ERMENİ SORUNU VE TERÖRÜ & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI & ERMENİ DİASPORASI


Hasan Servet
ÖKTEM* : PATRİCK DEVEDJİAN’IN KORONAVİRÜS’TEN ÖLÜMÜNÜN AKLIMIZA GETİRDİKLERİ… -
T24 – 04.04.2020


Blog No : 2020 / 6




08.04.2020


T24 (4 Nisan 2020)


Takvimler 28 Mart’ı
gösterdiğinde Tahran’da maruz kaldığımız terör saldırısı aklımıza takılır.
Emeklilik halet-i ruhiyesiyle artık bu tarihi atlamıyoruz. Faal diplomat
olduğumuz dönemlerde, bu meşum günü, iş yoğunluğundan ötürü unuttuğumuz
olmuştur. “Tahran’dan kederli hatıralar” başlıklı yazımızı (28 Mart
2018) okuyanlar bilirler. 28 Mart 1984, Ermeni teröristlerin, Tahran’ın iki
farklı semtinde, bize ve T.C. Tahran Büyükelçiliği Askeri Ataşe Yardımcısı İsmail
Pamukçu’ya, siyasi cinayet saikiyle, ayrı ayrı saldırdıkları gündür.


Tesadüf bu ya, 28 Mart
gecesi Fransa’daki Ermeni diasporasının önde gelen ismi, tanınmış politikacı,
ASALA ve diğer Ermeni terör gruplarının avukatlığını üslenmek suretiyle nam
yapan siyasetçi Patrick Devedjian Koronavirüs’ten hayatını kaybetti. Ailesine
taziyelerimizi sunarız.


İsmail Pamukçu ve bana
saldıran teröristleri İslamcı İran yönetimi yakalamayı ve cezalandırmayı uygun
görmediğinden, bu zevatın Patrick Devedjian gibi özünü Ermeni davasına adamış
avukatlara hiç ihtiyaçları olmamıştır.


Şunu kabul edelim:
Fransa’daki Ermeni lobisi, 1970’lerden itibaren sesini iyi duyuran, güçlü, iyi
örgütlenmiş, siyasetin tam ortasında, tüm siyasi partilerin dikkate almak
zorunda bulundukları bir teşkilatlanmadır. Patrick Devedjian’ın, 2001 yılında
Fransa Parlamentosu’ndan geçen “Ermeni soykırımının tanınması
yasası”nın kabulünde önemli bir rol üstlendiği bilinmektedir. 2011
yılında, sözde Ermeni soykırımın tanınmasını perçinlemek amacıyla, Yahudi soykırımını
reddetmenin suç kabul edildiği örneğinden hareketle, Ermeni soykırımının
reddinin Fransa’da suç kabul edilmesine ilişkin yasa tasarısının 2011 yılında
Parlamento’da kabul edilmesinde yine Devedjian’ın çabaları ve katkıları söz
konusudur. Neyse ki Fransa Anayasa Mahkemesi, 2012 yılında, fikir özgürlüğünü
kısıtladığı gerekçesiyle anılan yasayı iptal etmiştir.


Patrick Devedjian, Ermeni
davası yolundaki başarı öyküsüne, ünlü ABD’li profesör Bernard Lewis’i, Ermeni
soykırımını reddettiği için Fransız Mahkemeleri önünde tazminat ödemeye mahkum
ettiğini de dahil etmektedir. Ünlü tarihçinin, prestijli Fransız gazetesi Le
Monde’da 1993 yılında yayınlanan mülakatında, Ermeni soykırımı iddialarının,
Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde meydana gelen
olayların Ermeni versiyonunu yansıttığını vurgulamasının, bu ülkedeki Ermeni
derneklerinin toplu tepkilerine yol açtığını hatırlıyoruz. Ermeni
derneklerinin, Devedjian’ın aracılığıyla, bu mülakat nedeniyle Bernard Lewis
aleyhine Fransız mahkemesi nezdinde açtığı davada, ünlü tarihçinin görüşleri
aleyhinde herhangi bir hüküm verilmemiş, ancak mülakat nedeniyle Ermeni
toplumunun gücenmiş olabileceği gerekçesiyle sembolik bir manevi tazminat
kararı (1 Franc) alınmıştır. Alışılageldiği üzere, Ermeni lobisi, anılan
mahkeme kararını Ermeni görüşlerinin zaferi şeklinde sunmuştur. Kararda 1915
olayları soykırım teşkil etmektedir manasına gelecek herhangi bir ifade veya
hüküm bulunmamasına rağmen!


Devedjian’ın vefatıyla
ilgili Fransız ve Ermeni basınında yayımlanan yazılarda dikkatimizi çeken
nokta, müteveffanın, Türk diplomatlarını öldüren Ermeni teröristleri
yüceltmesi, bu militanları haklı davaları uğruna mücadele eden direnişçiler
olarak kabul etmesi, Ermeni toplumu içinde kahraman kabul edilmeleri bakımından
zihni bir zemin hazırlama çabalarıdır. İşin ilginç yanı, Devedjian, sorulara
cevaben, Ermeni davasının uluslararası toplum nezdinde Ermeni terörü
vasıtasıyla tanındığını itiraf etmektedir. Bu ifadenin arkasında terör amaca
ulaşmak üzere meşru bir yöntemdir savı yatmaktadır. O zaman “Taliban meşru
görülmeli, saldırıları eleştirilmemeli” sonucuna varırız.


Devedjian, vefatıyla,
asılsız ve taraflı anlatılara dayalı, gerçekliği tartışmalı belgelerle
savunulan, 1915 olaylarının 20. yüzyılın ilk soykırımını teşkil ettiği gibi
iddialı yalanlarla süslenmiş Ermeni yanlısı görüşlerini, sanki global kabul
görmüş gerçekler imişcesine, Fransız basınında bir kez daha yayımlatarak son
görevini de başarıyla yerine getirmiştir. Günahları affolunur mu? Bilemiyoruz.


Dışişleri Bakanlığı’nda
peş peşe iyi tayinler yapan meslektaşlarımıza sataşmak üzere “şu
bakanlığın kaymağını yedin yahu” deyip dururduk. Doğrusunu söylemek
gerekirse, Devedjian’ın arkasından  söylenmesi gereken en anlamlı söz, adı
geçenin Ermeni davasının kaymağını yiyerek dünyamızdan ayrıldığıdır. Öğrencilik
yıllarında aşırı sağ örgütlere üye olan, faşist damgasını yemiş genç avukat,
yıllar içinde Ermeni iddiaları üzerinden, terör savunuculuğu yaparak bakan
seviyesine kadar yükselmiştir. Koronavirüs krizi şartları olmasaydı,
defterinin, görkemli bir cenaze töreniyle kapatılmış olacağını tahmin etmek zor
değildir.


1970’li yıllardan
günümüze başımıza dert olan Ermeni meselesinde, Ermeni diasporasının önde gelen
bir aktör olduğu dikkatlerden kaçmaktadır. Diaspora, Türkiye ve Ermenistan’ın
uzlaşmaları yönünde değil, düşman kalmaları yönünde çabalarını sürdürmektedir.
Ermenistan’ın her sene azalan nüfusu 3 milyona inmiştir. Ülke dışında yaşayan
Ermenilerin sayısının 4 milyona yaklaştığı söylenmektedir (1,2 milyon Rusya’da,
1 milyon ABD ve Fransa’da). Özellikle ABD ve Fransa’da yaşayan Ermeniler maddi
açıdan güçlü, iyi örgütlenmiş, etkili, iyi entegre olmuş ve seslerini
duyurabilen toplumlardır. Her iki diasporanın, 1991 yılında SSCB
boyunduruğundan kurtulan anavatanlarını, demokratik, yolsuzluklardan
arındırılmış, çağdaş ve müreffeh bir ülkeye dönüştürmek üzere bir gayret içine
girdikleri görülmemiştir. Bağımsızlıktan 20 yıl sonra Ermenistan yine Rusya’nın
otlağı haline dönüşmüştür. Enerji alanında tamamen Rusya’ya bağımlı olan,
siyasi ve askeri açılardan Moskova’nın sözünden çıkması mümkün gözükmeyen
Ermenistan’ın, mevcut koşullarda, kısa ve orta vadede kalkınması, barış ve
huzura kavuşması rüya niteliğindedir. Ermeni diasporası, Güney Kafkasya’da
tecrit edilmiş durumda bulunan Erivan’ın, Türkiye ve Azerbaycan ile sorunlarını
çözmedikçe, Ermeni halkının refaha ve huzura kavuşamayacağını gayet iyi
bilmektedir. Tüm bu gerçeklere karşın, varlık nedeni olan Ermeni soykırımı
iddialarını sektör haline dönüştüren diaspora, bu işin kaymağını yemeyi
sürdürecek, yeni Devedjian’lar üretecektir.


Ermenistan’ın
yolsuzluklara savaş açan yeni başbakanı Nikol Paşinyan’ın, son dönemde, sözde
Ermeni soykırımı kararları alan parlamentoların, Ermeni iddialarına
inandıklarından değil, izlediği politikalardan ötürü sinirlendikleri Ankara’yı
cezalandırmak amacıyla bu kararlara yöneldiklerini kavradığını umuyoruz.
Müreffeh, çağdaş ve huzurlu Ermenistan’ın yolu, Moskova’dan mı, yoksa
Brüksel’den mi geçmektedir? Paşinyan’ın önündeki en büyük sual budur, gerisi
teferruattır.


Yazımıza, 1994 yılında
Atina’da teröre kurban verdiğimiz, Dışişleri’ne birlikte girdiğimiz, sevgili
arkadaşımız Ömer Haluk Sipahioğlu ve diğer 40 Dışişleri şehidinin aziz
hatıralarını saygıyla anarak son verirken, asırlarca yan yana yaşayan Türk ve
Ermeni halklarının, 1915 olaylarının yol açtığı ortak acılara karşılıklı saygı
göstermeleri temelinde barışmalarını temenni ediyoruz.


* E. Büyükelçi, T24 Konuk
Yazar


** Fotoğraf: Hasan Servet
Öktem


LİNK : https://t24.com.tr/yazarlar/hasan-servet-oktem/patrick-devedjian-in-koronavirus-ten-olumunun-aklimiza-getirdikleri,26118

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir