SON DAKİKA

16:21 - JİTEM DOSYASI /// VİDEO : TERÖRİSTLERİN GÖRMEKTEN BİLE KORKTUĞU EFSANE KOMUTANLAR – EŞREF BİTLİS VE EKİBİ

16:05 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : En Ölümcül Helikopter Kayıpları

17:07 - JİTEM DOSYASI /// Sedat Peker’in iddiaları : JİTEM davalarında son durum ne ?????

17:13 - HAVACILIK DOSYASI /// VİDEO : ÜCRETSİZ DRONE EHLİYETİ NASIL ALINIR ????? DRONE LİSANS BAŞVURUSU – İHA-1 / İHA-0)

15:25 - HAVACILIK DOSYASI : Pilot Otorotasyon Eğitimi mi Yapıyordu ???

20:32 - HAVACILIK DOSYASI /// E. Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp : Atatürk Havalimanı eski statüsüne yeniden kavuşturulmalıdır

17:00 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : NATO’nun gayrimeşru çocuğu : Gladyo

09:30 - GLADYO DOSYASI /// CEYHUN BOZKURT : GLADYO UNSURLARI ÜLKEMİZDE YENİDEN BİR DİZAYN PEŞİNDE !!

16:24 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : Ölümcül Robinson R-44 Kazası

05:26 - HAVAYOLLARI DOSYASI /// VİDEO : Yolculara Asla Söylenmeyen 15 Uçuş Sırrı

15:19 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : Kasaturadan kuantum fiziğine Gladyo

15:43 - DENİZLERİMİZ DOSYASI : TARİHİN FIRTINALI SAYFALARINDAN * ERTUĞRUL FIRKATEYNİNİN TRAJİK YOLCULUĞU – (Bölüm I – II – III – IV)

22:30 - GLADYO DOSYASI /// Hikmet Çiçek : BİR GLADYO OPERASYONU KIZILDERE VE SAMANLIKTA SAKLANANLAR !!!

14:15 - KONTRGERİLLA DOSYASI : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU “YEŞİL” KOD ADLI MAHMUTT YILDIRIM İLE İLGİLİ 40 YILLIK SIRRI AÇIKLIYOR

09:18 - DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NUN VERDİĞİ BİLGİLER İLE İSTANBUL’DA 2 UYUŞTURUCU ŞEBEKESİ ÇÖKERTİLDİ. İŞTE YAZIŞMALAR !!!!!

08:09 - TAZİYE MESAJI : Teröristler tarafından döşenen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu UZM. ÇVŞ. YUNUS EMRE YALMAN adlı askerimiz Şehit oldu. 1 askerimiz yaralandı.

19:00 - TAZİYE MESAJI : Tunceli’de Eren- 7 Operasyonunda yaralanan Jandarma Uzman Çavuş Burak Tortumlu hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

18:22 - AK PARTİ DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Erdoğan’ın Abisi İsmail Kahraman’ın Başkenti Neresi ???

18:17 - GÜNDEM ANALİZİ /// MÜYESSER YILDIZ : 82’nci Vilayetimiz Kerkük “Bölücü Kebapçılardan” Daha Mı Önemsiz ???

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

ERMENİ SORUNU VE TERÖRÜ & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI & ERMENİ DİASPORASI

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// KENAN MUTLU GÜRSES : ERMENİ DİASPORASININ ŞAKLABANLIĞI (III)

ERMENİ SORUNU VE TERÖRÜ & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI & ERMENİ DİASPORASI
Bu haber 18 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


KENAN
MUTLU GÜRSES : ERMENİ DİASPORASININ ŞAKLABANLIĞI (III)


 31 Temmuz 2020





Ermenilere ve de hiçbir milletle, Türk milletinin düşmanlığı söz konusu yapılamaz.
Ancak Ermenilerin mitolojik dönemden başlamak üzere, kurguladıkları vatan ve
millet olma iddiaları ya gerçek dışıdır, ya iddiaları eksiklik, çarpıtmalarla
doludur ya da tarihin her döneminde mağduriyetlerin arakasına saklanmaya
çalışmışlardır. Ermeni tarihini yazanların din adamı oluşu, antik çağdan
yaptıkları aktarmalar da hemen hemen her bulundukları ve de sonradan gelip
yerleştikleri bölgeleri Ermenistan olarak adlandırmaları, tarihi gerçeklerle
bağdaşmamaktadır. Bir yerde kilisesinin, sinagogun, havranın, patrikhanenin,
manastırın var olması, o toprakları dini aidiyetlere bağlı toplumların ülkesi
yapmaz. Günümüzde, içinde farklı dinlere ait ibadethaneleri barından
şehirleri, ülkeleri hatırlayınız… Meseleyi günümüzden antik çağa, semavi dinlerden
mitolojiye taşırken, aynı gerçekle yüz yüze geliriz. Ermenilerin mitolojik
tanrılarımız dedikleri, sadece Ermenilere değil, o dönem o bölgede yaşayan
toplumlara ait olmalıdır.


 Yazıma başlarken belirttiğim gibi “Diaspora
Ermenilerinin bitmeyen yalanları, iftiralar, bunları destekleyen, teşne olan
emperyalist güçler ve onların güdümünde hareket eden devletçikler.
Ermenilerin,  dünyanın farklı bölgelerine savrulmuş olduklarını, hangi
ülkede, hangi sayıda yaşadıklarını, söz konusu ülkelere göç nedenlerini biraz
uzun olsa da kalemim döndüğü kadarıyla anlatmaya, satır başları ile de olsa,
tarihin derinliğine teolojiye, ilahiyata ve mitolojiye bakarak bazı iddialara
da dikkatinizi çekmeğe çalışacağım”
 demiştim…
Bakalım, Ermenilerin mitolojik inanç dünyaları nasılmış?


 “Erken Ermeni kaynakları Ermenilerin Hıristiyanlığı kabulleri
sonrasına dayanmaktadır ve V. Yüzyıla tarihlendirilen eserlerdir. Bunların
başlıcaları H’orenatsi ve Agat’angeğos’un tarihleridir. Putperest Ermeni
Tanrılarının bir panteon oluşturduğu ve panteonda Tanrıların babası Aramazd’ın
en etkin olduğu, Ermenilerin başta İran olmak üzere çevre kültürlerden
etkilendiği, tanrılara ait kültün Erzincan, Muş ve Erivan çevresinde diğer
yerlere göre daha baskın olduğu sonucuna varılmıştır.


İkincisi ise son asırlarda yapılan Ermenilerin Hıristiyanlık öncesi
dinlerine dair paganizm, mitoloji konulu araştırmaların konuyu karmaşık hale
getirmiş olmasıdır. Bu araştırmaların çoğunluğu erken Ermeni kaynaklarının bir
kısmının verdiği bilgiler ve çevre kültürlere ait inançlardan hareketle
oluşturulmuştur. Oysa günümüzde erken Ermeni kaynaklarının bütün yazma ve basma
nüshalarının karşılaştırmalı yayınları yapılmıştır. Ermenilerin Hıristiyanlığı
kabulü Aziz Grigor’un faaliyetleri sonucunda Kral Trdat ve halkın çoğunluğunun
toplu olarak din değiştirmeleriyle gerçekleşmiştir. Ermeni putperestliği
temelde Hint-Avrupa kökenli dini geleneklerle, İran dinleri, Hint dini, Yunan
dini ile ilişkili olarak ele alınmıştır. Ayrıca Ermenilerin yaşadığı coğrafya
ile ilgili olarak Urartular, Babil merkezli Sümer-Akkad dinleriyle
ilişkilendirilmişlerdir. Putperest Ermenilerin tanrılarına dair en genel ve
temel bilgiyi kendisini kralın yazıcısı olarak takdim eden Agat’angeğos
vermektedir. Buna göre İran kralı Hüsrev (II, 279-287), başarılı bir baskın
sonrası Sasani hâkimiyetindeki Ermeni coğrafyasına döndüğünde tanrıların
putlarına ait olan tapınakların yedi sunağına (yevot’n bagins mehenitsn)
adaklar tertip edilmesini ferman buyurur. Burada yedi tanrı ve tapınağı
kastedildiği düşünülürse Aramazd, Anahit, Mihr, Nane, Tir, Barşamin ve Astğik
olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Vahagn’ın Aştişat’taki Vahevanyan isimli
tapınağını Agat’angeğos sekizinci tapınak diye tanımlamaktadır. Ancak verilerin
işaretlerinden faydalanıldığında Aramazd’ın baba tanrı, göksel tanrı olduğu ve
Deus’un dönüşmüş hali olduğu anlaşılmaktadır. Tanrısal doğumun ikinci düzeyine
Anahit’in sıfatları işaret etmektedir. O, Ana Tanrıça ’dır ve Aramazd’dan
doğmuştur. Aramazd’ın oğlu Mihr ve kızı Nane ise sonraki tanrısal nesildir.
Vahagn, Astğik ve Barşamin panteondaki yerlerini sonraki bir süreçte almış
gibidir. Bir üçlemede savaş tanrısı Vahagn ve onun sevgilisi aşk tanrıçası
Astğik arasında ana tanrıça Anahit’e yer verilmesi göksel doğumun farklı bir
nesline işaret kabul edilebilir. Aramazd-Anahit-Vahagn ve Vahagn-Anahit-Astğik
üçlemeleri dikkat çekmektedir. Bu üçlemelerden tanrılara panteonda, farklı
tanrısal hiyerarşiler ve görev dağılımları yüklendiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla Tanrı ve tanrıçaların sunakları ve/veya tapınakları çeşitli
bölgelerde farklı tanrıları öne çıkaran kompleks sunaklardan veya tapınaklardan
oluşan yapılar halinde bulunmaktadır. Putperest Ermenilerin yaşadıkları
coğrafyanın Erzincan, Muş ve Erivan çevreleri tapınak ve tapınım itibariyle
merkezi konumdadır. Erzincan ve çevresinde Anahit, Muş ve çevresinde Vahagn ön
palana çıkmaktadır. Aras boylarında Artaşat ve çevresindeki Ermeni
başkentlerinde ise en belirgini Aramazd’dır. Ancak Aramazd’ın bu öne çıkışı
bütün bölgelerde etkin olması ile ilişkilidir. Aramazd’a her bölgede, her
başkentte tapınılan bir tanrı olması ‘tanrıların babası’ sıfatının anlamını
ortaya koymaktadır. Kraliyet üyelerinin Aramazd’a diğerlerine göre daha fazla
ilgi göstermeleri de Tanrıların kralı olduğunun işareti sayılır. Putperest Ermenilerin
hem zikri geçen üç bölgede hem de başka yüksek yerleşim yerlerinde, özellikle
ırmak yakınlarında içlerinde tanrılara adanmış sunakları, çevresinde hibe
edilmiş vakıf arazilerinin bulunduğu tapınakları vardı. Tapınaklar başkahin
(k’rmapet) ve kâhinlerce (k’rum) idare edilirdi. İfade edilmesi gereken başka
bir husus da farklı tanrılar olduğu metinde belli olmayan Amanor ve Vanatur
diye isimlendirilen tanrılardır. Bu isimlerin isimleşmiş, isim haline gelmiş
sıfatlar olduğu, kaynaklarda zikredilen sekiz tanrıdan Aramazd ve Anahit’i
tanımlamak için kullanıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Ermeniler Hıristiyanlığı
toplu olarak kabul ettikleri IV. Yüzyıl başlarından itibaren kademeli bir
şekilde Putperest inançlarını ve geleneklerini değiştirdiler. IV.-V. Yüzyıllarda
kilise kültürlerinde eski inançlarının izleri belirgindi.


Hıristiyanlık öncesi Ermeni tanrılarından öne çıkanı Aramazd’dır. Klasik
metinlerde Aramazd ismi Ormizd şeklinde de ifade edilmiştir. Birincisi daha
yaygın bir kullanıma sahiptir. Her iki şekilde de İran tanrısı Ahura-Mazda ile
isim benzerliği dikkat çekicidir. Ahura-Mazda: İran’ın her şeyi bilen yüce
yaratıcı tanrısıdır. Sonradan Ohrmazd şeklinde de adlandırılmıştır. Sonra
iyilik tanrısı olup kötülüğü temsil eden Ahriman’a karşı mücadelesini
kazanacağına inanılmaktadır. Altı Ameşa Spenta onun tarafından yaratılmıştır.
Eski İran’da Pers kraliyet ailesi ile Ahura-Mazda arasında bir ilişki
kurulurdu. Ahura-Mazda’nın ismi hürmüz, hormuzt biçimlerine de dönüşmüştür.
Yeznik Koğbatsi, Zurvanizmi eleştirdiği kitabında Ahura-Mazda’nın ismini Ormizd
(Ormzd) şeklinde ifade etmiştir. Yunan tanrısı Zeus’un bir ismi olan Jupiter
(İupiter, Zeus pater) Aramazd şeklinde çevrilmiştir. Aramazd (zbaginn Zevs
ditsn Aramazday=tanrı Aramazd’ın Zeus sunağı)  şekillerinde tanımlanmış
bir isimle bahsedilmiştir. Bu isimler doğrudan Aramazd’ı tanımlayan isimler
değildir. Özellikle ‘tanrı Aramazd’ın Zeus sunağı’ ve ‘Olimpus’a ait Zeus
heykeli’ şeklindeki tanımlardan ilki sunağın Zeus’a ait olduğunu, onun heykelinin
sunağa yerleştirildiğini ve bu Zeus sunağının da Tanrı Aramazd’a adandığını
göstermektedir. Yunanistan’dan getirilen heykelin bu şekilde tanımlanması
anlamlıdır. İkincide ise doğrudan heykel tanımlanmakta ve bu heykelin Olimpus
tanrısı Zeus’a ait olduğu vurgulanmaktadır. Aksine farklıdırlar, ancak
Ermeniler özellikle sanatsal anlamda, kültürel olarak etkilenmişler ve Ermeni
tanrılarının özellikleri ile benzerliği bulunan Yunan tanrılarının heykellerini
kendi tanrılarının tapınaklarına yerleştirmişlerdir. Aramazd Zeus ile
eşleştirilirken özellikleri de etkin olmuştur. Aramazd’ın temel sıfatı
‚tanrıların babasıdır. Dolayısıyla Yunan tanrılarının babası Zeus ile
özdeşleştirilmesi manidardır. Zeus isminin erken Ermeni kaynaklarında
kullanılan biçimlerinden biri de Dios’tur ve Ari gelenekteki gök tanrısı Dieus
(Hintlilerde Dyaus) ile benzerliği dikkat çekicidir. Bu kullanımda, aynen
İran’da olduğu gibi, daevaların kötü güçlere dönüşmesinin izlerini görüyoruz.
Ancak uzak geçmişte birlikteliklerini gösterir niteliktedir. Bununla beraber
İran etkisinin daha baskın olduğuna da işaret etmektedir. Bu meyanda Anahit,
büyük ve asil Aramazd’ın evladı‛ (tznund=ondan doğmuş anlamında), tanrıça Nane
Aramazd’ın kızı (dustr), tanrı Mihr Aramazd’ın oğlu (vordvoyn Aramazday), tanrı
Tir Ormizd’in yazıcısı, Divan diye isimlendirilerek tanımlanmışlardır. Burada
ilginç olan bir nokta da tanrıların babası Aramazd’dan doğmuş ana tanrıça Altın
Ana Anahit’tir. Hem ana hem de Aramazd’ın evladı diye nitelenmesi çelişik gibi
dursa da tanrıların göksel doğumuna, insan aklının mitolojide tanrılara göksel,
ruhsal bir dünya ve yaratılış, başlangıç kurgulamasıyla paralellik arz etmekte
ve tanrısal dünyanın biçimlenmesinin işaretlerini taşımaktadır. Bu tanrısal
doğuma ilişkin Ermeni mitolojisinin kayda geçirilmiş hali erken Ermeni
kaynaklarında bulunmadığı gibi başka bir şekilde de günümüze ulaşmış değildir.
Dolayısıyla bu mitolojik doğumun nasıl gerçekleştiğini bilemiyoruz. Ancak
burada işaretlerini görebiliyoruz. Bu durumda bu ilk doğumu, tanrısal-göksel
doğumun ilk nesli olarak düşünebiliriz. Muhtemelen sonraki doğumlar tanrısal
iki varlık ile birleşmeden tanrı çocuklar ürer ki tanrı Mihr ve tanrıça Nane bu
özelliğin izlerini taşımaktadır. Daha sonra ise kahramanlık tanrısı Vahagn ve
sevgilisi (odası) aşk tanrıçası Astğik gelmektedir. Tanrıların babası Aramazd
Ermeniler için tanrılar arasında önemli bir yere sahiptir. Kral Trdat (III,
287?- 330?) uyulmasını istediği bazı kurallara dair fermanının başında, halkını
selamladıktan sonra Aramazd’a bir teslis içerisinde yer vermektedir. ‚Yüce
gönüllü Aramazd’dan bereketli verimlilik; yüce hanımefendi Anahit’ten
koruyuculuk; cesur Vahagn’dan yiğitlik‛ dilerken onu en başta zikretmektedir.
İlk olarak Ani (Kemah)’deki Aramazd tapınağı tapınaklar içerisinde önemli bir
konuma sahiptir. Ani aynı zamanda Ermeni krallarının krallık mezarlığının
(gerezman) bulunduğu yerdir. İkinci bir husus da kralların halk içindeki
konumuna İran kralı Hüsrev (II, 279-287)’in Ermenilerin yaşadığı coğrafyadaki,
özellikle Erez (Erzincan) ve Ani (Kemah) bölgesiyle ilgili bilgilerin verildiği
yerde, tapınakların ‘ataları Arşakunilerin geleneksel ibadet Mezepotamya
Dinleri ile alakalı olarak Ardeşes’in Ani’de Majan isimli birini Aramazd’ın
başkahini olarak atamıştır. Ani’nin önemini ortaya çıkaran başka bir bilgi de
H’orenatsi’nin kaynak olarak yararlandığı tapınak tarihinin şiirlerinin
bestekârı şeklinde tanımlanan Olimpos isimli Anili bir kâhinin eserinden
bahsetmesidir. Bu ismin kim olduğuna dair bir bilgi olmamakla beraber hem kâhin
olması hem isminin Aramazd’ın sıfatı olarak ifade edilen Olimpos olması hem de
Anili olması dikkat çekicidir. Ayrıca Kral Trdat’ın zikri geçen fermanında
halkın iyiliği, refahı, huzuru, bereketi, esenliğinin tanrıların ve krallarının
yardımıyla gerçekleşeceği vurgulanarak kralların tanrısallığına işaret
edilmektedir. H’orenatsi’nin Sasani kralı Ardeşir (I, 226-241)’in Bagavan
(Bagrevand’da, Eleşkirt’te)’da Ormizd’in ateşini sürekli yanması için
düzenlediğini söylemesi Sasaniler idaresindeki bu yönetim değişikliği zamanında
Ermenileri baskı altında tutmaya çalıştıklarına işaret etmektedir. Bu da İran
etkisinin Ermeniler arasında hayat bulmasının örneklerinden kabul edilebilir.
En azından bu iki tanrının yakınlıklarına işaret eder. Aramazd’ın bahsi geçen
bu Bagavan’daki ateşi, orada onun bir tapınağının bulunabileceğini de gösterir.
Ancak onun tapınaklarına ilişkin erken Ermeni kaynaklarının çelişkiye meydan
bırakmadığı Ani’deki tapınağıdır. Bu iki tapınak yanında H’orenatsi,
Hripsimyanlar konulu hayiografide Pağat dağında (Başet Dağı, Van Gürpınar,
Güzelsu) Aramazd ve Astğik’in evlerinin bulunduğunu söyler. Ayrıca Armavir,
Bagaran (Akhuryan kenarı), sonrasında Artaşat’a taşınan Yunanistan’dan
getirilen heykeller arasında Aramazd’ınki de vardır. Bu bilgilere göre başka
bölgelerde de tapınaklar kurulduğu ve bu tapınaklarda Aramazd kültüne yer
verildiği akla yatkındır. H’orenatsi ise İran Arşakunileri ile Ermeni
Arşakunileri arasındaki ilişkiye geniş bir şekilde yer vererek akrabalıklarına
değinir. H’orenatsi Bizans İmparatoru Julian (361-363)’ın Ermenistan kralı
Tiran’a bir mektubunu aktarırken imparatoru Aramazd’ın oğlu diye tanımlar.
H’orenatsi, Gürcüler arasında tanrı Aramazd’a gökgürültüsü tanrısı olarak
ibadet edildiğini, bir putunun Kura nehri kıyısında bulunduğunu söyler. Tanrı
ilişkilerini düşündüğümüzde başkentlere tapınak inşa edilirken Aramazd’a
adanmış sunakların da bulunması diğer tanrılara göre daha yüksek ihtimale
sahiptir. Dolayısıyla Ermenilerin yaşadığı coğrafyada farklı yerlerde
tapınakları veya sunakları ile Aramazd kültünün yaşatıldığını söyleyebiliriz.
Tapınakların idaresinin k’urm denen kâhinlerce idare edildiğine dair bilgiler
vardır. Ani’deki tanrı Aramazd’a başkahin (k’rmapet) olarak krallık ailesinden
Majan diye birisi tayin edilmiştir. Daha sonra Majan sunaklar şehri Bagavan
(Bagrevand, Eleşkirt)’a başkahin iken öldürülür ve orada mezara yerleştirilir.
Başka bir yerde ise yine Anili bir kâhinden bahsedilmiştir. Bununla birlikte
krallık ailesi için önemi açık olan Aramazd’a ait Ani tapınağında krallık
sunularının yapılması anlamlıdır. Kralın zengin sunumları arasında ‚beyaz
tosun, beyaz koç, beyaz at, beyaz katır ya da domuz kurbanından bahsedilmesi bu
sunuların Aramazd’a da yapılabileceğini göstermektedir. Canlı kurbanlar yanında
cansız sunu olarak ‚altın ve gümüş ziynet, sırmalı ve püsküllü ipek kumaş,
altın taçlar, gümüş altarlar, kıymetli taşlarla süslü güzel vazolar, parlak
kumaşlar‛ takdim edilirdi. Bunun dışında Aramazd’la ilgili olduğunu
düşündüğümüz bir konu da Agat’angeğos’un yıllık festivalleri Navasard’dan
bahsettiği Amanor ve Vanatur diye iki tanrıdır. Yeni Mahsullerin Müsebbibi
Amanor (Anahit) ve Misafirperver Vanatur (Aramazd) Amanor ve Vanatur’u zikreden
tek erken Ermeni kaynağı Agat’angeğos’- un eseridir. Agat’angeğos bir defalığına
bahsederken ikisine de tanrı demiştir. Bu nedenle ilk bakışta bunların
diğerlerinden ayrı iki tanrı ismi olduğu izlenimi oluşmaktadır. Ancak
Agat’angeğos, ‘tanrılara ait yedi tapınak’ dedikten sonra bahsi geçen
tapınaklar ve tanrılarından bahsetmiştir. Sonra Vahagn’ın tapınağını sekizinci
diye ifade etmiştir. Dolayısıyla o sekiz tanrıdan bahseder. Amanor ve
Vanatur’un sekiz tanrıdan başka tanrılar olup olmadığı ise Agat’angeğos’ta açık
ve net değildir. Agat’angeğos, Amanor ve Vanatur’u tanrılar şehri (Ditsavan,
Bagavan) denen yerde kutlanan Navasard şenlikleriyle ve aziz şehitlerin kutsal
kemikleriyle ilişkili olarak vermektedir. Bu durumda Amanor ve Vanatur birer
tanrı ismi mi, yoksa diğer tanrılara verilen birer sıfat mı? Eğer tanrıların
sıfatı ise ikisi de aynı tanrının mı, yoksa ayrı tanrıların mı? Kaynaklarda bu
konuda açık bir bilgi yoktur. Eğer isim iseler ayrı tanrılardır. Sıfat iseler,
sekiz tanrıdan birisine ait olup isimleşmişlerdir. Amanor ve Vanatur’un ne
oldukları hakkında değerlendirilebilecek temel hususlar; sekiz tanrı ve
özellikleri, Ditsavan (tanrılar şehri) diye isimlendirilen Bagavan ve
Aştişat’taki Vahevanyan Tapınağı, üçüncü olarak da Navasard ve aziz şehitleri
anma törenine dönüştürülmesidir. H’orenatsi, yeni yıl anlamındaki Amanor
kelimesinin dönüşümüne ışık tutacak şekilde ‘amin noroy’ biçiminde
kullanmaktadır. Hivrınkal ise ‘misafir kabul eden’ anlamına geldiği gibi
Vanatur da Vanatrel fiilinden ‘misafirperver’ anlamındadır. Agat’angeğos’un
Bagavan’la ilişkili olarak tanrılardan bahsettiği metnin çevirisi şu
şekildedir: “O (Aziz Grigor) yeni mahsullerin müsebbibi tanrı Amanor (ve)
misafirperver tanrı Vanatur’un (Hivrınkal ditsn Vanatr) eskiden Navasard (Yeni
Yıl) şenliklerini kutladıkları aynı yerde bu yararsızlara (tanrılara) ibadet
zamanı olan günleri büyük bir festival ilan ettiği şehitlerin anısını kutlama
tarihine dönüştürdü. Büyük aziz Yovhanna ve Tanrı’nın aziz şehidi
At’anagine’nin anma töreni için toplanmayı, onların bayramlarını aynı şehirde
bu günde kutlamalarını” emretti. Aziz Grigor Aştişat’ta da benzer bir dönüşümü
gerçekleştirir. Zikri geçen azizlerin kemiklerini Vahevanyan tapınağını
yıktıktan sonra tapınakların en yükseğine dikmek ister.  Tapınaklar
yıkıldıktan sonra azizler için bir sunağın bulunduğu dinlenme şapeli inşa
edilir. Devamında Aziz Grigor Aştişat’tan ayrılırken başka yerlerde anma
törenlerini tesis etmek için azizlerin röliklerinden bir parça yanına alır.
Daha sonra ise Bagavan’da yeni kiliseler inşa edilir ve ardından Navasard
şenliklerinin dönüşümü gerçekleştirilir. Her ne kadar bu tarihsel süreç
dönüştürme faaliyetlerinin sürecine uygun olmasa da farklı tapınaklarda ve
şehirlerde farklı uygulamaların olduğuna işaret etmektedir. H’orenatsi ise
Navasard şenliklerinin ilk defa Ermeni krallarından Vağarş tarafından Bagrevand
eyaletindeki sunaklar şehrinde (Bagnatsn avani) tesis edildiğini
söylemektedir.  Bu durumda Bagrevand eyaletinde (Eleşkirt) Bagavan’da
tanrı Amanor ve Vanatur’un Navasard ayının ya da yeni yılın ilk gününde
kutlanan Navasard şenliği, Aziz Yovhanna (Vaftizci Yahya) ve aziz şehit
At’anagine’nin kutsal kemiklerinin yerleştirildiği bu şehirde onları anma
törenine dönüştürülmüştür. Dolayısıyla azizlerin kemiklerinden bir parça da
olsa yeni inşa edilen kiliselere, dönüşüm esnasında şehit olanlarla birlikte
anıt mezarları ve sunak şeklinde şapelleri inşa edilerek röliklerin manevi
gücünden faydalanılmak istenmesi doğaldır. Hem Ermenilerin kemiklerle, anıt
mezarlarla ilgili geleneklerine hem de Hıristiyan inançlarıyla bağdaşan
geleneklerine uygundur. Tapınaklar ve tanrılar ilişkisine baktığımızda bir
tapınak, belli bir tanrıya adanmış olsa bile başka tanrıların da orada tapınak
ya da sunağının olduğunu biliyoruz. Bu durumda Amanor ve Vanatur diye ifade
edilen isimleşmiş sıfatların hangi tanrılara ait olduklarını belirlemek üzere
tanrılar, tanrıların özellikleri, şehirler, şehirlerin özellikleri hususunda
kaynaklarımızın verilerini değerlendirmek yerinde olur. Vanatur’un bir tanrının
sıfatı iken isimleşmiş hale gelmesinin izleri, tanrıların babası Aramazd ismi
ve sıfatı olarak kullanılan ‚Misafirperver Vanatur‛ (Hivrınkal ditsn Vanatr)
tamlamasında kendisini göstermektedir. II. Makkabiler kitabında Zeus, eski
Ermenice Kutsal Kitaplarına Aramazd olarak çevrilirken bu sıfatın ‘yabancıların
koruyucusu’ anlamında kullanılmıştır. Ayrıca H’orenatsi’nin Sasani kralı
Ardeşir (I, 226-241)’in Bagavan (Bagrevand’da, Eleşkirt’te)’da Ormizd’in
ateşini sürekli yanması için Agat’angeğos, ‚Patmut’ivn Hayots‛, CXIX, s. 1702,
17n. Kutsal Kitap’ın Yunanca’dan Grabar Ermeniceye çevirisinde, II. Makkabiler
6:2’de Zeus aynı kelimelerle çevrilmiştir. Tam olarak ‘hivraser Ormzdakan
dits’n vanatri’ şeklindedir. Yunan tanrısı Zeus’un bir ismi olan Jupiter
(İupiter, Zeus pater) Aramazd şeklinde çevrilmiştir. Ancak bu iki ismin metinde
ayrı iki tanrıyı ifade etmesi Aramazd dışında bir tanrı veya tanrıçayı
irdelemeyi gerektirmektedir. En uygunu Ana tanrıça Anahit’tir. Çünkü Amanor’un
özellikleri daha çok Ana tanrıçayı hatırlatmaktadır. Altın Ana Anahit’in hayat
veren (dirilten), topraklara verimlilik veren ve bu şekilde yaratan sıfatları
onunla ilgili olabileceğini göstermektedir. Yeni mahsullerin müsebbibi
sıfatının Altın Ana Anahit ile ilgili olması daha belirgindir. Bu durumda
Ağustos’taki yeni yıl kutlaması Meryem Ana Yortusuna dönüşmüş olabilir. Yani
Tanrıça Anahit’in günü başka bir dişinin, İsa Mesih’in aziz annesi Meryem
Ana’nın gününe dönüşmüştür. Dönüşüm aşamalı gerçekleşmiş; önce aziz şehitleri
anma günü, daha sonra da Meryam Ana günü olmuştur. Ermeni Kilisesi’nde bu dönüşüm
sonra düzenlenmiş ve kutlama Ermeniler arasında her yere yayılmıştır. 
Sonuç olarak Amanor ve Vanatur, isim haline gelmiş sıfatlardır. Vanatur
Aramazd’a ait sıfattır, Amanor ise Anahit’e aittir. Tapınak şehri Bagavan ile
ilgili düşündüğümüzde Ermeni krallarının tapınak merkezlerinden olan bu şehrin
tanrıların babası Aramazd’ın da tapınak şehri olması Aramazd ile krallık ailesi
arasındaki ilişkiye de uygundur. Bu nedenle Aramazd’ın Bagavan’da Navasard
şenliklerinin kutlandığını söylemek yerinde olur. Anahit’in ise Bagavan’da bir
tapınağı olduğuna dair bilgi yoktur. Ancak onun başkentlere heykellerinin
yerleştirildiğini biliyoruz.


Altın Ana Anahit Putperest Ermeni tanrıları arasında, eğer bir panteondan
bahsedilecekse, Aramazd’dan hemen sonra Anahit ikinci sırada gelmekteydi. Fakat
erken Ermeni ve Yunan kaynaklarında en dikkat çeken, dolayısıyla halk arasında
da en çok ilgi gösterilen şüphesiz Anahit idi. Anahit ismi H’orenatsi’de Yunan
mitolojisindeki Artemis ile bir tutulurken, Strabon’da Anaitis şeklinde
geçmektedir. Eski İranlıların verimlilik, su ve hayat veren tanrıçası
Anahita’nın ismiyle benzerliği dikkat çekicidir. Bu isim benzerliğini sadece
benzerlik olarak değerlendirmek yetersiz olur. Zira mesela Strabon’un zihninde
bu ikisi aynı tanrıçadır. O, Armenialıların Partların taptığı her şeye
taptıklarını da söylemeden geçemez, Armenia’da yaşayan insanların dinlerinden
bahsetmek yerine İranlıları bilmek onları da bilmek anlamına gelir diye
değerlendirmiş gibidir. O, yüce hanım efendi, Ermenilerin şanı ve kurtarıcısı
(ketsutsiç=hayat veren, dirilten, özgürlük veren), bütün kralların özellikle
Greklerin şerefi, bütün faziletlerin anası, bütün insanlık âleminin
bağışlayıcısı, yüce ve asil (metzin ari) Aramazd’ın evladıdır (tznund=doğmuş
olan). Anahit’in bu özellikleri ana tanrıça olduğunu göstermektedir. Aynı
şekilde Ermenicede İsa Mesih de aynı kelime ile nitelenir. Onun doğum yortusu
tznund diye isimlendirilmiştir. Burada kelimeye yüklenen anlam tanrıdaki
cinsiyetin sembolik olduğuna işaret eder. Dolayısıyla Anahit’in Aramazd evladı
olması ancak mitolojideki tanrısal, göksel yaratılış dünyasına matuftur. Altın
Ana Anahit iki farklı üçlü tanrılar arasında zikredilmiştir. Bunlardan birncisi
‚Yüce gönüllü Aramazd’dan bereketli verimlilik; yüce hanımefendi Anahit’ten
koruyuculuk; cesur Vahagn’dan yiğitlik‛ dilerken ikinci sırada yer
verilmektedir. İkinci olarak Aştişat’taki Vahevanyan tapınağındaki üçlü
sunaklar içerisinde yer verilmektedir. Burada onun ismi, Anahit
zikredilmemektedir. İlk olarak Vahagn’dan, ikinci olarak ‚ Anahit ve
sunağından, üçüncü olarak da Astğik’den ve sunaklarından bahsedilmektedir.
Anahit’in özelliklerini haiz bir tanrıçaya iki sevgili Vahagn ve Astğik
arasında yer verilmesi manidardır. Zira ana tanrıça ile birlikte zikredilmesi bunların
göksel doğumdaki ilişkisine matuf olmalı. Böylece sırasıyla cesaret, verimlilik
ve aşk tanrıları birlik içerisinde verilmiştir. Anahit tapınaklarının
Ermenilerin yaşadığı birçok yerde olması akla yatkındır. Onun tapınaklarından
birisinin Tokat Zile (Zela)’de olduğunu Strabon’dan öğrenmekteyiz. Strabon onun
ikinci bir tapınağından daha bahsetmektedir. Bu tapınak Akilisen’de (Erez,
Erzincan) bulunan ünlü tapınaktır. Erez’deki tapınağa erken Ermeni
kaynaklarında da Anahit’le ilgili olarak ilk sırada yer verilmektedir.
H’orenatsi Yunanistan’dan getirilen Artemis heykelinin Erez’e ikinci heykel
olarak dikildiğini söylemektedir. Bu bilgi de Erez’in Anahit kült merkezi
olarak önemini göstermektedir. Aramazd için Ani’nin ön plana çıkması gibi
Erez’deki tapınak da Anahit için merkezi konumdadır. Bu bölge Anahityan bölgesi
diye ünlenmiştir. Kral Trdat Erez’deki Anahit tapınağına kendi sunumlarını
yaptıktan sonra Aziz Grigor’dan da takdimeler ister. Sonra Fırat nehrinin
kollarından birinin (Gayl nehri, Lycus) yakınında dağ yamacında olan bu
tapınağa sunumları biter ve aşağı, nehrin kıyısına iner, karargâh kurarlar. Bu
da tapınakların su kenarında ve yüksek yerlere yapıldıklarını
göstermektedir.  Başka bir yerde Ermeni krallarının tapınma mahalli olduğu
vurgulanan Erez’deki Anahit tapınağında onun sıfatına uygun bir ifadeyle altın
putunun olduğu zikredilmektedir. Kralların değer verdiği bu tapınak krallık
sunularının yapılmasından dolayı altın ve gümüşle dolu zengin bir tapınaktır.
Anahit heykellerinin sadece altından yapılmadığını biliyoruz. Odun, taş, altın,
gümüş ve bronz gibi malzemelerden insan eliyle yapıldıkları ve insana
benzediği, ağızları, gözleri, elleri ve ayakları olduğu Aziz Grigor’un
sözleriyle Agat’angeğos tarafından aktarılmaktadır. Üçüncü bir tapınağı
yukarıda zikri geçen Aştişat (Taron, Muş)’taki tanrı Altın Ana’nın Altından
Binası (Voskehat Voskemavr dits) diye isimlendirilen sunağının bulunduğu
tapınaktır. Erken dönem kaynaklarda bahsedilen diğer bir Anahit tapınağı
Artaşat’taydı. H’orenatsi Kral Artaşes (II)’in Lydia kralına karşı savaşından
dönerken Asya’dan getirdiği bronzdan yapılmış ve altın kaplanmış heykeller
arasında Anahit (Artemis) heykeli de vardır. Bu önce diğer heykellerle birlikte
Armavir (Erivan’ın Güney doğusunda)’e yerleştirilir. Daha sonra Armavir’den
Bagaran’a (Ahuryan kolunun sağında), oradan da Artaşat’a taşınır.
Agat’angeğos’tan bu tapınağın Artaşat’ta Yerezamoyn denen yerde olduğunu
öğrenmekteyiz. Bu tapınak ağaçtan yapılmış, ama görkemli bir tapınaktır. Aziz
Grigor ve adamları tapınakları yıkarken burayı yakmışlardır. Şüphesiz
Hıristiyanlık dönemine ait erken Ermeni kaynaklarında zikredilmeyen başka
Anahit tapınakları ve sunakları da vardı. P’avstos Buzantsi, Nahat’ın tahtı
(at’or Nahatay) ismi verilen bir dağdan bahsetmektedir. Bu dağın Anahit kültüne
işaret etmesi pek muhtemeldir. Dağların tanrıların meskeni olduğu bilinen bir
husustur. Bu dağın taht, yani makam, ikâmetgah olarak zikredilmesi o dağın
bölge halkının zihninde Anahit’le bütünleştiğini göstermektedir. Dolayısıyla bu
dağda bir Anahit tapınağının bulunması akla uygundur. Kral Trdat, Erez’deki
tapınağa Agat’angeğos’un yakışık almayan fiil diye nitelediği kurban (zoh)
sunularını gerçekleştirir. Hangi tanrıyla ilgili olduğu belli olan açık
bilgiler arasında en fazlası Anahit ile ilgili olanlardır. Bahsi geçen
Erez’deki Kral Trdat’ın sunumu sonrasında Aziz Grigor’dan Anahit heykeline taç
ve kalın ağaç dallarından sunularla onu yüceltmesi istenir. Bu da gösteriyor ki
Anahit’e cansız kurban sunuları yapılmakta ve heykeli süslenmekteydi.


Artaşat’taki tapınağı Aziz Grigor tarafından yakılıp yıkıldıktan sonra
zengin bağışları ve arazileri kiliseye vakfedilmiştir. Anahit tapınımı
içerisinde onun esenlik verici, koruyucu, hayat veren sıfatlarına uygun, onlara
paralel bir kurban sunumunu H’orenatsi aktarmıştır. Buna göre bir hanedan
lideri hastalanan kral Ardeşes için iyileşme ve uzun bir yaşam istemek üzere
Erez’deki Anahit tapınağına dilekler göndermiştir. “Yeni mahsullerin müsebbibi
tanrı Amanor” sıfatının Anahit’e ait olmasının diğer tanrılara göre daha
muhtemel olduğunu ifade etmiştik. Dolayısıyla Bagavan’da bir tapınağının
olduğunu ve burada yeni mahsullerin, yeni yılın kutlandığı Navasard
şenliklerinin onunla da ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Buradan onun adına
yıllık kutlamaların da yapıldığı anlaşılmaktadır.


Aramazd’ın Oğlu Mihr Erken Ermeni kaynaklarında Putperest Ermeni
tanrılarından Mihr ile alakalı veriler çok değildir. Onun ismi Agat’angeğos’ta
bir defa zikredilmektedir. Bu da Mihr tapınağı (mrhakan mehean)  tamlaması
ile geçmektedir. Tanrı Mihr’in ismi kaynaklarda İran tanrısı Mithra için de
‘Mihr’ biçiminde kullanılmaktadır. H’orenatsi, İran kralı Şapuh’un Ermeni Kralı
Agat’angeğos’un eserinin farklı nüshalarında Mrhakan şeklindeki ona aitlik
bildiren kelime Mrhakan, Mehrekan ve Srhakan biçimlerinde geçmektedir. * Mithra
(Mitra): Eski İran’ın dostluk ve güneş tanrısıdır. Yüce tanrı ile insan
arasındaki aracı varlık olarak da kabul edilmiştir. O güneş kaynaklıydı ve
güneşin özellikleri olan güç, hakikat ve bilgiye sahip tanrı olarak görülürdü.
Mitra ile güneş yan yanaydı, arkana, Tiran’a mektubunda büyük tanrı Mihr’e
(Mihr metz Astuatz) güvendiğini belirtirken bu şekilde kullanır. Bununla
birlikte o, Ermeni tanrısı Mihr’i Yunan tanrısı Hephaistos’un ismiyle zikretmiştir.
Kaynaklarımız onun sıfatları ve özellikleri hakkında bir şey söylemezler. Ancak
eski İran tanrısı Mithra’nın güneşle ilişkisinden dolayı Mihr’in de aynı
özellikleri taşıdığı düşünülmüştür. Tanrı Mihr’in güneşle ilişkisine dair
ipuçları en erken Ksenephon’un Armenia’da karşılaştığı insanların güneş tanrısı
için kurban edilen at yetiştirdiklerinden bahsetmesidir. Bu atları büyük kral
için vergi olarak yetiştirdiklerinden İran kralı ve İranlıların tapınımıyla
ilgili olsa da bu bilgi Armenia halkının da bir şekilde güneş kültüne
karıştıklarını göstermektedir. Ermenicede güneş (areg, aregak, arev) anlamında
Mihr kelimesi de kullanılmıştır. Ayrıca erken Ermeni kaynaklarında tanrı
Mihr’in ismini çağrıştıran birçok Ermeni şahıs isimleri (Mihran, Mihrdat, Mihrnerseh,
Mihrşapuh, Mehrujan vb.) bulunmaktadır. XV. Yüzyılda dahi izlerine rastlanan
Arevordiler (Güneş oğulları) erken dönem Ermeni dini hareketlerindendir.
Arevordilerin putperestlik dönemine dayandığı düşünülmüştür. Onun kutsal
hayvanı boğaydı. Arek ismi eski Ermeni takviminin sekizinci ayına isim
olmuştur. Ancak yararlandığımız erken Ermeni kaynaklarından putperest Ermeniler
ve İranlıların dinlerinden bahsedilen yerlerde güneş tapınımına ilişkin
ifadelerde areg, aregak ve arev kelimeleri kullanılmıştır. Ermeni takviminde
Areg isimli sekizinci ayın tanrı Mihr’le alakalı görülmüştür. Ayrıca her ayın
ilk günü güneşe (Areg, Aregak), sekizinci günü ise tanrı Mihr’e tahsis
edilmiştir. Bu nedenlerle tanrı Mihr ateş ve güneş tanrısı diye
vasıflandırılmıştır. Buradan hareketle Ermeniler arasında günümüze kadar devam
eden, ateş yakılarak etrafında dönüldüğü, yeni çiftlerin üzerinden atladığı
vakit çocuklarının hurilere (ateş çocuklarına) benzeyeceği, böylece
kötülüklerden arınılacağına inanılan on dört şubat kutlamaları (Terıntas;
kilisede Rabb’in sunuluşu, Tear’nındar’ac) ile de ilişkilendirilmiştir. Bütün
bu ilişkilendirmeler Mihr’in ateş ve güneş kültü ile alakalı bir tanrı olduğuna
işaret eder. Tanrıların babası Aramazd’ın oğlu Tanrı Mihr’in tapınaklarına ilişkin
erken Ermeni kaynaklarında yine tek bilgi vardır. Agat’angeğos’a göre onun
tapınağı Dercan (Tercan) eyaletinde Bagayaric’ (Bagariç, Pekeric) diye
isimlendirilen köydedir. H’orenatsi bunu desteklemektedir. Ona göre kral
Ardaşes (II)’in Yunanistan’dan getirdiği ve ölümü sonrasında Ani (Kemah)
kalesine götürülen heykeller arasında Hephaistos’unki, yani Mihr’inki de
vardır. Sonra Kral Tigran tapınaklarla ilgili yaptığı düzenlemede Hephaistos
heykelini Bagayar ic‘’te diker. Bagayaric’ Tapınağı dışında başka bir Mihr
tapınağı veya sunağından kaynaklarımızda bahsedilmemektedir. Ancak H’orenatsi
Yunanistan’dan getirilen heykellerden bahsederken ‘diğer heykeller’ diye
isimlerini zikretmeden verdikleri arasında onunkinin de olması akla yatkındır.
Kaynaklarımızın ‘atalarının tapındığı’ şeklinde bahsetmeleri de bunu
desteklemektedir. Bu heykeller krallık başkentleri dediğimiz bölgede önce
Armavir (Erivan’ın Güney doğusunda)’e yerleştirilir. Daha sonra Armavir’den
Bagaran’a, oradan da Artaşat’a taşınır. Günümüzde ayakta olan ve yontma
taşlardan yapılmış olan Gar’ni tapınağının güneş tanrısına, Mihr’e adanmış
olduğu düşünülmektedir. Gar’ni tapınağının M.S. I. Yüzyılda Trdat tarafından
yapıldığı ileri sürülmektedir.  Kaynaklarımızdan H’orenatsi, tapınaktan
bahsetmez, ancak Gar’ni Kalesinin Trdat tarafından taş ve demir ile inşa
edildiğini söyler. Mihr tapınaklarında tapınım şekillerinin nasıl olduğuna dair
erken Ermeni kaynaklarımız bazı ipuçları verir. Ancak bunlar genel bilgilerdir.
Agat’angeğos, Bagayaric Tapınağında başka tesislerin olduğunu ve bunların
yıkıldığını, hazinelerinin yağmalanıp fakirlere dağıtıldığını ve kiliseye
vakfedildiğini söylemektedir. 


Aramazd’ın Kızı Nane Tanrıça Nane hakkında erken Ermeni kaynakları çok
fazla bilgi vermezler. Onun ismi Agat’angeğos’ta Nane şeklindedir. H’orenatsi
ise onu Yunan tanrıçalarından Athena ile eşleştirmektedir. Nane’nin
sıfatlarından bahsedilmemekle beraber tanrıların babası Aramazd’ın kızı olduğu
belirtilmiştir. Aramazd, Anahit, Mihr üçlüsüne ait verilerin uyandırdığı
tanrılar panteonunda göksel doğumların Anahit’in doğumu sonrasındaki nesilden
olmalı. Tanrı Mihr ile birlikte karşıt cinsi oluşturması muhtemeldir. O
çoğunlukla Mezopotamya tanrıları ile Sümer, Akkad ve Babil ilaheleri ile
ilişkilendirilmiştir. Savaşçıların ve bakirelerin koruyucusu  (P’avstos
Buzand Gar’ni kalesinin başkent olduğunu söyler.)(Sümer-Akkad kökenli olduğu
ileri sürülen Nane’nin Hint-İskit sikkelerindeki Nanai’nin çifti olduğu da
söylenir. Ayrıca Nane’nin İran asıllı olmadığını belirtenler de vardır.)
olduğunu söyleyenler olduğu gibi zekâ ve sağlıklı düşünce tanrısı diyenler de
vardır. Aramazd’ın kızı Nane’nin tapınağı Erez’deki Fırat’ın kollarından Gayl
nehrinin yukarısında dağın yamacında bulunan Anahit tapınağının karşısında,
nehrin diğer tarafında idi. Çünkü Aziz Grigor tapınakları yıkarken önce Erez
Anahit tapınağını yıkar ve nehirden karşıya geçerek Til kasabasındaki Nane
tapınağını yıkmaya giderler. Onun tapınağı yıkıldıktan sonra ise Bagayaric’
Mihr tapınağını (Tercan’da) yıkmaya giderler. Sırasıyla Tordan Barşamin, Ani
Aramazd, Erez Anahit, Til Nane, Bagayaric Mihr tapınaklarını yıktıkları
düşünülürse batıdan doğuya doğru bir yürüyüşle yıkım işi yapılmaktadır.
Dolayısıyla Anahityan denen bölgededir onun tapınağı. H’orenatsi ise bu Til Nane
tapınağını destekleyen bilgiler vermektedir. Ardeşes’in Yunanistan’dan
getirdiğini söylediği heykeller arasında Nane ile ilişkilendirilen Athena’nın
heykeli de vardır. Bu heykeller önce Ani (Kemah) kalesine yerleştirilir. Kral
Tigran (II) Ardeşes’in ölümünden sonra kral olunca ilk iş olarak tapınaklar
inşa etmek ister. Ancak Yunanistan’dan getirdiği kâhinler, ülkenin çeşitli
bölgelerine yerleştirilmelerini istediklerinden H’orenatsi’nin dediğine göre
kehanetlerle tanrıların çok yere yerleşmek istediklerini belirtirler. Bunun
üzerine tanrılara ait heykeller farklı yerlere yerleştirilir. Tigran, Athena
heykelini Til’e yerleştirir. Agat’angeğos’tan tanrıça Nane’nin Til tapınağı ile
Erez Anahit tapınağının hazinelerinin birleştirilerek topraklarıyla birlikte
kilisenin hizmetkârlarına vakfedildiğini öğreniyoruz.


Aramazd’ın Divan’ı Tir Aramazd’ın kâtibi, yazıcısı, yani Divan’ı tanrı Tir
(Dir)’in ismi Agat’angeğos’a göre bu şekildedir. H’orenatsi ise Helen etkisini
gösteren tanrıları isimlendirme usulünde onu Apollon ile ilişkilendirmiştir.
Tanrı Tir (Dir)’in ismi birçok biçimde insan ve yer isimlerinde yaşatılmıştır.
Tribaz, Trdat, Tiran, Tirots, Tiratur, Tirit’ gibi şahıs ve Tirakatur, Tirar’iç
gibi yer isimlerinde onun izine rastlanmaktadır. Ayrıca Ermeni takviminin
dördüncü ayı Tre (Dre) diye isimlendirilmiştir. Onun en belirgin özelliği
Agat’angeğos’un tanımladığı Aramazd’ın Kalem’i (Divan grçi Ormizdi) olmasıdır.
Tanrıların babası Aramazd’ın yazıcısı olması ise Aramazd’ın panteondaki
konumunu belirginleştirirken tanrı Tir’in yeryüzündeki tanrısal faaliyetlerde
etkili bir tanrı olduğunu da göstermektedir. Ermeniler arasında beddua
niteliğinde ‚groğı tani kez‛, yani yazgıcı götürsün seni denir. Bu sözün anlamı
şeytan götürsün seni şeklinde de olabilir. Geleceğe dönük bir anlam içeren bu
sözün de gösterdiği gibi Tanrı Tir’in yazgı, yani kader üzerinde etkin bir
tanrı olduğu anlaşılmaktadır. Eski İran’da zaman tanrısı Zurvan’ın isminin
anlamının baht (bah’t) olduğunu Aziz Sahak’ın öğrencilerinden Yeznik Koğbatsi’den
öğreniyoruz. Onun yazgıcılık özelliği anlaşılmaktadır. Ayrıca Zurvan’ın ismi
Drva şeklinde söylendiği de olmuştur. Tanrı Tir (Dir) bu özellikleriyle
Zurvan’ı çağrıştırmaktadır. Aramazd’ın Divan’ı Tir’in tapınağı Aras Nehrinin
kenarındaki başkent Artaşat’a yakın Yerezamoyn denen yerdeydi. Ardaşes (II)’in
Lydia kralına karşı savaşından dönerken Asya’dan getirdiği bronzdan yapılmış ve
altın kaplanmış heykeller arasında onunki de vardır. Vahuni ailesinden
başkahinler (k’rmapet) bu heykeli Artemis’inkiyle birlikte Armavir’e
yerleştirirler. Artaşat şehri kurulduktan sonra Bagaran’dan transfer edilen
heykeller arasında bu Apollon heykeli de zikredilir. Apollon heykeli şehrin
dışında yolun kenarına yerleştirilir. Zurvan: Eski İran dininde Ohrmazd ve Ahriman
öncesi var olduğuna inanılan ebedi zaman; zaman tanrısı. Zurvan en yüksek
ûluhiyete sahiptir. Zurvanizme göre Ohrmazd ve Ahriman yüce tanrı Zurvan’ın
çocuklarıdır. Yani o erdişidir, ilk müsebbibtir. Onunla ilgili özelliklerin
temel kaynaklarından biri Yeznik Koğbatsi’dir. Buna göre Zurvan bir oğul için
bin yıl kurban sunar. Sonra zihninden geçen bir şüphe kişileşerek Ahriman’ı
doğurur. Dünyanın kontrolü ona verilir. Diğer tarafta Zurvan’ın kurban
sunumlarıyla Ohrmazd doğar. Ahriman ile Ohrmazd arasındaki savaş başlar. Tanrı
Tir’in tapınağı krallık başkentlerinin bulunduğu bölgede olduğuna göre
muhtemelen kralların danışmanlığını yapan putperest kâhinlerin ikametgâhıydı.
H’orenatsi’nin eserinin bir nüshasında bir Mecusi kâhin rüyaları yorumlar. Aynı
unvan (yerazahan) tanrı Tir’e de verilerek onun rüyaların yorumcusu olduğu
belirtilir.


     Ejderha Terbiyecisi Vahagn Vahagn erken Ermeni
kaynaklarında en detaylı bilgilerin verildiği tanrıların başında gelir.
Agat’angeğos onun ismini bu şekilde verirken ejderha terbiyecisi (vişapakağ)
sıfatını da ekler.  İsmi, hem P’avstos Buzand hem de H’orenatsi tarafından
Yunan tanrısı Herakles (Herkül) ile aynileştirilmiştir. Herakles ile
aynileştirilmesine yol açan temel özelliği cesaret ve kahramanlık simgesi
olmasındandır. Kral Trdat halkından tanrılara daha saygılı olunmasını istediği
fermanında sözlerine tanrılardan dileklerle başlarken teslis içerisinde
Vahagn’dan cesaret dileğinde bulunur. H’orenatsi, Vahagn’ın tarihsel kişiliği
hakkında birisinden aktardığını söylediği bilgiler verir. Buna göre Vahagn kral
Tigran’ın çocuklarından üçüncüsüdür. O, babası büyük Tigran’ın ejderha anlamına
gelen Ajdahak’ı öldürüp Vişapazunları (ejderleri) tutsak ettiği gibi
ejderhaları yenip onları tutsak etmiştir. İnsanlar savaş esnasında Vahagn’ın
Herakles’in kahramanlıklarına benzer kahramanlıkları anlatan şarkılar
söylerler. H’orenatsi burada, Ermeni tanrılarına dair yazılı metinlere geçmiş
yegâne miti, ‚Vahagn’ın doğuşu‛ mitini kaydeder: Acı çekiyordu gök, acı
çekiyordu yer Acı çekiyordu erguvani deniz Ve denizde kızıl kamışçık. Kamışın
içinden duman yükseliyordu, Kamışın içinden alev yükseliyordu Ve alevden
fırladı kumral çocukçuk Saçları ateş, sakalı alevden Ve gözleri güneş”
H’orenatsi’nin söylediğine göre ona bu bilgileri anlatan ‚Fakat onu
tanrılaştırdılar, Gürcistan’da heykelini diktiler ve ona kurbanlar sundular.‛
demiştir. Bu veriler, Vahagn’ın, savaş, yiğitlik, cesaret ve kahramanlık
tanrısı özellikleri yüklenmiş bir ata olduğuna işaret etmektedir. Vahagn’ın
kökenleri uzak geçmişte beraber olan Hint ateş tanrısı Agni ve İran savaş
tanrısı Verethraghna ile benzerliğine dikkat çekilmiştir. Vahagn’ın klasik
metinlerde açığa çıkan özellikleri, bahsi geçen tanrıların özellikleri ile
paralellik arz ederken hem savaş hem de güneş tanrısı olduğu izlenimini
vermektedir. Klasik Ermeni yazarlarında güneşin doğuşuna benzetilen efsanenin
anlatıldığı bölümde bile kahramanlığı, hatta tanrılaştırılmış kahraman atayı
vurguladığı görülmektedir. Sıfatlarında da savaş, cesaret, yiğitlik gibi
özelliklerin ortaya konması Avestik Verethraghna’yı, dolayısıyla eski İran
kökenli olduğunu düşündürmektedir. Erken Ermeni kaynaklarında Putperest Ermeni
tanrıları içerisinde iki teslise rastlanmaktadır. Her ikisinde de Vahagn’a yer
verilmektedir. Birincisi kral Trdat’ın fermanında Aramazd’dan bereket,
Anahit’ten koruma ve Vahagn’dan cesaret dileğinde bulunduğu yerdir. İkincisi
ise tapınağı ile alakalı olarak Altın Ana (Anahit) ve Vahagn’ın eşi (Seneak
Vahagni) diye bilinen Astğik arasında birinci tanrıdır. Kahramanlık, savaş,
cesaret, yiğitlik tanrısı olması tanrılar arasında ilk üçe girmesine neden
olmuştur. Ayrıca kahraman ve yiğit, ejderha terbiyecisi Vahagn üremenin,
bereketin eril boyutunu da göstermektedir ve sevgilisi aşk tanrıçası
Astğik’tir. Tapınakları da yan yanadır. Tanrı Vahagn’ın tapınağı Taron (Muş)
eyaletinde Aştişat denen yerdeydi. Bu tapınak Vahevanyan diye anılıyordu. Bu
nedenle bölge de aynı isimle meşhur oldu. Vahevanyan tapınağı Hıristiyanlığa
geçiş sürecinde, yani III. Yüzyılın son on yılları ve V. Yüzyılın yarısına
kadar önemini korudu. Hıristiyanlıkla ilgili yeni bir anlam kazanarak önemini
devam ettirdi. Aziz Grigor’un faaliyetleri içerisinde ilk kilisenin burada inşa
edilmesi, tapınakların yıkılıp azizler için anıtmezarlar inşa edilmesi, devamında
ruhani liderlerin ikâmetgahı olması bölgenin dini önemini devam ettirdiğini
göstermektedir. Agat’angeğos’a göre Vahevanyan Tapınağı Fırat nehri kenarındaki
Büyük Toros silsilesini ortadan gören K’arke (K’arkeay) Dağı’nın zirvesindeydi.
P’avstos ise orayı karşısındaki dağdan tanımlar. Buna göre çoğunlukla C’ul diye
çağırılan dağın karşısındadır. Aştişat veya Yaştişat diye isimlendirilen bu
şehrin ismi de muhtemelen bu tapınaktan geliyordu. Agat’angeğos bu tapınağı
‚Büyük Ermenistan kralları için bir kurban yeri (yaştits teğik’)” diye
tanımlarken kurban anlamındaki yaşt kelimesini kullanmaktadır. Vahevanyan
tapınağını Agat’angeğos, Vişapakağ (ejderha terbiyecisiejder kesilmiş) diye
ünlenmiş Vahagn’a tahsis edilmiş sekizinci ünlü tapınak (paştavn), Büyük
Ermenistan kralları için bir kurban-ayin yeri, en büyük krallar tarafından
birçok sunular sunulmuş, altın ve gümüş dolu, çok zengin bir tapınak (mehean),
bölgenin yaygın tapınma yerlerinden biri şeklinde tanımlar. Vahevanyan kompleks
bir tapınaktır. Agat’angeğos orada yıkım esnasında üç sunak tapınağın ayakta
kaldığını söyler. Bunlardan birincisi tapınaklar kompleksine ve bölgeye ismini
veren Vahevanyan tapınağı idi. Diğerlerinden ikincisi Altın Ana (Anahit)’nın
altından binası (Voskehat Voskemavr dits) diye isimlendirilen tapınak, üçüncüsü
ise Vahagn’ın eşi, odası (Seneak Vahagni) diye bilinen Astğik’in tapınağıydı.
Bu tapınakla ilgili H’orenatsi de kıymetli bilgiler verir. Ona göre tapınağın
bulunduğu topraklar, belli bir dönem ülkenin tapınaklar idarecisi olarak görev
yapan Vahuni ailesinin hususi topraklarıdır. Kral Artaşes (II)’in Lydia kralına
karşı savaşından dönerken Asya’dan getirdiği heykeller arasında Giritli ünlü
iki heykeltıraş tarafından yapılmış Herakles heykeli de vardır. Heykel bronzdan
dökülmüş ve altın kaplanmıştır. Vahagn’ın torunları olan Vahuni ailesinden
başkahinler bu heykeli ataları Vahagn’ın heykeli sanırlar ve onu Artaşes’in
ölümünden sonra Taron eyaletindeki Aştişat’a yerleştirirler. Daha sonra oğlu
Tigran (II, M.Ö. 95) kral olur. Tapınaklar (bagin, sunak) inşa etmek ister.
Yunanistan’dan gelmiş olan kâhinler tanrıların birçok yere yerleşmek istediğini
belirttiklerine dair bir bahane ile heykelleri farklı yerlere yerleştirirler.
Tigran, Herakles’in sevgilisi Aphrodite heykelini Aştişat’taki onun heykelinin
arkasına yerleştirilmesini ister. Bu arada babasının getirdiği Herakles
heykelini Vahuni ailesi özel topraklarına kendi kendilerine yerleştirdikleri
için onlara kızar, kâhinlik (k’rmuten) ailesi olma görevini onlardan alır, özel
topraklarının tacına da el koyar. Bu bilgilerden anlaşılıyor ki Vahevanyan
Tapınağı, hem bölge halkı hem krallık ailesi hem de belli bir dönem ülkenin
tapınaklar idarecisi olarak görev yapan Vahuni ailesi için önemli bir tapınma
merkeziydi.


Aştişat önemini Hıristiyanlık sonrasında korumaya devam ettirmesinde Aziz
Grigor’un faaliyetleri de etkin olmuştur. Agat’angeğos, Aziz Grigor tarafından
tapınakların yıkımından sonra Hovhannu Karapet (Vaftizci Yahya) ve Aziz
At’anagine’nin röliklerinin yerleştirildiği bir şapel inşa edildiğini, hatta
kiliseler yapımına burada başlandığını, dolayısıyla ilk kilisenin buraya
yapıldığını söylemektedir. P’avstos Buzand da Aziz Grigor’un Heracles’in, yani
tanrı Vahagn’ın tapınaklarını yıktığı zaman kutsal kilisenin Aştişat’ta
tapınakların yıkıldığı yerde kurulduğunu söyler. Agat’angeğos, Aştişat’taki
tapınakların yıkımı sonrasında Ermeni takvimindeki üçüncü ay olan Sahmi ayının
yedinci gününün şehitleri anma günü ilan edildiğini ve kutlandığını eklemiştir.
P’avstos da aynı tarihi vererek kutlamalar yapıldığını bildirmiştir. Ermeni
Kilisesi sonraki dönemde bağımsız bir kilise haline gelirken kutlamalarla
ilgili düzenlemeler yapılmış ve kilise yortuları, aziz ve şehitleri anma
günleri yavaş yavaş yapılanmıştır. Bugün, ismi geçen azizleri anma günleri
Haziran’da Vardavar öncesindedir. Oysa Sahmi ayının yedisi Ekim ayının
ortalarına dek gelirken Ekim’de T’argmançats Ton yani ilk Kutsal Kitap
çevirmenleri Aziz Maştotz ve Aziz Sahak’ı anma günü yapılmaktadır.


Vahagn’ın Odası Astğik Erken Ermeni kaynaklarında ismi Astğik olarak
verilir. Agat’angeğos, Yunancada Aphrodite olduğunu belirtir. H’orenatsi ise
Aphrodite ile aynileştirir. Astğik, Ermenice’de yıldızcık, küçük yıldız, Zühre,
Venüs anlamlarına gelmektedir. Ancak onun en belirgin özelliğini ortaya koyan
Vahagn’ın odası (Seneak Vahagni) şeklinde tanımlanmasıdır. Bu tanımlama onun
Vahagn’ın karşıt cinsi, dolayısıyla sevgilisi olduğuna işarettir. Bu nedenle o
aşk tanrıçası olarak düşünülmüş ve hem tarihsel kaynaklarda hem de son dönem
araştırmalarında çevre halkların aşk tanrıçalarıyla eşleştirilmiştir.
Araştırmalarda o, Babil, Sümer, Akkad aşk tanrıçaları ile ilişkilendirilmiştir.
Ancak onun Vahagn ile ilişkisi, tanrılar panteonunda diğer tanrılarla bu iki
tanrının ilişkileri, özellikleri göz önüne alındığında bir araya nasıl
geldikleri anlaşılmamaktadır. Yunan Tanrıçası Aphrodite ile aynileştirilmesi
bir Helen etkisini göstermektedir. Aphrodite’in özelliklerinin onunla
benzeştirilmesi dolayısıyla onun adıyla anılır olmuştur. Astğik’in tapınağı,
sevgilisi Vahagn’ın ismiyle anılan Aştişat’taki Vahevanyan kompleksindeydi.
H’orenatsi, kral Ardaşes’in Yunanistan’dan getirdiği, ancak ölümü nedeniyle Ani
kalesine yerleştirilen heykeller arasında onunki de vardır. Oğlu büyük Tigran
ise Aphrodite heykelinin sevgilisi Vahagn’ın Aştişat’taki heykelinin arkasına
yerleştirilmesini emreder. Onun başka yerlerde de tapınağı veya kültleri
olabileceğine dair başka bir bilgi de H’orenatsi’nin Hripsimyanlar konulu
hayiografisinde Pağat dağında (Başet Dağı, Van Gürpınar, Güzelsu) Aramazd’la
birlikte Astğik’in de evinin bulunduğunu söylemesidir. Ayrıca aşk tanrıçası
olması ve Altın Ana ile birlikte üçlü tanrıyı oluşturmaları münasebetiyle
doğum, evlilik, verimlilik, bereket gibi konularda ona hediyeler sunulması,
dileklerde bulunulması akla yatkındır. Astğik’in bayramının Temmuz ayının
ortalarında kutlandığı, onun su tanrısı olduğu ve Ermenistan’ın çeşitli
bölgelerinde bulunan balık formundaki vişapların (dragon-ejder) ona ait olduğu
ileri sürülmüştür.


Barşamin Erken Ermeni kaynakları onun ismini Barşamin şeklinde
kaydetmiştir. H’orenatsi’nin Yunan tanrıları ile ilişkilendirmediği tek tanrı
odur. Buna karşın Barşamin’i Mezopotamya ile ilişkilendirmiştir. Mezopotamya
ile ilişkilendirilmesi ve isminin benzerliğinden dolayı Barşamin, Suriye Fenike
kökenli, göklerin efendisi Tanrı Baal-Şamin ile karşılaştırılmıştır. Barşamin
Tapınağı Daranalik (Daranağeats) eyaletinde T’ordan köyündeydi. Burası
muhtemelen Ani (Kemah) kalesinin karşısında nehrin diğer tarafındaydı. Aziz
Grigor tapınakları yıkarken buradan başlar ve sonra Ani’ye geçer. H’orenatsi’ye
göre Tigran, Mezopotamya’ya indiğinde Barşamin heykelini bulur, onu fildişi,
kristal ve gümüşle süsleyerek T’ordan kasabasına yerleştirilmesini emreder.
Agat’angeğos, onun tapınağında bir heykeli, altın ve gümüş dolu hazinesi, arazi
ve toprakları bulunduğunu söyler. Bundan H’orenatsi’nin verdiği heykelinin
fildişi, kristal ve gümüşle süslenmesinin paralellik arz [1]ettiği
anlaşılmaktadır. Tapınağın yıkılıp heykelinin parçalanmasından sonra hazinesi fakirlere
dağıtılmış ve arazisi köyle birlikte kiliseye vakfedilmiştir. Tapınağının
Erzincan ve çevresindeki tapınaklar bölgesinde bulunması panteon içerisinde
olabileceğini göstermektedir. Ancak Hıristiyanlığa geçiş sürecine gelinceye dek
izlerini kaybettirmiş ve güney topraklarının tanrılarına benzerliği açığa
çıkmış olmalı.


Sonuç olarak, Ermeni tanrıları hakkında en fazla bilgi veren klasik Ermeni
kaynakları Agat’angeğos ve H’orenatsi’de sekiz tanrı ismi verilmiştir. Diğer
klasik kaynaklar ise çok az ve çağrıştırıcı nitelikte olsa da bu iki kaynağı
destekleyici bilgiler ihtiva etmektedir. Ermeni coğrafyasının tarihsel, siyasi
ve sosyal yaşamının karmaşıklığı, olaylar, inançlar, devletler, soylar ve
ailelerin iç içe geçmişliği Putperest Ermenilerin yaşamında da etkindir. Bu
nedenle birçok çevre kültürle ilişkisi, benzerliği bulunmaktadır. Çevre
kültürlerle ilgili derinlemesine karşılaştırmalı çalışmalar konuya dair
bilgileri zenginleştirecektir. Ermenilerin tapındığı tanrılar ve özellikleri
çevre inançlardan etkileşimi ortaya koymaktadır. İran etkisi daha eski ve
yoğundur, öze daha yakındır. Armenia bölgesi tapınışlarında Helen döneminde
gerçekleşen bir Yunan etkisi vardır ancak İran etkisine göre daha yüzeyseldir.
Erken Ermeni kaynaklarının verdiği bilgiler Putperest Ermeni tanrılarında bir
panteon olduğunu göstermektedir. Ancak bu panteonun mitolojik boyutuna dair
veriler bulunmamaktadır. Tanrıların babası Aramazd panteonun başında yer
almaktadır, yüce tanrıdır, yaratıcıdır, diğer tanrıların göksel doğumlarının
başlatıcısıdır, dolayısıyla erdişidir. Altın Ana Anahit göksel doğumun ikinci
aşamasında Aramazd’dan doğmuş ana tanrıçadır. Oğul Mihr ile kız Nane panteonda
Aramazd’ın evlatlarıdır, ancak Ana Tanrıça’nın onların göksel doğumlarına
etkisine dair bir bilgi yoktur ve panteonda silik kalmışlardır. Tanrı Tir’in
yazıcı sıfatı panteonda önemli bir noktada durduğunu göstermektedir. Ayrıca
uzak geçmişte göksel doğumlar sürecinde daha etkin olduğunun işaretlerini
taşımaktadır. Vahagn tanrılar arasında öne çıkarak tanrılaşmış ata özelliğiyle
panteonun dönüşümüne ışık tutmuştur. Aşk tanrıçası Astğik ise tanrılar arasında
önem verilenlerin başında yer almıştır. Ancak panteona sonradan girmiş veya bir
dönüşüm yaşamış izlenimi vermektedir. Tanrı Barşamin ise panteona sonradan
girmiş veya dönüşmüş gibidir. Hıristiyanlaşma sürecinde tanrılar, tapınakları,
festival ve kutlamaları Hıristiyan azizlerini anma ve kutlamalarına, tapınak
şehirler Ermeni Hıristiyanlığının merkezlerine dönüşmüşlerdir. Ancak bu dönüşüm
süreci V. Yüzyıl sonrasında devam ederek izini giderek silikleştirmiştir.” (11)


(Devam Edecek)

11 Canan Seyfeli, Erken Ermeni Kaynaklarına Göre Hıristiyanlık Öncesi
Ermeni Tanrılar Panteonu


Kenan Mutlu Gürses

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER