Ermeniler İki Milyon Müslümanı Katletti




Fransa Parlamentosu, Ermeni soykırımı yoktur
demeyi suç sayan kanunu kabul ederken; Ermenilerin sadece 1914’ten 1919’a kadar
bir milyondan fazla Müslümanı katlettiğini ve bu zulümden kaçarken ölenlerle
birlikte iki milyon insanın katledildiğini görmezden geliyor.
    




Fransa’da sözde Ermeni soykırımının inkarına
hapis ve para cezası öngören yasa teklifi parlamentoda kabul edildi. Sosyalist
Parti’nin sunduğu ve parlamentoda 19 red oyuna karşı 106 oyla kabul edilen
teklifin yasalaşması için Senato’nun ve cumhurbaşkanının onayı gerekiyor.
Yasanın bu iki kademeden herhangi birinde takılıp takılmayacağı henüz belli
değil. Ancak tarihçilerin ilgilenmesi gereken bir meselenin siyasilerin
arenasında oylanması Türkiye’nin bir hayli canını sıkmış durumda. Ankara bir
taraftan oylama sonucunu sert bir dille protesto etti, diğer taraftan Fransa’ya
karşı birtakım yaptırımlara gidileceğinin sinyallerini verdi. Dolayısıyla
oylama gerek Türkiye-Fransa ilişkilerini, gerekse Türkiye’nin AB serüvenini
etkileyeceğe benziyor.




Siyasi anlamda Ermeniler için büyük bir zafer
olan bu karar “Ermeni soykırımı” tezine de cila atmış oldu. Tabii
Ermenilerin ulusal hedef olarak belirlediği “4T” için de önemli bir
adım bu. Ermeni Diasporası’nın “4T” olarak tanımlanan hedefleri
şöyle: “Soykırımı tüm dünyaya Tanıtma”, “Türkiye’nin sözde
soykırımı Tanıması”, “sözde soykırım kurbanlarının mirasçılarına
Tazminat” ve “Türkiye’nin ülkenin doğusundan Ermenistan’a Toprak
vermesi.”




Ermeniler kendilerini siyasi manevralarla 4T’ye
yaklaştıradursunlar, tarih ve belgeler Ermenilerin soykırıma uğramadığını,
aksine Ermenilerin Müslüman halka yönelik ciddi bir katliam
gerçekleştirdiklerini ortaya koyuyor. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki kayıtlara
göre Ermeniler sadece 1914’ten 1919 tarihine kadar 1 milyondan fazla Müslümanı
katletmiş. Bu tarihten sonra da katliamın devam ettiğini ortaya koyan belgeler,
1914’ten önce 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus harbi sırasında Kafkasya’da
öldürülen binlerce Ahıska Türkü’nü bu rakamlara dâhil etmiyor. Aynı şekilde
Ermeni zulmünden kaçmak isteyen 2 milyona yakın ahalinin yarısının bu göçler
sonucunda öldüğü de sözü edilen verilerin içinde değil. Dolayısıyla bütüncül
bir rakamla bahsedildiğinde Ermenilerin kendi uydurma ve abartı rakamlarının
dahi çok üstünde Müslümanı katletmiş oldukları ortaya çıkıyor.




YABANCI GÖZLEMCİ RAPORLARI VAR




Peki nasıl olmuştu da Ermeniler bu kadar Müslüman
halkı katledebilmişti? Bu sorunun cevabını almak için, dönemin resmî kayıtlarına
göz atmak yeterli. Tutulan çoğu raporların yabancı gözlemcilerin denetiminde
gerçekleştirilmiş olması, bu raporların doğruluğu ve tarafsızlığı açısından
önemli bir veri.




Bu raporlara göre Ruslar tarafından
silahlandırılan Ermeni çeteleri Aralık 1914’te Van’da organizeli eylemlere
başladılar. Bu eylemler telgraf hatlarını kesmek, Osmanlı posta jandarmalarına
saldırmak, karakollara baskınlar düzenlemek şeklinde başladı. 1915’e
gelindiğinde de bu küçük çaplı eylem ve baskınlar toplu kıyımlara dönüştü.
Nisan ayında Ermeniler Van’ın köylerini basarak masum silahsız insanları
katledip, kadınların ve çocukların ırzına geçtiler. Tarihî kayıtlar Ruslardan
cesaret alan Ermenilerin Van’ın neredeyse bütün kaza ve köylerinde toplu
katliamlara giriştiğini gösteriyor.




Ermenilerin Van’da başlattıkları katliam giderek
bütün Doğu Anadolu’ya yayıldı. Van başta olmak üzere Elazığ (Mamuretü’l-Aziz),
Bitlis, Erzurum, Kars gibi şehirlerin merkez ve civarlarındaki yerleşim yerleri
akıl almaz kıyımlara sahne oldu. 1914’te başlayıp 1916 yılına kadar devam eden
Ermeni katliamı dalgası binlerce Müslümanın öldürülmesi ile sonuçlandı. Ancak
katliam bu tarihlerle sınırlı kalmadı. Ekim 1917’de Rusya’da patlak veren
Bolşevik İhtilali ile birlikte Müslüman halka yönelik kıyım yeniden alevlendi.
Aralık 1917’de imzalanan Erzincan Mütarekesi ile birlikte Rus askerleri Doğu
Anadolu’dan çekilmeye başlamış, meydan Ermeni çetelerine kalmıştı. Aralık 1917
– Mart 1918 döneminde Ermeniler, Erzincan, Bitlis, Van, Bayburt, Kars gibi
şehirlerde akla gelmedik cinayetler işlediler. Erzurum’da Ermeni çeteleri
kışlaların, okulların ve diğer büyük binaların bodrumlarını, odaları,
mutfakları, hamam ve kuyuları balta ile parçalanmış Türk cesetleriyle
doldurmuştu.




SOYKIRIM BOYUTLARINDA




Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtlarına göre
Kongre Caddesi’ndeki Hacı Ahmet Hanı’nda çeşitli şekillerde katledilmiş 1.373
Türk cenazesi olduğu tespit edilmişti. Yine şehir eşrafından Kantarcızade Hacı
Mustafa’nın kayıtlara geçen tespitlerine göre sadece Erzurum şehir merkezinde
Ermenilerce öldürülen Müslümanların sayısı 13 bin 273’tü. Üstelik bu kayıt ve
tespitler yapılırken Alman heyeti de hazır bulunmuştu. Van’da 80 bin Müslümanın
kısa bir sürede katledilmesi, aynı şekilde Kars ve Ardahan civarında yine bir
yıl gibi çok kısa bir sürede 30 bin Müslümanın öldürülmesi katliamın
boyutlarını ortaya koyan diğer veriler. Katliam o derece büyüktü ki Dahiliye
Nezareti’ne (İçişleri Bakanlığı) gönderilen raporda, Ermenilerin Kars ve
Ardahan’da yaptıkları mezalim ‘soykırım’ olarak değerlendiriliyordu.




Olaylar 1918’de de devam ediyor. 27 Aralık
1918’de 9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’nın Kars’tan Harbiye Nezareti’ne
gönderdiği telgrafta yapılan katliamlar ‘mezalim’ olarak niteleniyor ve bu
mezalimin İstanbul’daki İtilaf Devletleri temsilcilerine duyurulması isteniyor.
Paşa’ya göre insaniyete aykırı olan söz konusu mezalimin ‘bu kış günü devam
etmesi’ kabul edilemezdir. 18 Ocak 1919’da Paris’te başlayan Barış Konferansı
Osmanlı Hükümeti’ne Yakup Şevki Paşa’nın dile getirdiği Ermeni kıyımına uğrayan
Müslümanların durumunu dünya kamuoyuna duyurma fırsatını verdi. Bogos Nubar
başkanlığındaki Ermeni heyetinin Ermenilerin taleplerini içeren muhtırayı Paris
Barış Konferansı’na sunduğu günlerde Osmanlı Hükümeti de Ermeni meselesi hakkındaki
görüşlerini İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki yüksek komiserlerine sundu.
Tevfik Paşa hükümetinin hazırlayıp sunduğu bu muhtırada ilk kez Ermenilerin
Müslümanlara yönelik katliamları ile ilgili toplu bir rakam veriliyordu. Bu
raporda 1914’te başlayıp 1919’a kadar gelinen sürede, yani 5 yılda, Ermenilerin
Doğu Anadolu’da 1 milyon’dan fazla Müslümanı öldürdüğü dile getiriliyordu.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi – Hariciye – Siyasi bölümünde yer alan belgelere
göre, komiserliklere sunulan raporda katliam ile ilgili rakam şöyle yer alıyor:
“Osmanlı hükümeti şimdi tarafsız şahitlerin şahitliği ve yüksek yetkili
Rus memurların hazırladığı raporların neticesini ortaya çıkarmış ve Ermeni
çetelerinin, tehcir tedbirleri alınmadan özellikle Çar orduları tarafından doğu
şehirlerimizin istilasından sonra bir milyondan fazla Müslümanı şehit ettikleri
anlaşılmıştır.”




Tevfik Paşa’nın raporunda sadece şehit
Müslümanların sayısı verilmemişti. Raporda Ermeni meselesi diye tanımlanan bu
sorunun çözümü için bir öneri de yer alıyordu. Bu öneri, bir İsveçli delegenin
başkanlığında eşit miktarda Ermeni ve Türk delegelerden oluşan karma bir
komisyonun kurulmasıydı. Bu komisyonun görevi, iskan edilecek olan Ermenilerin
miktarı esas olacak şekilde Ermenilere ait olduğu söylenen arazi ile yine
onların Türkiye dâhilinde sahip oldukları arazinin boyutlarını tespit etmekti.
Bununla yetinmeyen Osmanlı hükümeti, 13 Şubat 1919’da bu kez tehcirin
sebeplerini belirlemek amacıyla kurulacak soruşturma komisyonuna tarafsız
hukukçuların katılmaları için İsveç, Hollanda, İspanya ve Danimarka
hükümetlerine birer nota verdi. Ne yazık ki bu devletler, 6 Mayıs 1919’da
Osmanlı Hükümetine verdikleri birer notayla bu öneriyi reddettiler.




OSMANLI’DAN CESUR TEKLİF




Osmanlı Devleti’nin bu cesur çıkışı şüphesiz
büyük yankı uyandırdı. Tasvir-i Efkar gazetesinde Ebuzziyazade yazdığı makalede
bu önerilerin cesur olduğunu belirterek bir milyondan fazla Müslümanın
katledildiğini okuyucularına duyuruyordu.




5 yılda 1 milyondan fazla Müslümanın katledilmesi
ne yazık ki Ermeni mezalimini sonlandırmadı. Ermeniler Tevfik Paşa’nın
raporundan sonra da katliamlarını sürdürmeye devam ettiler. Mart 1919’da Kars
İslam Şûrası Başkanı Cihangiroğlu İbrahim Bey’in İngiltere Kralı George’a
yazdığı mektup adeta bir feryadı içeriyordu. İbrahim Bey’in mektubunda
Ermenilerin Kars ve civarında binden fazla Müslüman köyünü yaktıkları ve 100
bin kişiyi öldürdükleri yazılmıştı.




Ermenilerin katliam örneklerini çoğaltmak mümkün,
ancak toplamda ortaya çıkan sonuç bütün Ermeni tezlerini bertaraf etmeye
yeterli. Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtları 1914’ten 1919 yılına kadar 1
milyondan fazla Müslümanın katledildiğini, 1921’e kadar süren zaman zarfında da
katliamların devam ettiğini ortaya koyuyor. Arşiv kayıtlarında ortaya konulan
belgeler Ermenilerin toplamda yaklaşık 2 milyon Müslümanı katlettiği tespit
edilmiş durumda. Tabii bu rakam sadece arşiv kayıtlarında geçmiyor, yabancı ve
yerli çalışmalarda da yerini buluyor. Amerikalı tarihçi Justin Mc Carthy, bir
Ermeni soykırımının yaşanmadığını, aksine Ermenilerin Müslümanlara yönelik
ciddi bir katliama giriştiklerini söylüyor. Rakamlar konusunu ise Mc Carthy,
“ölen Müslümanların sayısı Ermenilerin sayısından daha fazla idi”
şeklinde özetliyor.




Başbakanlık Osmanlı Arşivi Genel Müdür Yardımcısı
Doç. Dr. Mustafa Budak, 2 milyon Müslüman ahalinin Ermeni çeteciler tarafından
katledildiğinin net bir biçimde ortaya çıktığını söylüyor. Budak, bunu
doğrulayan sayısız rapor ve belgenin arşiv bünyesinde bulunduğunun da altını
çiziyor. Budak, “Bu belgeleri toplu halde değerlendirdiğinizde 2 milyon
rakamından daha fazla bir veri ortaya çıkıyor. Bunu araştırmak isteyenler
arşivimize başvurabilirler. Tutulan bütün kayıtlar tarafsız ve yabancı
gözlemcilerin denetiminde gerçekleşmiş. Kaldı ki bu rakamlar olayların
geliştiği sırada merkeze ve İtilaf Devletleri’nin yüksek komiserliklerine de
aktarılmış.” şeklinde konuşuyor.




GÖÇLER DE ÖLDÜRMÜŞ




Tabii doğudaki masum insanların ölümleri sadece
Ermenilerin direkt katliamı sonucu gerçekleşmedi. Ermeniler yüzünden dolaylı
yollardan da olsa binlerce Müslüman hayatını kaybetti. 11 Mayıs 1919 tarihli
Tasvir-i Efkar gazetesinde çıkan bir yazıya göre bu dönemde 1 milyon 604 bin
Müslüman evini terk edip Anadolu’nun içlerine göçmeye başladı. Ermeni zulmünden
kaçan bu insanların 701 bin 166’sı yollarda açlıktan, hastalıktan ve Ermeni
çetelerinin ani baskınlarında hayatlarını kaybetti. Başka bir deyişle göç eden
insanların yüzde 43,7’si hedefledikleri yerlere ulaşamadılar. Göç sonucunda
ölenler ve hatta kalanların hangi şehirlere ulaştıkları hakkında da net
bilgiler bulunuyor arşivlerde. Örneğin sadece Erzurum vilayetinden 448 bin 607
kişi göç ederken, sadece 173 bin 304 kişi asayişin sağlanmasından sonra geri
dönebilmiş. Sivas vilayetine 116 bin, Ankara vilayetine 108 bin, Musul
vilayetine de 150 bin kişinin iltica ettiği ayrı bir veri olarak kayıtlara
geçmiş.




Bu konuda yaptığı araştırma ile bir ilke imza
atan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim
üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuncay Öğün, Müslüman mültecilerin yaşadıklarının sözde
soykırım tartışmalarının gölgesinde kaldığını söylüyor. Oysa Müslümanlar da
büyük bir trajedi yaşamışlar bu dönemde. “Göç eden binlerce insan yollarda
Ermeni baskınları veya hastalık gibi nedenlerden ölmüş. Bu rakam da küçümsenecek
türden değil. Bölge halkının yüzde 70’i iltica etmiş ve iltica edenlerin yüzde
40’ı hayatını kaybetmiş.” diye konuşuyor Öğün. Bu konu sadece arşiv
belgelerinde de kaydedilmekle kalmamış. Mustafa Kemal Atatürk’ün cephe
notlarında dahi bu konuya değiniliyor. Atatürk; “Hayvan leşleri gibi
insanlara ait cesetler gördük.” diye not etmiş, göç sırasında hayatlarını
kaybeden ve yol boylarında terk edilen Müslüman cesetlerini görünce.




Prof. Dr. Yusuf Hallaçoğlu (Türk Tarih
Kurumu Başkanı)


ERMENİ KATLİAMLARINDAN FRANSA
SORUMLUDUR




“Ermenilerin Müslümanlara yönelik
katliamları olmuştur ve Müslüman mezalimi işlenmiştir. Bütün bunlar bir yana,
1. Dünya Savaşı sırasında güney illerimizi işgal eden Fransız askerlerinin
içerisinde bulunan Ermeni askerlerinin yaptığı katliamlardan hiç bahsedilmiyor.
Fransız ordusunun içerisinde yer alan Ermeniler 1918 yılında Çukurova’da
katliamlar uyguladı. Aslında Fransız asker üniforması ile işlenilen bu
katliamlardan Fransa sorumludur, bu katliamları Fransa işlemiştir.




Mugos Nover Paşa’nın Fransa Dışişleri Bakanı’na
gönderdiği bir yazısında “Biliyorsunuz ki Suriye ve Filistin’deki Fransız
ordularının yarısı Ermeni gönüllülerinden oluşuyor.” denilmekle
Ermenilerin Fransız ordularında savaştığı kabullenilmiş oluyor. Bu durumda
Ermenilerin işlediği katliamlardan Fransa da sorumludur. Bunlar görmezden
geliniyor. 1915’te soykırım iddiaları yoktur. 1948’den sonra ortaya çıkmıştır.
Ancak 1915’e mal edilmek istenmiştir. Burada da ciddi bir oyun vardır.”




MÜSLÜMAN KATLİAMINDAN PİŞMAN OLAN
ERMENİLER




Başbakanlık Arşivleri’nde Müslüman katliamlarında
yer alan, ancak daha sonra pişman olmuş altı Ermeni’nin Osmanlı Hükümeti’ne
Paris’ten gönderdikleri bir özür mektubu da bulunuyor. Mektupta, A. Amadoni, K.
Milehyan, Liyon Hırçayan, Y. Masisyan, K.Mıhitarof ve Ş. Kanan isimli
Ermeniler, Osmanlıya karşı isyanlarından dolayı pişmanlıklarını dile
getirdikten sonra mektuplarını şöyle bitiriyorlar: “Bizler Ermeni milleti
olarak Osmanlı padişahlarının diğer tebaya olduğu gibi, Ermenilere de pek çok
lütuf ve ihsanda bulunduklarına şahidiz. Zaten İslam ve Ermeni milletleri
arasında eskiden beri dostluk münasebetleri mevcuttur. Bazı bozguncuların yalan
sözlerine rağmen biz Osmanlı Devleti’nin hizmetinde sadıkane çalışmaktan geri
durmayacağız. Zira Osmanlı uyruğunda olmak, bizim için bir iftihar
vesilesidir.”




ERMENİ HAKİMİN RAPORUNDA ERMENİ
TAŞKINLIKLARI




1895’te doğudaki bazı şehirlerde Ermenilerin
yaptığı taşkınlıkları yerinde incelemek için oluşturulan bir heyet bölgeye
gönderilir. Heyetin başında Beyoğlu sorgu hâkimlerinden Ermeni asıllı Zirak
Ohannes Torosyan vardır. Resmî görevli olarak bölgeye giden bu heyet Van,
Bitlis, Harput, Erzurum, Diyarbakır ve Sivas vilayetlerinde incelemelere
başlar. Tarafsız bir şekilde hazırlanan raporda Ermenilerin 1895 tarihi ve
öncesinden beri birtakım taşkınlıklar yaptığı ve Müslüman halkı tahrik etmek
için her türlü yolu denedikleri ortaya konmuş. Yaklaşık 5 ay süren bu çalışma
sonucunda Torosyan hazırladığı 50 sayfalık raporu Osmanlı hükümetine sunar.




Tabii bu araştırmayı yapan heyette sadece Osmanlı
vatandaşları bulunmuyor. Devletin gönderdiği heyete güvenmeyen ve
hazırladıkları raporu imzalamayan yabancı temsilciler de meydana gelen
hadiselerle ilgili ayrı bir rapor hazırlar. Ancak iki rapor arasında ciddi bir
fark ortaya çıkmaz. Yabancı temsilcilerin hazırladığı rapor da Ermenileri masum
ve katliamlara uğramış göstermiyor. Raporda, “Son senelerde Kavar ve
Taluri Ermenileri arasındaki ilişkiler büyük ölçüde değişmiştir. Hamparsum
Boyacıyan, nam-ı diğer Murat adındaki tarihçi bu durumdan yararlanarak bir çete
kurmuş ve Kürtler aleyhine harekete geçmişlerdir.” denilmekte ve Damadyan
ile Murat gibi fesatçıların Ermeniler arasında propaganda yaptığından, 1894
yılı Mayıs ayından itibaren silahlı çete kurduklarından ve hükümetin resmî
şahsiyetlerine, askerlere karşı hasmane bir tutum içerisinde olduklarından
bahsediliyor.




Bu raporu hazırlayanlardan İngiltere adına
tahkikata katılmış olan Mr. Shipley de olaylarda çok sayıda Ermeninin öldüğü
yolunda Avrupa basınında çıkan haberlerin mübalağalı olduğunu ve ölen
Ermenilerin sayılarının çok az olduğunu ifade ediyor. Mr. Shipley bununla
yetinmiyor, bir iki yıldan beri Muş ve Taluri bölgelerinde Ermeni komitelerinin
Osmanlı hükümetine karşı yıkıcı faaliyetlerde bulunduklarını da raporuna
ekliyor.




Osmanlı heyetinin başkanlığını yapan Ermeni hâkim
Torosyan’ın hazırladığı Osmanlı Arşivi’nde bulunan ve gün yüzüne yeni çıkan
raporda da ilginç olaylara yer veriliyor. 23 Ekim’de Malatya’ya gelen Torosyan
raporunda kaydettiği olayda Poskıran’da bir Müslüman tıraş olmak üzere berber
Sarkiz’in dükkanına gittiğinde; Sarkiz tarafından ustura ile boğazı kesilerek
öldürülmüş, ardından Ermeniler dükkanlarını, evlerini ve kiliselerini kapatarak
gelen geçen askerlere ateş açmaya başlamışlar. Bununla da yetinmeyen Ermeniler
cuma namazı vaktinde dükkanlarını kapatıp ahaliyi huzursuz edecek şekilde cami
kapılarında dolaşmaya başlamışlar. Malatya’dan sonra incelemelerine devam eden
Torosyan, Arapkir’de Hınçakyan Komitesi’ne mensup bazı komitecilerin Kürt
ağalarına gidip “Buralar Ermenistan oldu, sizi büyük memuriyetlerde
istihdam edeceğiz. Kasabadaki Müslümanlarla aramızda olay çıkarsa siz
karışmayın.” sözleriyle Kürtleri yanlarına çekmek için propaganda
yaptıkları da raporda yer alıyor.




Torosyan’ın ilginç raporunda çok sayıda olaya yer
veriliyor. Ancak bunlardan bazıları Ermenilerin tehcirden yıllar önce
başlattıkları taşkınlıkları göstermesi açısından önemli. Zeytun, Fırnız ve
Andırın’da (Adana civarı) bulunan Ermenilerin isyan ettikleri, Müslüman
evlerini ateşe verip erkekleri iplere bağlayıp kurşuna dizdikleri, hamile
kadınların karınlarını yarıp çocuklarını çıkarmak gibi vahşi hareketlerde
bulundukları raporun ayrı bir sayfasında yer alıyor.




Raporda bahsi geçen Muş’ta yaşanan olaylarda ise
Müslümanların bütün iyi niyetine rağmen Ermenilerin kışkırtmacılık yaptıkları
net bir şekilde ortaya çıkıyor. Muş Ermenileri vergi vermek istemeyip,
Osmanlı’ya bağlı kalan Ermenileri ve rastladıkları Müslümanları öldürüyorlar.
Müslümanlara “Buralar bizim oldu; siz buradan çıkın, Şam’a gidin.”
diyerek baskı yapıyorlar. Bunun üzerine Muş’taki Müftü, ulema ve şehrin ileri
gelenleri Ermenilerden söz anlayanları çağırıp, iki milletin asırlardan beri
birlikte iyi niyetle yaşadıklarını, artık davranışlarını düzeltmeleri ve eskisi
gibi iyi ilişkilerle yaşanması gerektiğini söylüyorlar. Bu konuda Ermenilerle
anlaşmışlar. Ancak raporda yer alan bilgilere göre bu iyi ilişkileri uzun süre
devam ettirmek mümkün olmamış.




Torosyan Muş’tan sonra Van’a ulaşıyor. Ancak
raporun en uzun kısmını burada hazırlıyor. Daha önce Avrupa’ya firar eden
Portakalyan adındaki bir Ermeni önce Van’da bir okul açıp bu okulda ayrıklıkçı
fikirleri empoze etmiş ve çok sayıda Ermeni gencin buraya toplanmasını
sağlamıştır. Bu okuldan yetişen gençler Rusya ve İran’dan Van’a silah sokup
dağıtıyor, yollarda gördükleri Kürtleri öldürüyorlardı. Sadece Müslümanları
değil aynı zamanda hükümete bağlılıklarını bildiren Ermenileri de
katlediyorlardı. Rapora göre bu gençler, Çorpanyan manastırında oturan Piskopos
Bogos, tüccardan Keşiş oğlu Ohannes, İstinaf mahkemesi azasından Nalbandyan
Karabet ile Ermenilerden Coc Ağa’yı katletmişler.




ÖZEL BÜRO


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet