İtalya ve Fransa’nın
Sözde Ermeni Soykırımını Tanımasının Ardından ABD’de Tanırsa Ne Olur ???


Avrupa Birliği’nin iki
önemli ülkesi olan İtalya ve Fransa’nın 11 Nisan’da sözde Ermeni soykırımını
tanıması, 24 Nisan’da ABD’de sözde Ermeni soykırımı yapıldığına ilişkin bir
kitabın yayınlanacağının açıklanması ve bu kapsamda  Kongre’ye sunulan
tasarılar, bir tesadüf olamaz. Türkiye bu planı bozmazsa, 24 Nisan 2019
tarihinde bir sürpriz ile karşılaşabilir. Nitekim bu duruma  Öztürk Yılmaz
da  dikkati çekmiştir. (https://www.turkiyesiyaseti.com/ozturk-yilmaz-dan-uyarilar-bu-defa-is-ciddi/
Sözde soykırım İtalyan Parlamentosu’nda 11 Nisan 2019,  Fransa’da   11 Nisan 2019
tarihli 2019-291 sayılı Karar ile tanınmıştır. (https://www.legifrance.gouv.fr/)


İtalya’da Meclise sunulan önergede, “1973’te
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Alt Komitesi, 1915-1917 yılları arasında
Osmanlı İmparatorluğu’nda 1,5 milyondan fazla Ermeni’nin yok edilmesinin 20’nci
yüzyılın ilk soykırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir”
denilmiş,
Avrupa Parlamentosu’nun 1987  yılında almış olduğu karara atıf yapılarak “1915-1917
yıllarındaki trajik olayları soykırım olarak tanıdığı,”
2015 yılında
da üye ülkelere soykırımın tanınması çağrısı yaptığı hatırlatılmıştır. Önerge
metninde, hükümete  uluslararası tepkiler  sağlaması çağrısı  da
yapılmıştır. (https://www.panorama.am/en/news/2019/04/10/Armenian-Genocide-motion-Italian-parliament/2098480,
https://www.ermenihaber.am/tr/news/2019/04/09/İtalya-Parlamento-Ermeni-Soykırımı/152314)
630 sandalyeli Temsilciler Meclisi’ndeki oylamada 425 milletvekilinden 382’si
önergeye destek vermiş,  ret oyu çıkmazken  sadece 
merkez-sağdaki eski Başbakan Silvio Berlusconi‘nin Haydi İtalya Partisi’nden 43
milletvekili çekimser kalmıştır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İtalya
Parlamentosu’nun hükümetten 1915 olaylarını sözde Ermeni soykırımı olarak
tanımasını isteyen kararını “yok hükmünde” olduğunu
açıklamıştır ama bizim “yok” dememizle alınan kararlar maalesef yok olmamaktadır.
Keşke öyle bir gücümüz olsa da yok oluverseler.


Fransa’da ise Ermeni Soykırımı Anlaşması’na
ilişkin 10
Nisan 2019
tarihli Karar,  11 Nisan 2019
tarihinde kabul edilmiştir. Fransa, 29 Ocak 2001 tarihinde sözde Ermeni soykırımını yasa
ile tanıyan (yasa metni aşağıdadır)  dört  ülkeden biridir.
 2001 yılından   bu yana Fransa sözde Ermeni soykırımını 
her 24 Nisan’da anmaktadır. Ama her anma sonrasında kimse Fransa’ya Birinci
Dünya Savaşı’nda Güney Doğu Anadolu’da  geçekleştirdiği  katliamı
 sormamaktadır.


Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen
Fransız Parlamentosu  soykırım iddialarını inkar etmeyi suç sayan bir
 yasa teklifini de  22 Aralık 2011 tarihinde kabul etmiştir. Oylamaya 577
milletvekilinin sadece onda biri katılmış, teklif oy çokluğuyla kabul
edilmiştir. Teklifi kaleme alan iktidar partisi Halk Hareketi Birliği (UMP)
milletvekili Valerie
Boyer
, “Burada amacımız ilişkileri bozmak değil, Fransa vatandaşlarının
korunması. Sizi bu tasarıyı destek vermeye çağırıyorum, sevgili meslektaşlarım.
Bazı ülkeler 1915 olaylarını inkar ederek suç işlediler. Cezasız kaldılar. 1914
yılındaki Ermenilerin üçte ikisi ya tehcir edildi ya da katledildi. Sizden
destek bekliyorum”
demiş, “Resmi olarak tanınan soykırım suçlarının inkarına 1 yıl hapis ve 45
bin Euro para cezası’’
öngören  tasarısının  kabul
edilmesinin yolunu açmıştır. Yasada inkarın  ifade özgürlüğü
 kapsamında  değil, insanlığa karşı bir suç olarak algılamasını
istediğini şöyle dile getirmiştir: “Bunun iki avantajı vardır.  Birincisi ifade özgürlüğüne ilişkin
Anayasa mahkemesinin oluşturduğu görüşün yasal çıkmazdan kurtulmasıdır,
ikincisi ise bütün soykırımlara dair hafızanın korunmasıdır.”


Fransa’nın İngilizce yayın
yapan  kanalı France 24,  6 Şubat 2019  akşam haberlerinde Macron’un sözde
Ermeni soykırım konusundaki açıklamasına  Türkiye’nin cevap verdiğini
Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın fotoğrafını ekrana yansıtarak haberleştirmiştir.
Alt yazıda da  hiçbir mahkeme kararı olmamasına rağmen “Ermeni soykırımı”  ifadesini kullanmıştır: “France: Turkey condemns Macron’s plan for national day marking
ARMENIAN GENOCIDE.”
  Tarafımdan  kayıt altına alınan 
France 24’ün  haberi aşağıdadır.


İtalya ve Fransa’da bu gelişmeler
olurken 12
Nisan 2019
tarihinde Antalya’da yapılan NATO Parlamenter
Asamblesi 99’ncu Rose-Roth Semineri ve Akdeniz Ortadoğu Özel Grubu Ortak
Toplantısı’nda  Fransız parlamenter Sonia Krimi, sözde Ermeni soykırımından söz edince,
TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Dışişleri Bakanı  Mevlut Çavuşoğlu’nun
açıklamalarına  tepki göstermiş,  “Tarih, kazananlar tarafından yazılmaz mı? Birçok ülke için PKK
terörist değildir ama sizin için böyledir. Bunu dikkate almamız gerekiyor.
Tarihi kendiniz istediğiniz gibi yazamazsınız.
24 Nisan’da
Ermeni soykırımını anma gününde görüşmek üzere

diyerek salonu terk etmiştir.


Dışişleri Bakanı   Mevlut
 Çavuşoğlu, “Fransa
önce kendi karanlık tarihine baksın”
cevabını verince  Krimi
ve salondaki diğer Fransız parlamenter toplantıyı terk etmiştir. Facebook‘tan canlı yayın yaparak
görüşlerini  açıklayan   Krimi, salonu terk ettiği anların
üzerine müzik yerleştirilerek hazırlanan videolarla ilgili olarak “Neden Türkler
bu gibi videolar yapıyor? Türklerin, Arap dünyasındaki projeleri neler? Bu
çılgınca videolar neden?”
 açıklamasında bulunmuştur. (https://www.sondakika.com/haber/haber-fransiz-parlamenter-sonia-krimi-yine-ermeni-11950779/)


Krimi’nin  sözlerine tepki
gösteren  Çavuşoğlu, “…Macron’un aldığı karar Fransa Anayasa Mahkemesi aldığı kararlarla
çelişmiyor mu? Çelişiyor. Fransa’nın aldığı karar Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’yle çelişiyor mu? çelişiyor…Soykırım ve tarih konusunda Türkiye’ye
ders verebilecek en son ülke Fransa’dır. Çünkü Ruanda, Cezayir’de olanları
unutmadık. Fransa önce kendi karanlık tarihine baksın, Türkiye’ye ders vermeye
kalkmasın”
 demiştir.


Krimi ve Soyer’den önce  iki
Fransız vatandaşı  Avrupa Parlamentosu’nun  20 Temmuz 1987
tarih ve   C-190
esas No.lu “Türkiye Ermeni soykırımını tanımadığı müddetçe AB’ye
üye olamaz”
kararından cesaret alarak Ermeni diasporasının
Fransa’daki sözcüsü ve avukatı olan  Suzanne ve Gregoire
Krikorian
, 1999 yılında  Helsinki Zirvesi’nde 
Türkiye’nin AB üyeliğine aday ülke olması üzerine Avrupa Parlamentosu’na,
Avrupa Birliği Konseyi’ne ve  Komisyon’a karşı Birliğin akit dışı
sorumluluğu ve davanın esassızlık (gerekçesizlik) konumu  ile ilgili
olarak  maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır. Gerekçe ise
Parlamento’nun 20 Temmuz 1987 tarihli kararıdır.


Davanın içeriğini oluşturan Birliğin
Akit (Anlaşma) dışı sorumluluğundan kastedilen uluslararası insan hakları ve
1915 olaylarında yaşanan trajik tarihi olaylardır. Krikorian kardeşler,
Ermenilere soykırım uygulandığını iddia etmişler, fakat davayı kaybetmişlerdir.
 Çünkü, iddialarını ispatlayamamışlardır. Ermeni diasporası için bir ön
soykırım davası olarak değerlendirilen  dava, Avrupa Birliği Adalet Divanı
tarafından 17
Aralık 2003
tarihinde Esas No: T-346/03 kararı ile reddedilmiş ve kendileri
30 bin Euro’luk mahkeme masraflarını ödemeye mahkum edilmişlerdir. AAD’nın
reddettiği T-346/03 esas sayılı davanın 25 No.lu gerekçesi şöyledir:


 “Davacıların gerçekten  ve
somut zarar  görmüş olduklarını gösteren deliller  konusuna 
gelince; davacılar, dava dilekçesinde genel ifadelerle Ermeni birliğinin
uğradığı manevi zararın talebi ile sınırlı kalmış olup,  ne bu
konuda,  ne de şahsen kendilerinin uğradığı zararın kapsamı hakkında delil
gösterememişler,  kendilerinin somut olarak zarar görüp görmedikleri 
hakkında mahkemenin hüküm verebilmesi için yeterli bilgi  verememişlerdir.”
(AAD’nın 2
Temmuz 2003 tarihli T-99/98,  Hameico Stutgart /Konsey ve Komisyon emsal
davası kararı ve Komisyon’un  No.68 ve 69, Slg.2003, II-0000 Kararı)


Kararın iptali için
  kardeşler  temyize gitmişlerdir.  Divan’ın Dördüncü
Dairesi’nde görülen temyiz davası  17 Nisan 2004 tarihinde, C-18/04 P
Esas No.lu nihai karar ile reddedilmiştir. Yahudi soykırımının (Holocaust)
Almanlar tarafından yapıldığı Nürnberg Mahkemesi tarafından hukuken karara
bağlandığı için,  bunu inkar etmek Almanya’da suçtur. Hukuken
kesinleşmemiş bir konu hakkında siyasetin ceza kesmesi  mümkün değildir.
İspata
dayandırılmadan çıkarılan bu yasanın Avrupa Adalet Divanı karşısında 
hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.


Fransa, Türkiye ile ilişkileri  koparmamak için  sömürgeci
bir zihniyetle zaman zaman  tanınmış   Türk vatandaşlarına
 nişan vererek kamuoyu oluşturmakta, Fransa’ya yönelik tepkileri azaltma
politikası izlemektedir.
Nişanla
ödüllendirilen Türk vatandaşlarının sonuncusu  Pegasus Hava Yolları
Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı’dır. Napolyon döneminden bu yana
verilmekte olan nişan, Fransa’da ciddi bir seçkinler ağına dahil olmanın yanı
sıra, pek çok kazanım  sunmaktadır.  Bu sebeple nişanı alanlar 
bunu iadeye pek yanaşmazlar.


Ali Sabancı’nın 15 Şubat 2018
tarihindeki nişan töreninde konuşan Fransız Büyükelçi Charles Fries,
“Bu akşam Fransa
Cumhuriyeti, Napoleon Bonaparte tarafından ihdas edilen ve Fransa’nın en eski
ve saygın nişanı olan Legion d’Honneur nişanı ile size taltif ederek,
liyakatlarınızı onurlandırmak istemiştir. Sayın Ali Sabancı, Cumhurbaşkanı
adına, sizi Legion d’Honneur şövalyelik nişanıyla taltif ediyoruz”

demiştir. Fakat  Cumhurbaşkanı Macron,  15 gün önce 31 Ocak 2018’de
Ermeni diasporasının çatı  kuruluşu olan Ermeni  Örgütleri 
Koordinasyon Konseyi’nin (Conseil de Coordination des organisations Arméniennes
de France: CCAF) yıllık yemeğine katılarak Türkiye’yi  sözde Ermeni
soykırımı konusunda eleştirmiştir.


Macron etkinlikte  yaptığı
konuşmada, Fransa’da Ermeni soykırımını anma günü ilan edileceğini,
Cumhurbaşkanı seçilmeden önce bu konuda   söz verdiğini açıklamıştır:
“Ermeni
soykırımının tanınması ve adalet için mücadele hepimizin mücadelesidir. Bu
mücadeleyi, soykırımı anma gününü destekleyerek yürütüyoruz.”

 Yemekte Ermeni kökenli HDP İstanbul milletvekili Garo Paylan’a özel ilgi
göstermiş, Paris Büyükşehir Belediyesi tarafından  Paylan’a  Vermeil
Madalyası
  (la médaille Grand Vermeil)  verilmiştir.
Garo Paylan  Artsakhpress.am’ de yer alan demecinde Afrin
operasyonuna  karşı olduğunu açıklamıştı: “Supporters of war are also
accomplices to war. Say “no” to Afrin war, do not be part of that crime,” the
MP urged, addressing the public.”


Fransızların ünlü karikatüristi Jacques Tardi,
4
Ocak 2013
tarihinde  Legion d’Honneur reddetmiş, nişan
için “o
şey”
ifadesini kullanmış, “Kimseden bir şey istemedim. Ben özgür kalmak istiyorum, hiçbir
iktidarla anılmak istemiyorum. Bunu bana verenler benim eserlerimden hiçbir şey
anlamamışlar demek”
demiştir.  Ünlü karikatürist, kendisine
ödül verildiğini medya aracılığı ile büyük bir şaşkınlıkla öğrendiğini
açıklamıştır.  Bir yıl önce de iş yaşamında kanser araştırmalarıyla ünlü
bilim kadını Annie
Thebaud-Mony
 ödülü reddetmişti. Ehess / Paris ve Inserm
araştırma merkezi profesörlerinden sosyolog Annie Thébaud-Mony, 7
Ağustos  2012
tarihinde kendisine verilen Légion d’Honneur
nişanını kabul etmemiştir. Reddetme gerekçesi şöyledir: “Çalışma
koşullarındaki kötüleşmeyi, iş kazası ve meslek hastalıklarının yarattığı dramları,
asbest, tarım ilaçları, nükleer ve kimyasal atıkların doğal çevremizi nasıl
tahrip ettiğini görünür kılmaya çalıştığımız zaman, kamusal otoriteler
tarafından ciddiye alınmak istiyoruz.”
(https://www.la-croix.com/Actualite/France/Annie-Thebaud-Mony-refuse-la-Legion-d-honneur-NP-2012-08-07-840060)


Türkiye’de Legion d’Honneur 
nişanı alan Türk vatandaşlarından bazıları şunlardır:  Ali Sabancı, Leyla
Alaton, Zülfü Livaneli, Yaşar Kemal,  Tarık Zafer Tunaya, Sakıp Sabancı,
İnan Kıraç, Yaşar Kemal, Sani Şener, Kamran İnan, Erdoğan Teziç, Hikmet Çetin,
Ayşe Gülsün Bilgehan, Lucien Arkas, Gökşin Sipahioğlu, Nebahat Akkoç, Mehmet
Erbak, Tunay İnce,  Nurdan Bernard Türkmen, Gertrude Durusoy, Nejat Hakkı
Sur, Türkan Dündar, Tulu Gürakan. Bunlardan Fransa’da   Ermeni
iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısının kabul edilmesinin
ardından  değerli dostum rahmetli  eski Devlet Bakanı Kamran İnan
ve eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç  dışında nişanı iade
eden  olmamıştır. Oysa Fransa’da  dünyaca ünlü besteciler Hector
Berlioz ve Maurice Ravel, filozoflar Albert Camus, Jean Paul Sartre, Simon de
Beauvoir, şair Louis Aragon, şarkıcılar Georges Brassens ve Leo Ferre 
ödülü reddeden ünlüler arasındadır.


Şimdi tam sırasıdır. Ödül alan Türkler bir bildiri yayınlayarak, “Ermeni soykırımının tanınması ve adalet
için mücadele hepimizin mücadelesidir. Bu mücadeleyi, soykırımı anma gününü
destekleyerek yürütüyoruz”
   diyen Macron’a iade etmelidirler.


Fransız muhafazakar eğilimli  Le
Figaro gazetesinde “Fransa Dostları Türklerin Düş Kırıklığı”
başlıklı bir makale  yayınlanmıştır. Yazıyı yazan Fransız kadın gazeteci
Marie Michele Martinet,  Zeynep Göğüş’ün Tempo’da  yayınlanan  “17 Aralık’ta
Fransa Türkiye’yi engellerse, Yaşar Kemal Fransızların en yüksek devlet nişanı
olan Legion d’Honneur’ü geri versin”
sözlerine  yer vermiştir
ama Yaşar Kemal  nişanı   geri vermemiştir. Yaşar Kemal  18
Aralık 2011 tarihinde  Legion d’Honneur   nişanı almıştı.


Fransa’dan ödül alanlar 
nişanları iade etmezken, Güney Afrika’nın eski Devlet Başkanı Nelson Mandela
1992 yılında kendisine verilecek olan Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü
reddetmiştir. Fakat    93 yaşındaki Mandela ABD’nin Houston
Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Gülen Enstitüsü’nün 2010 Barış
Ödülünü 24 Ocak 2011’de almıştır. (https://www.risalehaber.com/gulen-enstitusu-baris-odulu-mandelaya-verildi-96530h.htm)


Fransa ve İtalya’daki  sözde
Ermeni soykırımının tanınması girişimlerinin ardından  ABD
Kongresi’ne  sunulan tasarıyı Temsilciler Meclisi’nden yaklaşık 70 ortak
sunucu, (8 Nisan 2019) Senato’da ise  10 senatör imzalamıştır. Bu konuda
ABD’deki gelişmelere ilişkin resmi belde ve bilgiler “orijinal belge” olarak (ingilizce)  aşağıda
verilmiştir.


WASHINGTON, DC –


On the eve of the Capitol Hill
Armenian Genocide Observance, Congressmen Adam Schiff (D-CA) and Gus Bilirakis
(R-FL) were joined by over 70 of their U.S. House colleagues in introducing a
new Armenian Genocide Resolution aimed at establishing, as a matter of U.S.
policy, 1) the rejection of Armenian Genocide denial, 2) ongoing official U.S.
government recognition and remembrance of this crime, and 3) the importance of
education about the Armenian Genocide in preventing modern day atrocities,
reported the Armenian National Committee of America (ANCA).“All who oppose
genocide welcome today’s launch of legislation locking-in U.S. recognition of
the Armenian Genocide and – once and for all – locking-out Turkish denials of
this crime,” said ANCA Executive Director Aram Hamparian. “This bipartisan
measure – spearheaded by Representatives Adam Schiff and Gus Bilirakis – also
permanently locks down – as official U.S. policy – that future generations
should be educated about the facts of this crime, America’s noble relief
efforts for its victims, and – most urgently – the relevance of the Armenian
Genocide to modern-day crimes against humanity.”


Rep. Schiff highlighted the genocide
prevention role of the legislation. “Over 100 years ago, the Ottoman Empire
undertook a brutal campaign of murder, rape, and displacement against the
Armenian people that took the lives of 1.5 million men, women, and children in
the first genocide of the 20th century,” said Rep. Schiff. “Genocide is not a
relic of the past, but an ever present threat. Its denial is not only a
continuing injury to the survivors, but makes its repetition against another
people more likely. It is therefore all the more pressing that the Congress
recognize the historical fact of the Armenian Genocide and make clear that we
will never be an accomplice to denial.”


Republican lead sponsor Gus Bilirakis
(R-FL), explained, “Genocide must not be denied. It must be acknowledged for
what it is—a scourge on humanity. Official recognition of the Armenian Genocide
would represent a courageous new chapter in American foreign policy. With the
bold leadership of the current Administration, it is time for the United States
to take a stand against Turkish genocide denial.”


Joining Representatives Schiff and
Bilirakis as original cosponsors of the measure are Energy And Commerce Committee
Chair Frank Pallone (D-NJ), Appropriations Committee Chair Nita Lowey (D-NY),
Judiciary Committee Chair Jerrold Nadler (D-NY), Ethics Committee Chair Ted
Deutch (D-FL), Natural Resources Committee Chair Raul Grijalva (D-AZ),
Transportation and Infrastructure Committee Chair Peter DeFazio (D-OR),
Veterans Affairs Committee Chair Mark Takano (D-CA), Ways and Means Committee
Chair Richard Neal (D-MA), Administration Committee Chair Zoe Lofgren (D-CA),
House Select Committee on Intelligence Ranking Republican Devin Nunes (R-CA),
Tom Lantos Human Rights Commission Co-Chairs Jim McGovern (D-MA) and Chris
Smith (R-NJ), and Representatives Don Beyer (D-VA), Salud Carbajal (D-CA), Tony
Cardenas (D-CA), Judy Chu (D-CA), David Cicilline (D-RI), Gil Cisneros (D-CA),
Katherine Clark (D-MA), Lou Correa (D-CA), Jim Costa (D-CA), Joe Courtney
(D-CT), TJ Cox (D-CA), Dan Crenshaw (R-TX), Diana DeGette (D-CO), Rosa DeLauro
(D-CT), Anna Eshoo (D-CA), Adriano Espaillat (D-NY), Tulsi Gabbard (D-HI),
Ruben Gallego (D-AZ), John Garamendi (D-CA), Jimmy Gomez (D-CA), Josh
Gottheimer (D-NJ), Josh Harder (D-CA), Kevin Hern (R-OK), Ro Khanna (D-CA),
Peter King (R-NY), Steve King (R-IA), Raja Krishnamoorthi (D-IL), James
Langevin (D-RI), Brenda Lawrence (D-MI), Barbara Lee (D-CA), Debbie Lesko
(R-AZ), Andy Levin (D-MI), Ted Lieu (D-CA), Daniel Lipinski (D-IL), Alan
Lowenthal (D-CA), Carolyn Maloney (D-NY), Sean Patrick Maloney (D-NY), Betty
McCollum (D-MN), Grace Meng (D-NY), Joseph Morelle (D-NY), Seth Moulton (D-MA),
Grace Napolitano (D-CA), Chris Pappas (D-NH), Edwin Perlmutter (D-CO), Chellie
Pingree (D-ME), Jamie Raskin (D-MD), Kathleen Rice (D-NY), Lucille
Roybal-Allard (D-cA), Linda Sanchez (D-CA), John Sarbanes (D-MD), Janice
Schakowsky (D-IL), Brad Schneider (D-IL), Brad Sherman (D-CA), Albio Sires
(D-NJ), Ross Spano (R-FL), Jackie Speier (D-CA), Tom Suozzi (D-NY), Dina Titus
(D-NV), Paul Tonko (D-NY), Lori Trahan (D-MA), Juan Vargas (D-CA), and Debbie
Wasserman Schultz (D-FL).


More original cosponsors may be added
before the end of the day and will be updated 
on the ANCA
website.


In a “Dear Colleague” letter sent to
U.S. Representatives by Congressmen Schiff and Bilirakis in early April,
Congressmen Schiff and Bilirakis took on Ankara’s anticipated opposition to an
honest U.S. remembrance of the Armenian Genocide head on, writing: “Let us be
direct. Genocide recognition is opposed by a single entity: The government of
Turkey. For decades, Turkey has deployed threats and an intense campaign of
lobbying to intimidate the Congress from recognizing the genocide carried out
by the Ottoman Empire.” They went on to argue that: “Turkey’s denial of the
Armenian Genocide is also a source of continued regional tension, undermining
the foundations of a durable peace that would be in the best interests of the
United States and our national security. Official recognition of the Armenian
Genocide can help open a new chapter in United States foreign policy. It is
time for the United States to take a stand for the truth, and against genocide
denial.”


The Armenian Genocide Resolution
notes that the U.S. has, as early as 1951, officially recognized the Armenian
Genocide through a filing with the International Court of Justice, followed by
House legislation adopted in 1975, and 1984 and President Ronald Reagan’s
Proclamation in 1984.


The resolution resolves that it is
the policy of the United States to:


1) Commemorate the Armenian Genocide
through official recognition and remembrance;


2) Reject
efforts to enlist, engage, or otherwise associate the U.S. Government with
denial of the Armenian Genocide or any other genocide; and


3) Encourage
education and public understanding of the facts of the Armenian Genocide,
including the U.S. role in the humanitarian relief effort, and the relevance of
the Armenian Genocide to modern-day crimes against humanity.


The full Text of the Resolution is
provided below.


 116TH CONGRESS

1ST SESSION

H.RES. ___


Affirming the United States record on the Armenian Genocide.


IN THE HOUSE OF REPRESENTATIVES


Mr. SCHIFF submitted the following resolution; which was referred to
the Committee on__________


RESOLUTION


Affirming the United States record on
the Armenian Genocide.


Whereas the United States has a proud
history of recognizing and condemning the Armenian Genocide, the killing of 1.5
million Armenians by the Ottoman Empire from 1915 to 1923, and providing relief
to the survivors of the campaign of genocide against Armenians, Greeks,
Assyrians, Chaldeans, Syriacs, Arameans, Maronites, and other Christians;


Whereas the Honorable Henry
Morgenthau, United States Ambassador to the Ottoman Empire from 1913 to 1916,
organized and led protests by officials of many countries against what he
described as the empire’s ‘‘campaign of race extermination’’, and was
instructed on July 16, 1915, by United States Secretary of State Robert Lansing
that the ‘‘Department approves your procedure . . . to stop Armenian
persecution’’;


Whereas President Woodrow Wilson
encouraged the formation of the Near East Relief, chartered by an Act of
Congress, which raised $116,000,000 (over $2,500,000,000 in 2019 dollars)
between 1915 and 1930, and the Senate adopted resolutions condemning these
massacres;


Whereas Raphael Lemkin, who coined
the term ‘‘genocide’’ in 1944, and who was the earliest proponent of the United
Nations Convention on the Prevention and Punishment of Genocide, invoked the
Armenian case as a definitive example of genocide in the 20th century;


Whereas as displayed in the United
States Holocaust Memorial Museum, Adolf Hitler, on ordering his military
commanders to attack Poland without provocation in 1939, dismissed objections
by saying ‘‘[w]ho, after all, speaks today of the annihilation of the
Armenians?’’, setting the stage for the Holocaust;


Whereas the United States has
officially recognized the Armenian Genocide, through the United States
Government’s May 28, 1951, written statement to the International Court of
Justice regarding the Convention on the Prevention and Punishment of the Crime
of Genocide, through President Ronald Reagan’s Proclamation No. 4838 on April
22, 1981, and by House Joint Resolution 148, adopted on April 8, 1975, and
House Joint Resolution 247, adopted on September 10, 1984; and


Whereas the Elie Wiesel Genocide and
Atrocities Prevention Act of 2018 (Public Law 115–441) establishes that
atrocities prevention represents a United States national interest, and affirms
that it is the policy of the United States to pursue a United States
Government-wide strategy to identify, prevent, and respond to the risk of
atrocities by ‘‘strengthening diplomatic response and the effective use of
foreign assistance to support appropriate transitional justice measures,
including criminal accountability, for past atrocities’’: Now, therefore, be it


Resolved, That it is the sense of the
House of Representatives that it is the policy of the United States to—


(1) commemorate the Armenian Genocide
through official recognition and remembrance;


(2) reject efforts to enlist, engage,
or otherwise associate the United States Government with denial of the Armenian
Genocide or any other genocide; and


(3) encourage education and public
understanding of the facts of the Armenian Genocide, including the United
States role in the humanitarian relief effort, and the relevance of the
Armenian Genocide to modern-day crimes against humanity.


https://anca.org/press-release/new-armenian-genocide-resolution-locks-in-official-recognition-rejects-turkeys-denial-encourages-public-education/


Menendez, Cruz Introduce Bipartisan Senate Resolution Affirming U.S.
Recognition of Armenian Genocide


Tuesday, April 9, 2019


WASHINGTON – Senators Bob Menendez (D-N.J.), Ranking Member of the
Senate Foreign Relations Committee, and 
Ted
Cruz (R-Texas) 
today introduced a Senate resolution to ensure the foreign policy of
the United States reflects appropriate understanding and sensitivity concerning
the Armenian Genocide. Carried out by the Ottoman Empire from 1915 to 1923, the
Armenian Genocide resulted in the forced deportation of nearly 2 million
Armenians, of whom 1.5 million were killed.


“As we near the anniversary of
Armenian Remembrance Day, one of the darkest events in human history, I am
proud to lead this effort to formally recognize the Armenian Genocide on behalf
of the U.S. Congress.  The Armenian genocide is a historical fact and not
up for debate,” 
said Senator Menendez. “Only by accurately recognizing
this genocide of the past can we ever hope to move forward in a legitimate and
effective manner to meet the challenge of preventing mass atrocities and
genocide in the future. With this resolution, we honor the millions of victims
of this genocide, remember how they died and pledge that history accurately
remember their deaths.”


“We must never be silent in response
to atrocities. Over one hundred years ago, the world was silent as the Armenian
people suffered a horrific genocide, and today many are still unaware of
it,” 
said Senator Cruz. “I am proud to join Sen. Menendez
and my colleagues today in introducing this resolution. May the terrors of
those events awaken in us the courage to always stand for freedom against
evil.”


Joining Menendez and Cruz in
introducing the Resolution were Senators Chris Van Hollen (D-Md.), Debbie
Stabenow (D-Mich.), Ed Markey (D-Mass.), Elizabeth Warren (D-Mass.), Gary
Peters (D-Mich.), Dianne Feinstein (D-Calif.), Ron Wyden (D-Ore.), Tammy
Duckworth (D-Ill.), Marco Rubio (R-Fla.), Jack Reed (D-R.I.), Chuck Schumer
(D-N.Y.), Cory Gardner (R-Colo.), Tom Udall (D-N.M.), and Kamala Harris
(D-Calif.).


We
want to thank Senators Menendez and Cruz for taking aim directly at U.S.
complicity in Turkey’s denial of the Armenian Genocide,”
 said
Aram Hamparian
,
Executive Director of theArmenian National Committee of America (ANCA).
 “Their bipartisan resolution would
end – once and for all – a foreign gag-order that has, for nearly a century,
compromised our nation’s independence and government’s credibility on issues of
human rights, religious freedom, and atrocities prevention.”


A Congressional champion for
U.S.-Armenian relations, 
Menendez today met with His Eminence
Archbishop Anoushavan Tanielian
, Prelate of the Eastern Prelacy of
the Armenian Apostolic Church of America, ANCA National Chair Raffi Hamparian,
and other U.S.-Armenian community leaders to discuss issues facing the
community, the importance of this resolution as well as the situation in
Nagorno-Karabakh.


A copy of the resolution can be found
here.


At Capitol Hill Remembrance, U.S. legislators press for adoption of
Armenian Genocide Resolution


Wednesday, April 10, 2019


Public Radio of Armenia


Lead authors of the Armenian Genocide
Resolution in the U.S. House – Reps. Adam Schiff (D-CA) and Gus Bilirakis
(R-FL) – pledged to press for passage of their bipartisan legislation during a
standing-room-only Capitol Hill Armenian Genocide Observance that gave voice to
the growing bipartisan Congressional consensus against Turkey’s Armenian
Genocide gag-rule, reported the Armenian National Committee of America (ANCA).


This year’s remembrance, held on the
top floor of the U.S. Senate’s iconic Hart building, focused, in large measure,
on newly introduced Armenian Genocide legislation in both the House and Senate.
These measures aim to establish – as a matter of official policy – that the
United States is committed to the ongoing commemoration of the Armenian
Genocide, forthrightly rejects any and all forms of its denial, and encourages
public education regarding the facts and lessons of this crime. The Senate
version was introduced today by Senator Robert Menendez (D-NJ) and Ted Cruz
(R-CA), along with 14 of their Senate colleagues. The House version of the
measure, H.Res.296, was introduced yesterday with 76 original cosponsors.


At Capitol Hill Remembrance, U.S. legislators press for adoption of
Armenian Genocide Resolution


2019-04-10 11:14:40


Lead authors of the Armenian Genocide
Resolution in the U.S. House – Reps. Adam Schiff (D-CA) and Gus Bilirakis
(R-FL) – pledged to press for passage of their bipartisan legislation during a
standing-room-only Capitol Hill Armenian Genocide Observance that gave voice to
the growing bipartisan Congressional consensus against Turkey’s Armenian
Genocide gag-rule, reported the Armenian National Committee of America (ANCA).


This year’s remembrance, held on the
top floor of the U.S. Senate’s iconic Hart building, focused, in large measure,
on newly introduced Armenian Genocide legislation in both the House and Senate.
These measures aim to establish – as a matter of official policy – that the
United States is committed to the ongoing commemoration of the Armenian
Genocide, forthrightly rejects any and all forms of its denial, and encourages
public education regarding the facts and lessons of this crime. The Senate
version was introduced today by Senator Robert Menendez (D-NJ) and Ted Cruz
(R-CA), along with 14 of their Senate colleagues. The House version of the
measure, H.Res.296, was introduced yesterday with 76 original cosponsors.


“We want to thank the Congressional
Armenian Caucus, our community leadership, and coalition partners, for a strong
showing of both grassroots and legislative support for ending Turkey’s gag-rule
against honest American remembrance of the Armenian Genocide,” said ANCA
Executive Director Aram Hamparian. “We look forward to working with all our
allies to secure the adoption of the Armenian Genocide Resolution in both the
Senate and the House.”


Among the legislators who took part
in the remembrance were Congressional Armenian Caucus Co-Chairs Frank Pallone
(D-NJ), Gus Bilirakis (R-FL), and Jackie Speier (D-CA), Vice-Chair Adam Schiff
and Representatives Judy Chu (D-CA), Katherine Clark (D-MA), Jim Costa (D-CA),
TJ Cox (D-CA), Josh Gottheimer (D-NJ), Raja Krishnamoorthi (D-IL), Brad
Schneider (D-IL), Brad Sherman (D-CA), and Peter Visclosky (D-IN).


The Mistress of Ceremonies for the
Capitol Hill Armenian Genocide commemoration was veteran Capitol Hill staffer
Elise Kenderian Aronson. Joining Congressional leaders in offering remarks were
His Excellency Varuzhan Nersesyan, Ambassador of Armenia to the U.S., His
Excellency Robert Avetisyan, Republic of Artsakh Representative to the U.S.,
former U.S. Ambassador to Armenia John Evans, and Maria Martirosyan, the Co-Chair
of the Congressional Armenian Staffers Association. Joining in the solemn
commemoration was Maryland General Assembly delegate Lorig Charkoudian. His
Eminence Archbishop Anoushavan Tanielian, Prelate of the Armenian Apostolic
Church of Eastern U.S., offered a moving invocation for the evening, while His
Eminence Archbishop Vicken Aykazian, Legate of the Diocese of the Armenian
Apostolic Church of the Eastern U.S., offered the closing prayer. Homenetmen
Armenian Scout Troup #1918 was among the broad cross-section of Armenian
American community organizations in attendance at the annual commemoration
program, which also included the participation of Fr. Sarkis Aktavoukian,
pastor of the Soorp Khatch Armenian Apostolic Church of Bethesda, Maryland and
parishioners from area churches, including St. Mary’s Armenian Apostolic
Church.”


US lawmakers introduce Armenian Genocide legislation


12:26, 10.04.2019


Region:World NewsArmeniaTurkey

Theme: Politics


“WASHINGTON—Senate Foreign Relations
Committee Ranking Democrat Bob Menendez (D-NJ) and former presidential
candidate Senator Ted Cruz (R-TX) introduced Armenian Genocide legislation
Tuesday reaffirming proper U.S. recognition and remembrance of this crime and
rejecting U.S. complicity in its denial, reported the Armenian National
Committee of America.Senators Menendez and Cruz were joined as sponsors by 14
Senate colleagues, including Senate Democratic Leader Charles Schumer (D-NY)
and Senators Tammy Duckworth (D-IL), Dianne Feinstein (D-CA), Cory Gardner
(R-CO), Kamala Harris (D-CA), Edward Markey (D-MA), Gary Peters (D-MI), Jack
Reed (D-RI), Marco Rubio (R-FL), Debbie Stabenow (D-MI), Tom Udall (D-NM),
Chris Van Hollen (D-MD), Elizabeth Warren (D-MA), and Ron Wyden (D-OR).


“We want to thank Senators Menendez
and Cruz for taking aim directly at U.S. complicity in Turkey’s denial of the
Armenian Genocide,” said Aram Hamparian, Executive Director of the ANCA. “Their
bipartisan resolution would end – once and for all – a foreign gag-order that
has, for nearly a century, compromised our nation’s independence and
government’s credibility on issues of human rights, religious freedom, and
atrocities prevention.”


“As we near the anniversary of
Armenian Remembrance Day, one of the darkest events in human history, I am
proud to lead this effort to formally recognize the Armenian Genocide on behalf
of the U.S. Congress. The Armenian genocide is a historical fact and not up for
debate,” said Senator Menendez. “Only by accurately recognizing this genocide
of the past can we ever hope to move forward in a legitimate and effective
manner to meet the challenge of preventing mass atrocities and genocide in the
future. With this resolution, we honor the millions of victims of this
genocide, remember how they died and pledge that history accurately remember
their deaths.”


“We must never be silent in response
to atrocities. Over one hundred years ago, the world was silent as the Armenian
people suffered a horrific genocide, and today many are still unaware of it,”
said Senator Cruz. “I am proud to join Sen. Menendez and my colleagues today in
introducing this resolution. May the terrors of those events awaken in us the
courage to always stand for freedom against evil.”


Earlier in the day, His Eminence
Archbishop Anoushavan Tanielian, Prelate of the Armenian Apostolic Church of
Eastern U.S. joined ANCA leaders, including Raffi Hamparian, Ani Tchaghlasian,
and George Aghjayan, met with Senators Menendez and Cruz during a full day of Capitol
Hill meetings and thanked them for their leadership in securing a principled
U.S. policy on the Armenian Genocide.


The measure, introduced as Congress
prepared for the annual Capitol Hill Armenian Genocide Observance, is the
companion to the Armenian Genocide Resolution introduced yesterday by House
Select Committee on Intelligence Chair Adam Schiff (D-CA) and Rep. Gus
Bilirakis (R-FL), which had over 75 original cosponsors.


The Armenian Genocide Resolution
notes that the U.S. has, as early as 1951, officially recognized the Armenian
Genocide through a filing with the International Court of Justice, followed by
House legislation adopted in 1975, and 1984 and President Ronald Reagan’s
Proclamation in 1984.


The resolution resolves that it is
the policy of the United States to commemorate the Armenian Genocide through
official recognition and remembrance; to reject efforts to enlist, engage, or
otherwise associate the U.S. Government with denial of the Armenian Genocide or
any other genocide; and to encourage education and public understanding of the
facts of the Armenian Genocide, including the U.S. role in the humanitarian
relief effort, and the relevance of the Armenian Genocide to modern-day crimes
against humanity.


Armenia News – NEWS.am”


Geçmiş yıllarda ABD Kongresi’nden bu
tasarılarının geçmemesi  için etkin  girişimler  yapılmıştır.
Fakat bu defa  yeterince girişim yapıldı mı sorusu akla gelmektedir. ABD
Başkanı Donald
Trump


Pentagon sözcüsü, kararın “Türkiye, S-400
alımından vazgeçtiğine dair, hiç yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek nitelikte
bir karar alana kadar”
geçerli olacağını  açıklamıştır. 
Üstelik  Kongre’de Türkiye aleyhine  bir hava vardır.  Özellikle
 S-400 konusunu  krize  dönüştüren ABD yönetimindeki bazı
çevreler, 24 Nisan’da kendilerince bir gol atmak arayışındalar.  Bu
sebeple  hükümetin diplomatik çabalarını artırması gerekmektedir.
IMF-Dünya Bankası ve G-20 toplantıları için ABD’de bulunan Hazine ve Maliye
Bakanı Berat Albayrak  ABD Başkanı Trump ile Beyaz Saray’daki
görüşmesinde   S-400 dahil tüm konularda olumlu geçtiğini söylemiştir
ama 24 Nisan konusuna değinmemiştir. Eğer değinseydi, mutlaka bundan söz
ederdi. Aşağıda bu konudaki orijinal belgeler yer almaktadır.


Fransa’da ve ABD’de tehciri soykırıma
dönüştürme çabalarının altında Sevr (Sevres) Anlaşması’ndaki büyük Ermenistan
hayali yatar.
Tıpkı 25 Eylül’de Barzani’nin referandum yaparak kurmak istediği büyük
Kürdistan gibi
. Paris Barış Konferansı sürecinde Ermenistan’ın
sınırları konusu ABD Başkanı Woodrow Wilson’un hakemliğine bırakılmıştır. Wilson,
General James
G. Harbord
başkanlığındaki bir Amerikan heyetini incelemelerde
bulunmak üzere 1919 sonbaharında Türkiye’ye göndermiştir. 1919 Eylül ve Ekim
aylarında Türkiye’de incelemeler yapan Harbord, vardığı sonuçları bir raporla
ABD Kongresi’ne sunmuştur. Rapor’da; Türkler ile Ermenilerin barış içinde
yüzyıllarca yan yana yaşadıkları, tehcir sırasında Türklerin de Ermeniler kadar
acı çektikleri, Ermenilerin Türkiye’de hiçbir zaman çoğunlukta olmadıkları ve
olaylara ilişkin acıklı ve korkunç iddiaların yanlış olduğu tespit edilmiştir.


Kaynak: The 1920 Treaty Of Sévres And
The Struggle For A Kurdish Homeland In Iraq and Turkey Between World Wars By
Whitney Dylan Durham Bachelor Of Science In Geoscience The University Of
Tennessee Martin, Tennessee 2000 Master Of Science in Geosciences Murray State
University Murray, Kentucky 2003, s.108.


ABD Kongresi rapor üzerine 1920 Nisan
ayında Ermenistan’a mandater olunmasını reddetmiştir. Fakat Başkan Wilson 
22
Kasım 1920’
de Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini
Ermenistan’a vermiştir. Batı Ermenistan da, tıpkı Kürdistan gibi   Lozan Anlaşması
ile tarih olmuştur. S
evr Anlaşması, Atatürk’ün ifadesiyle Türk
Milleti’ne kurulan büyük suikasttır. Lozan Anlaşması ile Kürdistan ve Büyük Ermenistan hayali bitmiştir. Anlaşma,
Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur. Tapu delme hareketine Ermeni diasporasına çok yakın olan bazı Türk
akademisyenlerin katkıda bulunması üzücüdür
. Tüm bu çabalara
rağmen Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Anlaşması ile garanti altına alınan tapuyu
deldirmeyecek güçtedir ama Türkiye’ye yönelik sistematik saldırılara mutlaka
organize bir şekilde cevap verilmelidir. Lozan Anlaşması 100 yıl sonra
2023’de  sona erecek diyenlerin amacı, bilmeden  Sevr Anlaşması’nı
geri getirmek isteyen Ermeni diasporasına hizmet etmektir.


 Türkiye;
 zaman geçirmeden diplomatik adımlar atarken, konunun hukuki, psikolojik
ve finansal  bütün bağlantılarını ele alıp “somut ve
uygulanabilir”
bir programı acilen devreye sokmalı, ABD Kongresi’ne
özel  bir heyet gönderilmeli, tasarılara imza atan senatör ve
milletvekillerinin adreslerine konuyu  aydınlatıcı bilgiler taşıyan
mektuplar gönderilmelidir. ABD Kongresi’nde Ermeniler  bu defa başarılı
olurlarsa, bu, Türkiye Cumhuriyeti açısından çok büyük bir  sıkıntı
doğurabilir. Bu konu her 24 Nisan’da Türkiye’nin gündemine oturtulmamalıdır.
Bunun için yumurta kapıya gelmeden önlem alınmalıdır. Yukarı da ABD’de yapılan
girişimleri Türkçeye çevirmeden orijinal olarak verdim ki, yetkililer ABD ne
oluyor diye arayıp zaman kaybetmesinler. Yeni neslin  konuya sahip çıkması
için YÖK’ün devreye girmesi sağlamalıdır. Bu konuda YÖK’e sunduğum  teklif
konusunda YÖK’ten  olumlu cevap alamadığımı belirtmek isterim.


Sözde Ermeni soykırımı iddialarına ciddi ve  Türkiye lehine
verilmiş kararlar ile karşı çıkılmaz ve sözde Ermeni soykırım muhiplerine
 somut deliller ile cevap verilmezse, sonuç alınamaz.


Bunun için polemik nitelikli
 yaklaşımları bırakarak  hukuk, yargı ve tarih” arasındaki  
bağlantıları  irdeleyerek çalışma yapmak gerekir. Bunu bir kişi yapamaz.
 Bu, bir ekibin işbölümü ile yapması gereken bir  çalışmadır.
Çalışmada  felsefeciler  dahil, çeşitli uzmanlara ihtiyaç vardır.
Bunun için YÖK tüm üniversitelerde Ermeni Araştırmaları Enstitüleri kurmalıdır. Ortaya
çıkacak sonuçlar   dış politikayı  yöneten  makamlara
 ulaştırılmalıdır.  Resmi söylemlerde  “bu konuyu  tarihçilere bırakalım 
görüşü ile sonuç alınamaz.


Tarihçiler  belge  ve
bilgilere  dayanarak  “fiilin varlığını” (actus reus)
 belirleyebilirler.  Bu durumda   fiil belirlenir. Fakat
 tarihçinin   bir   eylemin, bir haksız 
fiilin    hukuki tanımlama  yapma yetkisi
yoktur.    Eylemin  fiilen kendisini
oluşturan    “actus  reus”   ile   o
eyleme   soykırımıdır  denmesini  sağlayan   “dolus specialis”   (özel kasıt)
arasındaki   hukuki bağlantıyı siyasal söyleme geçirerek  
yerleştirmenin   yöntemini   bulmak gerekir. Bu fark,
Uluslararası Adalet Divanının kararlarında da vardır. Başbakan Erdoğan 1915 
dönemindeki tehciri ve trajik olayları  (actus reus)  kabul etmiştir.


1915 olaylarından
  toplumun çeşitli etnik  ve dinsel kesimleri faklı derecede
etkilenmiştir. Karşılıklı “mukatele” (öldürme) 
gerçektir.  Fakat Türkiye bunu yeterince anlatamamaktadır. Ölenler sadece
Ermeniler değildir. Ölen Türkleri kimse hesaba katmamaktadır. Osmanlı
ordularının Doğu Anadolu’da Rusya karşısında yenilmesinden sonra Çanakkale
Savaşlarının başlaması ve İstanbul’un tehlike altına girdiği bir dönemde
Ermeniler düşman saldırılarına paralel olarak eylemlerini genişletmişlerdir. Bu
dönemde Zeytun,
Bitlis, Muş ve Erzurum’un ardından Van isyanı patlak vermiş, Müslümanlara
yönelik katliamlar artmıştır.


Bir diğer konu, nedensellik
ilişkisinin  yeterince  anlatılamamış olmasıdır. Türkiye  “actus 
reus”
u  kabul etmektedir. Hukuken  bu kabul,
  Fransa’nın Cezayir ve Ruanda’da yaptığı gibi bir soykırım değildir.
 AİHM   Perincek-İsvicre   ve Uluslararası Adalet
Divanı’nın  Sırbistan-Bosna  Sırbistan – Hırvatistan  
kararlarını  ciddi  şekilde incelemek gerekir. Karşı görüş, bu
kararlara göre oluşturulmalı ve   hukuksal   temele
dayanmalıdır
.  Görüş, polemik  ağırlıklı  bir
formda değil, bilimsel yanı ağır basan  bir  şekilde
oluşturulmalıdır.


Buna rağmen Ermeniler sözde soykırımı
savunmaktan vazgeçmezler.  Çünkü 1915 olayları özellikle diasporada
yaşayan Ermenileri birbirine bağlayan bir araç haline gelmiştir ve bundan maddi
ve siyasi kazanımlar da  sağlamaktadırlar.  İsviçre
mahkemesinin  de  altını çizdiği gibi kamu oyunda oluşmuş
bulunan   kanı,  Ermenilerin arkalarından  güçlü bir rüzgar
olarak esmektedir.  Türkiye bilimsel verilere dayanan karşı görüş
oluşturabilirse,  tarafsız üçüncü kişilerde soru işaretleri 
yaratabilir.


Perinçek  Kararı’ndan sonra
(Case Of Perincek V. Switzerland (Application No. 27510/08) 
Judgment  Strasbourg  15 October 2015.  This Judgment is Final
But May Be Subject To Editorial Revision) AİHM yeni bir karar daha alarak
Türkiye’nin tezlerini haklı çıkarmıştır.  Sözde Ermeni soykırımının tanınması
aleyhine verilen AİHM’nin  28 Kasım 2017 tarihli   Mercan ve
diğerleri kararı
, (Affaire Mercan et Autres C. Suisse, Requête
No 18411/11) İsviçre’yi mahkum ederek  Avrupa’da uluslararası hukuka
saygılı hakimlerin bulunduğunu göstermiştir.
(https://hudoc.echr.coe.int/eng#{“itemid”:[“001-178955”]}


Fransa  Anayasa Mahkemesi
de  Yahudi soykırımı ile sözde Ermeni soykırımının aynı şey olmadığını,
çünkü Ermeni soykırımında bir mahkeme kararının  bulunmadığını
belirlemiştir. Böylece, Ermeni soykırımı yasası ile ilgili Fransız  Parlamentosu’ndan 
gelebilecek bir  yasanın önünü kapatmış, daha önce Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin  verdiği Perinçek Kararı tanınmıştır. Sözde soykırımı yasa
ile  tanıyan  ülkeler; Fransa,  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi,
Uruguay ve Arjantin’dir.


Ermenistan’ın 2 Mart 2018
tarihinde  seçilen  dördüncü Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Soykırım Suçuna
Karşı  Global Forum
’daki  konuşmasında  21’inci
yüzyılda dünyada hızla gelişen kötü ya da iyi olayların  arttığını 
ve  kök saldığını şöyle    açıklamıştır:  “İnsanlık tarihinin
binlerce yıl süren zaman  içinde hem aydınlık zaferler ve hem de var olan
kötülüğün kanıtı niteliğinde olaylar yaşandı. Siyah ve Beyaz, Aydınlık ve
Karanlık arasındaki mücadele devam ediyor.”
Sarkisyan siyah ile
Türkiye’yi, beyaz ile Ermenistan’ı kastetmektedir. Bu ortamda  “Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı şartlarında hayatını kaybeden
milyonlarca Osmanlı vatandaşına Allah’tan rahmet niyaz ediyorum”
 
demek, Ermeniler tarafından katledilen Türk diplomatlarının  ve de
Türklerin ruhunu acaba rahatsız etmez mi?


İtalya ve Fransa’daki gelişmeler
 önemlidir ama   ABD’de onlardan çok daha  önemli bir çıkış
 muhtemelen 24 Nisan’da yapılacaktır. Türklere yönelik iftiralarla
dolu  Benny
Morris
ile  Dror Ze’evi’nin  kitabının  piyasaya
çıkış tarihinin 24 Nisan olması  anlamlıdır. Yayın tarihinin 24 Nisan
olarak belirlenmesi, Türkiye’ye yönelik uluslararası  karalama
kampanyasının bir  parçasıdır.  Geçen yıl Trump tüm baskılara rağmen “soykırım”
dememişti. (Nunes calls it ‘Armenian Genocide,’ but Trump carefully avoids that
word in statement, April 24, 2018,
https://www.fresnobee.com/news/local/article209737409.html)


Yalanlarla Türkleri karalayan Ermenilere ve Ermeni muhiplerine
 aşağıdaki soruların  yönlendirilmesi ve  cevaplarının alınması,
meydanın  Ermenilere boş bırakılmamasını sağlayacaktır.  


  • Soykırımının
    Önlenmesi  ve Cezalandırılması  Sözleşmesi’nin  1948 
    Konferansı’nın   1000 sahifelik tutnaklarını ve de
    Lahey  Mahkemesi’nin  Sırbistan –  Hırvatistan
    kararını  neden okumadınız?
  • Fransa’ya;
    Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı Sevr Porselen  Müzesi’nin
    önüne  sözde Ermeni soykırım anıtı dikilmesini
    “Biz
    Lozan’ı tanımıyoruz, Sevr geçerlidir, çünkü Sevr’de büyük Ermenistan
    vardır”

    görüşünden hareket ettiğiniz için mi  anıt dikilmesine izin verdiniz
    sorusu yöneltilmelidir. Bu durum NATO’da müttefikimiz olan Fransa’ya
    yakışmamaktadır. Çünkü burada gizli bir  amaç vardır ve Türkiye’nin
    toprak bütünlüğüne  Sevr’e atıf yapıldığı için  saldırı söz
    konusudur.
  • Ermeni
    ASALA terör örgütünce 24
    Ekim 1975
    tarihinde Paris Büyükelçimiz İsmail Erez ve
    şoför Talip Yener’in şehit edilmesini neden önleyemediniz sorusu devamlı
    gündemde tutulmalıdır.


Milliyet, 25 Ekim 1975


  • Ermeni terör örgütü ASALA
    militanlarınca şehit edilen kaç  Türk diplomatı olduğundan haberiniz
    var mı?
  • Fransız yazar Yves Benard’ın Aralık
    2017’de  yayınlanan kitabında yazar, “Ermeni soykırımı yoktur”   tespitinde
    bulunduğunu biliyor musunuz?
  • Benard’ın “Soykırım yoktur, iki taraf içinde
    katledilmişler vardır. Şuna ikna oldum ki aslında Türkler, Ermenilerden
    daha fazla katliam kurbanı olmuştur”
    tespitine ne diyorsunuz?
  • Amerikalı tarihçi Justin
    McCarthy’nin Türkler
    ve Ermeniler: Osmanlı Devletinde Milliyetçilik ve Çatışma 
    kitabını
    okudunuz mu?
  • McCarthy’nin “Bundan dolayı Ermeniler soykırım
    iddiasını kendilerini bir arada tutacak bir bağ olarak görüyorlar. ‘Ne
    acılar çektik’ demek böyle bir bağ ve kendilerini bu acı üzerinden
    tanımlıyorlar.
    Tabii
    daha başka pek çok neden var. Kendi hikayelerinden, propagandalarından
    başka bir şey duymadılar, bu yüzden de Türklerin kötü olduğunu
    düşünüyorlar.

    Çünkü aslında onlara hep onların kötü olduğu söylendi”
    tespiti
    hakkında ne düşünüyorsunu
  • Fransız Avukat Georges de Maleville’in,
    Osmanlı vatandaşı Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı başlar başlamaz Çarlık
    Rusya’sına karşı savaşan Osmanlı ordusunu arkadan vurduklarını ve bu
    bölgelerdeki Ermenilerin bu  sebeple  Osmanlı sınırları içinde
    Suriye’ye göç ettirildiklerini, bunun kaçınılınız bir önlem olduğunu
    açıkladığını  biliyor musunuz?


  • Büyükelçi Henry Morgenthau Sr.’ın
    torunu Robert M. Morgenthau’nun
    AİHM’nin Perinçek ve 28 Kasım 2017 tarihli Mercan ve diğerleri kararlarına
    (Affaire Mercan et Autres C. Suisse, Requête No 18411/11) rağmen sözde
    Ermeni soykırımdan söz etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • İsviçre Federal Mahkemesi’nin
    Perinçek lehine verdiği 25
    Ağustos 2016
    tarihli bozma kararını, Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesi 2. Dairesi’nin 16
    Aralık 2013
    tarihli, AİHM Büyük Dairesi’nin 15 Ekim 2015 tarihli
    kararlarını  neden okumadınız?
  • 1915 olaylarının Yahudi soykırımı
    ile aynı sınıflama içinde olmadığını, 1915 olaylarında soykırım suçunun
    işlendiği konusunda mahkeme kararı bulunmadığını bilmiyor musunuz?
  • 1948 BM Sözleşmesine göre, soykırım
    suçuna hükmetme yetkisinin sadece suçun işlendiği ülke mahkemesinde ve
    Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde olduğundan haberiniz yok mu?
  • Yalanlarla dolu hatıralarını ABD’ye
    döndükten sonra Büyükelçi
    Morgenthau’nun Hatıraları
    (Ambassador Morgenthau´s Story,
    http://www.raoulwallenberg.net/wp-content/files_mf/1439907848HenryMorgenthauAmbassador.pdf)
    adı altında yayınlayan,   27
    Kasım 1913
    tarihinde  İstanbul’a gelen, 26
    ay   görev yaptıktan sonra  1916’da  ABD’ye dönen
    Başkan Wilson’a 
    “Hükümetin savaş politikası adına bir zafer
    kazanmamız ve bunun için de her türlü yasal yol ve imkana başvurmamız
    gerekmektedir” 
    diyen  ve  ABD Büyükelçisi
    olarak 1915-1916 yıllarında İstanbul’da görev yapan Henry Morgenthau’nın
    yazdıklarına inanıyor musunuz?
  • Mavi Kitap olarak bilinen, ilk
    baskısı 1916 yılında Londra’da yapılan  The Treatment of Armenians in the Ottoman
    Empire 1915-16
    (Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere
    Yönelik Eylemler 1915-16) isimli kitabın  bir Ermeni propaganda aracı
    olduğundan haberiniz var mı?
  • Kitabın özgün baskısında yer alan, “Documents presented to Viscount Grey of
    Fallodon Secretary of State for Foreign Affairs by Viscount Bryce with a
    preface by Viscount Bryce”
    (Viscount Bryce’ın Önsözüyle
    Viscount Bryce Tarafından Devlet Dışişleri Sekreteri Fallodon Viscount
    Grey’e Sunulan Belgeler)  açıklaması konusunda ne düşünüyorsunuz?
  • Mavi Kitap’ın 1916’da İngiliz
    Parlamentosu’nun onayıyla savaş propaganda bürosu durumundaki Wellington House
    tarafından hazırlatıldığını biliyor musunuz?
  • Tarihçi Arnold J. Toynbee
    bunun bir propaganda kitabı olduğunu anlayınca  pişmanlığını dile
    getirdiğini ve “fark etseydim, bu projede yer almazdımdediğini, Mavi Kitap’ın
    doğruluğu konusunda şüpheli  açıklamalarda  bulunduğundan
    haberiniz var mı?
  • Toynbee, hatıralarının son kısmında
    Türklerin masumiyetine inandığını ve yaptığından pişman olduğunu 
    vefatından önce  dile getirmiştir.
    Mavi
    Kitap, günümüzde Ermeni  sorununda Türkiye aleyhine kullanılmaktadır.
    Ermeni yalanlarına  çok sayıda  Türk ve yabancı araştırmacı
    karşı çıkmışlardır. (Many Scholars Challenge The Allegations Of Genocide:
    Part III, Ergun Kirlikovali on July 10, 2009 http://www.turkla.com/2009/07/10/many-scholars-challenge-the-allegations-of-genocide-part-iii/)
    Bunlardan haberiniz var mı?
  • Rusya’nın destek ve
    kışkırtmalarıyla örgütlenen Ermeni çetelerinin 1890 yılından itibaren
    bağımsız bir Ermeni devleti kurmak amacıyla Osmanlı yönetimine karşı
    ayaklandığını, Ermenilerin yaşadığı yerlerde isyan hareketlerinin
    artmasıyla güvenlik sorunları ortaya çıktığını, Osmanlı Hükümeti’nin
    güvenliği sağlamak amacıyla 27
    Mayıs 1915
    tarihinde Sevk ve İskan Kanunu’nu çıkardığından
    haberiniz var mı?


  • Torun Henry Morgenthau’nun 25 Ocak 2018 tarihinde WSJ
    gazetesinde yayınlanan yazısındaki “Hitler
    Polonya’yı 1939’da işgal etmeye başladığında komutanlarına
    merhametsizce  Yahudi erkek, kadın ve onların   
    çocuklarına ölüm  emri verdi. Kim  bugün Ermenilerin yok
    edilmesinden söz ediyor? ABD’nin  müttefiki olan Türkiye tarihiyle
    yüzleşmeyi hala reddediyor”
    yalanına karşı Hitler’in böyle bir
    sözünün olmadığını biliyor musunuz?
  • “1,5
    milyon kadar Ermeni katledildi. Benim için bu tarih, tarih kitaplarıyla
    sınırlı değil. Büyük babam Henry Morgenthau, katliam başladığında Başkan
    Wilson’un Osmanlı İmparatorluğu’nun büyükelçisiydi”
    sözüne
    karşı 1,5 milyon Ermeni’nin katledildiği iddiasının gerçek olmadığını
    bilmiyor musunuz?
  • Aşağıda o yıllardaki Ermeni nüfusun
    Batılı kaynaklara göre dökümü vardır. Bu durumda Ermeni nüfusunda daha
    fazla Ermeni nasıl oluyor da  katledilebiliyor?


Kaynak: http://www.historyoftruth.com/history/documents/9363-armenian-claims-and-historical-facts-questions-and-answers-8


  • Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğunu
    tarihe gömen Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı Paris’in Sevr
    banliyösündeki seramik müzesinin önüne Ermeniler tarafından 8 Mart 2001 tarihinde
    Ermeni soykırım  anıtı açılmasına izin veren  ülke olduğunu
    biliyor musunuz?
  • Anıtın üzerinde “1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından
    Birinci Dünya Savaşı’nda soykırıma uğratılan 1,5 milyon Ermenin anısına

    yazısındaki 1,5 milyon rakamının Auschwitz- Birkenau toplama kampının
    önündeki anıttan çalındığının  farkında mısınız?  (1,5milyon
    Yahudi 1,5 milyon Ermeni olmuş)
  • Auschwitz- Birkenau toplama
    kampının girişine yazılan cümle şudur:  “Arbeit Macht Frei.”  (Çalışmak Özgürlük
    Getirir) Minik bir çocuğun küçücük ayaklarıyla toprağı sürüyerek,
    annesinin avcunun içinde sımsıkı kavranmış eliyle, gözlerini kırmızı
    tuğlalara dikip, güya özgürlüğe adımını attığı  bu kapıdan bir daha
    çıkmamak üzere kendisiyle birlikte 1,5 milyon  Yahudi’nin
     girdiğinden ve fırınlarda yakıldığından haberiniz var mı?
  • Hitler’in 22 Ağustos 1939
    tarihindeki konuşmasında Ermenilerden söz ettiği ileri sürülen paragrafın
    doğru olmadığını hocam Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün 1984 yılında 
    yayınlanan Hitler
    and the Armenian Question / Hitler et la Question Armenienne
     
    kitabında  açıkladığını bilmiyor musunuz?


  • Hitler’in Ermenilere ilişkin böyle
    bir sözünün bulunmadığını, Nüremberg yargılama dosyalarından ilgili
    belgelerde olmadığını, Ataöv’ün “The
    Armenian Question: Conflict, Trauma and Objectivity”
    başlıklı
    yazısında konuyu açıkladığının farkında mısınız?
    (http://www.politics.ankara.edu.tr/yearbookdizin/dosyalar/MMTY/24/9_turkaya_ataov.pdf)
  • Cengiz Özakıncı’nın “ABD Soykırım Anıt Müzesi’nde Türkiye’yi
    Suçlayan Sahte Hitler Yazıtı”
    kitabında Hitler’in  bu
    sözünün  olmadığını okumadınız mı?
  • Rahmetli Şükrü Server Aya’nın
    Hitler’e atfedilen “Bütün
    olanlardan sonra, kim bugün Ermenilerin yok edilmesinden söz ediyor?”

    sözlerinin uydurma olduğunu, The
    Genocide of Truth
    (İstanbul Ticaret Üniversitesi
    yayınları, 2008, s.366), Soykırım
    Tacirleri
    (Derin Yayınları, Ocak 2009, s.205-206),  The Genocide of Truth Continues,
    (Derin Yayınları, Aralık 2010, s.249-270)  başlıklı kitaplarında
      açıkladığını bilmiyor musunuz?
  • Louis P. Lochner’in What About Germany adlı
    kitabında Hitler’in
    “Gücümüz, hızımız ve acımasızlığımızdadır. Cengiz Han, milyonlarca kadın
    ve çocuğu önceden tasarlayarak ve iç huzuruyla katliama sürükledi. Bugün
    tarih onu yalnızca büyük bir devlet kurucu olarak görüyor. Zayıf Avrupa
    uygarlığının benim için ne diyeceği umurumda değil. Eleştiri için tek söz
    edeni bile infaz etmeleri için idam mangasına emir verdim. Savaş hedefimiz
    belirli hatlara ulaşmak değil, düşmanın fiziksel olarak yok edilmesidir.
    Polonya dili türevi konuşan her çocuk, kadın ve erkeği acımaksızın öldürme
    emrini uygulamak üzere Doğu’ya ölüm mangalarımın gitmesini ben emrettim.
    Bize gerek duyduğumuz yaşam alanını (lebensraum) kazandıracak olan
    yalnızca budur.
    Bütün
    olanlardan sonra, kim bugün Ermenilerin yok edilmesinden söz ediyor?
     açıklamasının
    büyük bir yalan olduğunun farkında mısınız?
  • Aynı konuşmanın Amerikan
    askerlerince Nazi belgeleri arasında ele geçirilen metninde ve savunma
    kanıtı olarak sunulan diğer belgelerde Hitler’in böyle bir sözünün
    olmadığını bilmiyor musunuz?
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakan
    iken 23 Aralık 2011 tarihinde
    Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye Cezayir soykırımını  hatırlatmış
    olduğunu da mı bilmiyor musunuz?
  • Fransa Anayasa Mahkemesi’nin Yahudi
    soykırımı ile sözde Ermeni soykırımının aynı şey olmadığını, çünkü Ermeni
    soykırımında bir mahkeme kararının  bulunmadığını,  Ermeni
    soykırımı yasası ile ilgili Fransız  Parlamentosu’ndan 
    gelebilecek bir  yasanın önünü kapattığını, daha önce Avrupa İnsan
    Hakları Mahkemesi’nin  verdiği Perinçek Kararını  tanıdığını,
     kararın Türkiye’yi soykırımla suçlayan 29 Ocak 2001 tarihli
    yasayı iptal etmediğini, fakat Danıştay’ın (Conseil d’Etat) 19 Kasım 2015 tarihli
    kararının hatalı olduğunu  belirlediğini bilmiyor musunuz?
  • Sevr Müzesi’nin önüne, sanki
    Fransa’da başka bir yer yokmuş gibi anıt dikilmesine izin veren Fransa
    Ermenilere göz kırpmakta ve şu mesaj vermektedir: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan
    Anlaşması’nı tanımıyoruz. Bizler Sevr Anlaşması’nın yürürlükte olduğunu
    kabul ediyoruz. Çünkü Sevr’de büyük Ermenistan vardır.”

     Bu yorum sizce doğru mudur?
  • Fransa, 24 Nisan 2003 tarihinde
    Paris’in en merkezi yeri olan Kanada Meydanı’na  Gomitas Sogomonyan  (
    Ermenice Soğomon Kevork Soğomonyan ya da Komitas Vartabed) 
    adına   sözde Ermeni  kin anıtı  dikilmesini 
    onaylamıştır. Azerbaycan’ın, Fransa’nın hiçbir yerinde Ermeniler
    tarafından Hocalı’da yapılan soykırımı ile ilgili bir anıt dikemediğinin
    farkında mısınız?
  • Anıtı dikilen Gomitas’ın soykırımla
    ilgili bir eylemi olmamıştır. Gomitas, Ermeni ulusal müzik okulunun
    kurucusu olup, rahip, müzikolog, besteci, aranjör ve koro şefidir. 8 Ekim 1869 tarihinde Kütahya’da  doğmuş,
    22 Ekim 1935’de  Fransa’da Villeiuif’de ölmüş, Ermenistan’da
    defnedilmiştir. Gomidas, 4000’e yakın Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Türkçe
    halk şarkısını notaya alarak bu şarkıların günümüze kadar ulaşmasını
    sağlamıştır. Gomidas’ın verdiği konserlere katılanlar arasında  Talat
    Paşa ve Enver Paşa, Şehzade Mecid Efendi de vardır.  “Ben bir Türk’üm dinim cinsim uludur, Özüm
    sinem áteş ile doludur”
    diye başlayan şiirin yazarı 
    Mehmed Emin Yurdakul’un, tutuklanan  Gomidas’ın serbest bırakılıp
    İstanbul’a getirilmesini sağladığını bilmiyor musunuz?
  • Gomidas, Jön Türkler ve saray
    çevresine yakın olmasına rağmen 24
    Nisan 1915
    ’de tutuklanır ve  hayatı 
    Fransa’da  son bulur. Türk Müziği’nde tarih boyunca bestekar 
    olarak  isim yapmış çok sayıda Ermeni  müzisyen vardır. Bimen
    Şen, Udi Hırant, Kemani Tatyos, Artaki Candan, Nikoğos Ağa, Asdik ve Boğos
    Efendiler, Kemani Serkis, Nubar Tekyay, Udi Apet, Levon Hancıyan, Udi
    Arşak ve Hampartsum Limoncuyan bunların en tanınmışlarıdır. Heykeli
    dikilen Gomidas’ın  da bu müzisyenler arasında olduğunu neden
    bilmiyorsunuz?
  • Gomidas’ın 1915 yılının Mart ayının
    sonlarında Türk Ocağı’nda verdiği konserden önce Hamdullah Suphi 
    kendisinden  övgüyle bahsetmiştir.  Paris’in merkezinde,
    turistlerin yoğun olarak ziyaret ettikleri parka dikilen Gomidas 
    heykelinin kaidesine   “soykırım”
    yazılmasının Murat Bardakçı’nın da belirttiği gibi Gomidas’a yapılan 
    büyük saygısızlık olduğunu biliyor musunuz?
  • Fransa, Paris
    Büyükelçiliğimizin bulunduğu Paris’in en küçük sokağına (148 m. uzunluk,
    15 m. genişlik) Ankara (rue d’Ankara) adını vermiştir. Fakat
    Türkiye,  Ankara’nın en güzel  caddelerinden Paris
    Caddesi’nin  (2,5 km) adının bir küçük sakağa verilmesi
    konusunu  gündemine   almamış, seçimlerde adaylardan
    hiçbiri bu  konuya değinmemiştir. Paris’te bir de Rue de Constantinople
    caddesi  vardır ama  İstanbul
    caddesi yoktur
    . Bu cadde üzerinde 100 m2’lik bir daire
    ortalama fiyatı 6,5 milyar TL’dir. Bunun farkında mısınız?
  • Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, Hocalı
    katliamının sorumlusu birliklerin başındaki iki liderden biridir ve
    katliam emirlerini veren kişidir.  Sarkisyan’ın, İngiliz araştırmacı
    Thomas de Wall ile yaptığı röportajda  “Azerbaycanlılar Ermenilerin sivil
    halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu
    Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye
    yaptık.  (He told me: “Before Khojalu, the Azerbaijanis thought that
    they were joking with us, they thought that the Armenians were people who
    could not raise their hand against the civilian population. We needed to
    put a stop to all that. And that’s what happened. And we should also take
    into account that amongst those boys were people who had fled from [the
    anti-Armenian pogroms in] Baku and Sumgait.)
    (https://carnegieendowment.org/2012/02/24/president-interview-and-tragic-anniversary/9vpa)
     dediğini biliyor musunuz?
  • Dünya basınının Hocalı katliamı ile
    ilgili değerlendirmelerinden haberiniz var mı? “Ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1
    kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı.
    Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden
    yaralıydı. yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala
    yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O
    sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne
    fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü
    bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. yapabileceğim bir şey
    yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”
    For
    The Sake of Cross
    , s. 62-63. “Ermeniler Hocalı’ya saldırdılar. Bütün dünya tanınmaz hale
    getirilmiş cesetlere tanıklık etti. Azerbaycanlılar çok sayıda insanın
    öldürüldüğünden haber vermekteler.”
    Krua l’Eveneman Paris, 29
    Şubat 1992. “Ermeni askerleri binlerce aileyi yok
    etmiştir.
    Sunday Times,1 Mart 1992.“Ermeniler Ağdam’a doğru giden orduyu
    kurşun yağmuruna tutmuştur. Azeriler 1200 kadar ceset saymış. Lübnanlı
    kameraman, ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ’a silah ve
    asker gönderdiğini onaylamıştır.”
    Financial Times, 9 Mart
    1992. “Birçok insan çirkin hale getirilmiş,
    masum kızın sadece kafası kalmış.”
    Times, 4 Mart 1992. “Video kamera kulakları kesilmiş çocukları
    gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi
    soyulmuştu.”
    İzvestiya,
    4 Mart 1992.  “Ağdam’da
    bulunan yabancı gazeteciler  Hocalıda öldürülmüş kadın ve çocuklar
    arasında kafa derisi soyulmuş , tırnakları çıkarılmış 3 kişi
    görmüşlerdir.”
    Le
    Monde
    , 14 Mart 1992. “Binbaşı
    Leonid Kravets: Ben şahsen tepede yüz civarında ceset gördüm. Bir erkek
    çocuğun kafası yok idi. Her tarafta acımasızca öldürülmüş kadın, çocuk ve
    ihtiyar vardı.”
    İzvestiya
    13 Mart 1992.
  • BM İnsan Hakları Evrensel
    Bildirisi’nin 2, 3, 5, 9 ve 17’nci maddelerinin ihlal edilmesinden sorumlu
    olarak Hocalı katliamını gerçekleştirenler neden  yargılanmamıştır?
  • Ermenistan Sovyet Sosyalist
    Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin 23
    Ağustos 1990
    tarihli Bağımsızlık Bildirisi’nin 12’nci
    maddesinde “Ermenistan Cumhuriyeti, 1915 Osmanlı
    Türkiye’si ve Batı Ermenistan’da gerçekleştirilen soykırımın uluslararası
    alanda kabulünün sağlanması yönündeki çabaları destekleyecektir”

    Bundan haberiniz var mı?


  • Ermenistan Parlamentosu, 23 Eylül 1991 tarihinde
    aldığı bağımsızlık kararında “Ermenistan
    Bağımsızlık Bildirisi’ne sadık kalacağını”
    açıklamış ve
    taahhüt etmiştir. 1995 yılında kabul edilen Ermeni Anayasası’nda “Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirisi’ndeki
    ulusal hedeflere bağlı kalacağı”
      anayasa hükmü olmuştur.
    Soykırım yalanının uluslararası alanda tanınmasının Ermenistan’ın dış
    politika hedefi olduğu belirtilmiştir. Bunların doğruluğundan şüpheniz var
    mı?
  • Erivan´da yapılan Gelişen
    Ermenistan Partisi’nin 4’ncü Kurultayına katılan Devlet Başkanı Serj
    Sarkisyan, “Bağımsızlık Karabağ halkının seçimidir.
    Uluslararası hukuk dahi bu konuda farklı yaklaşım ortaya koyamaz”

    demiştir. Ermenistan’daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye’nin
    12 ili yer almıştır. Ermenistan Milli Marşı’nda “Topraklarımız işgal altında, bu
    toprakları azat etmek için ölün, öldürün”
    yazılıdır. Bunlardan
    haberiniz var mı?
  • Karabağ’da katliam yapan Ermeni
    kuvvetlere komutanlık yapan eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj
    Sarkisyan’dır. Sarkisyan, İngiliz yazar Thomas De Waal’a, “Hocalı’dan önce Azeriler bizim şaka
    yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el
    kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu- stereotipi- (zeka geriliği)
    kırmayı başardık”
    diyen kişidir. Bu konudaki düşünceniz nedir?
  • Fransa, Ermenilerin Hocalı’da
    yaptıkları soykırımı görmezse,  inandırıcı olmaz. Eski ASALA (Ermeni
    terör örgütü ASALA’nın askeri kanadının 1981 yılında Güney Kıbrıs’a
    geçtiğini Kuznetsov açıklamıştır) eylemcilerinden Monte Melkonian Hocalı’ya
    yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir
    gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır.
    Melkonian’ın ölümünden sonra Markar Melkonian kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My
    Brother’s Road: An American’s Fateful Journey to Armenia, I.
    B.Tauris,2005) isimli kitapta Hocalı katliamı için şunları yazmıştır: “Hocalı stratejik bir amaç olmasından
    başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.”
    Büyük Ermenistan
    idealistlerinden ve İnterpol tarafından  aranan Zori Balayan  1995
    yılında yayınlanan Ruhumuzun
    Canlanması
    (Heaven and Hell,  Los Angeles 1997,
    Yerevan 1995) kitabında (s. 260-262) Hocalı’da soykırımın
    yapıldığını  itiraf etmiştir: “Arkadaşımız
    Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk
    çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırışları çok
    duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun
    ağzına soktu. Daha sonra 13 yaşındaki Türk’e onların atalarının bizim
    çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından ve karnından derisini
    Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika
    sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğu için hümanist idim,
    buna rağmen Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi
    rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını
    aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk
    çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türk’le aynı kökten olan
    köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir
    Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok
    terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde
    intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye
    giderek 1915’te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi
    için dua ettik. Ancak biz Hocalı’yı ve vatanımızın bir parçasını işgal
    eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.”
    Bu
    yazılanlar hakkındaki düşünceniz nedir?
  • Avrupa Konseyi Parlamenterler
    Konseyi’nin  31 üyesi tarafından  (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3
    İngiltere, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg,  1 Yugoslavya,
    1 Makedonya, 1  Norveç, 1 Polonya)  imzalanan, Ermeniler tüm
    Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler”
     ifadesinin
    yer aldığı ve 19’ncu yüzyılın başlarından bu yana Ermeniler tarafından
    Azerilere karşı işlenen katliamları soykırım olarak tanımaya adım atılması
    gerektiğini belirten 324 No.lu bir bildiri yayınlandığını biliyor musunuz?
  • Hocalı’daki katliamı görmek
    istemeyip “sözde” Ermeni soykırımını
    Türkiye’ye kabul ettirmek isteyenler, yukarıda  söz ettiğim Ermeni
    isyanlarını konu alan ve Amerikalı yönetmen Philip M. Callaghan tarafından
    çekilen Ermeni İsyanı 1894-1920  belgeselini izledikten sonra acaba
    ne derler?
  • Günümüzde Birleşmiş Milletlere üye
    193 ülke vardır. Sözde Ermeni soykırımını yasa  ve parlamento
    kararıyla kabul eden, bu durumu tartışan ve kısmen 1915 olaylarını
    soykırım olarak kabul eden  29 ülke bulunmaktadır. 19 ülke meclis
    kararıyla, 4 ülke yasayla ve toplamda 29 ülke 1915 olaylarını 
    soykırım olarak tanımaktadır ama büyük çoğunluk böyle düşünmemektedir. Acaba
    sebebi  sizce nedir?
  • Osmanlı belgeleri incelendiğinde
    Dahiliye Nezareti’nin 24 Nisan 1915 tarihli genelgesi üzerine, İstanbul’da
    Taşnak, Hınçak ve Ramgavar komitelerine mensup Ermenilerin tutuklanmıştır.
    1916 tarihli Osmanlı yayınında İstanbul’da ikamet eden 77.735 Ermeni’den
    ihtilal hareketlerine  katılan 235 kişinin tutuklandığı, diğerlerinin
    huzur ve rahat içinde iş ve güçleriyle meşgul olduklarından haberiniz var
    mı? (Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekât-ı İhtilaliyyesi, 1332, s. 242).
  • İstanbul’da 24 Nisan genelgesini
    izleyen  günlerde yapılan aramalarda 19 adet mavzer, 74 adet martin,
    111 adet vincester, 96 adet maniher, 78 adet gıra, 358 adet filovir
    silahları ile 3.591 adet tabanca 45.221 tabanca mermisi vb. çok sayıda
    silah da yakalandığını biliyor musunuz?  (Bu silahlar daha sonra
    Osmanlı ordusunun ihtiyacına binaen askeri silah ve mühimmat depolarına
    teslim edilmiştir ( BOA. DH. EUM. 2. Şb. 16/48). http://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/24-nisan-1915te-ne-oldu/
  • Eylül 2017’de  Avrupa
    Akademisi ve Lepsiushaus Potsdam Üniversitesi Berlin’de Ermeni Soykırımı
    İçin Avrupa Yaklaşımları (Past in the Present European Approaches to the
    Armenian Genocide) konulu bir Çalıştay düzenlemiştir. Ermeni-Türk
    Çalışmaları Atölyesi (Workshop on Armenian-Turkish Scholarship: WATS)
    toplantılarına sözde Ermeni soykırımını onaylayan akademisyenler
    katılmaktadır. Çalıştay’a aksi düşüncede olan biri olarak ben de katılmak
    istedim ama kabul edilmedim. Gerekçenin “yer
    darlığı”
    olduğunu biliyor musunuz?
  • Ohannes Kaçaznuni’nin Taşnak Partisi’nin Yapacağı Birşey Yok
    (Kaynak Yayınları, 2005) kitabından haberiniz var mı? Kitap, 1915 yılında
    Ermeni isyanlarını örgütleyen Taşnak Partisi’nin Başkanı ve 1918 yılında
    Erivan’da kurulan Ermenistan’ın ilk Başbakanın 1923 yılında partisinin
    Bükreş’te toplanan kongresine sunduğu raporu Ermenilerin insanlık dışı
    katliam yaptıkları kitapta yer aldığı için Ermenistan’da yasaklanmış,
    İngilizce baskıları da Batı kütüphanelerinden toplatılmıştır. Bu konudaki
    görüşünüz nedir?
  • Çalıştay’a katılan Zeynep
    Türkyılmaz’ın Kaliforniya Üniversitesi’nde (University of California at
    Los Angeles-UCLA) eğitim aldığını, bu üniversitenin Atatürk’ü, ayaklarının
    altında bir kız çocuğu cesediyle poz vermiş olarak gösteren ve üzerine “İnkarın Yüzü”
    (Face of Denial) yazan dokümanı montajlayarak yayınlayan üniversite
    olduğunu neden bilmiyor musunuz?
  • Sözde Ermeni soykırımını Türkiye’ye
    kabul ettirmek isteyenler, Ermeni isyanlarını konu alan ve Amerikalı
    yönetmen Philip M. Callaghan tarafından çekilen Ermeni İsyanı 1894-1920
    belgeselini izlemelidirler. Bu belgesel  youtubedan silinmiştir.
    Acaba sebebi sizce ne olabilir? (video kullanılamıyor,
    http://www.youtube.com/watch?v=zNCnSDjHGTg) Ermeni İsyanı 1894-1920
    belgeseli https://www.dailymotion.com/video/x2nuga2 adresinden
    izlenebilir. (57 dakika)


  • AİHM’nin 7 kişilik bir dairesi
    tarafından Perinçek lehine verilen karar sonrasında, temyiz başvurusu
    üzerine 17 kişilik Büyük Daire’nin yeniden görüştüğü davanın 28 Ocak 2015 tarihinde
    sonuçlandığını biliyor musunuz?
  • Duruşmanın Perinçek v. Switzerland
    (No. 27510/08) Grand Chamber hearing –  28 January2015
    https://www.echr.coe.int/Pages/home.aspx?p=hearings&w=2751008_28012015&language=lang&c&py=2015  
    linkinden  izlenebileceğinin farkında mısınız?


Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımı yapmakla devamlı suçlayan Fransa’nın
nasıl bir ülke olduğunu biliyor musunuz?


  • Fransa, dönemin Türk büyükelçisi tarafından terk edilen
    ülkedir. Eski Dışişleri ve Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık 1968’lerde
    Paris Büyükelçisi’dir. Fransa’daki Ermenilerin kışkırtıp dayatması sonucu
    Marsilya’da yapılacak Ermeni soykırımı anıtına karşı çıkar. Anıtın açılış
    törenine Fransız hükümetinin resmen katılmamasını ister. Ancak anıtın
    açılışına Fransız bakanlardan birinin katıldığını görünce sabrı taşar ve
    Ankara’ya sorma gereğini dahi duymadan Paris’i terk edip Ankara‘ya döner,
    gelişmelere karşı dik bir duruş sergiler. Hemingway’in 
    “Cesaret,
    olaylar karşısında gösterilen zarafettir
    ” sözüne sadık kalır.
  • Fransa, Ruanda’da 1994 yılında yaklaşık 800 bin kişinin
    öldürüldüğü soykırıma bulaşmış bir ülkedir. Fransa’yı soykırımı katılmakla
    suçlayan Ruanda hükümeti, raporda 33 Fransız siyasi ve askeri yetkilinin
    adalet önüne çıkarılmalarını istemiştir. Fransa’nın soykırımdaki rolünü
    araştırmak için Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan bağımsız komisyon
    tarafından yayımlanan 500 sayfalık raporda,
    “Fransız
    desteğinin siyasi, askeri, diplomatik ve lojistik doğasının bulunduğu”
    ifade edilmiştir.
  • Fransa, Terry George’ın 2004 yapımı Otel Ruanda filminde geçen
    olayları inkar eden ülkedir.
  • Fransa, Cezayir’de gerçekleştirdiği soykırımın hesabını
    henüz verememiştir. Önceki Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy 2006’da Cezayir’e
    yaptığı bir ziyarette “
    Babalarının
    yanlışları için oğulların özür dilemesi beklenemez”
    sözleriyle Fransa’nın Cezayir’de işlediği
    insanlık suçlarını tanımayacağını söylemiştir. Fransa eski Cumhurbaşkanı
    François Mitterrand,
    “O ülkelerde bir soykırım
    yaşanması o kadar da önemli bir şey değil”
    şeklinde açıklamada bulunmuştur. (Le Figaro, 12
    Ocak 1998)
  • Fransa, sözde Ermeni soykırımı anketi yapan bir
    ülkedir. Ankette yeni bir Ermeni soykırımı yasası gerekli mi diye
    sorulmuştur. (http://www.newsring.fr/societe/165-faut-il-une-loi-sur-le-genocide-armenien)
    Ankette 274.555 oy kullanılmıştır. Oyların yüzde 52’si yeni bir sözde
    Ermeni soykırım yasasının çıkarılmasından yanadır.
  • Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni 22 Ocak’ta
    Afrin konusunda acil toplantıya çağıran ülkedir.
  • Fransa, Cumhurbaşkanı Gül’ün telefonuna çıkmayan
    Cumhurbaşkanına sahip bir ülkedir. Gül,
    “Savaşta
    bile cumhurbaşkanları birbirleriyle konuşurlar”
    diyerek nazik bir şekilde tepkisini göstermiştir.
  • Fransa, Türkiye‘nin tüm itirazlarına rağmen Fransız
    Parlamentosu soykırım iddialarını inkar etmeyi suç sayan yasa teklifi 22
    Aralık 2011 tarihinde kabul eden ülkedir. Oylamaya 577 milletvekilinin
    sadece onda birinin katıldığını biliyor musunuz?


Şimdiye kadar Batılı Hıristiyan
ülkelerdeki sözde Ermeni soykırımına destek veren ülkelerden söz ettik. Şimdi
Irak’taki Ulusal
Dini Konsey Başkanı Şeyh Yusif El Nasri
, Ermenistan’ın Irak
Büyükelçisi Hrachya Poladyan’la yaptığı toplantıdaki açıklamasında,  sözde
Ermeni soykırımından  söz ederek “Türkiye’nin  Ermeniler’den özür dilemesi gerektiğini”
söylemiştir.


Sözde  Ermeni  soykırımı
konusunu tartışırken, El Nasri, Türk yetkilileri “kendi nesilleri için”
özür dilemeye çağırmadan önce “Osmanlı İmparatorluğu’nda işlenen insanlık dışı suçunu”  kınamıştır.
El Nasri’ye, ülkedeki çeşitli etnik ve dini topluluklarla ilişkileri
ilerletmeye adanmış bir hükümet organı olan Irak’taki Birlikte Olma ve
Toplumsal Barış Daimi Komitesi üyeleri eşlik etmiştir. Bu duruma
Türkiye’nin  tepki vermemesi dikkat çekicidir.
İşin bu tarafını
Türkiye maalesef görememiş, ya da ihmal etmiştir.


Kaynak: https://www.panorama.am/en/news/2019/04/18/Iraq-religious-leader-Armenian-Genocide/2102615,
Iraq’s religious leader calls on Turkey to apologize for Armenian Genocide)
Aynı sitede Garo Paylan’ın aşağıdaki talebi de yer almıştır. 12.04.2019 “Paylan calls for putting Armenian Genocide issue on Turkish parliament’s
agenda”


Tüm bu sorular uluslararasında gündeme taşınmadığı, cevapları
alınmadığı, Türkiye’nin sesini tüm dünyaya  duyuracak  İngilizce
yayın yapan siteler oluşturulamadığı ve YÖK, tüm üniversitelerde Ermeni
Araştırmaları Enstitüleri kurulmasını sağlamadığı sürece,  Ermenilerin
dünya kamuoyunu kandırmaya devam etmelerine engel olunamayacaktır. Aşağıda
sayın Sadi Somuncuoğlu’nun basın bildirisi yer almıştır. Bu ve benzer
 bildirilerin 24 Nisan öncesi çoğalmasında ve  ABD’deki ilgililere
İngilizce olarak gönderilmesinde sonsuz yarar vardır.