TÜRK MİLLETİNE VE BAĞIMSIZ TÜRK YARGI ORGANLARINA ÇAĞRI:


HDP Milletvekili Garo Paylan, TBMM’nde yaptığı konuşmalarda 24 Nisan
1915’te Ermeni aydınlarının, milletvekillerinin ve kanaat önderlerinin
tutuklandığını, vekillerin Ayaş’a getirildiğini, bazılarının Diyarbakır ve
Urfa’ya sürüldüğünü, vekillerin yolda katledildiğini, Malta sürgünlerinin
yargılanmaları tamamlanmadan Cumhuriyet kurulduğu için yargılamanın yarım
kaldığını ifade etmiştir.


Garo Paylan TBMM’de yaptığı bir diğer konuşmasında ise; Osmanlı Meclis-i
Mebusanında milletvekilliği yapan Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşlarının
resimlerini göstererek, bunların demokratik siyasetle bir arada yaşamamızı
savunduklarını, Türklerin bu kişilerin Osmanlılık rüyasına ve demokratik
siyasete ihanet ettiğini, geçmişte milletvekilliği yapan söz konusu Ermeni
kökenli Osmanlı vatandaşlarının anısına TBMM tarafından bir araştırma komisyonu
oluşturulması gerektiğini ve kendisinin söz konusu milletvekillerinin hepsinin
önünde saygıyla eğildiğini belirtmiş ve bu son sözlerini Ermeni dilinde de
tekrarlamıştır.


Yukarıdaki kullandığı ifadelerGaro Paylan’ın 1890-1919 yılları arasında
Osmanlı coğrafyasında ve Kafkaslarda yaşananve aşağıda özet olarak verilen
gerçeklerle yüzleşmeye ihtiyacı olduğunu göstermektedir.


Osmanlı Ermenilerinin Bağımsız ErmenistanHedefi için İsyanı:


Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş döneminde Ermeniler
devletin sadık bir tebaası olmuşlardır. Gerileme döneminde ise emperyalist
devletlerin de kışkırtması ile Osmanlı Devleti’nden koparacakları topraklar
üzerinde bağımsız bir Ermenistan kurma hayaline kapılmışlar, anayurtlarına
karşı düşmanla yan yana savaşmışlardır.


Osmanlı Devleti, Ermenileri her dönemde kendi iç işlerinde ve dinlerinde
serbest bırakmış, onlara kendi okullarında eğitim yapmaları,kendi aralarındaki
davaları kendilerinin çözmesi, askerlikten muaf olmaları gibi haklar tanımış ve
bu kapsamda 1863 yılında Ermeni Milleti Nizamnamesini kabul etmiştir.


Osmanlı Devletinde Ermenilerden 22 bakan, 33 milletvekilli, 29 paşa, 7
büyükelçi, 11 başkonsolos, 11 üniversite öğretim üyesi ve 41 üst düzey memur
işbaşına gelmiştir. Bu kapsamda 1. Meclis’te 10, 2. Meclis’te 11 Ermeni
milletvekili görev almıştır.


1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi öncesinde Ermeniler Osmanlı Devleti’nden önce
özerklik, uzun vadede ise bağımsızlık kazanmak için harekete geçmiştir. Bu
durum İngiltere’nin İstanbul büyükelçisi Henry Elliot’unraporunda şu şekilde
yer almıştır:


“Dün Ermeni patriği bana geldi. Avrupa devletlerinin ilgisini çekmek için
ihtilal, isyan çıkarmak gerekiyorsa bunları çıkarmanın katiyen zor olmadığını
söyledi.”


Robert Koleji’nin kurucusu misyoner rahip Cyrus Hamlin ise 23 Ağustos 1895
tarihinde The New York Times’da yayınlanan makalesinde Hınçak örgütünün gerçek
amacının “Rusya’yı Osmanlı devletine saldırtmak ve savaş şartlarından
yararlanarak bağımsız bir Ermenistan kurmak olduğunu ve bunu sağlayabilmenin
aracı olarak Ermenilerin Türk ve Kürt köylerine saldırarak bütün halkı
katledeceklerini ve Türklerin mukabelede bulunmasının Rus müdahalesine davetiye
çıkaracağını bir Hınçak üyesinin ifadelerine dayanarak detaylı olarak
anlatmakta ve Hınçak militanın sözlerine devamla;“biz Rus Ermenileri olarak
Türk Ermenileri tahrik edeceğiz ve yüzlerce millik mesafelerde göçler olacak.
Aptallık edenler bedelini hayatlarıyla ödeyecekler” dediğini nakletmektedir.


Cyrus Hamlin tarafından aktarılan bu konuşma bile tek başına 1915
olaylarının arka planını aydınlatmaya yeterlidir.


Osmanlı Devletinin milletvekili olan Ermenilerin ve patrikhanenin
görevlendirdiği papazların liderliğinde toplantılar yapan Taşnaksutyun, Hınçak
ve Ramgavar gibi Ermeni komiteleri; 1. Dünya Harbi başlamadan hemen önce
“askerden kaçarak Rus ordusuna katılmak, geride kalanlarla ise çeteler teşkil
ederek Rus ordusu hududu geçer geçmez silaha sarılarak Türk ordusunu arkadan
vurmak suretiyleiki ateş arasında bırakmak ve Türk köylerini yakarak göçe
zorlamak ” konusunda kararlar almışlardı. Bundan amaçları, Osmanlı’dan
koparacakları topraklarda nüfusun çoğunluğunu ele geçirmekti. Birinci Dünya
harbinin (1914-1918) başlamasıyla, erkekleri askerde olduğu için sadece kadın,
çocuk ve yaşlılardan oluşan Türk köylerini basan Ermeni çeteciler bölge halkını
ağır işkencelerle katletmeye başlamışlardır.


Osmanlı Devletinin Ermeni Komite Liderlerini TutuklamaKararı:


Osmanlı Devleti 8 ayrı cephede savaşırken Ermenilerin çıkardığı isyanlar
devleti zayıf düşürmüş, Osmanlı orduları bir yandan bu cephelerde savaşırken,
diğer yandan cephe gerisine de asayiş için kuvvet ayırmak zorunda kalmıştır.


Osmanlı Devleti, tüm ikazlara rağmen Ermeni çetelerinin Türk ordusunun
harekâtını sekteye uğratması ve kendilerine destek vermeyen Ermeniler de dâhil
masum sivil halkı katletmeye devam etmesi üzerine 24 Nisan 1915’te Ermeni
Komite Merkezlerinin kapatılarak evrakına el konulması ve komite liderlerinin
tutuklanması kararını almış, bu kapsamda 77.735 Ermeni’nin yaşadığı İstanbul’da
235 Ermeni komite liderinin tutuklanması kararlaştırılmıştır.


Ermenilertarafından Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığı tarih olarak
kabul edilen 24 Nisan 1915’te Gelibolu yarımadasına çıkarma yapacak İngiliz,
Fransız, Hint ve Anzak birliklerininçıkarma bölgelerine intikal halinde olduğu
ve 25 Nisan sabah alacakaranlık başlangıcından itibaren çıkarma yapmaya
başladıkları, İstanbul’da tutuklanan Ermeni komite liderlerinin düşman
birliklerinin çıkarma harekâtı ile koordineli olarak İstanbul başta olmak üzere
Osmanlı coğrafyasında iç kalkışmayı başlatmayı planladıkları gerçeği gözden
uzak tutulmamalıdır.


Osmanlı arşiv belgelerine göre 24 Nisan 1915’te haklarında tutuklama
kararı verilen Ermeni komite liderlerinden yakalanabilenlerin sayısı 226
kişidir. Tutuklananlarla birlikte 19 Mavzer, 74 Martini, 111 Winchester, 96
Manliher, 78 Gıra, 358 Filovir, 3591 tabanca ve 45221 adet mühimmat ele
geçirilmiştir. Tutuklananlardan 155’i Çankırı’ya, 71’i ise Ayaş’a
gönderilmiştir.


Ermeni yazar Peter Balakian ise 24 Nisan 1915’de İstanbul’da tutuklanıp
Çankırı’ya gönderildikten sonra İstanbul’a dönmesine izin verilen ve daha sonra
sağlık sorunları nedeniyle Fransa’ya giden bir rahip olan amcası Grigoris
Balakian’ın hatıralarına dayanarak İngilizce’ye çevirdiği 2009 basımlı Armenian
Golgotha adlı kitabında Ayaş’ta hapis bulunan Ermeni komitecilerin sayısını 62
olarak, Çankırı’da hapis bulunan komitecilerin sayısını ise 69 olarak
göstermiştir. Balakian’a göre tutuklanan Ermeni komite liderlerinin toplam sayı
131 kişi olmaktadır.


Ancak söz konusu komite liderleri hapishaneye konulmamış, ikişer-üçer
kişilik gruplar halinde yazlık evlere yerleştirilmiş ve şehir/kasaba içinde
serbest olarak dolaşmalarına müsaade edilmiş, sadece günde bir kez polis
karakoluna uğrayarak bölgeyi terk etmediklerini göstermeleri mecburiyeti
getirilmiştir. Hatta bunlardan Arşak oğlu Mardiros ile Arşak Diradoryan adlı Ermeniler
maddi durumlarının iyi olmadığını belirterek kendilerine maddi yardım yapılması
talebinde bulunmuş ve talepleri kabul edilmiştir.


Yapılan tahkikat sonucunda Çankırı’da denetimli serbestlik cezasında
bulunan Ermenilerden 35’inin suçsuz olduklarına karar verilerek İstanbul’a
dönmelerine izin verilmiş, 25’i suçlu bulunarak Ayaş’a nakledilmiş, 57’si ise
Zor bölgesine sevk edilenlerle birlikte Zor’a gönderilmiştir. Yabancı uyruklu
komite lideri 7 Ermeni’den 3’ü sınır dışı edilmiş, 4’ü ise hapiste tutulmaya
devam edilmiştir. Kalan Ermenilerden 31’i affedilmiş,bunlardan 13’ü İzmit’e,
10’u Eskişehir’e, 2’si Kütahya’ya, 2’si Bursa’ya, 2’si Kastamonu’ya, 1’i
Geyve’ye, 1’i ise Kayseri’ye gönderilmiştir.


Ayaş’ta tutulan komitecilerden Taşnak lideri Serkis Bağdıkyan 9 Mart
1918’de ölmüş, Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra Karnik Madukyan,
Kirkor Hamparsumyan ve Pantuvan Parzisyan serbest bırakılmış, kalanlar ise
İngiliz işgal kuvvetlerinin İstanbul’u işgalinden sonra salıverilmiştir.


Diyarbakır’a nakledildikleri sırada Ermeni milletvekilleri Krikor Zohrap
ile Ohannes Vartkes Serengülyan’ı katleden çeteciler Çerkez Ahmet ile Galatalı
Halil Suriye’deki Askeri Mahkeme tarafından idama mahkûm edilmiş ve cezaları
infaz edilmiştir.


Ermenilerin Göç Ettirilmesi kararı:


Ermeni komite liderlerinin tutuklanması kararından sonra da Ermenilerin
ihanet ve katliamlarını sürdürmeleri üzerine Osmanlı Devleti 27 Mayıs 1915’te
Ermenilerden isyan edenlerin ve çete kurarak sivil halkı katledenlerin
bulundukları bölgelerden çıkarılarak Osmanlı Devleti toprakları içinde yer alan
ancak savaş bölgesinden uzakta olan Şam ve Musul gibi vilayetlere
nakledilmelerini kararlaştırmıştır.


Bununla beraber Anadolu’daki Ermenilerin tamamı göçe tabi tutulmamış,
tutulanların ise daha sonra yerlerine dönmelerine izin verilmiştir. Bizzat
Ermeni patriği bu konuda “İstanbul Ermenileriyle Kütahya sancağı ve Aydın
vilayetindeki Ermeniler göç ettirilmemişti. Halen İzmit sancağı ile Bursa,
Kastamonu, Ankara ve Konya’da bulunan Ermeniler buralardan göç ettirilmiş olup
da geri dönmüş bulunanlardır. Kayseri sancağı ile Sivas, Harput, Diyarbakır ve
özellikle Kilikya ve İstanbul’da göçten dönmüş, ama köylerine gidemeyen çok
Ermeni vardır. Erzurum ve Bitlis Ermenilerinin bütün bakiyesi Kilikya’dadır” şeklinde
açıklamada bulunmuştur.


Diğer yandan Ermenilere yeni gittikleri yerlerde tapulu ev, tarıma
elverişli arazi, mesleklerinin icrası için alet, sermaye ve tohumluk
verilmiştir. Ayrıca zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerin devlete ve şahıslara
olan borçları ertelenmiş ya da tamamen silinmiş ve suçlu ve zanlılar hakkındaki
takibat da ertelenmiştir.


Ermeni Nüfusu ile Göç Ettirilen ve Yerlerine Ulaşan Ermenilerin Miktarı:


O dönemde Osmanlı coğrafyasının tamamında yaşayan Ermeni sayısı 1.294.000,
göç uygulaması yapılan Anadolu topraklarında yaşayan Ermenilerin sayısı ise
736.000 kişidir. Bunlardan 438,758’i göçe tabi tutulmuş ve göç ettirilenlerin
382.148’i(%82’si) salimen göç yerlerine ulaşmıştır.


Halep’teki Amerikan konsolosu Jackson da 3 Şubat tarihli sürgün edilenler
listesinde 486.000 Ermeni’nin bulunduğunu, 8 Şubat 1916 tarihli raporunda ise
göç bölgesinde 500.000 civarında sürgün Ermeni bulunduğunu rapor etmiştir .Söz
konusu rapor Ermenilerin büyük bölümünün göç yerlerine ulaştığını
göstermektedir.


Göç sırasında zaman zaman sevkiyatın durdurulduğu da olmuş ve henüz iskân
yerlerine varmamış, yani yollarda olan Ermenilerin bulundukları vilayet
dâhiline yerleştirilmeleri talimatı verilmiştir. Bu Ermeniler belgelerde göç
yerlerine varmamış olarak görünmektedir.


25 Kasım 1915’ten itibaren vilayetlere gönderilen emirlerle, kış mevsimi
dolayısıyla sevkiyatın geçici olarak durdurulduğu bildirilmiştir. 21 Şubat
1916’da bu emir, Ermeni sevkiyatına son verilmesi şeklinde bütün vilayetlere
tebliğ edilmiştir. Osmanlı Hükümeti, ilk emirden yirmi gün sonra, yani 15 Mart
1916 tarihinde vilayetlere ve sancaklara gönderdiği ikinci bir genel emirle,
Ermeni sevkiyatının durdurulduğunu ve bundan böyle hiçbir sebep ve vesileyle
sevkiyat yapılmamasını bildirmiştir .


Ermenilerin Düşman Kuvvetleriyle İşbirliği:


Geri dönüş kararnamesi ile Anadolu topraklarına dönen Ermeniler Doğu ve
Güney Doğu Anadolu bölgelerinde bağımsız bir Ermenistan kurma hayali ile bu
defa da Fransız işgal kuvvetleriyle işbirliği yapmışlardır. Türk İstiklal Harbi
sırasında özellikle Fransızlar tarafından Antep, Maraş ve Adana’da önemli
miktarda Ermeni iskân edilmiş; Mısır’a gitmiş bulunan Musa Dağı Ermenileri’nden
toplanan gençler, “Kıbrıs Monarga Ermeni Lejyonu Kampı’nda” eğitilerek Fransız
üniformasıyla Anadolu’ya sevk edilmiştir. Ermenilerin Fransız işgal
kuvvetlerine sağladığı destek Boghos Nubar Paşa tarafından da şu sözlerle ifade
edilmektedir:


“ ….1919 ve 1920’de ise Kemalistler Fransız askerlerine taarruz
ettiklerinde, Ermeniler Fransa için savaştılar. Maraş, Haçin, Pozantı ve Sis
(Kozan)’de de durum bu idi. Fransızlar Antep’i Ermeniler sayesinde geri almayı
başarmışlardır. Bu yüzden Ermeniler Kilikya’da Fransa’nın müttefikidirler”.


Savaş sırasında Fransız idaresindeki Ermenilerin Anadolu’daki Türk nüfusun
yok edilmesi hedefine yöneldiği Rus tarihçi İrandust’un “Kemalist Devrimin
İtici Güçleri” adlı eserinde aşağıdaki sözlerle ifade edilmektedir:
“Fransızların oluşturduğu Taşnak’lardan müteşekkil jandarma birlikleri Türk
nüfusa karşı kitlesel cinayetlere giriştiler. ….. Ermeni çeteleri sırayla
köylerin bütün halkını kılıçtan geçirdi. Türk nüfusunun fiziksel olarak ortadan
kaldırılması programı tamamen bilinçli şekilde işgalcilerin yönetiminde
yürütüldü”.


Osmanlılık Rüyalarınaİhanet Edildiğiİddia Edilen Milletvekillerinin
Durumu:


Garo Paylan tarafından resimleri gösterilen Ermeni milletvekillerinden
Onnik Tertsakyan Van milletvekili ve Van’daki Taşnak örgütü lideri olarak görev
yapan ve 400’den fazla Türk’ü katleden Arşak Vramyan’dır. Vramyan günümüzde PKK
terör örgütü tarafından güvenlik güçlerine karşı kullanılan hendek ve tünel
açma eylemlerinin 100 yıl önceki mucididir ve aynı yöntemleri o dönemde Türk
askeri birliklerine karşı kullanmıştır .


Kozan milletvekili Hamparsum Boyacıyan ise, 27 Temmuz 1890’daKumkapı
baskınına katılan, 1894’te Sason isyanını başlatan,İngiliz arşiv belgelerinde
bile adı “agitatör(kışkırtıcı)” olarak geçen ve binlerce masum Türk’ü başında
bulunduğu çetelerle katleden “Murad” kod adlı Hınçak çete reisidir. Hakkında
verilen idam cezası İngiltere’nin baskılarıyla ömür boyu hapse çevrilmiş, II.
Meşrutiyetten sonra affedilmiş, ancak ihanete devamla 30.000 Osmanlı Ermeni’sinin
Rusya safında savaşa katılmasını sağladığı için yargılanarak24 Ağustos 1915’te
idam edilmiştir.


Van milletvekili Vahan Papazyan, Osmanlı topraklarında Kürdistan ve
Ermenistan kurulması amacıyla 5 Ekim 1927’de Lübnan’da kurulan Hoybun cemiyetinin
kurucularındandır. Taşnak örgütü temsilcisi olarak İmza koyduğu anlaşmada
günümüzde BDP/HDP ile Ermenistan Taşnak Partisi arasında 29 Ekim 2013’de
Washington’da, 12 Kasım 2013’de İstanbul’da ve 2 Aralık 2013’de Diyarbakır’da
yapılan toplantılarda alınan kararlara benzer şekilde Türk topraklarında
Kürdistan ve Ermenistan kurulması için birbirlerinin yardımına koşmayı taahhüt
eden hükümler bulunmaktadır. Ayrıca anlaşmanın 2. Maddesinde her iki tarafın
hangi toprakların Ermenistan’a, hangilerinin Kürdistan’a ait olduğuna
bakmaksızın ve sadece 2 ülkenin kuruluşunu temel amaç edinmiş olarak ortak
düşmana(Türkiye’ye) karşı savaşmaya devam edecekleri kayıtlıdır.


Tekirdağ milletvekili Hagop Babikyan, 1909 Adana olaylarından sonra
Hükümet tarafından teşkil edilen araştırma heyetinde görevlendirilmiş, ancak
heyetin yaptığı çalışmalarda sürekli kaçak davranmıştır.Olayların Ermeni papaz
Muşeg’in kışkırtmalarıyla başladığını gösteren raporun İngiltere’nin Mersin
Konsolosu Binbaşı Dought Wylie’ye verilmesi sürecinde, Hamparsum Boyacıyan
tarafından tehdit edilen Babikyan raporun sonuç bölümünü saklamıştır. Daha
sonra tamamlanan raporda olayları başlatan tarafın Ermeniler olduğunun
anlaşılması üzerine Babikyan Yeşilköy’deki evinde ölü bulunmuştur. Babikyan’ın,
kendisini tehdit eden Hamparsum Boyacıyan’ın ikazlarına uymadığı ve Ermenilerin
suçlu olduğunu gösteren raporun hazırlanmasında görev aldığı için Boyacıyan
tarafından infaz ettirildiği düşüncesi yaygındır.


Erzurum’daki Sanasaryan Katolik misyoner okulundan mezun olan Erzurum
milletvekili Karakin Pastırmacıyan 1895 Zeytun isyanına destek sağlayan, 26
Ağustos 1896’da meydana gelen Osmanlı Bankası baskınını planlayan ve icra eden
kişidir. Baskın sırasında çok sayıda asker ve sivil ölmüş ve yaralanmıştır.
Pastırmacıyan 1. Dünya savaşı öncesinde Rusya’ya iltica ederek 1905-1907
yılları arasında Kafkasya’daki Azeri Türklerine yapılan katliamlara önderlik
etmiş, 1914’te Ermeni çetecilerin başında Osmanlı topraklarına girmiş, Kasım
1914’te Bayezit’in Ruslar tarafından işgali sırasında rastladığı tüm Müslüman
halkı işkencelerle katletmiştir. Başına geçtiği Tero-Çeho komiteleriyle Erzurum
ve köylerinde taş üstünde taş bırakmamış, daha sonra Rus ordusuyla birlikte
Van’ın işgaline katılmıştır.


Armen Garo(Ermeni kahramanı) kod adlı Pastırmacıyan;Kafkas cephesinde
180.000 Ermeni’nin ezeli düşmanı olan Türklere karşı savaşmak üzere Rus
ordusuna katıldığını, Osmanlı Ermenilerinden müteşekkil 4. Ermeni Taburunun
Oltu’dan Sarıkamış’a intikal eden 10. Türk Kolordusunu Bardız geçidinde 24 saat
durdurmak suretiyle Türk ordusunun 60.000 kişilik Rus kuvvetlerini kuşatarak
esir almasına engel olduğunu, kendi emir komutasında bulunan 1. Ermeni gönüllü
Taburuyla Mirliva Halil bey komutasındaki Türk kuvvetleriyle 3 gün çarpıştığını
ve bu çatışmalarda Türk kuvvetlerine 3600 kişilik zayiat verdirdiğini kendi
kaleme aldığı kitaptaanlatmaktadır.Ruslar 1 Mayıs 1917 ihtilalini müteakip
Anadolu’dan çekilince bölgedeki Ermeni ordusu da çekilme kararı almış ve geri
çekilirken yolları üzerindeki hiçbir köy ve kasabada canlı bırakmamış, Türk
orduları girdikleri şehirlerde günlerce sokaktaki cesetleri toplamıştır. 1918
yazında Ermenistan’ın Washington büyükelçisi olarak atanan Pastırmacıyan Gümrü
Barış Antlaşmasından sonra İsviçre’ye giderek burada “Nemesis” adlı Ermeni
intikam örgütünün kurucu üyeleri arasındaki yerini almış ve 1923’te ölmüştür.


Halep milletvekili Artin Boşgezenyan 3 dönem milletvekilliği yapmış ve
Osmanlı devletinin isyan eden Ermenilerin göç ettirilmesine ilişkin kararını
Meclis-i Mebusan’da ağır şekilde eleştirmesiyle tanınmıştır. Kendisi ilk
yargılamada beraat eden ancak daha sonra İngiliz işgal kuvvetlerinin ve Ermeni
patrikhanesinin itirazlarıyla üyeleri değiştirilen mahkemede yeniden yargılanan
ve ikinci yargılamanın hemen öncesinde temin edilen yalancı tanıkların
ifadelerine dayanarak hakkında idam cezasına hükmedilen Boğazlıyan Kaymakamı
Kemal Bey`in 10 Nisan 1919`da idamıyla sonuçlanan mahkemede (Nemrut Mustafa
Divanı) sorgu hâkimliği yapmıştır.


Garo Paylan’ın iade-i itibar talebinde bulunduğu milletvekillerinden
birçoğunun işledikleri fiiller o dönemde olduğu gibi günümüzde de Almanya,
Avusturya-Macaristan, Hollanda, İsviçre, Norveç, İngiltere, Fransa ve İtalya
gibi ülkelerin kanunlarında vatana ihanet suçu kapsamında yer almaktadır.O
dönemde bu ülkelerin ceza kanunlarının çoğunda vatana ihanet suçunun
karşılığında idam cezası öngörülmekteydi. Buna rağmen Osmanlı devleti Ermeni
hülyalarını kendi toprak paylaşımı uğrunda kullanmaya niyetlenen Avrupalı
güçlerin baskısı altında çoğu kez bunları affetmiş, ancak söz konusu
milletvekilleri ve sözde aydınlar aftan sonra da ihanetlerini sürdürmüştür.
Bunlardan Hınçak terör örgütü lideri olan Hamparsum Boyacıyan mahkeme kararıyla
yargılanıp asılmıştır.


Malta Sürgünlerinin Yargılamalarının Yarım Kaldığı İddiası:


Garo Paylan’ın “Malta sürgünlerinin yargılanmaları tamamlanmadan
Cumhuriyet kurulduğu için yargılanmanın yarım kaldığına ilişkin ifadesi” de
gerçekleri yansıtmamaktadır.


İstanbul’un işgalinden sonra İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerini
Malta’ya süren İtilaf Devletleri İstanbul ve taşradaki büyükelçilik ve
konsolosluklarında görev yapan Ermeni tercümanlar ile İngiliz, Fransız ve
Amerikalı tarihçi ve hukukçularını seferber ederek Ermeni iddialarını
kanıtlayacak delil arayışı içine girmiştir. Bu kapsamda kendi denetimlerindeki
Osmanlı arşivlerine ilave olarak ABD’de, İngiltere’de, Fransa’da, Mısır’da,
Irak’ta ve Kafkasya’da yapılan araştırmalar sonunda Osmanlı Devleti’ni
suçlayacak en küçük bir belge bile bulamamışlardır.


Nitekim bu husus Washington’daki İngiliz Büyükelçiliği’nden İngiliz
Dışişleri Bakanlığı’na 13 Temmuz 1921’de gönderilen belgede özet olarak şu
şekilde bildirilmiştir:


“….Bu durum karşısında ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda mevcut
raporlardaTürkler aleyhinde majesteleri Hükümetinin elinde esasen bulunmakta
olan bilgiyi teyit etmek amacıyla dahi kullanılabilecek nitelikte hiçbir delile
rastlanmadığından korkarım ki, bu konuda yeni bir soruşturma yapmak için
Amerikan Hükümeti’ne müracaat edilmesinden herhangi bir şey elde etme umudu
yoktur. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın yakın bir tarihte durumu açıklığa
kavuşturmak çaresini görememesinden üzüntü duyuyorum ” .Büyükelçi R. C. Craigie


Bunun üzerine İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kraliyet Başsavcılığı’ndan
Malta’daki Türkler aleyhine “hukuki bir dava açılamıyorsa siyasi bir dava
açılmasını” istemiş, ancak Başsavcılığı ikna edememiştir. İngiliz Kraliyet
Başsavcılığı, 21 Temmuz 1921 tarihli bir yazıyla, “eldeki kanıtlarla”
Malta’daki Türklerden hiç birinin Ermeni katliamı gerekçesiyle
cezalandırılamayacağını İngiliz Hükümeti’ne kesin bir dille bildirmiş, bunun
üzerine İngiliz Hükümeti, Malta’daki tutuklu Türkleri serbest bırakmak zorunda
kalmıştır.


Ayrıca Mondros Mütarekesinden sonra kurulan Tevfik Paşa hükümeti 13 Şubat
1919’da zorunlu göçün soruşturulması ve nedenlerinin tespiti amacıyla ikişer
kişiden oluşan tarafsız bir komisyon kurulması için İsveç, Hollanda, İspanya ve
Danimarka hükümetlerine bir nota vermiş, ancak bu devletler 6 Mayıs 1919’da
verdikleri cevaplarda teklifi reddetmişlerdir.


Birinci Dünya Savaşındaki Türk ve Ermeni Kayıpları:


Gerek Osmanlı Devleti’nin, gerekse yabancı devletlerin sefaretlerinin ve
konsolosluklarının raporlarına göre o dönemde günümüz Türkiye coğrafyasında
yaşayan 736.000 Ermeni’den438.758’i göçe tabi tutulmuş ve bunlardan382.148’i (%
82’si) göç yerlerine ulaşmıştır. Aradaki fark sadece 56.610 kişi olup bunların
30.000’i salgın hastalıklardan hayatını kaybetmiştir.


Buna karşılık1914-1922 yılları arasında Ruslar ve Ermeniler tarafından
Türkiye’nin doğu vilayetlerinde1.189.132, Kafkasya’da ise 413.000 Türk ve
Müslüman katledilmiştir. Katledilenlere ilave olarak 1.604.039 Türk ve Müslüman
topraklarından çıkarılarak mülteci durumuna düşürülmüş, mülteci Türklerden
1.000.000’u hayatını kaybetmiştir. Anadolu coğrafyasında katledilen 1.189.132
kişiye, Trans Kafkasya’da katledilen 413.000 kişi eklendiğinde katledilen Türk
ve Müslümanların sayısı 1.602.132’ye ulaşmaktadır.Üstelik katledilen Türklerin
durumu zorunlu göç sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin durumundan çok
farklıdır. Ermenilerden ölenlerin çok büyük bir bölümü salgın hastalıklar ve
yol şartları gibi sebeplerle hayatını kaybederken, Ermeniler tarafından katledilen
Türkler ırkçı bir saldırının kurbanı olarak ağır işkenceler altında yok
edilmiştir. Türk zayiat rakamlarına Rus işgali ve Ermeni katliamından kurtulmak
için göç ederken hayatını kaybeden Türkler de eklendiğinde Türk kayıpları 2,5milyonu
aşmaktadır.


Nitekim ABD eski Başkanı Reagan’ın hukuk danışmanı olan Bruce Fein :
“Beyaz Saray 1981 yılında araştırma yaptı, Ermenilerin 2 milyonun üzerinde
Türk’ü katlettiği ortaya çıktı. İşgalden kaçmak ve katliamdan kurtulmak için
topraklarından göç etmek zorunda kalan Türkleri de eklediğimizde 1. Dünya
Savaşındaki Türk kaybı 2.400.000 kişiye ulaşmaktadır. Ermeniler, kendi
arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor. ……. Burada
asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı kendisini savundu. Özellikle
ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük menfaat sağlıyor. ABD
yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor.
Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı
ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya
çıkacak…” ifadeleri ile yukarıdaki rakamların da üzerinde Türk’ün Birinci Dünya
Savaşı yıllarında Ermeniler tarafından katledildiğini açıklamıştır.


Ermenilerin kayıplarına ilişkin olarak her gün birçok haber, kitap ve film
gündeme taşınarak Osmanlı Devleti’nin haklı olarak başvurduğu göç uygulaması
bir soykırım olarak sunulmakta,ancak Ermenilerin Türklere karşı uyguladıkları
soykırım nitelikli toplu katliamlar ve Ermeni zulmünden kurtulmak için
topraklarını terk etmek zorunda kalarak göç ve dönüş sırasında hayatını
kaybeden Türkler hiç gündeme getirilmemekte ve suçluyu mazlum yerine koyma
konusunda oldukça başarılı olan Ermeniler uluslararası toplumu Türklerin
Ermenilere soykırım uyguladığı yalanına inandırmak konusunda fazla bir güçlükle
karşılaşmamaktadır.


Sonuç:


Tüm bu gerçekler ortadayken TBMM’de Türk milletini temsilen
milletvekilliği görevi verilen bir şahsın geçmişte vatana ihanet suçu işleyen
milletvekilleri üzerinden etnik siyaset yapması, siyasetine TBMM kürsüsünü alet
etmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Meclis İç Tüzüğüne aykırı olarak
TBMM kürsüsünde Türkçe dışında dil kullanması sadece bilgisizlikle
açıklanabilecek bir durum değildir ve bu şahsın milletvekilliği yeminini de
açıkça ihlal ettiğini göstermektedir.


Garo Paylan’ın mensubu bulunduğu partinin kurulduğu günden itibaren gerek
TBMM çatısı altında, gerekse meclis dışında yürüttüğü faaliyetlerde terör
örgütü PKK’yı açıkça desteklemesi ve Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde
başka devletlerin kurulması için sürdürdüğü faaliyetler Türkiye Cumhuriyeti
anayasasının, TCK’nun ve Partiler kanununun hükümlerinin açıkça ihlalidir. Bu
kapsamda işlenen suçlar nedeniyle BDP(DBP)kapatılması için açılmış olan davanın
bir an önce sonuçlandırılması ve aynı partinin uzantısı görüntüsü veren HDP’nin
kapatılması için dava açılması Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası açısından hayati
önem taşımaktadır.


Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında adı geçen şahıs ve mensubu
bulunduğu parti için Anayasanın ve kanunların öngördüğü hukuki sürecin bir an
önce başlatılması gerektiği Türk milletine ve bağımsız yargı organlarına saygı
ile duyurulur.


Talat Paşa Komitesi


KAYNAKLAR


Salih Yılmaz, “Ermenistan Cumhuriyeti’nde Okutulan 10. Sınıf Tarih Ders
Kitabında Türkler Aleyhine İfadeler ve Sözde Ermeni Soykırımı”, Türk Dünyası
Araştırmaları, Sayı:177, Aralık 2008, s.112


Aide –Mémorie Sur Les Droits Des Minoritiés En Turquie,Présentée Aux
Représentants Des Membres De La Société Des Nations, Association Nationale
Ottomone Pour La Sociéte Des Nations, Constantinople, 1922, s. 13-14


Livre Bleu du Gouvernement Britannique Concernant le Traitement des
Armeniéns Dans Le’empire Ottoman 1915-1916 (Mavi Kitap ).


Şükrü Server Aya, The Genocide of Truth, Istanbul Commerce University
Publications No:25, Istanbul, 2008, s.638-643


Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler(1914-1918), Türk tarih Kurumu
Yayınları, Ankara, 2001, s.43


Süslü, F. Kırzıoğlu, R.Yinanç, Y. Halaçoğlu, Türk Tarihinde Ermeniler,
Ankara, 1995, s.196-197


Ömer Lütfi Taşcıoğlu,”Belgelere Göre Türk-Ermeni İlişkilerinde Katliam ve
Soykırım İddiaları”, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi,
24 Haziran 2014, s.171-201


Yusuf Sarınay, “What happened on April 24, 1915? The Circular of April 24,
1915, and the Arrest of Armenian Committee Members in Istanbul, İnt. Turkish
Studies Vol 14, Nos.1&2, 2008, s.78


Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2.Şube, Arşiv No:10/73 Ek. 2-3


GrigorisBalakian,., “Armenian Golgotha”, Alfred A. Konoff, NewYork, 2009,s.62-70


Sarınay, agm, s.79


Sarınay, agm, s.79


BOA. DH. EUM. 2. Şube, 10/73


BOA. DH. ŞFR. No: 54-A/366


BOA. DH. EUM. 2. Şube, 63/54; BOA.DH.ŞFR.No: 93/120


Sarınay, agm, s.82


BOA HR.SYS.Nr. 2882/29-25


Azmi Süslü,Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi
rektörlüğü Yayın No:5, Ankara, s.149-150; British Foreign Office Papers, Public
Record Office, Nu:371/6556/E.2730/800/44


Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No. 54-A/226 ; Halaçoğlu, age, s.67-68


Halaçoğlu, age, s. 72-77; Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube
Arşivi 68/71, 68/80-83-84, 68/101, 57/110


Hikmet Özdemir, Kemal Çiçek, Ömer Turan, Ramazan Çalık, Yusuf Halaçoğlu,Ermeniler:
Sürgün ve Göç, Türk Tarih Kurumu yayınları, Ankara,2004, s.75; US Archives NARA
867.48/271: Ek 310


Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler.., age, s. 81-82


Dahiliye Nezareti Şifre kalemi, Şifre No: 57/273, 58/124, 58/161, 59/123,
60/190


Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler..,age, s.81


Dahiliye Nezareti Şifre kalemi, Şifre No:62/21(EK-30)


Ömer Lütfi Taşcıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki
Gerçekler, Nobel Akademik Yayınları, Ankara, s.215


Özdemir “v.d”, age,s. 141


US Archives, NARA; T1192, Roll 4, 860J.01/431; Özdemir “v.d”, age, s. 137


Mehmet Perinçek, “Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi”,
Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2012, s.228, Belge No:100; İrandust, Dvijuşie
Silı Kemalistskoy Revolyutsii, Gosudarstvenoe İzdatelstvo, Moskova,-Leningrad,
1928,s. 67,69 vd.,


HDP’li Vekil Ermeni Terörist Vramyan’ı Övdü, Yeni Akit, 25 Nisan 2016


Uras, age, s.476


Esat Uras, “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi”, Belge Yayınları,
İstanbul, 1987, s.472-475


Mikael Varantyan, Taşnaksutyun Tarihi, s.384


Turgut Güler,Hamparsum Boyacıyan, 18 Mart 2014,; Cezmi Yurtsever, Silahlı
Örgüt Başkanı Milletvekili Boyacıyan’ın Eylemleri, ekspresgazete,


ARF Attends Washington Kurdish Conference,The Armenian Weekly, October 29,
2013


BDP, ARF Hold High-Level Meeting in Istanbul,The Armenian Weekly, November
12, 2013


AYF Participates in First BDP Youth Congress in Diyarbakır The Armenian
Weekly, December2, 2013


Mehmet Asaf, 1909 Adana ermeni Olayları ve Anılarım, Türk tarih kurumu
yayınları, Ankara, 2002, s. 42


Turgay Akkuş, 1909 Adana Olaylarına İlişkin Yargılama Süreci, Ermeni
Araştırmaları, Sayı 10, Yaz 2003


Uras, age, s.509-513


Garegin Pastermadjian(Armen Garo), Why Armenia Should be Free: Armenia’s
Role in the Present War, Boston,


Hairenik Publishing Company, 1918, s.19


Pastermadjian(Armen garo), age, s.21


Pastermadjian(Armen garo), age, s.22


Aya, The Genocide of Truth, age, s.92


Şeref Ünal, Uluslararası Hukuk Açısından Ermeni Sorunu, Türk Tarih Kurumu
Yayınları, Ankara, 2011, s.87-93


British Foreign Office Papers, Public Record Office Nu: 371/6504/E.8515:
Craigie, British Chargé d’Affaires et Washington, to Lord Curzon, No:722 of
July 13, 1921


Uluç Gürkan, “Malta Yargılaması, Özgün İngiliz Belgeleriyle” Kaynak
Yayınları, İstanbul, 2014, s.89-92


Osmanlı Arşivi, Hariciye Nezareti,Mütareke, No: 43/17(EK-XX)


Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler.., age, s. 72-77; Dahiliye Nezareti
Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube Arşivi 68/71, 68/80-84 ve 69/5-6-7-8-9 ve 68/101


Halaçoğlu, age, s. 77 ; Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2.Şube,
Nr: 68/81


Justin McCarthy, “Ölüm ve Sürgün”, Çeviren: Bilge Umar, İnkılap Yayınları,
Ankara, 1995, s. 273; Haluk Selvi, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa,
Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya,
2006, s.102


McCarthy, age, s. 274


Taşcıoğlu, agt, s. 276-277; Tuncay Öğün, “Unutulmuş Bir Göç Trajedisi
Vilayat-ı Şarkiye Mültecileri (1915-1923)”, Babil Yayıncılık,Ankara, 2004, s.
37; ”Müslüman Muhacirler”, Tasvir-i Efkȃr, 11 Mayıs 1919, s. 2


McCarthy, “Ölüm ve Sürgün”, age, s. 265


Enver Konukçu, “Ermenilerin Yeşilyayla’daki Türk Soykırımı (11-12 Mart
1918)”, Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü Yayını No: 674, Ankara, 1990, s.18-26-
54-57-68-91-93


Bruce Fein , “Lies, Damn Lies And Armenian Deaths”, Huffpost World, June
4, 2009


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet