Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Mehmet
PERİNÇEK


Ermeni
milliyetçi hareketinin serüveni, özellikle de hareketin liderlerinin tarihi
yazılmadan geçmi ten bugüne Ermeni meselesini anlamak mümkün de il. Emperyalist
devletler, Do u’yu payla ma projelerinde mutlaka bir araca ihtiyaç duyuyor.
Sadece kendi orduları ve sermayeleri sömürgeci planlarını gerçekle tirmek için
yeterli olmuyor. Do u Sorununun emperyalist çıkarlar adına “çözümü”nde mutlaka
“içerden” bir harekete de gerek duyuluyor. Emperyalizm ça ında Batı’nın her
dönemde bu anlamdaki de i mez “ortakları”, bölücülük ve ırkçı/dinci gericilik
olmu tur. Emperyalist Batı, milli devletlerin olu umunu ve onun temeli olan
milletle me sürecini engellemek için hep bu iki araca ba vurmu tur. Bu iki
araç, milli kurtulu sava larından ya da sosyalist devrimlerden sonra ba ımsızlı
ını elde eden devletlerin parçalanması/diz çöktürülmesi hedefi açısından da
elveri lidir. Do u’nun milli devletlerini ve onların ba ımsızlı ını silahla
ortadan kaldırmak isteyenler, “böl, parçala, yönet” politikası çerçevesinde
bölgede kendi planlarına üs olarak hizmet edecek olan bölücü ve gerici
akımların iktidarlarında kukla “ba ımsız” devletlerin kurulmasını himaye
etmekten, bunların haritalarını çizmekten geri durmamı lardır.


Dolayısıyla
tarihin akı ına meydan okudu u için arkalarına büyük devletlerin gücünü almadan
ba arı ansı bulunmayan bölücülü ün ve ırkçı/dinci gericili in tek umudu
emperyalizm olmu tur. Bu hareketler, do al olarak siyasal planda i birlikçi bir
karaktere sahiptir. Nasıl ve hangi amaçlarla yola çıkmı olurlarsa olsunlar,
varacakları ba ka bir nokta yoktur. Bu i birlikçi hareketlerin emperyalist
planlar adına kitleleri seferber etmek ve milli devletle milletin temelini
dinamitlemek açısından ideolojik planda ırkçı/dinci ba nazlı ı körüklemesi de
kaçınılmazdır. Batı’da çizilen haritaların hayata geçirilmesi için uygun zemin
yaratmak üzere eylem planında da terör (saldırganlık) benimsenen esas
yöntemdir.




Qaregin Njde


Kısaca ifade
edecek olursak emperyalizm ça ında emperyalizmle bölücülük ve gericilik
arasında do al bir “ittifak” vardır. Bu “ittifak” ezilen dünyada kendisini
terörle, iç sava larla göstermektedir. Tabii bu “ittifak”ta da sözü geçen
emperyalist devletlerdir. “Ortaklar”dan di erinin iradesi söz konusu de ildir.
Emperyalist planların arabasına ko ulmak dı ında ba ka bir yolu yoktur; ta ki
görevini tamamlayıp bir kenara atılana dek. Dolayısıyla onları hep hayal
kırıklı ıyla biten bir son beklemektedir.


İşte
Taşnaksutyun Partisi ve bağnaz Ermeni milliyetçi hareketleri bunun tipik birer
örneğidir, yukarıda ortaya konan kalıba bire bir oturmaktadır. Taşnaklar,
dönemine göre İngiltere’den Rusya’ya, Japonya’dan Nazi Almanyası’na Amerika’ya
kadar büyük devletlerin güdümünde faaliyet yürütmüşler, devamlı surette
onlardan medet ummuşlardır. Ermeni meselesini elinde tutan kuvvete göre
vuracakları hedefi belirlemişlerdir. Bir bakıma bağnaz Ermeni milliyetçiliği
tarihi, emperyalizmle işbirliği tarihidir. Taşnak ideolojisi, ne kadar
“devrimcilik” maskesi taşısa da şoven ve gerici fikirlere saplanmıştır. Bağnaz
Ermeni milliyetçiliğinin ideolojisi, etnik temelli Ermeni-Türk/Kürt, özellikle
kilise eliyle din temelli Ermeni-Müslüman karşıtlığının yaratılmasında önemli
rol oynamıştır. Taşnak terörü ise karşılıklı boğazlaşmanın fitilini ateşlemiş,
emperyalist devletlerin Ermeni meselesi üzerinden bölgeye müdahalesinin
zeminini yaratmıştır. Taşnakların işbirlikçi, şoven ve saldırgan karakteri,
bölge halklarına verdiği zarar kadar Ermenilere de pahalıya mal olmuştur. Büyük
devletlerin planlarında rol alıp bir köşeye atılmak ardından sırtını dayayacağı
yeni bir güç aramak olağan hale gelmiştir. Çarlık dönemi Rus arşiv belgeleri,
Ermeni milliyetçiliğinin Batı’nın ve Çarlık Rusyası’nın özellikle 19. yüzyılda
başlayan Ermenileri Türkiye’ye karşı kullanma projelerine paralel olarak
geliştiğini göstermektedir. Özellikle arşivlerde yer alan o döneme ait Ermeni
yayınları ve belgeleri, Ermeni milliyetçiliğinin işbirlikçi, şoven ve saldırgan
köklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kafkasya’daki Ermeni aydınları,
daha 19. yüzyılın sonlarında emperyalist devletlerle “işbirliği” içinde
bağımsız bir Ermeni devleti kurmanın hayaline kapılmışlardır ve bu fikirlerini
Türkiye Ermenilerine bir nevi zorla aşılamaya çalışmışlardır. 19. Yüzyılın Başı
ve Balkan Savaşları Bu sürecin önde gelen liderleri arasında yer alan Njde’nin
(Ter-Arutyunyan Garegin) siyasal hayatı, Ermeni milliyetçiliğinin bu
serüveniyle birebir örtüşmektedir. Taşnak liderlerinden Njde (1886-1955),
Nahcivan’da doğdu. 17 yaşında Ermeni milliyetçi hareketine katıldı. 1906
yılında Bulgaristan’a geçti ve Makedon hareketinin liderlerinin sayesinde
“Dmitriy Nikolov” sahte adıyla subay okuluna girdi. 1907’de Sofya’da subay
okulunu bitirdi. Daha sonra Kafkaslar’a dönen Njde, orada ve İran’da faaliyet
yürüttü. O yıllarda Doğu’nun paylaşılmasında rekabet içinde olan Rusya ve
Avrupa, Ermenileri kimin kullanacağı konusunda da yarış halindeydi. O dönem Rus
yetkililerinin yazdığı raporlar, özellikle İngilizlerin Ermeni meselesindeki
kışkırtmalarını ortaya koymaktaydı. Yetkililerin saptamalarına göre bu yolla
bir taraftan Batı’nın bölge planlarını suya düşürecek iki ülke arasındaki potansiyel
ittifakı engellemek, Türkiye ile Rusya’nın arasını açmak, yaşanacak


UMU çatışmayla
da iki ülkeyi zayıf düşürmek ve diğer taraftan merkez kaç kuvvetler
desteklenerek Osmanlı’nın paylaşılması hedefi güdülmüştür. O dönemde Ermeni
meselesi İngilizlerin elinde hem Osmanlı’ya hem de Rusya’ya karşı bir koz
haline gelmişti. Ermeni milliyetçilerinin RusJapon Savaşı’nda Japonları
destekledikleri, hatta Japon imparatoruna mektuplar gönderdikleri dahi
görülmüştür. Njde de bu planlara uygun olarak Rusya’ya geçmiş ve terör
faaliyetleri neticesinde 1909’da Kafkasya’da Çarlık rejimi tarafından
tutuklanır. 1 Rusya’da 159 Taşnak liderinin devlete karşı işlenen suçlar
kapsamında yargılandığı bu davada terör örgütü olarak görülen Taşnaksutyun’un
Rus devletinin idari yapısını değiştirme ve federasyona çevirme (Kafkasya’nın
sadece devlet savunması, dış politika, para ve gümrük sisteminde merkeze bağlı
olması ve Tiflis’te ayrı bir parlamento kurulması) amacı, örgütün emrinde silah
ve patlayıcı madde depolarının bulunması, yukarıdaki amacı gerçekleştirmek için
örgütün çeşitli organlar kurması, örgütün ayaklanmaya çağıran propaganda
yapması ve yayınlar çıkarması, örgütün zorla haraç toplaması, haraç vermeyi
reddedenlerin öldürülmesi, örgütün hukuk ve ceza mahkemeleri kurarak gerektiğinde
kişileri ölüm cezasına çarptırması, resmi ve sivil kişilere yönelik terör
eylemleri gerçekleştirilmesi, bunun için terör gruplarının oluşturulması, bu
grupların silah ve finansal anlamda donatılması, örgüt içinde haberleşme ağının
kurulması vb. suçlar konu edilmiştir.2 135 nolu sanık olan Garegin
Ter-Arutyunov (Njde)’ye özel olarak isnat edilen eylemler arasında ise 1908
yılında Nahcivan’ın Kuznut köyünde köylüleri devlet okulunu kapatmaya ve
Taşnakların çıkarları temelinde örgüte bağlı özel bir okul açmaya çağırması,
örgüte zorla parla toplaması ve evinde örgüte ait dokümanlar saklaması
bulunmaktadır.3 6 Eylül 1908 tarihinde abisinin evinde yapılan aramalarda ise
Njde’ye ait 1906-1908 yıllarına ait Ermenice yazılmış mektup ve defterler
bulunmuştur. Anne ve abisine Bulgaristan’dan gönderdiği anlaşılan mektuplarda
Njde, Taşnak subay okulunda eğitim gördüğünü, okulda ve Balkan Yarımadası’nda
çok sayıda Ermeninin bulunduğu belirtmektedir. Mektupta kendini partiye
adadığını ifade eden Njde, evlenmeye dahi hakkının bulunmadığını, buna dair
partiye imzalı yeminde bulunduğunu yazar.4


Njde,
cezaevinin arkasından sürgüne gönderilir ve oradan kaçar. Njde, 1911’de
Bulgaristan’a geçer ve Balkan Savaşı’nda Andranik’le birlikte Türk Ordularına
karşı Ermeni gönüllü birliklerini örgütler, Bulgar Ordusunda savaşır. 5 Birinci
Dünya Savaşı Birinci Dünya Savaşı’na doğru Ermeni milliyetçi hareketi tekrardan
Çarlık Rusyası’nın kontrolüne girecektir. Çıkartılan özel afla terör suçundan
tutuklu bulunan Taşnak liderleri serbest bırakılacaktır. Njde de bu dönemde
Rusya’ya döner ve Kafkas Cephesi’nde Ermeni gönüllü birliklerinin komutanları
arasında yer alır. Birinci Dünya Savaşı süreci, Njde’nin de başında bulunduğu
Ermeni milliyetçi hareketinin işbirlikçi, saldırgan ve şoven karakterini en
güçlü gösterdiği bir dönem olacaktır. Taşnaklara Türkiye’yi işgal planları
çerçevesinde iki görev yüklenir. Taşnakların liderliğindeki Türkiye Ermenileri,
cephe gerisinde ayaklanma çıkararak Türk ordusunu zaafa uğratacaktır. Bu
birinci görevdir. İkincisi ise oluşturulan Ermeni gönüllü birlikleri yoluyla
Türk ordusunun savunma hattını yırtarak Rus işgalini kolaylaştırmaktır. Çarlık
generallerinin ve subaylarının yazdığı yüzlerce rapor ve Çarlık askeri
mahkemelerinin yüzlerce tutanağı ve kararları göstermektedir ki, Birinci Dünya
Savaşı sırasında işgal edilen bölgelerde Njde’nin başında bulunduğu Ermeni
gönüllü birlikleri Müslüman halka karşı vahşi katliamlara girişmiş ve mallarını
yağmalamıştır. Bu belgelere göre bu katliam ve yağma politikası sistematik bir
biçimde yapılmıştır. Ermeni çetelerini kullanan Rus komutanları bile bu vahşet
karşısında dehşete kapılmıştır. Birçok Ermeni subay ve askeri, bu nedenle
askeri mahkemelerde yargılanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır.6 Taşnak
Ermenistanı Dönemi Dünya Savaşı’nın bitimiyle Ermeni meselesi tekrardan el
değiştirecektir. Rusya, 1917 Ekim Devrimi’yle savaştan çekilmiş, Türkiye ise
Mondros Mütarekesi’yle işgale açık bir hale gelmiştir. Güney Kafkasya’da oluşan
otorite boşluğunu savaşın galip devletleri doldururlar. 1918 Mayıs’ında
İngilizlerin güdümünde Taşnak Ermenistanı bağımsızlığını ilan eder. Njde,
Taşnak Ermenistanı’nda üst düzey askeri görevlerde bulunur.


Taşnak
Ermenistanı, devrimci Türkiye ile Sovyet Rusya arasına bir duvar işlevi
görecektir. Taşnak Ermenistanı, Batı’nın Doğu’daki planlarını gerçekleştirmede
bir üs olacaktır. Ermeni meselesinin hedefinde Türkiye’nin yanında bu sefer
Sovyet Rusya da vardır. Sovyet belgeleri, diğer yandan Taşnakların bugünkü
Ermenistan sınırları içerisinde yaptıkları etnik temizlik politikasını da
ortaya koymaktadır. “Saf” milli bir devlet kurma adına Müslüman nüfusun önemli
bir kesimi Taşnak iktidarı tarafından ortadan kaldırılmıştır. Bu etnik temizlik
politikasında Njde’nin rolü Sovyet belgelerine de yansımıştır. Örneğin Kızıl
Ordu komutanları Todorskiy ve Sviridov, 1921 yılında Orconikidze’ye
gönderdikleri raporda 1919 ve 1920 yıllarında Şarur bölgesinin Taşnaklar
tarafından ceset ve ölüm vadisine çevrildiğini belirtmiştir. Bölgedeki Müslüman
nüfus katledilmiş, sağ kalanları ise Türkiye’ye kovalanmıştır.


Müslüman
nüfusun malvarlıkları ise Taşnak lideri Njde’nin birliği tarafından
yağmalanmıştır. Kızıl Ordu komutanlarının ifadesiyle insanlık böyle bir
barbarlık görmemiştir.7 Njde’nin 27 Eylül 1920 tarihli ültimatomundaki şu
ifadeleri bu katliam politikasının itirafı niteliğindedir: “Türkleri ve
Rusları, muharebede ve muharebe dışında yok ettiğim keyifle yok ediyorum.”8 O
yıllarda Ermeni Bolşevik hareketi içinde yer alan ve 1921’den itibaren Sovyet
güvenlik birimlerinde görev yapan Ermeni kökenli Arsen Arutyunoviç Hoylunts,
İkinci Dünya Savaşı sonrası Njde hakkında yürütülen soruşturma sırasında tanık
sıfatıyla verdiği 16 Eylül 1947 tarihli ifadede o dönemle ilgili şunları
belirtmiştir: “1919-20 yıllarında Kapan bölgesinde Taşnak ordusunun silahlı
güçlerini kumanda eden Njde’nin komutası altında Kapan ve yakın bölgelerdeki
onlarca Azerbaycan köyü yok edildi ve bu köylerdeki binlerce sivil
katledildi.”9


Tanığın
ifadesine göre Njde, sadece Müslüman nüfusa yönelik değil, devrimci isyanların
bastırılmasında Ermeni ve Ruslara karşı da gaddar metotlara başvurmuştur.
Bunlarla ilgi birçok örnek anlatan Hoylunts, özellikle Ermenistan’ın önemli
ruhani merkezlerinden Tatev’de yapılan katliama dikkat çeker. Aralık 1920-Ocak 1921’de
Njde’nin karargâhının bulunduğu bu bölgede onun emriyle 400’e yakın Rus Kızıl
Ordu mensubu, Ermeni devrimci köylü ve işçileri kurşuna dizilerek ya da canlı
canlı kayalıklardan aşağı atılarak öldürülmüştür. Şahit olduğu bütün bu
olayların tanıklarını da sayan Hoylunts, Njde’yi


“Ermeni
halkının cellatı” olarak niteler.10 Tatev’deki olayın tanıklarından Ermeni
Bolşeviklerinden Avag Tatevosoviç Canunts, Njde’nin o dönemde Ermenistan’ın
Kapan bölgesinde derin çukurlara su doldurup Ermeni devrimcileri boğdurttuğunu
da anlatmıştır. Canunts, ifadesinde 1920 yılında Njde’nin Dro’yla birlikte
Kubatlin bölgesindeki 100 Azeri köyünü yağmaladığını ve sonrasında da bu
köyleri ateşe verdiğini belirtir.11 Tatev olayıyla ilgili yukarıdaki ifadeler
sorulduğunda Njde’nin verdiği cevap ise şöyle olmuştur: “Tanıklar Hoylunts ve
Canunts’un ifadelerini doğru kabul etmiyorum. Ancak tanıklar Hoylunts ve
Canunts’un bahsettiği, kurşuna dizilen ve Tatev kayalıklarından atılanlar,
Sovyet iktidarının bize karşı kullandığı Zaval Paşa’nın birliğinden 200’e yakın
Türk olabilir. “Belirtmek isterim ki, Zaval Paşa’nın birliği tarafımdan mağlup
edildi ve kendisi yaralı olarak subayları ve askerleriyle esir alındı.
Tarafımdan askerlerin serbest bırakılması, Zaval Paşa ve subay kadrosunun ise
halk önünde kurşuna dizilmesi emri verildi. Ancak korumalarım köylülerle
birlikte onları Tatev ve Darbas’ta kurşuna dizmişler ve Tatev Kalesi’nden aşağı
atmışlar.”12 Ermenistan’da, Türk Ordularının ve Kızıl Ordu’nun askeri işbirliği
sonucunda Taşnak iktidarına son verilir.


Njde,
Ermenistan’da Sovyet iktidarının ilanından sonra yeni rejime karşı mücadele
eder. Başarılı olamayınca İran’a, oradan Bulgaristan’a geçer. Emperyalist
devletlerle işbirliği Taşnaklar ve Njde için yine büyük hüsranla sonuçlanır.
Taşnakların önde gelen isimlerinden Garegin Njde, uğradıkları hezimetin
muhasebesini yapmış ve en önemli neden olarak dış güçlerin etkisi altında
kalmalarını ve süreci kendilerinin yönlendirememesini görmüştür. Njde’ye göre
hasta ve mutsuz halk, mutsuzluğunu dış sebeplere bağlamakta ve kurtuluşun
dışardan geleceğine inanmıştır. 13 Njde, 1929 yılında kaleme aldığı “Ermeni
Aydınlarına Açık Mektuplar”da özellikle Avrupa karşısında düştükleri durumdan
yakınır: “Kafamız garip çalışıyor. Avrupa’ya inancımız kör bir duyguydu.
Düşmana hoşgörümüz Hıristiyanlıktan. Ama böyle olmakla beraber ezilmiş ve
tamamen bir kenara atılmış duruma biz düştük. “Garipsenecek bir durum yok!
Ezilmiş ve bir kenara atılmış olduk, çünkü Avrupalıların karakterini hiçbir
şekilde bilmiyoruz.


“Avrupa’ya
İsevi duygularla yaklaştık ve bizim garip mistizmimiz, bizim milli
hastalığımız, bize has ruh hali sebebiyle Avrupalılara bağlandık ve onların
bütün savaşları bizim kurtuluşumuz adına yürüttüklerine inandık. “Bu kendimizi
kandırmamız bizi siyasi dilencilere dönüştürdü, ve zayıf kaldıkça sulu gözlü
olduk. “Tüm sürecin psikolojisi olan dilencilik ve sulu gözlülük bizim tek
siyasi silahımız. Ancak sulu gözlülük ruhen hamlığın veya korkaklığın bir
kanıtıdır. Dilencilik ise tamamen tiksindirici. Dilenciye sadece merhamet
duygusu uyandığından değil, çoğu zaman iğrençlikten yardım edilir. “Daha
korkuncu siyasi dilenciliktir, çünkü politikada merhamet yoktur, iğrençlik daha
fazladır.”14


Njde,
bağımsızlık isteyen halkların her şeyden önce bu tür ruh halinden kurtulması
gerektiğini vurgular. Kendi ayakları üzerinde duramayan halklar devlet
kuramayacaktır. Devlet sahibi olmak bağımsız siyasi düşünceyi, savaşta kendi
gücüne güveni, yönetimde inisiyatifi gerektirmektedir. Zafer, kendi
inisiyatifine inancın sonucundan başka bir şey değildir.15 Benzer özeleştiri
Taşnak Partisi’nin kurucusu ve Ermenistan’ın ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni
tarafından da yapılmıştır. 1923 yılında Taşnak Partisi’nin konferansına sunduğu
raporda Kaçaznuni, Sevr Antlaşması’nın o dönemde gözlerini kör ettiğinin altını
çizer. Oysa Sevr Antlaşması yerine Türklerle doğrudan bir antlaşmaya yanaşmış
olsaydılar, çok şey kazanabileceklerdir.


O zaman bunu
anlamamışlardır. Kaçaznuni, raporunda savaştan kaçınmak için de hiçbir şey
yapmadıklarını, tam tersine savaşa yol verdiklerini belirtir ve bunu
affedilemez bulur. Türkiye’nin askeri gücünden haberdar değillerdir ve kendi
ordularını tanımamışlardır. Orduları, devamlı geri çekilmiş, silahlarını
bırakıp köylerine kaçmıştır. Kaçaznuni, raporunda övünülecek hemen hemen hiçbir
şey yapmadıklarının ve omuzlarına aldıkları yükün; devlet örgütlenmesinin,
devlet işlerinin idaresinin; kapasitelerinin üzerinde olduğunun altını çizer.
İmkânlarının ölçülerini bilememişler ve devlet adamı olamamışlardır. Kaçaznuni’nin
raporunun son satırları ise şöyledir: “Taşnaksutyun’un artık yapacağı bir şey
yok!


“Partimiz
yapması gereken her şeyi yaptı ve kendini tüketti. Yeni hayat şartları, yeni
talepleri getiriyor ve bu taleplere cevap verecek yeterliliğe sahip değiliz.
Demek ki, bu arenadan çekilip yerimizi bizden daha yeteneklilere bırakmalıyız.
(…) “Söyledim, Taşnaksutyun’un artık yapacağı hiçbir şey yok. Doğru ifade
etmedim. Son bir işimiz daha var, Ermeni siyasi hareketinin geçmişine ve kendi
geçmişimize karşı bir yükümlülüğümüz daha var. Parti, kendi kararıyla bilinçli
ve kesin olarak varlığına son vermelidir. “Evet, intiharı öneriyorum. “Tek
onurlu çıkışın intihar olduğu durumlar olur. İşte Partimiz tam bu durumdadır.
“Bunu dört-beş sene önce yapmalıydık. (…) Eğer bu kararı almazsak, ileride bizi
yıkım ve şerefsiz bir son bekliyor. (…) “İşte acı gerçek! Bu gerçeği kabul etme
cesaretini göstermeliyiz ve gerekeni yapmalıyız. Çözüm açık: Hayatımıza son
vermek.”16 İkinci Dünya Savaşı Ancak Njde ve Ermeni milliyetçi hareketi, kendi
yaptıkları bu özeleştiriden de ders çıkartmayacaktır. Dünyada değişen dengelere
göre yeni bir hami arayışı içine gireceklerdir. Taşnaklar, Birinci Dünya
Savaşı’nda üstlendikleri rolü İkinci Dünya Savaşı’nda da oynarlar. Ancak bu
sefer Hitler Almanyası’nın yanında. Taşnaklar, faşist Alman orduları için
gönüllü birlikler oluşturarak bölge halklarına karşı yeni bir suça imza atarken
hem SSCB’nin hem de Türkiye’nin Alman orduları tarafından işgal planlarında da
görev almışlardır.


Bu hareketin
en başında da Garegin Njde yer alır. Nazilerle Taşnaklar arasındaki
işbirliğinin ideolojik zemini, 1930’larda döşenmeye başlanmıştır. O dönemde
Njde, Dro gibi Taşnak liderleri de Ermenilerin arî ırktan geldiğini Almanlara
kanıtlamak için az çaba harcamamıştır. 17 Bu süreçte Ermeni milliyetçi gençlik
dernekleri ve Berlin’de, Münih’te, Bükreş’te, Sofya’da ve diğer Avrupa
ülkelerinde faaliyet yürütecek olan Nazi yanlısı, faşist Ermeni gençlik
örgütleri de kurulur. Bulgaristan ve Romanya’da Ermeni milliyetçi örgütü “Tsegakron”un
üyelerinden savaşçı gruplar oluşturulur.


Bu örgüt, 1934
yılında Njde tarafından kurulmuş, ardından Avrupa’da yaygınlaşmıştır. Bu
örgütün ciddi bir kısmı, süreç içinde Alman askeri istihbaratı Abwehr’in özel
birliklerine katılır. Bunlar arasında sadece gençler değil, Njde’nin eski silah
arkadaşları da yer alıyordu. “Tsegakron”, İkinci Dünya Savaşı’nda dünyadaki
bütün Ermenileri Nazilerle işbirliğine çağırmıştır. Birçok tarihçi, bu örgütü
Ermenilerin “Hitlerjugend”ı18 olarak nitelendirmiştir.19 Örgüt, gerçekten de
ideolojisini ırk temeline oturtuyor ve ırkı kutsuyordu. “Tsegakron”, ırkın
kanının saf olması gerektiğine inanıyordu. Hareket, kendi yayınlarında karma
evliliklere karşı çıkıyordu. “Tsegakronutyun”a (hareketin ideolojisi) göre aile
ırkın güçlenmesi için vardı, çocuklarsa ebeveynlerinden çok ırka aitlerdi.
Onlar için ırk, her şeyden önce geliyordu ve Ermenilerin gerçek dini
ermenizmdi.20 Dönemin tanıklarından ABD’de yaşayan bir Ermeni olan John Roy
Carlson (Arthur Derounian), New York’ta sokakta karşılaştığı Nazi taraftarı
Taşnak Edward Masgalajian’ın (Edward C. Adrian) “Tsegakron”la ilgili sözlerini
şu şekilde aktarmıştır: “Adrian bana Tsegakron olarak bilinen Taşnakların
gençlik örgütünün Ermenicedeki ‘tseg’ (ırk) ve ‘kron’ (din) kelimelerinden türediğini
söyledi. Adrian, bu faşist ‘ırk tapıcısı’ milliyetçilerin program ve
felsefesinin Hitler Gençliği’ne benzediğini gururla ifade etti.”21


“Tsegakron”
hakkında benzer ifadeler Taşnakların önemli liderlerinden Deveciyan tarafından
da dile getirilmiştir. Türkiye Ermenisi olan Ovanes Akopoviç Deveciyan,
Avrupa’ya gittikten sonra da Parti’de üst düzey görevler almış ve Nazilerle
işbirliğinde önemli rol oynamıştır. Deveciyan, savaş sonrası Bükreş’te Sovyet
karşı istihbarat örgütü “Smerş” (Smert Şpionam-Casuslara Ölüm) tarafından
yakalanarak SSCB’de sorgulanmıştır. Deveciyan’a sorgusunda “Tsegakron” örgütü
de sorulur: “Eğer ‘Tsegakron’ kelimesini açacak olursak ırka ve onun saflığının
korunmasına tapmak ortaya çıkar, Nazizmle eşdeğerdir. Bu şekilde Njde, ‘Tsegakron’uyla
Ermeni temelli faşizm propagandası yaptı.”22


“Tsegakron”,
Njde savaş sonrası Sovyetler tarafından yakalanıp yargılandığı zaman da
iddianamede suç unsuru olarak yer almıştır. 11278 nolu Njde soruşturma
dosyasında yer alan iddianamede Hitlerjugend’ın ideolojisi temelinde kurulan
örgütün ırkçılık propagandası yaptığı, Amerika’da gençler için savaş eğitimi
veren kampların kurulduğu, bu kampların amacının savaş başladığı zaman
Almanya’nın ABD’ye saldırması durumunda Nazi ordularıyla birleşerek Amerika’yı
içerden vurmak ve SSCB’yle Ermenistan’ın işgali durumunda da yerel nüfusun
direnmesini engellemek olduğu yazmaktadır.23


Ünlü
şarkiyatçı ve Ermeni uzmanı Akop Arakeloviç Siruni (Çoloyan)’ın savaş sonrası
Sovyetler tarafından tutuklandığı zaman Njde soruşturması kapsamında
tanıklığına başvurulmuştur. Bunun üzerine Siruni, “Garegin Njde ve ‘Tsegakron’
Hareketi Hakkında” başlığıyla bir ifade vermiştir. Njde’yi 1920’lerin başından
beri tanıyan ve hatta onunla ilgili kitaplar kaleme almış olan Siruni, Njde’nin
Amerika’ya gittikten sonra Ayrenik gazetesinde görkemli bir dille ırkçılığa
övgüler düzdüğünü, yazılarındaki ve konuşmalarındaki ağdalı, kaba ve süslü
laflarından sadece Njde’nin ırk temelinde bir hareket kurduğunun ve kendi
ırkının Ermenilerin varlığının esası olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir.
Njde’nin bu fikirlerini Ermeni halkının taleplerinden ve gerçeğinden çok uzak
gördüğünü söyleyen Siruni, Ermenilerin ırki bir tehlike yaşamadığının,
dolayısıyla bunla ilgili bir tedbir almanın lüzumu olmadığının altını
çizmiştir.


Siruni, o
dönemde çekinmeden her yerde “Tsegakron” kelimesinin karşılık geldiği
“ırk-din”in yerine “kirli-din”i kullandığını anlatmıştır. Njde’nin 1934’te
Bulgaristan’a geçtikten sonra Amerika’daki Ermenilerin iki kampa ayrıldığına dikkat
çeken Siruni, bunun üzerine Njde’nin iki kitap kaleme aldığını ifade etmiştir:
“Amerika’daki Ermeniler: Irk ve Döküntüler” ve “Şeytan Komplocular Irka Karşı”.
Njde’nin “Tsegakron” hareketini Avrupa’da yayma girişimlerine de değinen
Siruni, böylece Avrupa’daki Ermeniler arasında birçok faşist gruplar çıktığını,
bunların Ermeni gerçekliğinden kopuk, yabancı karşıtlığı vb. faşist fikirleri
papağan gibi tekrar ettiklerini vurgulamıştır.24


Njde, savaş
sonrasında Ermenistan SSC’de25 yattığı hapishanede sadece Türkofillerin ve
tarihten anlamayan cahil Ermenilerin “Tsegakron”un aleyhinde konuşabileceğini
ifade etmiştir. Njde, “Tsegakron”un kurulma gerekçeleri arasında Ermeniler
arasındaki eski kuşağın Türkiye’yle ilgili siyasi yaklaşımlarının değişmesini
de göstermektedir. Njde’ye göre eski kuşak, Ermeni meselesiyle arasına mesafe
koymaya başlamış, Türkiye’de kalan Ermeni topraklarından vazgeçme fikriyle
uzlaşmakta ve Türklerle yakınlaşmaktadır. “Tsegakron” hareketi, bu anlamda
Türkiye’ye yönelik toprak talepleri konusunda Ermenilere sorumluluklarını
hatırlatmak görevini de üstlenmiştir. Bu yüzden “Tsegakron”’un programının ilk
baskısının kapağı da “Lozan? Asla!” sloganıyla çıkmıştır.26 “Tsegakron”un en
önemli amaçlarından biri Türklerden intikam almaktı.


Her kurban
olan Ermeninin yerine dünyaya iki intikamcı Ermeni gelecekti. Türk halkı asla
affedilmeyecek, onlardan amansız bir öç alınacak, acımasızca bir hesaplaşma
yaşanacaktı. Hareketin fikir yapısına göre Türklerle düşmanlık tarihi değil,
biyolojikti. Türklerin yanında Bolşevikler ve onlarla işbirliği yapan Ermeniler
de baş düşmanlar arasındaydı.27 Njde, 15 Aralık 1942’de kurulan Ermeni Milli
Komitesi’nde de yer aldı. Komite’nin amacı, Avrupa’daki Ermenileri Alman
iktidarı nezdinde temsil etmekti. Bu komite, İkinci Dünya Savaşı sırasında
Ermenilerin SSCB karşıtı ve Alman yanlısı propagandasının merkezi oldu.28 Savaş
sonrasında Sovyet karşı istihbarat örgütü “Smerş” tarafından yakalanıp SSCB’de
yargılanan Taşnak liderlerinin sorguları da Nazi-Taşnak işbirliğini aydınlatmak
açısından büyük önem taşımaktadır.


Bunların
başında Bulgaristan’da yakalanan Njde’nin dosyası gelmektedir. Birçok farklı
belge ve bilginin yer aldığı “Zubr” kod adı verilen Njde’nin dosyası, 1990
yılına kadar 6 cilt (yaklaşık 1500 sayfa) halinde Ermenistan SSC KGB arşivinde
saklanmış, ancak şuan nerede olduğu bilinmemektedir. Njde’nin soruşturma
dosyası ise 4 cilt halinde Ermenistan Cumhuriyeti Milli Güvenlik Servisi
Arşivi’ndedir.29 Njde’nin sorgusuna bizzat katılmış olan istihbaratçı Vaçe Ovsepyan,
kayıp olan 6 ciltlik dosyadan bazı belgeleri hatıralarında yayımlamıştır.
Ovsepyan, kitabında 4 ciltlik soruşturma dosyasından da faydalanmıştır. Njde,
12 Ekim 1944 tarihli sorgusunda Alman istihbaratçısı Drumm’la yaptığı görüşmeyi
de anlatmıştır.


Buna göre
Njde, Drumm’a Almanya’ya savaşta nasıl yardım edebileceklerini sormuş ve
Berlin’de Ermeniler için bir okul açılmasını, buradan mezun olanların da
Almanların vereceği görevler doğrultusunda çalışmasını önermiştir. Bunun
üzerine Bulgaristan’dan 30 Ermeni Berlin’e getirtilmiş ve Almanlar adına
içerden çalışmak üzere Sovyet Ermenistanı’na gönderilmiştir.30


Njde hakkında
hazırlanan 10 Mart 1948 tarihli iddianamede isnat edilen suçlar 1918 yılından
başlamaktadır. Nazilerle işbirliği dönemine ait eylemler arasında ABD’de
“Tsegakron” örgütünün kurulması, 1941 yılında Alman ajanı S. İ. Burev
aracılığıyla Balkanlar’daki Alman istihbaratının önemli isimlerinden Dr. Delius
kod adlı Otto Wagner’le bağlantı kurulması, onun verdiği görevle Bükreş, Varna,
Plovdiv, Sliven, Şumen şehirlerine giderek Sovyetler Birliği’ne karşı kullanmak
amacıyla Almanlar adına adam toplanması, 1942 Sonbaharında Alman istihbaratçısı
Binbaşı Drumm’un verdiği görevle Bulgaristan’dan 30 Ermeniyi Berlin’e götürmesi
ve orada istihbarat okullarında eğitilmelerini sağlaması, ardından bu kişilerin
ajan ve sabotaj faaliyetlerinde bulunmak ve Alman ordularının yaklaşması
durumunda ayaklanma çıkarmak amacıyla Kırım üzerinden Sovyet Ermenistanı’na
yollanması, 1943 Ağustos’unda Kırım’a gelerek Almanların verdiği görevleri
yerine getirmesi, Almanlarla işbirliği yapmak üzere kurulan Ermeni Milli
Komitesi’nde yer alması sayılmakta ve 25 yıl hapsi istenmektedir.31


Nazilerle
temaslarda önemli rol oynamış olan Taşnakların önde gelen liderlerinden ve
Dro’nun yakın mesai arkadaşı Ovanes Deveciyan, 28 Ağustos 1947 tarihli
sorgusunda Njde’nin esir kamplarını gezerek Ermeni Sovyet askerlerini SSCB’ye
karşı savaşmaya çağırdığını ve “Kim Almanya için ölüyorsa Ermenistan için
ölüyordur” diyerek propaganda yaptığını anlatmıştır.32 Dosyada bulunan başka
bir belge de Sovyet istihbaratçısı B. Z. Kobulov’un daha 1938 yılının Ekim’inde
yazdığı rapordur.


Raporda
Njde’nin Bulgaristan’da yaptığı ırkçı ve Sovyet karşıtı propaganda ve
hazırladığı faşist askeri gruplar konu edilmekte, buna karşı alınması gereken
önlemler ele alınmaktadır.33 Yakalanmasından önce hazırlanan başka bir
istihbarat raporunda da Bulgar iktidarının ve Gestapo’nun desteğiyle Njde’nin
Almanlar için gönüllüler topladığı ve ayrıca bir kadın örgütü kurduğu bilgisi
verilmektedir.34 Njde, Nazilerin Türkiye’yi işgal planlarında da rol
oynamıştır. Almanya, 1942’nin ortasında hem Sovyetler Birliği’ne hem de
Türkiye’ye karşı Kafkas Birliği projesine geçer. Bunda Almanlara en büyük
yardımı memnuniyetle Taşnaklar gösterecektir. Türkiye karşıtı Kafkas Birliği,
1943 yılının ortasında Garegin Njde’nin inisiyatifinde kurulmuştur.


Bunlarla
birlikte 1942 Yazında Njde’nin grubuna Alman istihbaratının planları
çerçevesinde Trakya bölgesinde faaliyet yürütme görevi de verilmiştir. Ancak
Sovyetler’in karşı saldırısıyla bu plandan da vazgeçilmiş, Njde’nin grubu Doğu
Cephesi’ndeki harekâtlara hazırlanmak üzere Almanya’ya geri gönderilmiştir.35
Njde, Nazilerle yaptığı görüşmelerde sık sık Türkiye karşıtı konuşmalar
yaptığını da belirtmektedir.


Njde’nin Alman
istihbaratının yetkilisi Drumm’la yaptığı görüşmede Sovyet cephesinde
kullanılacak Ermenilerin daha sonra Türkiye ile savaşta Ermenileri Türklere
karşı ayaklandıracak ana halka olacağı ve daha sonra bunların Türkiye’ye
gönderileceği de konuşulmuştur. Njde, bu grubun özellikle Trakya’da daha
faydalı olacağını söylemesi üzerine grup, Dr. Engelhaupt’un emrine
verilecektir. Grup, Türk-Bulgar sınırında faaliyet de yürütmüş, Almanların
saldırısı arifesinde Trakya bölgesine geçmek üzere hazırlıklar da yapmıştır.36
Diğer taraftan esir kampları dolaşılarak Türkiye’ye karşı savaşta kullanmak
üzere Ermeni askerler de toplanmıştır.37


Njde’nin Alman
istihbaratıyla temaslarından sonra Almanya’ya götürdüğü Ermenilerin hemen hemen
hepsinin Türkiye kökenli olması da dikkat çekicidir.38 Zaten Njde de Nazilerle
işbirliğinin esas olarak Türkiye karşıtlığı temelinde olduğunu vurgulamış ve
özellikle Türkleri iyi bilen Türkiye Ermenilerinden gençleri seçerek Alman
Ordusu bünyesinde birlikler kurduklarını açıklamıştır.39 Türkiye’den Almanlara
ajan devşirilmesinde Njde de rol oynamıştır.


Njde,
Bulgaristan’dayken Alman istihbaratının Balkanlar’daki yetkilisi Delius’la
yaptığı görüşmede bu konu gündeme gelmiştir. Delius, Almanya’nın Türkiye’yle
yakından ilgilendiğini, İstanbul’da birçok Ermeninin yaşadığını söyledikten
sonra bunların arasından Alman istihbaratına çalışabilecek kişilerin bulunması
konusunda Njde’den yardım istemiştir. Bunun üzerinde Njde, Adrine Dadryan’ın
ismini vermiştir. Dadryan, ileriki süreçte Türk Ordusu, ülkenin ekonomik
durumu, halkın ruh hali hakkında Almanlara bilgi toplamıştır. Almanlar da ona
abisinin yanına Viyana’ya gitmesi konusunda yardımcı olmuştur.40


Cezaevi
Yılları


Njde, savaşın
bitimiyle Bulgaristan’da Sovyet karşı istihbaratı (Smerş) tarafından yakalanır,
götürüldüğü Moskova’da tutuklanır. Yargılama sonunda 25 yıl hapse mahkûm
edilir. Njde, cezaevindeyken Taşnaksutyun Partisi üzerine bir değerlendirme
yazısı kaleme almıştır. Ocak 1947 tarihli yazının başlığı “Taşnaksutyun’un Ortaya
Çıkışının Tarihi Koşulları ve Karakteri”dir. Njde, Taşnak örgütünün taktiksel
silah olarak terörü ve propagandayı benimsediğini belirtir. Njde’ye göre
Taşnaksutyun, özellikle terör silahını etkili kullanmış ve kendi lehine
sonuçlar almıştır. Bunların başında Osmanlı Bankası baskını, II. Abdülhamit’e
suikast gelmektedir. Njde, ilerleyen süreçte Taşnak liderliğindeki ciddi
bozulmaya dikkat çeker. Njde, bir taraftan ahlaki çöküntünün altını çizer,
diğer yandan yeni liderlerin ikiyüzlülüğünün altını çizer. Taşnaksutyun, o
andan itibaren şefler ve hizipler partisi haline gelmiştir. Kariyerizm ve
çıkarcılık lider kadrolarında hâkim hale gelmiştir. Njde, Taşnak
Ermenistanı’nın kurulduğu zamanda dahi örgütün bu durumda bulunduğunu, yazıyı
kaleme aldığı dönemde ise artık hiçbir milli ve savaşçı yanının kalmadığını
yazar.


Taşnaksutyun’un
salon sosyalizminin Ermeni emekçilerine hiçbir fayda sağlamadığını belirten
Njde, Taşnakların Ermeni sorunun çözümü için Avrupa emperyalizminin arabasına
koşulduğuna işaret eder. Njde’nin ifadesiyle Taşnak yönetiminde sorumluluk
duygusu yoktur, bu yüzden hataları milli felaket seviyesine ulaşmıştır. Taşnak
yönetimi, kendisinden başka yargı mercii tanımamakta, sorumluluk meselesini
gündeme getiren herkes takibata uğramaktadır. Njde, Taşnaksutyun içindeki
bölünmeyi de ele alır. 1930-40’lı yıllarda Taşnakların liderlerinden olan Amo
Ogancanyan ve Vaan Navasardyan’ın gözünde Taşnakların diğer önemli lideri Dro
Kanayan her türlü suçu işleyebilecek bir alçaktır. Ter-Minasyan (Ruben Paşa),
Njde’ye gönderdiği bir mektupta Dro’yu Ermeni halkının haini olarak anmıştır.
Keyfi saldırılarıyla Ermenilerin Türkiye’deki katliamlarına neden olmuştur.
Ancak Njde, Ruben Paşa’yı da çıkarcı olarak niteler, işine geldiği zaman
Dro’yla uzlaştığını belirtir. Njde’nin ifadesiyle Ruben Paşa’ya göre disiplin,
onun ve onun gibilerin cezasız kalması, alttakilerin de buna ses
çıkarmamasıdır. Njde, Parti’den ayrılır ayrılmaz Taşnak saflarından Andranik’e
karşı yapılan suçlamalara da değinir. Andranik, birden “sarhoşa”, “korkağa”,
“ufak bir iki çatışmanın ekmeğini yiyen kişiye” dönüşmüştür.


Njde, yazısını
artık Taşnaksutyun’un varlığının faydasız, mantıksız ve gereksiz olduğu
sözleriyle bitirecektir. Aynı Kaçaznuni’nin yukarıda ifade ettiği gibi Njde’ye
göre de Taşnaksutyun yok olmalıdır, o da bu bilinçle Parti’den ayrılmıştır.41
Bunun da ötesinde Njde, çok kısa bir süre önce Nazi Almanyası’nın yanında
Sovyetle Birliği’ne karşı savaşırken, tutuklanmasıyla birlikte bu sefer
cezaevinden Sovyet yetkililerine hizmetini sunmak üzere mektuplar göndermeye
başlamıştır. Njde, birden Sovyet dostu kesilir, SSCB’yi Türkiye’ye karşı
kışkırtmaya çalışır. Njde’nin tutuklandığı zaman ilk yaptığı işlerden biri
Stalin’e mektup yazmak olur. 21 Ağustos 1945 tarihli mektupta 1936 yılında Bulgaristan’dayken
kendisinden Stalin’e suikast için 3-4 kişi talep edildiğini, kendisinin bunu
ret ettiğini yazar. Sovyet karşıtlığı, Türk-Sovyet Antlaşmasından sadece
Türkiye’nin fayda sağlamış olmasıdır.


Ancak son on
senelik gelişmeler doğru bir yönelime sahip olmadığını göstermiştir. Siyasi
olarak temiz kalplidir. Njde, Ermeni halkının var oluşunu ancak Sovyetler
Birliği’nin sağlayacağından emindir. Njde, mektubunda son olarak Sovyet
iktidarıyla barışmak istediğini ifade eder.42 Stalin’e hapishaneden yazdığı
16/10 Aralık 194743 tarihli mektupta kendisinin Sovyetler’in artık düşmanı
olmadığını kanıtlamaya çalışır. Njde, Nazilerle işbirliğinin esas temelinin
Türkiye karşıtlığı olduğunu vurgulayarak Sovyet düşmanı faaliyetlerinin üstünü
örtmeye çalışır. Artık bundan sonra onu ilgilendiren tek şey “feodal
Türkiye’nin yok edilmesinde yerini almak”tır. Njde, mektubuna şu satırlarla
devam eder: “Bu yüzden binlerce takipçim ve dostumun şunu söylemesini istemem:
‘Şanslı Türkler; düşmanlarından biri, diğer düşmanını öldürüyor!’ “Sizin
hapishanelerinizde ölmek istemem. “Yurtdışındaki Ermeniler şunu söyleyecekler:
‘Bolşevikler, Türkiye’nin tarihi düşmanını öldürdüler.’ “Benim ölümümden sizin
düşmanlarınız fayda sağlayacak. (…) “Yurtdışındaki Ermenilerin Türk karşıtı olanları
(göçmen Ermenilerin faal kesimi)benim ölümümü sizin dış politikanızın sonucu,
sizin Türklere siyasi avansınız olarak değerlendirecekler.” 44 Njde, Stalin’e
iletilmeyen ve cevap verilmeyen mektubunda yurtdışındaki Ermeniler arasında
Sovyet yanlısı bir eğilim yaratılması gerektiğini belirtir. Njde, bu
cümlelerinin hemen ardından bu iş için kendisinden daha uygun bir kişinin
bulunmadığını ekler.


Njde, Stalin’e
mektuplarına sonra da devam etmiştir. 10 Ocak 1948 tarihli mektubunda yine
“görev” istemektedir.45 Diğer taraftan Njde, Stalin’in ölümünden sonra
tutuklanmasının ve yaşadığı “trajedi”nin sebebi olarak da onu gördüğünü ifade
edecektir.46 Njde, üst düzey Sovyet yetkililerine gönderdiği mektuplarda
iktidara yaranmak için birçok yola başvurmuştur. Örneğin geçmişte Sovyetler’de
Türkiye’nin faydalandığı Ermeni karşıtı politikaları Troçki’yle Zinovyev’in
uyguladığını belirtmiştir. Tarihsel gerçeklerle uyuşmayan bu ifadeleriyle
Stalin’e zamanında muhalif olan bu isimleri kötüleyerek prim yapmaya çalışır. Başka
bir ifadesinde de İngilizlerin ismini dahi ağzına almak istemediğini söyler.47


Njde, Sovyet
Ermenistanı makamlarına da birçok başvurular yapmıştır. Yurtdışındaki
Ermenileri toplamak adına görev talep etmiş ve Sovyetler’e hizmet etmek
istediğini belirtmiştir. Njde’ye göre her kim Türkiye’ye karşı hareket
etmiyorsa; o, bilinçsizce Türkiye’ye çalışmaktadır. Njde, kendisinin tutuklu
bulunmasının yurtdışındaki Ermeniler arasında öfke yarattığını ve bunun Sovyet
karşıtı amaçlar için kullanıldığını vurgular. Bu günlerde hapiste değil,
dışarıda olmalı, yurtdışındaki Ermenilerle ilgilenmelidir. Geciktikçe
bahsettiği görevleri yerine getirmek ve İstanbul’a gitmek de zorlaşacaktır.
Njde, sorgularında ve özel görüşmelerde Bulgar vatandaşı olarak Bulgaristan’a
gönderilmeyi ve orada istihbarat ağı kurmayı da talep etmiştir. Başlıca görevi
Türkiye topraklarının Ermenistan’a katılmasını sağlamak olacaktır.
Mektuplarında sıkça SSCB’yi olumlayan Njde, Sovyetler’e eski düşmanlığının
Türkiye’ye yardım etmiş olmasından kaynaklandığını belirtir.


Hatta Njde,
Ankara’daki Atatürk anıtının doğuya, Ermenistan’a ve Güney Kafkasya’ya
baktığını ve bunun da Türklerin yayılmacı politikasını sembolize ettiğini
söyleyecek kadar ileri gider. Ancak Njde’nin kendisinin yurtdışında kullanılması
talebi reddedilecektir. Türkiye topraklarının Ermenistan’a eklenmesi önerisi de
dikkate alınmayacaktır. Dönemin tanıklarının ifadesiyle Moskova’nın ret kararı,
Njde için ölümcül bir darbe olmuş ve Njde’nin hapishane duvarları arasında
ölümünü hızlandırmıştır.48 Njde, hapishaneden 26 Şubat 1954 tarihinde Sovyet
Sosyalist Cumhuriyetleri Yüksek Konseyi Prezidyumu Başkanı K. Y. Voroşilov’a da
bir mektup göndermiştir. Mektubunda Türkiye’yi kültürlerin ve halkların ezeli
cellatı olarak niteleyen Njde, Türkiye’ye duyduğu tükenmez nefretin de altını
çizer. Türkiye’ye darbe vurma imkânının olduğu her zaman kılıcını eline
aldığını ifade eden Njde, Türkiye’ye düşman olan devletlere
sempatiyle yaklaştığını belirtir. Kim Türkiye’nin yanındaysa, Njde de ona
karşı olacaktır. Njde’nin ifadesiyle siyasi rotasının formülü budur. Njde,
savaşın sonunda yakalandığında kendi kontrolü altındaki Ermenileri Türkiye’ye
karşı kullanmalarını Sovyet yetkililerine önerdiğini ama sonuçta kendisini
hapishanede bulduğunu ve burada kendisine çok kötü davranıldığını belirtir.
Njde, kendisine kötü muamelede bulunan bir Sovyet yetkilisine de “Türk” adını
takmıştır. Njde, Stalin’in ölümünden sonra tasfiye edilen Beriya ekibini
suçlayarak, dosyasının yeniden incelenmesini de talep etmiştir.


Njde’ye göre
on seneden beri tutuklu olması Türkleri ve Beriya ekibini sevindirmektedir.
Ancak Njde’nin bu başvurusu da ret edilecektir.49 Garegin Njde
(Ter-Arutyunyan), 21 Aralık 1955 tarihinde cezasını tamamlayamadan hapishanede
ölecektir.


Değerlendirme


Yukardaki
olguları toptan olarak değerlendirdiğimizde Njde, siyasal hayatına hepsini
sığdırmayı başarmıştır: 19. yüzyılın başında Ermeni meselesi İngilizlerin
kontrolündeyken Türkiye ve Rusya’ya karşı, Balkan Savaşı’nda Bulgaristan’ın
yanında Türkiye’ye karşı, Birinci Dünya Savaşı’nda Çarlık Rusyası’nın ve İtilaf
Devletleri’nin yanında Türkiye’ye ve Almanya’ya karşı, Taşnak Ermenistanı
döneminde İngilizlerin, Fransızların ve Amerikalıların yanında Türkiye ve
Sovyet Rusya’ya karşı, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın yanında
Türkiye, SSCB, ABD’ye karşı savaşmış veya faaliyet yürütmüştür. İkinci Dünya
Savaşı’nın hemen sonrasında da SSCB’nin yanında Türkiye’ye ve Batı blokuna
karşı girişimlerde bulunmak üzere başvurularda bulunmuş, ancak bu girişimleri
kabul görmemiştir.


Bu süreçte
Taşnakların Dro gibi başka temsilcileri de savaş sonrasının yükselen gücü ABD
tarafına geçmiş ve Türkiye ile SSCB karşıtı faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.50
Ancak arkasında devamlı büyük bir gücü aramak sadece Njde’nin kişisel özelliklerinden
kaynaklanmamaktadır. Girişte belirttiğimiz gibi bağnaz Ermeni milliyetçi
hareketinin kaçınılmaz sonucudur. Farklı dönemlerde Ermeni milliyetçi liderleri
İngiliz, Fransız makamlarından Japon imparatoruna, Rus çarından ABD başkanına,
hatta Ermenistan’da Sovyet iktidarının ilk kurulduğu dönemde Türk
yetkililerinden Hitler’e kadar  birçok yere benzer mektuplar
göndermişleridir.


Bu
başvuruları/mektupları incelediğinizde içeriklerinin hemen hemen aynı olduğu,
sadece hizmet edilecek ülkenin adının değiştiği görülecektir. Njde’nin
tutuklandıktan sonra Stalin’e ve Sovyet makamlarına gönderdiği mektuplar ve
sorgusunda verdiği ifadeler de bunun tipik bir örneğidir. Çok kısa bir zaman
önceki düşünce ve pratiğinin tam tersi bir tavır sergilemesi şaşırtıcı değildir.
Bu çerçevede Njde’nin mektupları ve sorgu ifadeleri ile Abdullah Öcalan’ın
Türkiye’ye getirildikten sonra verdiği ifadeler ve Türk makamlarına gönderdiği
mektuplar arasındaki aşırı benzerlikler de dikkat çekicidir.51 Bir anda çark
ederek pişmanlık duymaları, hizmet etme talepleri, “öldürmeyin, kullanın”
şeklindeki kendini “pazarlama” yaklaşımı ve birçok diğer nokta birebir aynıdır.
Giriş bölümünde ortaya koyduğumuz bölücü milliyetçi hareketlerin şablonuna
doğrudan oturmaktadır. Njde’nin hayatı, Ermeni milliyetçi hareketinin sadece
işbirlikçi yönünü değil, ayrıca şoven ve saldırgan karakterini de çok iyi
ortaya koymaktadır. Yukarıdaki tablodan 19. yüzyılın başından itibaren Ermeni
milliyetçi hareketinin şoven fikir ve uygulamalarla terörden beslendiği açıktır.
Özellikle Birinci Dünya Savaşı, Taşnak Ermenistanı dönemi ve İkinci Dünya
Savaşı yılları bunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir.


Terörün çok
daha az şiddetli yaşandığı 19. yüzyılın başlarında dahi Rusya, bu harekete
karşı sert tedbirler almak zorunda kalmış ve büyük çaplı yargılamalar
yapmıştır. İşbirlikçi, bağnaz ve saldırgan Ermeni milliyetçiliğiyle karşı
karşıya gelen her devletin tutumu farksız olmuştur. Diğer taraftan Nazilerle
işbirliğine kadar ilerlemiş olan Njde’nin bugün Ermeni soykırımı iddialarını
hararetle destekleyen çevreler tarafından milli kahraman olarak görüldüğünün de
altını çizmek gerekir. SSCB’nin dağılmasından sonra Njde’nin itibarı iade
edilmiştir. Ermenistan’da heykelleri dikilmekte, adı meydanlara, caddelere verilmektedir.
Daha 28 Mayıs 2016’da Erivan’da, en üst düzeyde katılımla Garegin Njde’nin bir
heykelinin açılışı yapılmıştır. Heykelin açılışına Ermenistan Cumhurbaşkanı,
Başbakanı, Ulusal Meclis Başkanı ve Yardımcıları, Erivan Belediye Başkanı,
milletvekilleri ve çeşitli hükümet yetkilileri katılmıştır. Njde, aynı zamanda
şu anda Ermenistan’da iktidarda olan Cumhuriyetçi Parti’nin ilkelerini
dayandırdığı kişidir.52 2000-2007 yılları arasında Ermenistan’ın başbakanlığını
yapan Andranik Markaryan, Njde’yi doğuran halkın aydınlık ve güçlü bir
ülke kuracağı umudunu dile getirmiştir.53 Bunlarla birlikte 2013 yılında
“Garegin Njde” adıyla çekilen ve Taşnak liderinin hayatını konu alan film
Ermenistan tarihinin en büyük bütçeli filmi olmuştur. Tabii filmde yukarıdaki
olgulara rastlamak mümkün değildir. Görüldüğü üzere Njde’nin siyasal hayatı ve
fikirleri, Ermeni milliyetçi hareketine yön vermeye devam etmektedir. Buna
karşılık Njdelerin tecrübelerinden bugüne dersler çıkaranlar da vardır.


Hrant Dink’in
25 Nisan 2006’da Malatya İşadamları Derneği’nde yaptığı konuşmadaki sözleri
bunun en doğrudan ifadesidir: “Geçmişte İngilizlerin, Fransızların, Rusların,
Almanların şu topraklar üzerinde oynamış oldukları rol neyse, bugün aynen
tekrarlanıyor. Geçmişte Ermeni halkı onlara güvendi, kendilerini Osmanlı’nın
zulmünden kurtaracak sandı. Ama yanıldılar. Çünkü onlar geldiler, kendi
işlerini, kendi hesaplarını yaptılar. Çekilip gittiler ve burada kardeşi
kardeşle kan içerisinde bıraktılar. Ve bugün Kürtlerin yaşadığı aynı şey. Amerika
geldi Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti oluşturmak üzere. Kürt kardeşlerimiz için
orası bir çekim alanı mı oldu, ne oldu başka bir şey mi oldu? Ümit mi oldu? Bu
çok tehlikeli bir gidiş. Amerika bu. Gelir, o kendi hesabını yapar işine bakar,
işi bittiğinde de çeker gider. Ondan sonra da burada tekrar insanları burada
kendi didişmesi içinde bırakır.”54


Kaynakça:


1 Bkz. Mehmet
Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni: Taşnaklardan ASALA’ya Yeni
Belgelerle, 4. Basım, Kaynak Yayınları, İstanbul, Mayıs 2015, s. 45-94; Mehmet
Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, Kırmızı Kedi
Yayınları, İstanbul, 2012, s. 51-65; Vaçe Ovsepyan, Garegin Njde i KGB:
Vospominaniya Razvedçika, NOF “Norabank”, Yerevan, 2007, s. 238; K. Sardaryan,
“Njde”, Entsiklopediya “Armyanskiy Vopros”, Glavnaya Redaktsiya Armyanskoy
Entsiklopediya, Yerevan, 1991, s. 246.


2 Dava
dosyasının ilgili bölümü için bkz. Rusya Federasyonu Devlet Arşivi (GARF) fond
112 liste 1 dosya 688 yaprak 122 ve 122 arkası.


3 GARF fond
112 liste 1 dosya 688 yaprak 128.


4 GARF fond
112 liste 1 dosya 871 yaprak 555.


5 Vaçe
Ovsepyan, age, s. 238, 263; K. Sardaryan, age, s. 246.


6 Bu konuya
dair Rus arşiv belgelerine dayanan çalışmalar için bkz. Mehmet Perinçek, Ermeni
Milliyetçiliğinin Serüveni: Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle; Mehmet
Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi; Mehmet
Perinçek, Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları, Kaynak Yayınları,
İstanbul, Kasım 2011; L. M. Bolhovitinov, 11 Aralık 1915 Tarihli Resmi Ermeni
Raporu, haz. Mehmet Perinçek, 4. basım, Kaynak Yayınları, İstanbul, Aralık
2011.


7 Rusya
Toplumsal Siyasal Tarih Devlet Arşivi (RGASPİ) fond 85 liste 13 dosya 75 yaprak
2 arkası.


8 Vaçe
Ovsepyan, age, s. 225.


9 Age, s. 214.


10 Age, s.
214-216.


11 Canunts’un
17 Eylül 1947 tarihli tanık ifadesi için bkz. Age, s. 217-219.


12 Njde’nin 19
Eylül 1947 tarihli ifadesinin ilgili bölümü için bkz. Age, s. 221-222.


13G. Njde
(Garegin Ter-Arutyunyan), Otkrıtıe Pisma Armyanskoy İntelligentsii, Armyanskaya
Revolyutsionnaya Federatsiya “DAŞNAKTSUTYUN”, Yerevan, 1992, s. 1, 6.


14 Age, s. 7.


15 Age, s. 9.


16
Kaçaznuni’nin bu önemli raporunun tam metni için bkz.: Ovanes Kaçaznuni, Taşnak
Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok, İstanbul, Kaynak Yayınları, Kasım 2005.


17 Vaçe
Ovsepyan, age, s. 109, 142, 148, 153, 267; Antranig Chalabian, DRO (Drastamat
Kanayan): Armenia’s First Defense Minister of the Modern Era, Indo-European
Publishing, Los Angeles, 2009, s. 243; Daşnaki Na Slujbe Germanskoy Razvedki,
Azerneşr, Baku, 2014, s. 63.


18 “Hitler
Gençliği” olarak adlandırılan örgüt, Nazi Partisi’nin gençlik kolu olarak
kuruldu. Daha sonra bir devlet kurumu haline geldi. Hükümet, 1939 Mart’ında bir
kanun çıkararak bütün gençlerin “Hitler Gençliği”ne katılmasını askerlik gibi
zorunlu tuttu. Bkz. William Shirer, Nazi İmparatorluğu: Doğuşu, Yükselişi ve
Çöküşü, 2. basım, Ağaoğlu Yayınevi, Mart 1970, İstanbul, s.194, 400-407;
Cornell Law Library Donovan Nuremberg Trials Collection, Office of Strategic Services
Research and Analysis Branch, Principal Nazi Organizations Involved in the
Commission of War Crimes, The Nazi Party (Part IV), Vol LXXXVII Section 62.04
(R&A 3113.7, pt. IV).


19 Eduard
Abramyan, Kavkaztsı v Abwehre, İzdatel Bıstrov, Moskva, 2006, s. 32-33.


20 Muşeg
Lalayan, Garegin Njde i Yego Uçenie, Respublikanskaya Partiya Armenii, Yerevan,
2004, s. 28, 37.


21 John Roy
Carlson, Under Cover: My Four Years in the Nazi Underworld of America, 7.
basım, E. P. Dutton&Co., Inc., New York, Ağustos 1943, s. 81-82.


22 28 Ağustos
1947 tarihli sorgu tutanağının ilgili bölümü için bkz. Vaçe Ovsepyan, age, s.
23


23 Bkz. Age,
s. 178.


24 Siruni’nin
ifadesinin tam metni için bkz. Age, s. 179-185.


25 Sovyet
Sosyalist Cumhuriyeti.


26 Age, s.
245-246.


27 Muşeg Lalayan,
age, s. 32-33, 39.


28 Eduard
Abramyan, age, s. 33-34; Christopher J. Walker, Armenia: The Survival of a
Nation, 2. Basım, Routledge, London, 1990, s. 357.


29 Vaçe
Ovsepyan, age, s. 5, 28.


30 Sorgunun
ilgili kısmı için bkz. Age, s. 146-147.


31 Tam metni
için bkz. Age, s. 81-85. Benzer suçlamaların bulunduğu 31 Ekim 1944 tarihli
tutuklama kararı için bkz. Age, s. 94-95.


32 Sorgu
tutanağının ilgili kısmı için bkz. Age, s. 24.


33 Bkz. Age,
s. 75-76.


34 Tamamı için
bkz. Age, s. 128-131.


35 Eduard
Abramyan, age, s. 158.


36 Vaçe
Ovsepyan, age, s. 146, 153, 155, 177, 199; Ermenistan Cumhuriyeti KGB Arşivi
dosya 5232 cilt 4 paket 2’den aktaran: G. B. Abramyan, “İz Tyuremnıh Zapisok
Garegina Njde”, Vestnik Obşestvennıh Nauk AN ArmSSR, No. 5, 1991, s. 140-141.


37 Njde’nin
yakın çalışma arkadaşlarından A. K. Asaturyan’ın ifadesinin ilgili kısmı için
bkz. Vaçe Ovsepyan, age, s. 235.


38 Age, s.
154.


39 Njde’nin 22
Mart 1947 tarihli sorgusunun ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Yüksek Konseyi
Prezidyumu Başkanı K. Y. Voroşilov’a hapishaneden gönderdiği 26 Şubat 1954
tarihli mektubun ilgili kısmı için bkz. Age, s. 174, 176, 199.


40 Njde’nin 12
ve 18 Ekim 1944 tarihli sorgularının ilgili kısımları için bkz. Age, s. 143-144,
162.


41 Yazısının
tamamı için bkz. Age, s. 249-261.


42 Ermenistan
Cumhuriyeti KGB Arşivi dosya 5231 cilt 4 paket 2’den aktaran: G. B. Abramyan,
age, s. 138.


43 Belgenin
orijinalinde bu şekildedir. 44 Stalin’e iletilmediği belirtilen mektup için bkz.
Vaçe Ovsepyan, age, s. 101-106.


45 Age, s. 73.


46 Age, s. 38.


47 G. B.
Abramyan, age, s. 139, 142-143.


48 Vaçe
Ovsepyan, age, s. 58, 68, 71, 74, 121-124, 137; G. B. Abramyan, age, s. 141.


49 Njde’nin
Voroşilova mektubu ve dosyasının tekrardan incelenmesinin ret edilmesiyle
ilgili belgeler için bkz. Vaçe Ovsepyan, age, s. 186-208.


50 Dro’nun
Amerikan istihbaratı için çalıştığını Fransız araştırmacı Maxime Gauin de ifade
etmektedir. Dro, İkinci Dünya Savaşı sonunda Amerikalılar tarafından
yakalanmış, ancak Sovyetler’in talep etmesine rağmen Moskova’ya teslim
edilmemiştir. Gauin, CIA belgelerinin Dro’nun 1945’in başından itibaren ölümüne
kadar Amerikan askeri istihbaratına, kuruluşundan sonra da CIA’e çalıştığını
gösterdiğini belirtmektedir. Bkz. Maxime Gauin, “The Turkish-Armenian Dispute:
Who Has Something To Hide?”, Daily Sabah, 14 Ekim 2014.


51 Öcalan’ın
sorgusuyla ilgili olarak bkz. H. Atillâ Uğur, Abdullah Öcalan’ı Nasıl
Sorguladım: İşte Gerçekler, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014; Hasan Basri
Özbey, Kendi Ağzından Abdullah Öcalan, Kaynak Yayınları, İstanbul, Mayıs 2014.


52 Bkz. Mehmet
Oğuzhan Tulun, “Ermenistan’ın Ulusal Kahramanı Olan Bir Nazi”,
http://avim.org.tr/tr/Yorum/ERMENISTAN-IN-ULUSAL-KAHRAMANI-OLAN-BIR-NAZI


53 Aris
Kazinyan, 100 Veliçayşih Armyan XX Veka, Moskva, 2006, s. 233.


54 “Hrant Dink
Neden Hedef Seçildi”, Aydınlık, 20 Ocak 2014.


Link : https://www.academia.edu/29423851/Garegin_Njde_Ermeni_Milliyet%C3%A7i_Hareketi_ve_B%C3%BCy%C3%BCk_G%C3%BC%C3%A7ler


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış