Doç. Dr. Aydın SÜER : 1915 ERMENİ
AYAKLANMALARINDA ÇARLIK RUSYASI’NIN ROLÜ 




Ermeni sorunu, günümüzde ülkemizin uluslararası
düzeyde yüzyüze bulunduğu sorunların en önemlilerinden birisi olmayı
sürdürmektedir ve daha uzun süre gündemde kalacağı da
anlaşılmaktadır. 

Ermeni sorunu üzerine yurt içinde ve yurt dışında pek çok yayın yapılmıştır ve
yapılmaktadır. Yurt dışında yapılan araştırmalar, genellikle aleyhimize
bir hava taşımakta, yapılan sistemli bir propaganda ile de bu durum her geçen
gün daha fazla güçlenmekte ve yandaş bulmaktadır. 

Bu çalışmanın amacı, sözde Ermeni soykırımına dayanak yapılmaya . çalışılan
1915 olaylarında çarlık Rusya’sının oynadığı rolü ve ayaklanmanın gerçek
nedenlerini, başta Ermeni asıllı Sovyet tarihçi B.A. Boryan’ın 1928 ydında
Sovyetler Birliği’nde yayımlanan “Ermenistan, Uluslararası Diplomasi
ve SSCB” eserine dayanarak ortaya koymaya çalışmaktır. 



Böylelikle o günkü gerçeklerle, bugünkü yaklaşımlar arasındaki çelişkilerin de
ortaya çıkacağı inancındayız. 



Türklerle Rum ve Ermeni azınlık arasındaki sürtüşmelerin 1. Dünya Savaşı
başlarında iyice belirginleşmesi ve kanlı olaylara
dönüşmesinin nedenlerinden birisinin ekonomik olduğunu ileri süren Sovyet
tarihçi Aliev, 1976 da yayımlanan “Jöntürk Yönetimi Döneminde
Türkiye” adlı eserinde şu görüşe yer vermektedir: 



“Ermeni ve Rum burjuvazisi, imparatorluğun dış ticaretinde önemli rol
oynamakta, İngiliz ve Fransız kapitalini desteklemekteydi. Türkiye’ nin
Almanya saflarında savaşa girmesi, onları eski ekonomik bağlantdarmdan yoksun
kılmış, azınlıkların bağımsızlık savaşlarını büyük ölçüde etkilemelerine
yol açmıştır”1. 



Ermeni hareketini başlatan ikinci neden ise siyasidir ve bunda dış güçlerin
oynadığı role Boryan şöyle açıklık getirmektedir: 



” I . Dünya Savaşı başlarında Ermeni diplomatlar, Ermeni sorununu yeniden
toplumlarının gündemine getirdiler. Kuşkusuz Ermeni toplumu kendi
kişiliğini bu diplomatların psikoloji ve etkinliklerinde görmekteydi, fakat bu
kişilerin davranışlarının yönü, yönetimi ve örgütlenmesi Ermenilerin
değil, uluslararası diplomasinin elindeydi. Özellikle de Rus diplomasisi bu
konuda çözümleyici rolü oynamaktaydı.”2. Gerçekten de Rus Çarı,
savaşın çıkacağı sırada, daha önce karşısına aldığı Rusya’daki Ermenileri kendi
saflarına çekebilmek için girişimler de bulunmaktaydı. 



1914 de yayınlanan manifestoda, Çar İL Nikolay, Rusya’nın bütünlüğünü, şerefini
ve onurunu korumak için savaşacağını, bu yüzden de iç çekişmelerin
unutulacağını bildiriyor ve hemen ardından sürgünde bulunan Ermeni Daşnaksütyun
partisinin senato üyelerinin Kafkasya’ ya dönmelerini sağlıyordu. 



Çar, ayrıca, 14 Kasım 1914 de Petrograd kentinde Fransız elçisinin sorusunu
şöyle yanıtlıyor ve Ermenileri umutlandırıyordu: “Küçük Asya’da doğal
olarak Ermenilerle ilgileneceğim; kuşkusuz onları Türk boyunduruğu altında
bırakamayız. Ermenileri Rusya ile birleştirecek miyim ? Onları yalnızca
kendileri istedikleri takdirde Rusya ile birleştirebilirim. Bu olmadığı
takdirde onlar için bağımsız bir devlet kuracağım.”3 



Boryan, Ermeni liderlerin, çarın kendi diplomatik kombinasyonları ve
manevraları için vermiş olduğu bu diplomatça karşılığa inanmalarını ve
çarın içtenliğinden kuşkuya düşmemelerini şöyle açıklamaktadır: “Çünkü
Ermeni diplomatlar siyasal açıdan acemi, uluslararası
alandaki siyasal-hukuksal ve sosyo-ekonomik sorunlar konusunda da
cahildiler”4. 



Ermeni liderlerden Civelegov’un çara inandığını ve onu desteklediğini belirten
Boryan, Civelegov’un düşüncelerini şöyle dile getirmektedir: 



“Civelegov, Rusya’nın çıkarlarının ve uluslararası durumun bağımsız büyük
Ermenistan’ın gerçekleşmesi için reel bir garanti oluşturduğunu öne
sürmekte, Balkanlar’daki tarihsel olayların, Romanya, Bulgaristan, Doğu Rumeli,
Makedonya ve Arnavutluk tarihlerinin de bunu onayladığını
belirtmekteydi”5. 



ERMENİ AYAKLANMALARI 



Civelegov ve yandaşları Ermenistan’ın coğrafi durumunun önemini, büyük
devletlerin Ermeni sorunundaki çıkarlarının neyi
gerektirdiğini anlayamıyorlar, somut durumun bir analizini yapmayı gerekli
görmüyorlardı.”6 



Boryan Rus çarının gerçek niyetine şöyle açıklık getirmektedir: “Gerçekte
Rus hükümeti, çıkarları gereği, Ermenilerin otonom bir devlet kurmalarını
istemiyor, onu ele geçirmeyi, koloniye dönüştürmeyi ve onlardan sınır boyunda
yararlanmayı amaçlıyordu. Ermeni liderler ve ihtilalciler ise bunu
anlamıyor ya da anlamak istemiyorlardı”7 . 



Boryan’ın haklı olduğu, Rusların Ermenileri nasıl kullandığı, 1916 yılı
başlarında, Erzurum’un Rus ordusu tarafından alınmasından sonra açıkça
anlaşılmıştır. Rus ordusu Eızurum’u aldıktan sonra yönetimin aldığı i l k
karar, “Ermenilerin Erzurum’da yerleşmeye hakları
olmadığı” yolundaydı. 



Ruslarla Ermeniler arasındaki ilişki Daşnaksütyun Partisi liderlerince
yürütülmekteydi. Daşnaksütyun Partisi, bilindiği gibi, özellikle
Rusya’dakiler 

olmak üzere, çeşitli Ermeni fraksiyonların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış
bir partidir. 1890’da kurulmuş, 1892’de programını açıklamıştır. 



Daşnakların programından partinin bir terör örgütü olarak faaliyet göstereceği
anlaşılmaktaydı. Daşnaklar i lk programlarında bağımsızlıktan da söz
etmiyorlar, böylelikle” de Hınçak Partisi’nden kesin bir biçimde
ayrılıyorlardı 8. 



Parti, savaşın ilânından bir kaç gün önce Erzurum’da genel bir toplantı çağrısı
yaptı. Bu toplantıya Jöntürk komitesinden de özel bir temsilci katılarak,
partiye savaşta Osmanlı-Alman koalisyonu saflarında yer almayı önerdi. Buna
karşılık, Rusya Ermenistanı sınırları dahilinde otonom bir Ermenistan
vaadediliyordu. Daşnak Partisi bu öneriyi reddederek, partinin tarafsızlığını
koruyacağını belirtti ise de bu karar yalnızca kağıt üzerinde kaldı. 



Partinin İstanbul Komitesi ve Doğu Bürosu çarı destekleme kararı aldı. Parti,
bu kararına dayanak olarak, I. Dünya Savaşının temel ilkesinin, ezilen
ulusların kurtuluşu olduğu düşüncesini gösteriyordu. 



Ve sonuçta Daşnak Partisi’nin Doğu Bürosu ve istanbul Komitesi, Türkiye’deki
diğer Ermeni parti örgütlerinin arzuları ve iradeleri dışında, Türklere
karşı harekete geçmeye ve Rus diplomasisinin isteklerine uymaya karar vererek,
Doğu Anadolu’da isyan çıkarmak ve örgütlenmek amacıyla Ruslardan parasal
yardım almaya başladı. 



1915 Şubatında Tiflis’de toplanan Ulusal Kongre’de yapılan yardım ve ayaklanma
planı, Daşnak Partisi’nin “askeri daire” temsilcisinin finans
seksiyonu raporunda şöyle anlatılmaktadır: 



“Bilindiği gibi, Rus hükümeti, savaşın başında Türkiye’deki Ermenileri
silahlandırmak ve savaş sırasında ayaklandırmak için, ön harcamalara 

242900 ruble vermiştir; gönüllü birliklerimiz Türk ordusunu yaracak,
ayaklananlarla birleşecek, cephe gerisinde anarşi yaratacak, böylelikle
Rus ordusunun hareketini ve Doğu Anadolu’yu işgalini sağlayacaktır.”



Alman bu kararlar ve gelişmeler Doğu Anadolu’da yaşayan Ermenilerle, İstanbul
ve Rusya’da yaşayan Ermeniler arasında büyük bir görüş ayrılığının
doğmasına neden olmuştur. Boryan, Daşnak Partisi’nin aldığı kararı şöyle
tanımlıyor: 



“Kuşkusuz bu karar, ne Ermeni halkının psikolojik durumundan, ne de
objektif koşullardan kaynaklanıyordu. Bu, Türkiye’deki Ermenilerin
tamamen iradeleri ve istekleri dışında alınmış bir karardı.”10 



Boryan’ın Türkiye’deki Ermenilere olan yaklaşımı da oldukça ilginçtir : 



“Türkiye’deki Ermeniler gelişmiş, reel bir ulusal-siyasal bütünlük
kazanmış durumdayddar. Tarihsel olaylar onları olumlu yönde
etkilemiş, olayları, büyük devletlerin egemen sınıflarının reel ekonomik
çıkarları ve siyasal hesapları açısından görmeyi öğretmişti”11 



“Boryan, Doğu Anadolu’daki Ermenilerin Ruslara karşı genel tutumlarını da
şöyle tanımlamaktadır: 



Türkiye’deki Ermeniler* bir kaç kez, kendi deneyimleriyle, uluslararası
diplomasinin, özellikle de Rus diplomasisinin Ermenistanla ve Ermenilerle
yalnızca kendi diplomatik kombinasyonları, Osmanü devletinin iç ve dış
işlerinde kendi etkinliklerinin yayılabilmesi ve karşılıklı hesapların
yapılabilmesi ölçüsünde ilgilendiklerine kanaat getirmişlerdi”. 



” Türkiye’deki Ermeniler, Kafkasya Ermenilerince düzenlenecek bir gönüllü
harekâtının kendilerine bağımsızlık değil, genel bir kırım getireceğinin 

bilincindey diler “12. 



Boryan Türkiye’deki Ermenilerin ayaklanmayı engellemek için yaptıkları
girişimleri de anlatmaktadır: 



“Van Parti Komitesinin görevlendirmesi üzerine, Daşnak Partisi
liderlerinden Kaçaznuni, Van’dan gelerek, Türkiye’deki Van Parti
Komitesi’nin ve diğer parti komitelerinin, Kafkasya’da başlatılacak bir
gönüllü harekâtına karşı olduklarını resmen bildirdi. Türkiye’deki
Ermeniler bu girişimi kendileri için çok tehlikeli görmekteydiler.
Kaçaznuni, Daşnakların genel Erzurum toplantısında alınan tarafsızlık
kararma dayanarak, Daşnak Van Parti Komitesinin Türkiye’deki Ermenilelerin
yaşamlarını tehlikeye atmamak için, Türklere karşı yapılan her
türlü harekâta bir son verilmesini talep ettiğini bildirmekteydi” 13. 



1915’te Tiflis’te yapılan Ulusal Kongre’ye verilen raporda, Türkiye’ deki
Ermenilerin karşı tutumu şöyle ortaya konmaktadır: 



“Savaşın ilânından önce Rus hükümetini, Türkiye’deki Ermenilerin arzuları
yönünde hareket ettiğimize inandırmaya çalıştık. Rus hükümeti de buna inandı,
ama olay çok farklı gelişti. 



Türkiye’deki Ermeniler etkinliklerimize, metodumuza ve hareket tarzımıza
karşıdırlar ve bunları zararlı ve kendileıi için yok edici bir adım olarak
görmektedirleı. Türkiye’deki Ermeniler, Türk vatandaşı gibi içtenlikle
çalışıyorlar. Rus hükümetinin önerilerini gerçekleştirmek için
giriştiğimiz tüm çabalar sonuçsuz kalmıştır.”14 



Rapor Şöyle devam ediyor: 



“Daşnaksütyun Partisi’nin liderlerinden olan, Osmanlı İmparatorluğunun
demokratikleşmesi ve bu imparatorluğun sınırlan dahilinde
bulunan ulusların kendi kendilerini yönetmeleri taraftarı bir kişi olarak
tanınan Şahrikyan Efendi de etkinliklerimize karşı. Parti liderlerinden
Zoryan Efendi de, bize kendi işlerimizle uğraşmamızı, Türkiye’deki
Ermenilerin işlerine karışmamamızı söyledi. Çünkü Kafkasya
Ermenilerinin etkinlikleri , Ermenistan’a bağımsızlık getirmemekle
kalmayacak, eğer biz Türkiye Ermenileri sizin politikanızı izler ve
desteklersek, bu biz ifelâkete götürecektir. 

Siz bizi özgürlüğe değil, ölüme, Otonom Ermenistan’a değil, onun yıkıntılarına
götüreceksiniz” demektedir15 . 

Rus hükümeti Ermeniler arasındaki bu anlaşmazlığı farketmiş ve Kafkasya’daki
Ermenilere baskı yapmaya başlamıştır. Tiflis’teki rapor bu durumu da
açıkça ortaya koymaktadır:



” Türkiye’deki Ermeniler her zaman bizim etkinliklerimiz e karşıydılar ve
Rus hükümeti de şimdi bunu öğrenmiş bulunuyor… Kuşkusuz bu durum General
Oganovskiy’in bana söylediklerine yol açacaktır. Oganovskiy şöyle diyor: 



“Şimdi artık Ermeniler Rusların gözünde güvenilmez kişilerdir, çünkü
Rusları aldattılar, yalan söylediler ve Türkiye’deki Ermenilerin durumunu
saptırdılar… Ermeniler dar ulusal çıkarlarla değil, evrensel ve beşeri
çıkarlarla yönetilmelidir ler… Rus hükümeti doğudaki tarihsel politikasını ve
misyonunu unutmamıştır ve Ermenilerin otonom Ermenist a n istek ve hayallerine
göre değil, Rus devletinin çıkarlarına göre davranacaktır. 



Rus hükümeti Ermenilerin Türkiye’de azınlık oluşturmasını istemektedir.
Ermeniler düşünce ve görüşlerini değiştirmek, otonom bir Ermenistan için
değil, 

Rus imparatorluğunun bir vatandaşı gibi savaştıklarını açıklamak ve kanıtlamak
zorundadırlar. Aksi takdirde, Ermeniler şimdiki yönelimlerini
pahalıya ödeyecek ve hükümetin nezdinde, İmparatorluğun tebaları arasında
ilk sıralarda yer almayacaklardır”16. 



Rus hükümeti, ayrıca, üzeılerine aldıkları sorumluluğu yerine getirmek,
yanibelirtil en sürede Türkiye’de Ermenilerin yoğun olduğu bölgelerde 

isyan çıkarmak kaydıyla, Ermeni diplomatlara sorunlarını özgürce tartışmak ve
taleplerde bulunmak hakkını da veriyordu. 



Bu baskılar sonucu Ruslar amaçlarına ulaştılar: Rus Askerî Bakanlığının
emirleri ve planları gereğince Daşnaksütyun Partisi şuna karar verdi : 



Ermeni birliklerin den birisinin komutanı olan Andranik Van’a yaklaştığında,
orada bulunan Daşnak savaşçıları dağlara çekilecek ve
ayaklanma çıkaracaklar  dı. 1915 Nisanında ayaklanma planı
gerçekleştirildi. Katolikos, 10.000 kadar savaşçının ayaklanmaya katıldığını
belirtmektedir 17 . 



Boryan olaya şöyle yaklaşmaktadır: 



“Böylelikle Daşnaksütyun Partisi, çar, taht ve emperyalist Rusya’ ya karşı
görevini yerine getirmiş… Doğu Anadolu’daki Ermenilerin güç duruma
düşmeleri için formal bir neden yaratmış oluyordu” Boryan Daşnaksütyun
Partisi’ni bu davranışından dolayı sert bir biçimde eleştirmektedir: 



“Eğer, ulusal bir hareketin önderleri, objektif koşulları dikkate almadan,
…kitlelerin isteklerini ve ruh halini değerlendirmeden,
yalnızca emperyalist güçlerin çıkarlarına uygun bir ayaklanma çıkarıyorsa
ve yalnızca ilgili devletlerin finans-kapital çıkarlarına destek
oluşturmaktan başka bir şey yapmıyorsa, bu davranış, kendi ulusuna karşı
işlenmiş bir suçtur.”18 



“… İstanbul ve Rusya Ermenileri Rus diplomasisinin itaatkâr bir silâhı
olmuşlardı.”19 



“Tarihsel olaylar, onların uluslarına ihanet ettiklerini, çarlık
yönetiminin ve emperyalist diplomasinin ajanları olduklarını
göstermektedir” Boryan ayaklanmayı şöyle değerlendirmektedir: 



“Askerî harekâtların sürdürüldüğü cephe gerisinde ayaklanma çıkarmak ne
demektir? Kuşkusuz ayaklanan Ermenilerin başarısı söz konusu olamazdı ve
bu girişimlerinde ölümcül bir tehlikenin kendilerini beklediği su götürmez bir
gerçekti. Ermeniler, Daşnaksütyun partisinin komutası altında ve onların
ısrarlarıyla kendilerini çarlık Rusya’sının emperyalist amaçları uğruna feda
etmekteydiler. Yalnızca sağduyudan yoksun kişiler bu anlaşmanın Ermeniler
için ölümcül sonuçlarını anlayamazdı”20 . 



“Çarlık yönetimi de gerçekte, ayaklanmanın anlamını çok iyi biliyor ve
bunun “Ermenisiz Ermenistan” isteklerinin yerine
gelmesiyle sonuçlanacağını önceden kestiriyordu”, 



Boryan, ayaklanmaya karşı Osmanlı hükümetinin aldığı techir kararma ilişkin
olarak, özetle şunları yazmaktadır: 



“Askerî harekâtların yapıldığı bir cephe gerisinde 10.000 kişilik bir
kitlenin isyan çıkarması, böylelikle o devletin varlığını tehlikeye
düşürmesi durumunda, o devletin de şu ilkeyi uygulaması doğaldır: Amaç,
aracı haklı kılar.”21 



“Ermenilerin bağımsızlıklarını kazanmak için savaşmaları tarihsel ve reel
bir haktır. Fakat o devlet de bu ayaklanmayı acımasızca bastırıyorsa, bu
da tarihsel ve reel bir haktır.”22 



Boryan, diğer büyük devletlerin Ermenilerin bu ayaklanma sonucu uğradıkları
felâketlere karşı olan tutumlarını şöyle açıklıyor: 



“Uluslararası diplomatlar Ermenileri hiç düşünmüyorlardı ve yalnızca kendi
“etki alanları” ve “toprak dengelemeleri” ile
uğraşıyorlardı. 



Ermeni halkının yok olması, onları, yalnızca savaş sırasında ölen diğer
milyonlarca insan kadar ilgilendiriyordu. Savaştan sonra da onların
kayıpları, 

hükümetler bilançosunda, hukuksal bir özne olarak değil, savaşın normal sonucu
olarak ortaya çıkmıştır.”23 



Boryan’ın dile getirdiği bu kayıtsızlığın günümüzde büyük bir ilgiye
dönüşmesinin ne denli düşündürücü olduğu ortadadır. Yine aynı
biçimde, burada Boryan tarafından dile getirilen gerçeklerin, yıllar
sonra, Eliev’in kitabında tamamen reddedilmesi de düşündürücüdür.
Aliev, ayaklanmayla ilgili bölümde, Osmanlı devletinin, çıkan
ayaklanmalarda dış güçlerin rolü olduğuna inandığını, bunun ise hiç bir temele
dayanmadığını söyleyebilmektedir. 24. 



Boryan’ın kitabı, 1928 yılında, yeni kurulan Sovyet rejiminin Çarlık
Rusya’sının 

tüm mirasını yadsıdığı ve Türkiye ile ilişkilerin en sıcak olduğu dönemde
yazılmıştır ve o günkü politik ortama uygun düşmektedir ve buna göre
değerlendirilmelidir. 



DİPNOTLAR;



1 G.Z. Aliev. Tuıtsiya v Period Pravleiiya Mladoturok. Moskova, 1976, s. 275.
460 AYDIN SÜER 

2 B.A. Boryan. Armeniya-Majdunarodnaya Diplomatiya i SSSR. s. 345. 

3 a.g.e., s. 357 

4 a.g.e., s. 357. 

5 a.g.e., s. 347. 

6 a.g.e., 347 

7 a.g.e., 356 

8 Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası. 

9 B.A. Bor’yan. Armenya-Majdunarodnaya Diplomatiya i SSSR. s. 360. 

10 A.g.e. s. 3. 

11 a.g.e. s. 360. 

12 A.g.e., 360 

13 A.g.e. s. 360. 

14 A.g.e., s. 361. 

15 a.g.e. s. 361. 

16 a.g.e., s. 362. 

17 a.g.e., s. 363. 

18 a.g.e., s. 36. 

19 a.g.e,, 371 

20 A.g.e., s. 352. 

21 A.g.e., s. 363. 

22 A.g.e., 365. 

23 A.g.e., 369. 

24 G.2. Aliev. Turtsiya v Period Pravleniya Mladoturok. Moskova, 1976, s.
276. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet