haklı bir şekilde olarak İngiltere’nin “önde
gelen tarihçilerinden” biri ünvanını almıştır ve Evans’ın kıskanç ve
acınası iftira çabaları da bu durumu değiştirmemektedir.


Birçok kişi
Stone’un London Review of
Books
’taki uzun E.H. Carr değerlendirmesi ile Evans’ın the Guardian’daki anma
yazısını birbiri ile kıyaslamıştır. Evans’ın kendisi de Stone’un yazdığı
değerlendirmeyi Carr’a bir saldırı olarak nitelemiştir. Bu karşılaştırma
yanıltıcıdır çünkü Stone’un LRB
için yazdığı aslında Carr’ın kitabı The
Twilight of the Comintern 1930-1935
konusunda uzunca bir
değerlendirme yazısı idi. Bu yazıda Stone Sovyet tarım politikalarından Sovyet
ekonomisinin yapısına kadar olan çok çeşitli sorunları uzmanlık ile tartışarak,
Carr’ın yaptığı çarpıcı hataların bir listesini sunmaktadır.


Buna karşın,
Evans’ın Stone üzerine yazdığı anma yazısı ise hiç de böyle değildir. Stone’un
çalışmaları üzerine sunabileceği somut ve gerçeğe dayalı eleştirisi tamamen
eksiktir. Bunun en temel sebebi Evans’ın Stone’un uzmanlık alanları hakkında
çok az bilgi sahibi olmasıdır. Stone’un uzmanlık alanı etkileyici bir şekilde
geniş bir alanı ve Stone’un iyi bildiği bir düzine dili kapsamıştır. Stone’un
kitabı Europe Transformed,
1878-1919
bunun bir göstergesidir. Bunun yerine Evans kurnaz bir
şekilde Stone’un çalışmalarını eleştiren başka kişilerin yorumlarından
alıntılar yapmıştır. Bunun aynısı ve daha fazlası kolayca Evans’ın çalışmaları
için yapılabilir. Birçok eleştirmene göre, Evans’ın kitapları sıkıcı, yetersiz,
önemli olayları ihmal eden veya tamamen görmezden gelen eserlerdir ve birçok
özensiz basit hatadan ise kesinlikle yoksun değillerdir.


Evans ayrıca
Stone’un Ermeni Meselesi konusundaki duruşunu ve 1915’teki Ermeni deneyimini
bir “soykırım” olarak nitelemeyi reddetmesini eleştirmektedir.
Üstelik, fazla basite indirgeme alışkanlığı ile kendisinden beklenecek
şekilde, Evans bu durumu Norman Stone’un Türkiye’de çalışıyor olması ile
açıklamaktadır. Bir başka deyişle, Evans’a göre, Norman Stone sırf Türkiye’deki
özel bir üniversitede bir makama sahip olduğu için Türk Hükümeti tarafından
söylenilen her şeyi körü körüne, bir papağan gibi tekrarlayacaktır. Elbette
Evans, Stone’un 2013’ten bu yana Türk Hükümeti’ne karşı genel anlamda eleştirel
bir duruş sergilemiş olduğunu ve onu görevlendiren Bilkent Üniversitesi’nin
Ermeni Meselesi konusunda kendisinden pek farklı görüşlere sahip bazı
akademisyenleri de görevlendirmiş olduğunu kabul etmemekte veya farkına
varmamakta. Üzücü olan, Norman Stone’un 20 yıl yaşamış olduğu ve dilini
konuşabildiği bir ülkenin tarihi hakkında bilgi sahibi olmuş olabileceği
hususunun Evans’ın aklına bile gelmemiş olmasıdır.


Ermeni Meselesi
konusundaki görüşleri sebebiyle, Stone’a karşı benzer bir saldırı da Independent gazetesi
tarafından yapılmıştır. Ankara’da bağımsız bir düşünce kuruluşu olan AVİM’e
bağlam dışı bir göndermede bulunmuştur ve onu Ermeni Meselesi konusunda inkârcı
olarak nitelemiştir. Bu iddia başlı başına the
Independent
’ın duruşunu ortaya koymaktadır. AVİM, the Independent veya
yandaşları ile sorunun bütün yönlerini akademik bir formatta tartışmaya
hazırdır.


Hem Evans’ın
hem de the Independent’ın
Ermeni Meselesi’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih yazımında bir tartışma
konusu olduğunu öğrenmesi faydalı olacaktır. Bernard Lewis, Halil İnalcık,
Norman Itzkowitz, Roderic H. Davsion, Andrew Mango ve Gilles Veinstein gibi
Osmanlı ve Türk tarihinin en iyi bilim insanları benzer şekilde “soykırım”
teriminin uygunluğunu reddetmişlerdir. Bu etkileyici uzman görüşü yelpazesine
Donald Cameron Watt, Elie Kedourie, ve M. E. Yapp gibi saygın İngiliz
tarihçiler de katılmıştır.


Hiç kuşkusuz
Evans, Stone’un aksine, Ermeni Meselesi konusunda yok denecek kadar az bilgi
sahibidir – hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun kendisi hakkında yok denecek kadar
az bilgilidir. 2011’de Evans tarafından kaleme alınmış “The Road to Slaughter” 
[Tr.: Kıyıma Giden Yol] başlıklı yazı Rusya’nın Doğu Anadolu işgalini 1877
yerine 1897 yılında gerçekleşmiş gibi yanlış anlatmaktadır. Benzeri bir
şekilde, Evans Ermenilerin Osmanlı Hükümeti’ne karşı gerçekleştirdikleri ve
önemsiz olarak tanımladığı isyanların ve buna müteakip bölgeye hâkim olan
şiddetin 1894-1896 yerine 1897’den sonra gerçekleştiğini sanmaktadır. Açık bir
şekilde görülmektedir ki Evans, bırakın Ermeni trajedisinin sebeplerini
anlamayı, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu alan en basit çalışmalardaki sayfalara
bile göz atmamıştır. Ermeni Meselesine bu şekilde girmesi ise kuşkusuz, Osmanlı
Ermenilerinin akıbetine olan duyarlılığından değil, Stone’a yönelik saldırma
hevesinden kaynaklanmaktadır.


Evans’ın bu
şekilde insanların çektikleri acılara karşı duyarsızlığının benzeri bir örneği
de Evans’ın tarihçi Eric J. Hobsbawm hakkında kaleme aldığı anma yazısında
görülmektedir. Bu yazısında Evans, Hobsbawm’ın hem Sovyetler Birliği hem de
Stalin’in rejimi tarafından milyonlarca sivile karşı “modernleşme”
adına işlenen korkunç insanlık suçlarını haklı göstermeye ve aklamaya çalışan
tutumu hakkında hiçbir yorum yapmamıştır.


Böylesi
karalayıcı saldırıların yanı sıra, Evans’ın anma yazısı bir çok gerçek dışı
iddia içermektedir. Evans Stone’un Ankara’da “Bilkent ve başka
üniversitelerde çalıştığını, Ankara’daki bir üniversiteden yetkililerin onun
içki içmesini engellemeye çalıştıkları için istifa ettiğini” iddia
etmektedir. Norman Stone Ankara’da sadece Bilkent Üniversitesi’nde göreve
alınmıştır. İstanbul’daki Koç Üniversitesi’nde çalışmak için Bilkent’ten
2005’te ayrılması Evans’ın iddia ettiği gibi Bilkent’teki yetkililerin
“onun içki içmesini engellemeye çalıştıkları için” değil, İstanbul’da
yaşamak istediği içindi. Zira Stone, İstanbul Galata’da Boğaz ve Haliç’e bakan
muhteşem manzaralı bir eve sahipti. Üstelik Bilkent Üniversitesi, yetkililerin
sağda solda dolaşarak insanlara ne yapmaları ya da yapmamaları konusunda
talimat verdiği bir çeşit “Sovyet Çalışma Kampı” değildi. Bilkent,
yüksek standartları olan özel bir üniversitedir ve yetkililerin müdahalesi
sadece Evans’ın hayal gücünde gerçekleşmektedir. İstanbul’un trafiği ile
karmaşık hayatı içinde iki akademik yıl geçirdikten sonra, Stone Ankara’da
Bilkent’e dönmeye karar vermiştir. Bu Evans’ın hikâyesinin uydurma olduğunun
bir başka belirtisidir.


Norman Stone
zengin ve renkli bir hayat yaşamıştır ve sayısız öğrencisinin tarih yazımında
sivrilmeleri için ilham vermiştir. Evans ise buna benzer ve övünebilecek bir
şey başaramamıştır. Nial Ferguson’un yazmış olduğu gibi “1980’lerde
ortaya çıkan tüm medyatik akademisyenler arasında, Norman en sivri dilli ve
akıllı olanı idi ve akademik sol ondan hem zekâsından hem de sivri dilliğinden
dolayı nefret etmişti.” Şüphesiz, alışılmışın dışındaki tarzı ve kalıplara
sığmayı reddetmesine rağmen, Norman Stone’un muazzam başarısı (kitapları her
zaman ticari başarı elde etmiştir ve bir düzineden fazla dile tercüme
edilmiştir) ve şöhreti kıskançlık uyandırmıştır ve nefret çekmiştir. Bu durum
ise Richard J. Evans’ın onun itibarını çaresiz bir şekilde karalama çabalarını
açıklamakta hiç şüphesiz yardımcı olmaktadır.


*Richard J. Evans’ın fotoğrafı, aşağıda:


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış