Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Mehmet Oğuzhan TULUN : BİR CEZALANDIRMA
YÖNTEMİ OLARAK SOYKIRIM SUÇLAMASI
 

Yorum No : 2016 / 28


Almanya, 2
Haziran’da Federal Meclis’inde 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendiren bir
tasarıyı görüşüp, bu konuda bir karar çıkarma hazırlıkları içerisindedir.[1] Almanya’dan alınan bilgiler
göstermektedir ki, Alman milletvekilleri 1915 olaylarını soykırım olarak
nitelendiren bir karar çıkarmakta ve bu konuda Türkiye’ye soykırım yükünü
bindirmeye çalışmakta son derece kararlıdır. Şu anda Alman medyasında da yoğun
bir şekilde Türkiye karşıtı temalar işlenmekte, Türkiye günün her saati değişik
suçlamalara maruz bırakılmaktadır. Alman medyasının ve siyasetçilerinin
Türkiye’ye olan şu anki yaklaşımının ardında, Türkiye’deki mevcut siyasi
iktidara duyulan tepki ve öfke olduğu da sıkça dile getirilmektedir.


Almanya’da yaklaşık
30.000 kadar Ermeni kökenli insan yaşadığı düşünülecek olursa, Federal
Meclis’ten böyle bir karar geçirilmek istenmesinin Ermeni diasporasının
faaliyetleriyle açıklanması mümkün değildir. Bunun yerine, kararın geçirilmek
istenmesi, yukarıda da değinildiği gibi, Türkiye’ye karşı duyulan tepki ile
bağlantılıdır.


Burada dikkat
edilmesi gereken iki husus vardır: AİHM’in Perinçek-İsviçre davası kararı ve
Fransa Anayasa Konseyi’nin Gayssot Yasası ile ilgili kararı. Bu iki kararda da
hukuki olarak geçerliliği ispatlanmış Yahudi Soykırımı (Holokost) ile 1915
olayları arasında ayrım yapılmıştır. İki kararda da herhangi bir tarihi olayın
soykırım olarak nitelendirilip nitelendirilmemesi görevinin 1948 Soykırım
Sözleşmesi’nce yetkilendirilmiş mahkemelere ait olduğu ifade edilmiştir. AİHM,
bu kararını (bu davayı adeta ölüm kalım mücadelesine çeviren) Ermeni
diasporanın tüm lobicilik faaliyetlerine rağmen almıştır. Fransa’nın ise Ermeni
soykırım iddialarının adeta öncülüğünü yaptığı düşünülecek olursa, Fransa Anayasa
Konseyi’nin aldığı karar daha da değerli hale gelmektedir.


AİHM’in ve
Fransa Anayasa Konseyi’nin kararları, yetkili mahkemelerin kararı olmadan,
tarihi olayların soykırım olarak nitelendirilmesinin hukuki geçerliliği
olmadığına ve dolayısıyla bu tür nitelendirmelerin herhangi bir yaptırım gücü
olmadığına işaret etmektedir. Ayrıca Almanya, geçmişte soykırım suçu işlemiş
bir ülke olarak, “soykırımın” esasen ne olduğunu ve nasıl tespit edilmesi
gerektiğini çok iyi bilmektedir. Hal böyle iken, Alman Federal Meclisi’nde 1915
olaylarıyla ilgili bir soykırım kararı geçirilmeye çalışılması, hiçbir şüpheye
yer bırakmayacak şekilde, Türkiye’ye karşı siyasi bir koz olarak görülen bir
meseleyi kullanarak Türkiye baskı yapmak veya Türk düşmanlığına hizmet etmek
anlamına gelmektedir.


Almanya
soykırım tasarısıyla ilgili girişimi şu anda Türkiye’deki iktidara tepkili ve
öfkeli olduğundan yapıyor diyelim. Ancak Türkiye’deki mevcut iktidarın 101 yıl
önce gerçekleşmiş olaylarla hiçbir bağlantısının olmadığının unutulmaması gerekir.
Almanya, bu girişimiyle aslında tüm Türkiye’ye ve Türk halkına saldırmaktadır.
Bu yöntem, aynı zamanda Almanya’da yaşayan 3 milyon Türk kökenli insana da
yapılan bir saldırıdır. Bu çok rencide edici ve itici bir yöntemdir. Bu yöntem
ters tepecek ve hiçbir kıymetli getirisi olmayacaktır. Almanya’nın bu tür bir
girişimi karşısında Türkiye 1915 olaylarıyla ilgili görüşlerini
değiştirmeyecektir. Bu yöntemin elde edeceği tek sonuç, Türkiye-Almanya ikili
ilişkilerinin gerilmesi olacaktır.


Geçirilmesi
öngörülen karar metninde ayrıca önemli bir hedef daha vardır: Türk-Ermeni
ilişkilerinin onarılmasına hizmet etmek ve bu konuda Almanya olarak
arabuluculuk yapmak. Birinci Dünya Savaşı’nda kalma propagandalarla ve Türk
karşıtlığıyla şekillenmiş, 1915 olaylarıyla ilgili tek taraflı bir Ermeni
anlatısını benimseyen bir kararla, Türk-Ermeni ilişkilerinin nasıl onarılması
beklenmektedir? Almanya mevcut tutumuyla son derece taraflı davrandığı göre,
arabuluculuk rolünü nasıl üstlenmeye beklemektedir? Bunlar tam anlamıyla akıl
dışı ve çocuksu beklentilerdir.


Almanya’nın
1915 olaylarıyla ilgili tutumu iki örnekten dolayı daha da tuhaf hale
gelmektedir. 1932-33 yıllarında gerçekleşen Holodomor (Sovyetler Birliği’nin
politikaları sonucunda oluşan kıtlık sebebiyle Ukrayna’da milyonlarca insan
ölmüştür) ve Alman sömürge yönetiminin 1904-1908 yıllarında Namibya’da (o
zamanki adıyla Güneybatı Afrika) gerçekleştirdiği sistematik katliamlar,
Almanya tarafından soykırım olarak tanınmamaktadır.[2]


İki tarihi
vakanın da soykırım olup olmadığı devam eden bir tartışma konusudur. Ancak
örnek olarak önünde daha güncel olan Holodomor vakası bulunuyorken, Almanya
neden 101 yıl öncesine giderek 1915 olaylarını ön plana çıkarmayı tercih
etmektedir? Bundan daha vahimi olan, doğrudan soykırım yapmakla suçlandığı
Namibya’daki 1904-1908 olaylarıyla ilgili olarak, Almanya hâlâ Namibya ile
pazarlık sürecindedir.[3] Almanya’nın 1904-1908 olayları konusunda
çok rahatsızlık duyduğu ve bu konuyu hasıraltı etmek istediği de bilinmektedir.[4] Almanya, doğrudan soykırım yapmakla
suçlandığı bir meseleyi daha sonuçlandırmadan neden 1915 olaylarına atlamakta
ve Türkiye’ye bu konuda çağrılar yapmaktadır? Almanya’nın bu tür konulardaki
tercihleri, meselenin tarihle yüzleşmekten ziyade, bir siyasi hesaplamanın
ürünü olduğuna işaret etmektedir.


Tüm bu
tutarsızlıkların ve siyasi hesaplamaların Türk kamuoyunda yansımaları olmuştur.
Örnek olarak Almanya’nın soykırım tasarısını irdeleyen tecrübeli siyasetçi (E)
Büyükelçi Dr. Şükrü Elekdağ, Almanya’nın Türkiye’ye karşı soykırım suçlamasını
adeta bir devlet politikası haline getirdiğini ifade etmiştir.[5] Elekdağ’a göre Almanya’nın soykırım
suçlaması yapmasının nedenleri şu şekildedir:


“1)
[Yahudi Soykırımı’ndan kaynaklanan] Suçluluk duygusu altında ezilen Almanya’nın
kendine bir suç ortağı bularak yükünü hafifletmek istemesi.


2)
Protestan Kilisesinin Türklere duyduğu tarihsel husumet.


3) 
Türkiye’ye AB yolunu sonsuza dek kapatmak.


4)
Almanya’daki Türk toplumunun Türklük onurunu kırma yoluyla asimilasyonunu
kolaylaştırmak.”


Elekdağ’ın
ortaya koyduklarına göre Almanya, Türkiye’ye ve Türkler’e dostane olmaktan
gayet uzak bir şekilde yaklaşmaktadır. Elekdağ’ın bu yorumlarının aslında
şaşırtıcı hiçbir yani yoktur, zira 2014 yılında Almanya’nın Türkiye’yi
dinlediği haberlerinin ortaya çıkması sonucunda, Alman yetkililer Almanya
açısından Türkiye’nin bir müttefik olmakla beraber “dost” ülke kategorisinde
olmadığını ifade etmiştir.[6]


Almanya’nın
soykırım tasarısına önemli tepkilerden bir tanesi de, 1915 olaylarıyla ilgili
yoğun çalışmalarıyla bilinen araştırmacı Şükrü Server Aya’dan gelmiştir. Şürkü
Server Aya ve çalışma arkadaşları, 1915 olaylarıyla ilgili pek çok arşiv
belgesini içeren, bunlar doğrultusunda Almanya’nın tutumunu eleştiren ve
Almanya’yı daha dengeli bir tutum sergilemeye davet eden bir açık mektubu Alman
Federal Meclisi’ne göndermiştir.


Tüm bunlardan
yola çıkarak, 2 Haziran’da Federal Meclis’te soykırım tasarını görüşürken Alman
milletvekillerinin kendilerine şunu sormaları gerekmektedir: Almanya, her
konuda (tarihi, kültürel, siyasi ve ekonomik) yakın ilişkileri olan önemli bir
müttefikini son derece rencide edici ve itici bir yöntemle bir düşman haline
getirmeye razı mıdır? Şayet buna razısıysa bunun Almanya için ne tür bir
faydalı getirisi olacaktır?


* Fotoğrafın kaynağı: Vikipedi


[1] Tasarının metni Doğu Perinçek tarafından kamuoyuyla
paylaşılmıştır: “Alman Meclisi’nin tanımak istediği “Ermeni
soykırımı” tasarısı ortaya çıktı”, Oda
TV
, http://odatv.com/alman-meclisinin-tanimak-istedigi-soykirim-tasarisi-ortaya-cikti-2005161200.html


[2] “International recognition of Holodomor – States that
recognized Holodomor as an act of genocide against the Ukrainian people”, Embassy of Ukraine to Canada,
http://canada.mfa.gov.ua/en/ukraine-%D1%81%D0%B0/holodomor-remembrance/holodomor-international-recognition
; Kuzeeko Tjitemisa, “Ovaherero/Nama to drag Germany to Hague over genocide”, New Era, https://www.newera.com.na/2016/05/19/ovahereronama-drag-germany-hague-genocide/


[3] Kuzeeko Tjitemisa, “Namibia: Genocide Negotiations to
Be Finalised By December”, All
Africa
, http://allafrica.com/stories/201605100486.html


[4] “20. Yüzyıl Başında Sömürgeleştirilmiş Afrika’da
Toplu Katliam Politikaları: Namibya’daki Soykırım Ve Çıkarılan Dersler”, AVİM, konferans kitabı, http://avim.org.tr/images/uploads/Rapor/toplanti-16-tur.pdf


[5] Dr. Şükrü M. Elekdağ, “Alman Parlamentosu Türkiye’yi
Sözde Ermeni Soykırımıyla Suçlamaya Hazırlanıyor (1) – Milliyet”, AVİM Blog, http://avim.org.tr/Blog/ALMAN-PARLAMENTOSU-TURKIYE-YI-SOZDE-ERMENI-SOYKIRIMIYLA-SUCLAMAYA-HAZIRLANIYOR-1-MILLIYET


[6] “Türkiye müttefik ama ‘dost’ değil”, Milliyet, http://www.milliyet.com.tr/turkiye-muttefik-ama-dost-degil/dunya/detay/1927064/default.htm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış